Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1469 E. 2026/1503 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1469
- Karar No
- 2026/1503
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1469 Esas
KARAR NO : 2026/1503
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 04/07/2024
NUMARASI : 2022/68 E. - 2024/197 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ilk olarak şahıs şirketi olarak 1973 tarihinde kurulmuş olup; müvekkil şirketin şu anki unvanı ile ve limited şirket olarak odaya kayıt tarihinin ise 21/10/1996 tarihi olup, müvekkili şirketin bu tarihlerden beri nizasız ve fasılasız "..." unvanı adı altında ticaretine devam ettiğini, müvekkili şirketin "... ..." ibareli markasının 2000 yılından beri TPMK nezdinde ... no ile tescilli olduğunu, müvekkili şirkete ait işbu markanın tescilli ve tanınmış marka olup, müvekkili şirket tarafından uzun yıllardır nizasız ve fasılasız olarak kullanılmakta olduğunu, müvekkili şirketin ve unvanının 50 yıldır sektöründe tanındığını, müvekkili şirketin "... ..." ibaresi hakkında da gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, davalı şirketin aynı alanda ticari faaliyette bulunduğunu, "..." ibaresinin davalı şirkete ait https://www...com isimli internet sitesinde kullandığını, davalı şirketin müvekkil şirketin unvanı olan "..." ibaresini direkt site adı olarak kullandığını ve internet sitesinde müvekkilinin unvanı olan "... ..." ibaresinin kullanıldığını, müvekkili şirketin markasına da tecavüz ettiğini, ayrıca alan adında da "..." ibaresini kullanmakta olduğunu belirterek, davalı şirketin müvekkili şirketin markasına ve ticaret unvanına, gerek unvanı ile gerek internet sitesi ile tecavüz ettiğinin tespitine, söz konusu tecavüzün önlenmesi, haksız rekabet ve tecavüz teşkil eden işlem ve eylemlerin durdurulmasına, davalı şirketin ticaret unvanının sicilden terkin ettirilmesinin ve/veya ticaret unvanına müvekkili şirketle iltibasa sebep olmayacak şekilde ayırt edici bir ek eklenmesine, davalı şirketin internet sitesinin kapatılması veya içeriğindeki ... logosunun ve ürünlerin ve alan adının değiştirilmesine beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 04.06.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle; davalının müvekkil şirketin markasına ve ticaret unvanına gerek unvanı ile gerek internet sitesi ile tecavüz ettiğinin tespitine, söz konusu tecavüzün önlenmesi, haksız rekabet ve tecavüz teşkil eden işlem ve eylemlerin durdurulmasına, davalının ticaret unvanının sicilden terkin ettirilmesinin ve/veya ticaret unvanına müvekkili şirketle iltibasa sebep olmayacak şekilde ayırt edici bir ek eklenmesine, davalının internet sitesinin kapatılması veya içeriğindeki ... logosunun ve ürünlerin ve alan adının değiştirilmesine, davalı aleyhine 50.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
müvekkilinin, özellikle şişe ve şişelere ait kapak ve özel itina gerektiren enjeksiyon ürün ihtiyaçlarını karşılayabilmek amacıyla çalışma alanı olarak; gıda, kozmetik, ilaç ve temizlik ürünleri sanayilerini benimsemiş olduğunu, 1978 yılından günümüze faaliyetlerini devam ettirmekte olduğunu, kuruluş döneminde işletme adı olarak üst soy ... ...'ın isminin kullanılmasını tercih ettiğini ve bugüne değin ''...'' işletme adıyla belirli bir bilinirlik düzeyine ulaştığını, bu yönüyle müvekkilinin ata mesleği olan ticari işinde üst soyunun ismini kullanmasının dürüst kullanım teşkil etmekte olduğunu, bu nedenlerle müvekkilin işletme adını kullanımına ilişkin gerçek hak sahipliğinin mevcut olduğunu, açıklayıcı etkiye sahip olan tescil hususuna karşın müvekkile menfaat dengesini gözetir hakların sağlanması gerekmekte olduğunu, müvekkilinin arz ettiği ürünler ile davacı şirketin pazarlamasını yaptığı ürünler arasında ayniyet veya benzerlik söz konusu olmamakla beraber, davacı şirketin tescilli markası ile ilişkilendirilme ihtimali dahi olabilecek herhangi bir ürününde, iş evrakında veyahut reklamlarında tescilli markanın haklarına halel getirecek herhangi bir işaret veya ifade kullanmamakta olduğunu, Bununla birlikte kabul anlamına gelmemek kaydıyla; Fikrî, sınaî mülkiyetle ilgili olarak tescil sahibinin tek taraflı korunmasına yönelik radikal uygulamalardan kaçınılmalı ve de gerçek hak sahibi, tescil sahibi ve diğer hak sahipleri arasında menfaati dengeleyici uygulamaların tercih edilmesi gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi; müvekkilin işletme adının, tüketiciler tarafından davacı şirketin ünvanı olan ... Ltd. Şti.'ne ait bir ibareymiş gibi algılanabileceği hususunun gerçeği yansıtmadığını ve müvekkilinin ilgili web sitesi incelendiğinde ihlale neden olduğu iddia edilen ibare ''... '' işletme adının yazı karakteri, kullanılan renkler, punto farkı, kullanılan şekil, mizanpaj vb. hiç bir açıdan davacı şirketin tescilli markasını çağrıştırmadığı görüleceğini, karıştırma ihtimalinin irdelenmesinde kullanılan ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal veya hizmetin niteliğine, türüne, fiyatına göre değişeceğini, örneğin sakız, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacağını, buna karşın bilgisayar gibi pahalı ürünler bakımından durum farklı olup, ortalama tüketicinin göstereceği dikkatin derecesinin yüksek olacağı kabul edildiğini, İltibas iddiasına konu ürünler daha çok toplu satılan, tarafları tacir olan kişiler olduğundan bu kişilerin dikkat derecesinin yüksek olacağını, Söz konusu tüketiciler; internet arama motorlarında ..., veya başkaca benzer örnek ... ... olarak arama yaptıklarında birbirine çok benzer isimlere sahip, benzer birçok web sitesiyle karşılaşacağını bilecek seviyede olan ancak ayırt edici niteliklerini nazara alarak, aradıkları ürünü doğru şekilde tespit edebilecek vasıfta tüketici olduğunu, müvekkiline ait ürünlerde ... ifadesi kullanılmamakta olduğunu, buna ilişkin olarak; müvekkili şirketin hiçbir ürününde davacı şirketin tescilli markasında bulunan ibarelerin yer almadığını, müvekkili firmaya ait ürünler müvekkilin kendi adına kayıtlı şahıs şirketi üzerinden satılmakta olduğunu ve müvekkili firmaya ait ürünlerin hiçbirisinin internet üzerinden satılmadığını, müvekkilinin sektörde ... ifadesini 1978 yılından beri kullanmakta olduğunu ve bu yönüyle hak üstünlüğü iddiasına ilişkin şikayet, dava ve sair talep haklarını saklı tuttuklarını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesince;" Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olayda davacı tarafın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönündeki talepleri değerlendirilmiş, davacıya ait ... başvuru numaralı “... ... şekil” ibareli markanın 15.12.2000 tarihinde,... marka tescil başvurusu yapıldığı, 19.07.2002 tarihinde tescil edildiği, 10.12.2020 tarihinde yenileme yapıldığı, marka sahibinin Davacı Taraf “... Ambalaj ... ve Ticaret Şirketi” olduğu, davalıya ait ... başvuru numaralı “... ...+şekil” ibareli marka için
08.02.2022 tarihinde, 01 emtia sınıfında marka tescil başvurusu yapıldığı, 13.09.2022 tarihinde tescil edildiği marka sahibinin davalı “...” olduğu, markaların ana unsurunun "... ibaresi olduğu, şekil unsurlarının farklılaştığı, markaların emtia sınıflarının benzer olmadığı, "..." ve "..." ibarelerinin zayıf unsurlar oldukları, taraf markalarının şekil unsuru eklenmek suretiyle ayırt edicilik kazandıkları, tarafların markalarının tanınmış marka kapsamında olmadığı, bu haliyle markalar arasındaki iltibastan söz edebilmek için birebir kullanımların ve aynı emtialar için kullanımın gerekli olduğu, davacı ve davalı tarafın emtiaları dikkate alındığında, davacının incelendiğinde ise çalışma konusu her türlü ambalaj malzemesi imalatı dahili ticareti pazarlaması ithalatı ihracatını yapmak, her türlü ambalaj malzemesi hammaddesi alımı, satımı, ithalatını ve ihracatını yapmak şeklinde tanımlandığı ve bu faaliyet konusunun 28.05.2022 tarihinde tescil edilen tadil mukavelesinde tadil edilerek belirlendiği, davalı tarafın www...com internet sitesinde sayfada popüler ürünler kısmında “... ... Kapak Üretimi, Enjeksiyon Baskı Ürünleri, Şişe ve Ambalaj üretimi, Kalıp Üretimi” ibarelerinin kayan yazılar şeklinde yer aldığı, ticaret sicil kayıtlarına göre Gıda, kozmetik, ilaç ve temizlik ürünleri sanayilerinin ihtiyacı olan şişelere ait
kapak ve özel itina gerektiren enjeksiyon ürün üretimini yaptıkları, davalı taraf sitesinde firmalarının ... Şişe, ... Kapak, ... Ürünleri, Özel
Üretim Jant Kapakları ürünlerinin üretimini yaptıkları, bu açıklamalar dikkate alındığında her iki şirket de ... maddeden üretim yapsalar da ürün içeriklerinin ve hitap ettikleri müşteri çevresinin farklı olduğu, kabul edilmiş ve zayıf markalar yönünden iltibasın oluşmayacağı kanaatine varılmıştır. Bu tespitlerden sonra spesifik bir müşteri kitlesi bulunan taraflar açısından incelenen markaların farklı olduğunu belli edecek şekilde ayırt edici bir renklendirme, şekil ya da görsel bulunduğu için davalının https://....com alan adını ve internet sitesinde ... ibaresini kullanmasının davacı adına tescilli ... tescil numaralı markası ve ticaret unvanı ile iltibasa neden olmayacağı, davacı tarafça iddia edilen ... şeklindeki kullanımların TTK'nın 55. Maddesinde açıklanan eylemler içerisinde olmadığı dikkate alındığında, bu eylemlerin aynı zamanda haksız rekabet de oluşturmayacağı kanaatine varıldığı" gerekçesi ile,
Davanın REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın dosyadaki delil durumuna ve hukuka aykırı olduğunu, 15.03.2022 tarihinde ikame edilen davadan önce davalı ...'a ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin 2000 yılından bu yana tescilli "... ..." markasının davalı tarafından ihlal edildiğini, mahkemenin dava konusu olmayan marka kıyaslamaları üzerinden haksız gerekçelerle davanın reddine karar verdiğini, tahkikat aşamasında yaptırılan üç ayrı bilirkişi raporunda müvekkilinin gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunun ve davalının marka hakkına tecavüz ettiğinin sübuta erdiğini, davalının internet Sitesi alan adında ve ticari faaliyetlerinde müvekkilinin tescilli markasını ve ticaret unvanını kullanarak haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, SMK madde 7 ve 150 kapsamında tazminat hakkının doğduğunu, bilirkişi raporlarında lisans bedelinin %10 olarak hesaplandığını, mahkemenin teknik raporların aksine hüküm kurmasının hatalı olduğunu, ayrıca reddedilen her bir talep için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ve haksız kazanç yarattığını, tek bir harç ve masraf ile açılan davada beş ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin bozma nedeni olduğunu, kararın uygulanmasının müvekkili şirket açısından geri dönülmez zararlar doğuracağını belirterek istinaf incelemesi sonuçlanana kadar tehir-i icra kararı verilmesini, mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davanın konusu davacı adına tescilli,2000/27287 tescil nolu markasına ve ticaret unvanına, davalının gerek unvanı gerekse https://www...com alan adlı internet sitesinde "..." ibaresini kullanması sebebi ile marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi, davalı şirketin ticaret unvanının terkini ve/veya ticaret unvanına iltibasa sebebiyet vermeyecek şekilde ayırt edici bir ek eklenmesine, Davalı şirketin internet sitesinin kapatılması veya içeriğindeki ... logosunun ve ürünlerin ve alan adının değiştirilmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır.
TPMK kaydına göre; ... tescil numaralı "... ..." markasının sınıflarda 19/07/2002 tarihinde davacı adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Ticaret Sicil kaydından; davacı şirket ticaret unvanının, ... şeklinde olduğu, 21/10/1996 tarihinde tescil edildiği görülmüştür.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
- Marka Uzmanı ... ve Bilişim Uzmanı ...'dan oluşan bilirkişi heyeti 12.04.2022 tarihli raporda;" https://www...com alan adlı web sitesi üzerinde yapılan incelemede; site alan adında “...” ibaresinin kullanıldığı, site içeriğinde “...” ibaresinin kullanıldığı, site ana sayfasında "... ... + Şekil" şeklinde marka kullanımının olduğu, söz konusu marka kullanımının siteyi oluşturan bütün sayfaların header (başlık) kısmında yer aldığı, ana sayfada “... ... Kapak Üretimi” ibaresinin yer aldığı, sitede yer alan firma hakkında bilgilerde, firmanın 1978 tarihinde .../İstanbul adresinde faaliyete geçtiği, 2003 yılı itibariyle Ümraniye/İstanbul adresinde faaliyetini sürdürdüğü, doğru satış ve pazarlama stratejileri sebebiyle ... Ambalaj Malzemesi Üretim Merkezi haline geldikleri, Gıda, kozmetik, ilaç ve temizlik ürünleri sanayilerinin ihtiyacı olan şişelere ait kapak ve özel itina gerektiren enjeksiyon ürün üretimini yaptıklarının ifade edildiği, ... Şişe, ... Kapak, ... Ürünleri, ...Kapakları ürünlerinin üretimini yaptıklarının ifade edildiği, sitede yer alan firma iletişim bilgilerinde, Firma adresinin “... C.... Blok No... Ümraniye/İstanbul”, Firma iletişim numaralarının... ve +..., Firma email adresinin info@....com olduğu, Site tescil bilgilerinde; Alan adının ....A.Ş. firması tarafından kayıt edildiği, Alan adı sahiplik bilgilerinin internet alan adı dağıtımını sağlayan ... organizasyonu tarafından alan adı kaydı sağlayan firmalara ... sorgulamalarından kişisel bilgilerin Avrupa Birliği Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kapsamında 17 Mayıs 2018 tarihinden itibaren kaldırılması gerekliliğinden dolayı, alan adının kime ait olduğunun tespitinin yapılamadığı, alan adının kayıt kimlik bilgisinin bulunamayacağı, Alan adı kaydının 08/05/2008 tarihinde yapıldığı ve kayıt süresinin 08/05/2022 tarihinde son bulacağı bilgilerinin yer aldığı, Sitenin yer ve erişim sağlayıcısının “.... Ltd. Şti.” firması olduğu, .... Şti. A.Ş. firma bilgilerinde; firma iletişim numarasının ..., firma email adresinin ....com olduğu, davacıya ait ... başvuru numaralı “... ... şekil” ibareli marka için 15/12/2000 tarihinde, ... ..marka tescil başvurusu yapıldığı, 19/07/2002 tarihinde tescil edildiği, 10/12/2020 tarihinde yenileme yapıldığı, markanın işler durumda ve marka haklarının davacı taraf “ ... Ambalaj ... ve Ticaret Şirketi” ne ait olduğu, davacı tarafa ait ... başvuru numaralı “... ... şekil” ibareli markanın tescilli olduğu sınıflardan 16.sınıfta yer alan "... malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri" alanında tescilli olduğu ve davalı kullanımının bu sınıfta davacı markası ile kesiştiği, davalı tarafından bu kullanımın davacının tescilli markasına iltibas, karışıklık ve marka haklarına tecavüze sebep olacağı" belirtilmiştir.
Marka uzmanı bilirkişi ... tarafından 26/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" https://www...com alan adlı web sitesi üzerinde yapılan incelemede; Site içeriğinde “...” ibaresinin kullanıldığı, Site ana sayfasında ŞEKİL şeklinde marka kullanımının olduğu, söz konusu marka kullanımının siteyi oluşturan bütün sayfaların header (başlık) kısmında yer aldığı, Sitede yer alan firma hakkında bilgilerde, ... Şişe, ... Kapak, ... Ürünleri, ...Kapakları ürünlerinin üretimini yaptıklarının ifade edildiği, Davacıya ait ... başvuru numaralı “... ... şekil” ibareli marka için 15.12.2000 tarihinde, 05 / 16 / 21 / 28 / 35 / 40 / 41 / 42 / 44 / 45 / marka tescil başvurusu yapıldığı, 19.07.2002 tarihinde tescil edildiği, 10.12.2020 tarihinde yenileme yapıldığı, marka sahibinin Davacı Taraf “... Ambalaj ... ve Ticaret Şirketi” olduğu, davalının satışını yaptığı ürünlerin davacının markasının tescili kapsamında ürünler olmadığı, davacı tarafa ait ... başvuru numaralı “... ... şekil” ibareli ve davalı kullanımının işitsel, görsel farklılıklarının yanında müşteri kitlesi ve ürün farklılıkları göz önüne alındığında Davacı markası ile iltibasa neden olmayacağı, davalı tarafından 1978 yılından bu yana ... işletme adının kullandığı tespit edilemediği için bu şekilde hak sahipliği elde ettiğinin tespit edilemediği" belirtilmiştir.
Marka Uzmanı ... Ve Bilişim Uzmanı...'dan oluşan 21/08/2023 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda özetle;" https://www...com/ alan adlı web sitesi üzerinde yapılan incelemede; Site alan adında “...” ibaresinin kullanıldığı, Site içeriğinde “...” ibaresinin kullanıldığı, Site ana sayfasında ŞEKİL şeklinde marka kullanımının olduğu, söz konusu marka kullanımının siteyi oluşturan bütün sayfaların header (başlık) kısmında yer aldığı, ana sayfada “... ... Kapak Üretimi” ibaresinin yer aldığı, Sitede yer alan firma hakkında bilgilerde, firmanın 1978 tarihinde .../İstanbul adresinde faaliyete geçtiği, 2003 yılı itibariyle Ümraniye/İstanbul adresinde faaliyetini sürdürdüğü, doğru satış ve pazarlama stratejileri sebebiyle ... Ambalaj Malzemesi Üretim Merkezi haline geldikleri, Gıda, kozmetik, ilaç ve temizlik ürünleri sanayilerinin ihtiyacı olan şişelere ait kapak ve özel itina gerektiren enjeksiyon ürün üretimini yaptıkları ifade edildiği, ... Şişe, ... Kapak, ... Ürünleri, ...Kapakları ürünlerinin üretimini yaptıkları ve ürünlerin üzerinde herhangi bir ibarenin yer almadığı, Sitede yer alan firma iletişim bilgilerinde; o Firma adresinin “... C.... Blok No... Ümraniye/İstanbul”, o Firma iletişim numaralarının... ve +..., o Firma email adresinin info@....com olduğu, Site tescil bilgilerinde; alan adının ....Şti.A.Ş. firması tarafından kayıt edildiği, alan adı sahiplik bilgilerinin internet alan adı dağıtımını sağlayan ... organizasyonu tarafından alan adı kaydı sağlayan firmalara ... sorgulamalarından kişisel bilgilerin Avrupa Birliği Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kapsamında 17 Mayıs 2018 tarihinden itibaren kaldırılması gerekliliğinden dolayı, alan adının kime ait olduğunun tespiti yapılamamış, alan adının kayıt kimlik bilgisinin bulunamayacağı, alan adı kaydının 08.05.2008 tarihinde yapıldığı ve kayıt süresinin 08.05.2024 tarihinde son bulacağı bilgilerinin yer aldığı tespit edilmiştir. Davacının ... ... ) no ile Türk Patent nezdinde tescilli ... Şekil ... ...Ltd Şti markasının hak sahibi olduğu, Davalının ... (01) no ile Türk Patent nezdinde tescilli Şekil+... ... markasının hak sahibi olduğu, davalının faaliyetlerinin davacının tescilli markası kapsamında olup, SMK 155. Madedsi uyarınca sonraki tarihli tescilli markasını savunma olarak ileri süremeyeceği, davacının ... ibaresi üzerinde davalıya göre hem markasal hem de tescilli ticaret ünvanı nedeniyle daha önceden kazanılmış hakkı olduğu, faaliyet alanında markasal kullanma anlamında öncelikli hak sahibi olduğu, davalının kullanımlarının davacının önceki tarihli tescilli markası ve tescilli ticaret ünvanı nedeniyle hitap ettikleri orta düzeydeki tüketici kitlesi nezdinde karışıklığa neden olabileceği" belirtilmiştir.
Muhasebe bilirkişisi... tarafından düzenlenen 01/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Davalının bağlı olduğu Alemdağ Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından gönderilen Yıllık Gelir Vergisi Beyannameleri üzerinde yapılan incelemede davalının dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içerisinde (15.03.2017-14.03.2022) 7.632.768,09 TL.Satış cirosu elde ettiği, Davalı Vekilinin vermiş olduğu dilekçede, 151/2-c Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli yönünde tazminat hesaplaması yapılmasını talep ettiği, İTO tarafından gönderilen cevabi yazıda;davaya konu olan firma, eğer davaya konu marka ile tüm cirosunu elde etmiş ise, toplam cironun %10'unun lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı, davaya konu olan firma eğer birden fazla marka ile cirosunu elde etmiş ise tecavüze konu markadan elde ettiği ciro toplam ciroda belirlenerek, tecavüze konu olan markadan elde ettiği cironun %10'unun lisans bedeli belirlenmesinde uygun olacağı yönünde görüş oluşturulduğu, Uygulamada ciroya belirli oranların uygulanması suretiyle lisans bedelinin hesap edildiği kararlara da rastlanmaktadır. Bu yöntem iki şekilde uygulanmaktadır. Lisans bedeli, ilk olarak marka hakkı ihlal edilenin cirosuna belirli oranların uygulanması yoluyla hesaplanabilir. İkinci olarak, tecavüz edenin satışlarını gösteren defter ve belgelere ulaşım imkânı varsa bu belgelerden ulaşılan ciroya uygulanacak bir oran üzerinden de lisans bedeli hesaplanabildiği, Davalı yanın defter ve belgeleri dosya kapsamında yer almadığında inceleme sadece Yıllık Gelir Vergisi Beyannameleri üzerinde yapılmış olup, elde edilen toplam satış cirosu içerisinde dava konusu marka ile yapmış olduğu satışların tutarının ne kadar olduğu veya yapılan satışların tamamının dava konusu marka ismi ile mi yapıldığı tespit edilememiş olup Lisans bedeli toplam ciro üzerinde aşağıdaki gibi hesaplanmış ve takdirin Sayın Mahkeme’de olduğu kanaati oluştuğu, 15.03.2017-14.03.2022 arası toplam ciro: 7.632.768,09 TL. Emsal Lisans Bedeli oranı: % 10 Emsal Lisans Bedeli ( 7.632.768,09 TL. X 0,10) : 763.276,81 TL. olarak hesaplandığı" belirtilmiştir.
Mahkemece 4 ayrı bilirkişiden rapor aldırıldığı, ihtisas mahkemesi hakimi, marka ve ticaret unvanına tecavüz, haksız rekabetten kaynaklanan davada, hukuki bilirkişi raporu ile bağlı değil ise de, bilirkişi raporundan neden ayrıldığının gerekçelerini kararda açıklaması gerektiği bu konuda herhangi bir gerekçe bulunmadığı görülmüştür.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı adına ... başvuru numaralı “... ... şekil” ibareli markanın , ... 19.07.2002 tarihinde davacı adına tescil edildiği, 10.12.2020 tarihinde yenileme yapıldığı, davacı markasının "... malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, ... baskı hizmetleri..." sınıflarında tescilli olduğu, davalıya ait ... başvuru numaralı “... ...+şekil” ibareli markanın 13.09.2022 tarihinde davalı adına tescil edildiği, davalı markasının "işlenmemiş plastikler" emtiasında tescilli olduğu, davalının www...com.tr alan adlı internet sitesinde, ... ...+logo kullanımının bulunduğu, sitede ... şişe, ... kapak, ... ürünleri, ...kapakları üretimi yaptıklarını beyan ettikleri, davalının ... malzemeden mamul ambalaj/şişe, kapak üretimi ve tanıtımı faaliyetlerinin davacının tescilli markası
kapsamında olup, SMK 155. Maddesi uyarınca davalı tarafından sonraki tescil tarihli markasını savunma olarak ileri süremeyeceği gibi, davalının kullanımının 08/02/2022 başvuru tarihli ... sayılı "işlenmemiş plastikler" emtiasında tescilli markasının olduğu, koruma kapsamında kapsamında kalmadığı anlaşılmıştır.
Davacının ... ibaresi üzerinde davalıya göre hem markasal hem de tescilli ticaret unvanı nedeniyle daha önceden kazanılmış hakkı olduğu, faaliyet alanında markasal kullanma anlamında öncelikli hak sahibi olduğu, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının davacıdan haberdar olması gerektiği, davalının kullanımlarının davacının önceki tarihli tescilli markası ve tescilli ticaret ünvanı nedeniyle hitap ettikleri orta düzeydeki tüketici kitlesi nezdinde karışıklığa neden olabileceği, bu husus,12/04/2022 tarihli ve 21/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda tespit edildiği, markaya tecavüzün şartlarının gerçekleştiği anlaşılmıştır. Mahkemece karar gerekçesinde; markalar arasında iltibastan söz edebilmek için, birebir kullanımları ve aynı emtialar için kullanım gerektiği, markanın zayıf marka olduğu, her iki şirketin müşteri çevresinin, ... malzemeden üretim yapsalar da ürün içeriklerinin farklı olduğuna yönelik gerekçesinin ise yerinde olmadığı, SMK 7/2-b maddesinde aynı veya benzer markanın aynı veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması halinde, halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin bulunması halinde önceki marka sahibinin fiilin önlenmesini talep edebileceğinin , SMK 29/1-a maddesinde de, bu fiillerin markaya tecavüz olarak düzenlendiği, davacı markasının tescil sınıfları gözetildiğinde zayıf marka olmadığı, 2000 yılından itibaren ... malzemeden mamul emtialar üzerinde kullanılarak ayırt edicilik kazandığı, davalının markasının tescilli olduğu emtialar dışında bu markanın kullanımının markaya tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 14.03.2022 tarih, 2019/5189 E. ve 2022/1852 K. sayılı kararı ile, markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı SMK (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunduğu, marka hakkına tecavüz eylemlerinin mülga 6762 sayılı TTK’nin (eski TTK) ilgili hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (yeni TTK) 55/1-a-4 bendinin “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” fiillerini haksız rekabet olarak kabul ettiği ancak “ad, unvan ve marka” kavramlarına bilinçli bir şekilde yeni düzenlemede yer verilmediği, markaların SMK kapsamında korunması sebebiyle bunların bir kez de yeni TTK’nin haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu belirtildiğinden haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasının reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından davalının ticaret unvanının terkinini talep etmiş ise de, davalının gerçek kişi olduğu şirket olmadığı anlaşılmakla unvan terkini davasının reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından dava dilekçesinde SMK 152-1-c ye göre 5.000 TL maddi tazminat talep edildiği, 04/06/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 50.000 TL'ya yükselttiği mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı yanın defter ve belgeleri dosya kapsamında yer almadığından incelemenin sadece Yıllık Gelir Vergisi Beyannameleri üzerinde yapıldığı, elde edilen toplam satış cirosu içerisinde dava konusu marka ile yapmış olduğu satışların tutarının ne kadar olduğu veya yapılan satışların tamamının dava konusu marka ismi ile mi yapıldığının tespit edilemediğinin belirtildiği, TBK 50. Maddeye göre, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğu, uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyeceğinin belirtildiği, ihlalin başlangıç tarihinin dosya kapsamından tam olarak tespit edilemediği, ancak davalı markasının 08/02/2022 başvuru tarihli olduğu, davanın 15/03/2022 tarihinde açıldığı, olayın oluş şekli, ihlalin süresi, tarafların kusur durumu gözetildiğinde takdiren 10.000,00 TL.,maddi tazminata ve 5.000,00 TL., manevi tazminata hükmedilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 mmaddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,
2-İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/07/2024 tarih, 2022/68 E., 2024/197 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3-Davanın Kısmen Kabulüne,
3/a- Davalının davacı markasına tecavüzünün tespiti, önlenmesi ve tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasına,
-Davalı şirkete ait https://www...com isimli internet sitesine erişimin engellenmesine
3/b-Haksız Rekabete dayalı davanın reddine,
3/c-Unvan Terkini davasının reddine,
3/ç- Davacı lehine 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz yönünden 732,00 TL, maddi tazminat yönünden 732,00 TL, manevi tazminat yönünden 732,00 TL karar harcı olmak üzere toplam 2.196,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken reddedilen haksız rekabet yönünden 732,00 TL, unvan terkini yönünden 732,00 TL karar harcı olmak üzere toplam 1.464,00 TL peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile 1.383,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 13.000,00 TL bilirkişi ücreti, 680,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 13.853,40 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 6.095,49 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
4/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat davası yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat davası yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen haksız rekabet davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen ünvan terkini davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
4/ı-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat davası yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 260,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.429,40-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026