İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/206 E. 2025/220 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/206
- Karar No
- 2025/220
- Karar Tarihi
T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/206 Esas - 2025/220 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/206 KARAR NO : 2025/220
DAVA : Fikir ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tesbiti İstemli), Tazminat (Fikir ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/05/2022 KARAR TARİHİ : 03/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2025
BİRLEŞTİRİLEN ... 1. FSHHM'NİN 2022/347 E. 2022/279 K. SAYILI DOSYASI
DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (FSEK) DAVA TARİHİ : 12/09/2022 KARAR TARİHİ : 03/06/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2025
ASIL DAVADA TALEP: Davacı vekili 30/05/2022 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin özgün biçimde üretmiş olduğu ... ürününü tanıtan videoyu ilk olarak 21.05.2020 tarihinde youtube video paylaşım sitesinde paylaşmak suretiyle umuma ilettiğini, ... ürünlerinin trendyol, ...ve PUDO’ya satışının gerçekleştirildiğini ve kullanımının sağlandığını, davacı şirketin ... ürününün biçimi, üretimi, kilit teknolojisi ve çalışmasını sağlayan yazılım üzerinde haksız rekabet hükümleri ve FSEK hükümleri uyarınca hak sahibi olduğu ve koruma altında olduğunu, davalı ...’ün davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalılardan ... ise davacı işyerinde 08.01.2018 tarihinde çalışmaya başladığını, çalıştığı süre içinde ... ürününe ilişkin tüm teknik bilgiye erişimi, uygulaması ve kullanımının bulunduğunu, davalı ...’ın 14.01.2019 tarihinde davacı işyerinden ayrıldığını ve 1 hafta sonra davalı şirket bünyesinde çalışmaya başladığını, davalı şirketin 2021 yılının Kasım ayı içerisinde kargo otomatı ürünlerinin dava dışı Trendyol’a satışını gerçekleştirdiğini, bu durumun davalı tarafından üretilen ürünün kamuya açık alana kurulmasıyla öğrenildiğini, ihlal konusu ürünlerin ...’da Alacaatlı Mahallesinde bulunan adreste kamuya sunulup teşhir edildiğini, bu hususun ... 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2022/35 D.İŞ sayılı dosyasında yapılan delil tespitiyle saptandığını, davalı ürünü üzerinde kısa bir gözlem yapıldığında gerek üretim şekli, biçim ve tasarımı, gerekse işlevselliği sağlayan teknoloji ve kilit sistemi ile bunun çalışmasını sağlayan yazılımı itibari ile davacıya ait ürünün birebir aynısı olduğunun anlaşıldığını, söz konusu benzerliklerin ... 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2022/35 D.İŞ sayılı dosyasında düzenlenen raporla tespit edildiğini, davacının davalıların eylemleriyle haksız rekabete maruz kaldığı ve eserden doğan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek davalının tecavüz eylemlerinin tespiti ile önlenmesi, durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA İDDİA: Davacı vekili ... 1. FSHHM'nin 2022/347 E. sayılı dosyasında özetle; Müvekkilin özgün şekilde tasarlayıp vücuda getirdiği KARGO OTOMATI ürünün gerek dış görünüş ve gerekse kilit sistemi ile çalışmasını sağlayan özgün yazılımının izinsiz koplanıp aynısının, davalılar tarafından üretilip ticaret mevkiine konulması suretiyle meydana getirilen haksız rekabet ve eserden doğan haklara tecavüz nedeniyle müvekkilin uğradığı zararlar karşılığı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak davası hükümlerine göre gerçek zarar miktarı belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. m.56 hükümlerine göre 1.000 TL maddi tazminat ile 30.000 TL manevi tazminatın eylem tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının dava konusu cihazlara ilişkin patent başvurusunda bulunmamış olmasının dahi tek başına dava konusu cihazların ilk kez davacı yanca üretilmediğinin, iddia olunduğu gibi özgün olmadığının kanıtı olduğunu, dava konusu cihaz ve benzerlerinin tüm dünyada 20 yıla yakındır farklı versiyonlarda üretildiğini satışa sunulduğunu, birtakım fiziksel detay farklılıkları ileri sürülerek tüm dünyaya mal olmuş ve uzun süredir üretilen bir ürünün ilk kez davacı tarafından üretildiğini iddia etmek ve haksız rekabet hükümleri ile FSEK çerçevesinde koruma talep etmenin hakkaniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının dava dilekçesinde anlattığı gibi yazılımı, sistemi, çalışma sistemi ve kilidi özel olan bir cihazın tüm ayrıntısı ile davalı tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davalının fiziksel tasarımını yaptığı yani sorumlu olduğu elektronik kartları içerisindeki gömülü yazılımı bile yazan kişi olmadığını, bu nedenle söz konusu bilgilere erişip başka bir firmaya vermesinin de mümkün olmadığını, davalının davacı şirket tarafından işten çıkartıldığını, bu hususun bile davalının davacıya ait otomat cihazının bilgilerini aldığı iddiasını yorum yoluyla çürütebileceğini, davalının ... firmasında öncelikle IPPDU (uzaktan yönetilebilir elektrik prizleri) projesinde görev aldığını, şirketin kargo otomatı projesinde yer almayan davalının yaklaşık 2 yıl çalıştıktan sonra iş yerinden istifa ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu ürün ile davalı şirkete ait ürün ile aynı olsa dahi, davacı tarafça, ürünün bire bir aynısının yapılması için gerekli tüm teknik bilginin davalı tarafından edinilerek davalı şirkete aktarıldığının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Asıl davanın davacının tasarlayıp vücuda getirdiğini iddia ettiği "KARGO OTOMATI" ürününün gerek dış görünüş ve gerekse kilit sistemi ile çalışmasını sağlayan yazılımın izinsiz kopyalanıp, davalılar tarafından ticaret mevkii ile konulmasının haksız rekabet ve eserden doğan haklara tecavüz oluşturduğunun tespiti, tecavüz ve haksız rekabetin men'i, önlenmesi, durdurulması ve ref'i isteminden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Birleşen davanın TTK 56. maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminat isteminden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta; asıl davanın davacının tasarlayıp vücuda getirdiğini iddia ettiği "KARGO OTOMATI" ürününün gerek dış görünüş ve gerekse kilit sistemi ile çalışmasını sağlayan yazılımın izinsiz kopyalanıp, davalılar tarafından ticaret mevkii ile konulmasının haksız rekabet ve eserden doğan haklara tecavüz oluşturduğunun tespiti, tecavüz ve haksız rekabetin men'i, önlenmesi, durdurulması ve ref'inin gerekip gerekmediği, birleşen davanın TTK 56 maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminatının gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 13/03/2023 havale tarihli raporda özetle; "Davacı taraf, ürüne ait yazılımların da benzer olduğunu iddia ederek, yazılımlara ilişkin talepte bulunmuşsa da; gerek davacıya ait ... isimli ürüne ilişkin yazılım, gerekse davalı şirkete ait ürüne ilişkin yazılım dosyaya sunulmadığından, söz konusu yazılımların FSEK kapsamında eser olup olmadığı, hak sahipliğinin kime ait olduğu hususları ile davacı tarafın yazılıma konu talepleri hususunda heyetimizce değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, yazılımlar üzerinde değerlendirme yapılabilmesi için taraflara ait ürünlere ilişkin yazılımların dosyaya kazandırılması ve bu yazılımların karşılaştırılabilmesi için heyetimize bilgisayar mühendisi bir bilirkişinin görevlendirilmesi gerektiği, Rapor içeriğinde detaylı şekilde izah edildiği ve ... 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/35 D.İŞ sayılı dosyasına sunulan raporda da belirtildiği üzere; Karşı tarafa ait kilit mekanizmasının kargo kutu kapağına monteli olması nedeniyle ürünlerin kilit sistemi üzerinde detaylı inceleme yapılamadığı, Bununla birlikte Davacı vekili dava dilekçesi ve diğer beyanlarında ürünlerin kilit sistemindeki benzerliklerinin yanı sıra “modüller arası montaj benzerliği, dışarıya çıkıntılı conta tasarımı vb.” benzerliklerinin de bulunduğu belirtilmişse de; söz konusu raporda bu benzerlik iddialarına ilişkin değerlendirme yapılmadığı, ... 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/35 D.İŞ sayılı dosyasına sunulan raporun haksız rekabet iddiaları açısından değerlendirme yapmak için yeterli olmadığı, raporda ve dosya içinde bulunan tüm fotoğrafların siyah-beyaz fotokopi şeklinde olduğu, renkli olmadığı, heyetimizce bu fotoğraflardan yola çıkarak bir değerlendirme yapılmasının da mümkün olmadığı, Taraflara ait ürünlerin denetime elverişli şekilde karşılaştırılabilmesi için ürünlerin fiziken dosyaya sunulması gerektiği, Anılan eksikliklerin giderilmesi halinde nihai görüşümüzü bildiren raporumuzun tanzim edilebileceği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır" ifade edilmiştir.
Mahkememizce aynı bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi verilerek alınan 02/10/2023 havale tarihli raporda özetle; "davalıların davacı işyerinde çalıştıkları dönemde ürüne ilişkin teknik bilgiyi öğrendikleri ve diğer davalı firmaya aktardıkları konusunda dosya kapsamında herhangi bir bilgi belge bulunmadığı, bu hususun takdiri Sayın Mahkemenize ait olmak kaydıyla; Yukarıda detaylı olarak yer verilen teknik açıklamalar uyarınca; ... ve ... firmalarının yerinde incelenen, 2 numaralı maddede bahsedilen kilit gövdeleri (... firmasının kilit gövdesindeki elektronik kart bölümü hariç) şekil ve işlev olarak birbirlerine benzediklerine; Benzerlik oranı, şekilsel ve işlevsel olarak değerlendirildiğinde yaklaşık %90 şeklinde yorumlanabileceğine; Bu kilit gövde iç şeklinin (... firmasının kilit gövdesinde bulunmayan, ... firmasının kilit gövdesindeki elektronik kart bölümü hariç) ... firmasına özgü bir kullanım olduğu değerlendirilmiş olup; söz konusu benzerliğin 6102 sayılı TTK m. 55/1-c kapsamında başkasının iş ürünlerden haksız yararlanma olarak değerlendirileceği kanaatine varılmıştır." ifade edilmiştir.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 08/12/2023 havale tarihli raporda özetle; "Teknik hususlarda Makine Yüksek Mühendisi Aykut KUMAŞ tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde aşağıdaki tespitler yapılmıştır: KİLİT GÖVDESİ DIŞINDAKİ MADDELER İLE İLGİLİ OLARAK; KİLİT GÖVDESİ DIŞINDAKİ MADDELERDE benzerliklerin olduğu fakat bu benzerliklerin başka firmalarda da olmasından dolayı YAYGIN KULLANIM olarak düşünülebileceği, KİLİT GÖVDESİ İLE İLGİLİ OLARAK; İnceleme ve değerlendirme bölümünde ..., ... ve diğer firma kilit örneklerinin incelenerek anlatımı, KÖK raporda belirttiğimiz kilit sistemlerinin çalışma detayları ve diğer DETAYLI AÇIKLAMALAR DA BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLEREK ... ve ... firmalarının kilitlerinde 1-5 parçaların GENEL OLARAK şekilsel olarak dizilimin ve parça şekillerinin benzerliklerinin yaklaşık %85-90 oranında olduğu ve bu nedenlerle kilit İÇ mekanik bölümün (... firmasının kilit gövdesinde bulunmayan, ... firmasının kilit gövdesindeki ELEKTRONİK KART BÖLÜMÜ HARİÇ) ... firmasına ÖZGÜ bir kullanım olduğu; Teknik hususlarda yapılan tespitler yukarıdaki şekilde olduğundan, kök raporumuzda bildirmiş olduğumuz görüşlerimizde değişiklik olmadığı, davalı ... vekilinin itirazlarının husumet yönünde olduğu anlaşıldığından bu hususun takdirinin Sayın Mahkemenizde olduğu" ifade edilmiştir.
Bu kere davalı vekili yeni heyetten rapor alınması talebinde bulunmuş ve mahkememizce yapılan değerlendirmede talebinin kabulü ile 04/06/2024 tarihli celsede; "Dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında kilit gövde iç şeklinin ... firmasına özgü bir kullanım olduğu ve söz konusu benzerliğin haksız rekabet teşkil ettiği değerlendirilmiştir. Davalı tarafın ise savunmalarında dosyaya sunulan uzman mütaaları ile raporlar arasında çelişki doğduğundan bahisle yeni heyetten rapor yada ek rapor talebinin bulunduğu anlaşıldı. Dosya kapsamında dava konusu olan haksız rekabetin tespitine ilişkin olarak emsal nitelikteki ... BAM 20. Hukuk Dairesinin 2018/601 Esas 2020/48 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin konuya has yol gösterici 2014/10921 esas 2015/7758 karar sayılı ilamında da ifade edildiği gibi; Haksız rekabetin varlığı için ilk defa yurt dışında piyasaya sunulan ve Türkiye de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarımın uygulandığı ürünün Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve iltibası önleyecek tedbirleri almaması gereklidir. Bu kapsamda alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında her ne kadar haksız rekabete yönelik tespit yapılmış ise de yukarıda belirtilen emsal kararlarda da işaret edildiği gibi gereken araştırmanın eksik yapıldığı anlaşılmıştır. Böylelikle davalı şirket vekilinin dosya kapsamında sundukları uzman mütaalası ile yukarıda belirtilen hususların detaylıca araştırılarak tespitinin yapılıp mahkememizce oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyeti ile (2 makina mühendisi 1 tasarım uzmanı) olmak üzere yeniden rapor alınmasına," Şeklinde görevlendirme ile yeni oluşturulan heyetten rapor alınmıştır.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 12/08/2024 havale tarihli raporda özetle (ürünler fiziken incelenmiştir.); "1- Dosya kapsamında bulunan tüm bilgi, belge, doküman ve bilirkişi raporlarının incelenmesi sonucunda söz konusu ürünler arasında özetlendiği üzere belli farklılıkların bulunduğu, ürünler arasındaki benzerliklerin başka firmalar tarafından da kullanılan yaygın kullanım özelliklerinden kaynaklandığı; 2- Teknik inceleme neticesinde varılan sonuç kapsamında somut olayda TTK m. 55/1-a, 4 bakımından “ürünlerin birbirinin aynısı olması veya aralarında karıştırılmaya müsait bir benzerlik bulunması” şartının gerçekleşmediği; 3- TTK m. 55/1-b, 3 ve TTK m. 55/1-d bakımından yapılan incelemede üründeki teknik unsurların birbirinden farklı olduğunun tespit edildiği; bahsi geçen ürünün tüm parça, unsur ve yazılımın 1 kişi tarafından bilinmesi ve benzer bir ürünün aynısının bu kişide yer alan bilgiler ile üretilebilir olması da hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve davacı şirketinde iş akdiyle çalışan ...’ın davalı şirkette istihdam edilmesinin, tek başına iş sırlarını üretim ve iş sırlarını ele geçirmeye veya ifşa etmeye yöneltmek olarak değerlendirilmesi bakımından yeterli olmadığı ve hangi üretim ve iş sırlarının, elde edildiği ve ifşa etmeye veya ele geçirilmeye yönetildiğine dair, bir bilgi veya belgeye dosya içeriğinden ulaşılamadığı; buna karşılık nihai kanaatin delillerin değerlendirilmesi anlamında hukuki bir inceleme gerektirmesi nedeniyle Sayın Mahkeme’ye ait olduğu;" ifade edilmiştir.
Bu kere; davacı vekilince önceki raporlar arasında çelişki doğduğundan bahisle keşif icra edilerek yeni heyetten rapor alınması talebinde bulunulmuş ve Mahkememizce talep yerinde görülmüş ve bilirkişi heyeti ile 21/02/2025 tarihinde mahallinde keşif icra olunmuş ve akabinde uzman bilirkişi heyetinden alınan 26/03/2025 havale tarihli raporda özetle; "1- Rapor kapsamında detaylı şekilde açıklandığı üzere dava konusu sistemler arasında farklılıkların bulunduğu, 2- Sistemler arasında tespit edilen benzerliklerin yaygın kullanım özellikleri olduğu, 3- İki sistem karşılaştırıldığında kilit sistemi kısmında önemli yapısal ve fonksiyonel farklılıkların mevcut olduğu, söz konusu bu farklılıkların ayırt edici olduğu ve iki yapılanmanın tüm unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde benzer olarak değerlendirilemeyeceği, 4- Yukarıda sayılan nedenlerle kilit gövdesi ile ilgili olarak 02/10/2023 ve 06/12/2023 tarihli bilirkişi raporu görüşüne katılmadığımızı, 5- Bu tespitler sonucunda gerek 5846 s. Kanun kapsamında gerekse de haksız rekabet iddiaları açısından bir hak ihlalinin oluşmadığı, heyet görüşlerimiz ile 08/08/2024 tarihli bilirkişi raporundaki görüşlerin benzer doğrultuda olduğu" ifade edilmiştir. Yukarıda belirtilen 26/03/2025 tarihli bilirkişi raporu; önceki raporlar arasındaki çelişkiyi gideren, keşif neticesinde 2 mühendis bilirkişinin de bulunduğu heyetten alınan ve mahkememiz görevlendirmesine uygun olarak hazırlanan bir rapor olduğundan, hükme esas alınmıştır. Kaldı ki dosya kapsamında alınan 12/08/2024 havale tarihli rapor (ikinci rapor) ile de aynı doğrultudadır.
Davacı vekilinin, ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan raporlar denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TANIK BEYANLARI Davalı tanığı Tolga SUGETİREN'in talimat ile alınan 28/05/2024 tarihli beyanında; "Ben davalı ... A.Ş nin yetkili müdürüyüm. Bizim ürünümüzün tüm geliştirilme safhasında ben yer aldım. ... çalışanımız. ... de davalı şirketin yönetim kurulu başkanıdır. ... bizim şirketimizde çalışmadan önce davacı şirkette çalışmış. Elektrik elektronik mühendisi olarak şirkette çalışmış. Biz işe alırken cv sinden bu durumu gördük. Biz iltibas olduğu iddia edilen şirketimize ait 2018 yılı içerisinde geliştirmeye başladık. ... bizim bu işe başlamamızdan yaklaşık 6 ay sonra iş yerine katıldı. Biz bu arada prototifimizi ürettik. Pazarlama aşamasına gelmiştik. Yine bizim dava konusu proje dışında akıllı priz projemizde vardı. Biz bu proje için personel ihtiyacı doğunca iş ilanına çıktık. ... başvurdu onu işe cv sindeki davacı şirketten bir önce çalıştığı şirketten sayaç izleme ve yönetme işindeki bilgi ve tecrübesi dolayısıyla diğer projemiz olan akıllı priz projesiyle işe aldık. Kendisi dava konusu olan projenin geliştirilmesi prototipin geliştirilmesi yazılımın oluşturulması ve elektroniklerin tasarlanmasında çalışmadı. İfade ettiğim üzere akıllı priz projesinde çalıştı. Biz elektronik donanım kısmının tamanını KERONG isimli Çinli bir firmadan satın aldık. Sistemimizi gömdük. Yazılımımızı da MEHMET ÇAKAN, İSMAİL YÜKSEL isimli çalışanlarımız ve bize alt yüklenici olarak TEKHAN GÖRÜR isimli şirket sahibine ait firmadan yardım alarak oluşturduk. Yazılım tamamen bizim kendi sistemimize özgüdür. 250 civarında şuan 12 şehirde ... da kullanılıyor. Davalı DURALİ nin alanı elektrik elektronik alanındadır. Yukarıda ifade ettiğim üzere Çin üzerinden satın aldık. Dava konusu 2 ürünün kilit gövde tasarımları da birbirinden tamamen farklıdır. Davacının ürünün içerisinde büyük bir devre tasarımı vardır. Bizimkisi daha basit ve harcıalem bir kilit ürünüdür. Ve içerisinde de herhangi bir devre yoktur. Kilit üretimini harcıalem ürünlerden esinlenerek firma bünyesinde kendimiz yaptık. Ürünle ilgili patent ya da faydalı model koruması altında bir ürün olmadığını da tespit etmiştik.." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı Şadi Çağtay ÖZTÜRK'ün mahkememizde alınan 04/06/2024 tarihli beyanında; "Ben davacı şirketin teknik müdürüyüm. 2016 yılından beri davacı şirkete çalışmaktayım. Şirketimizde elektronik tasarımlar yapılmaktadır. Kargo otomatlarının da tasarımını yapmaktayız. Söz konusu tasarımlar teknik tasarımlar olup, mühendisler bu tasarımları gerçekleştirmektedir. Davalı ... da mühendistir ve kargo otomatların tasarımında görev aldı. Ne kadar süre şirkete çalıştığını şuan hatırlamıyorum. Davalı ...'ü doğrudan tanımıyorum. Dava konusu kargo otomatlarına tasarımına ilişkin bilgiler teknik bilgi olduğundan bilgisayarda ayrı klasörde gizli olarak saklanmaktadır. Bu klasörlere herkesin erişim yetkisi yoktur. Benim erişim yetkisi verdiğim kişiler bu bilgilere ulaşabilir. Bunlar da sistem mühendisi, makine mühendisi ve elektrik mühendisi olan kişilerdir. Ben Durali Beye gizli dosyalara erişim yetkisini vermiştim. Ayrıca elektronik kartların tasarımını yapan kişiler bu konudaki yazılım ve mekanik hususunda da bilgi sahibi olurlar. ...'ın davacı şirketten ayrıldıktan sonra, davacı şirkette edindiği bilgileri sızdırıp dava konusu ürünün üretimine ilişkin olarak bilgisi görgüsü soruldu: Biz kendi ürünümüzün kopyalandığını karşı tarafın kargo otomatını görünce farkettik. Bizimkine çok benzer bir üründü. Bu ürünü kimin tasarladığını tabi ki ben bilemem. ... elektronik kartlarının tasarımını yapıyordu.." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DEĞERLENDİRMELER İşbu davanın konusu, davalı tarafa ait “kargomatik” olarak tanımlanabilecek dolap ürününün genel tasarımı ve özellikle “kilit mekanizması” şeklinde davacı tarafça vurgulanan unsuru açısından, davacı yanın “kargomatik” olarak tanımlanabilecek ürünü ile benzerlik taşıyıp taşımadığı, davacı ürününün esasen eser vasfına sahip olup olmadığı, eser vasfına sahip ise bir hak ihlali oluşup oluşmadığı, eser vasfına sahip olmasa dahi davalı yana ait ürünün davacı ürünü ile haksız rekabete sebebiyet verip vermeyeceği, benzeşen unsurlar var ise harcıalem olup olmadığı gibi iddialar üzerine kurulu ihlal iddialarının tespitine ilişkindir. Davalı ve davacı tarafa ait sistemler incelendiğinde her iki sistemde de kilit mekanizmalarının dolap kapağı üzerinde sabitlenmiş kilit dili ve dolap gövdesi kısmında sabitlenmiş kilit sistemi gövdesinden oluştuğu görülmüştür. Kapak üzerinde sabitlenmiş olan kilit dili dolabın gövde kısmında sabitlenmiş olan kilit gövdesi üzerindeki açıklıktan kapağın kapatılması ile girerek kilitlenme sağlandığı ve kilit gövdesi içerisindeki mekanizmaya gelen sinyal vasıtasıyla kilidin açıldığı tespit edilmiştir.
DAVACI VE DAVALIYA AİT ÜRÜNLERİN KARŞILAŞTIRILMASI 1. KİLİT DİLİ KARŞILAŞTIRMASI Her iki kilit dili uzantısı şekli genel hatları itibari ile “L” şeklinde forma sahiptir. Kilit dillerinin dolap kapaklarına monte edilmelerini sağlayan kısımlarında ... firmasına ait yapılanmada kilit dili uzantısı alt kısımda bulunurken, orta kısımda altıgen başlı cıvata (alyan anahtarı ile takılıp sökülebilen) sabitleme elemanı ve üst kısımda kilit gövdesi kısmındaki ışığın görülmesini sağlayan ışık geçirgen açıklık olduğu, ayrıca kapak üzerinde kilit dili unsurunun konumlandırılmasına yardımcı çıkıntılar bulunduğu tespit edilmiştir. CANOVETE firmasına ait yapılanmada kilit dillerinin dolap kapaklarına monte edilmelerini sağlayan kısım iki ucunda sabitleme elemanı (cıvata) ve kilit dili çıkıntısının da bu iki sabitleme elemanı ortasında bulunduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar yapılanmanın kilit dili uzantı kısımları benzer şekle ve işleve sahip olsa bile söz konusu unsurun genelinde önemli yapısal ve fonksiyonel farklılıklar bulunmaktadır. Ayrıca dosya muhteviyatı incelendiğinde daha önceki heyetler tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere “L” veya kanca şeklinde tarif edilebilecek kilit dili uzantı kısmının dünya genelinde farklı firmalar tarafından da kullanılan bir tasarım olduğu anlaşılmakta/bilinmektedir. Bu nedenle bilirkişi raporlarında da belirtildiği gibi; kilit dili yapılanmasındaki benzer olduğu görülen özelliklerin başka firmalar tarafından da kullanılan ve yaygın kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte taraf ürünlerinde önemli yapısal ve fonksiyonel farklılıkların da mevcut olduğu, söz konusu bu farklılıkların ayırt edici olduğu ve iki yapılanmanın tüm unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde benzer olarak değerlendirilemeyeceği görüş ve kanaatine varılmıştır.
2. KİLİT SİSTEMİ GÖVDESİ Kilit gövdesi kısımları incelendiğinde her iki yapılanmada da kilit sistemi gövdelerinin dolap gövdesine sabitlenmiş oldukları görülmektedir. ... firmasına ait kilit gövdesinin ... firmasına ait kilit gövdesinden boyut olarak yaklaşık iki katı büyüklükte olduğu ve arka kısımlarının farklı şekillere sahip olduğu görülmüştür. Her iki kilit sistemi gövdesi dolapların üzerinden sökülerek incelendiğinde her ikisinin de iki parçalı yapıya sahip olduğu görülmüştür. Bu durumun kilit sisteminin iç unsurlarının gövde içerisine yerleştirilmesi için mecburi kullanım olduğu açıktır ve dosyada bulunan örneklere bakıldığında da dünya genelinde başka firmalar tarafından da kullanılan yaygın kullanım olduğu görülmektedir. İki parçalı yapılar açılarak kilit sistemi gövdesi içerisinde bulunan unsurlar incelendiğinde ise iki ürün arasındaki en önemli farklılığın ... firması ürününde bulunan, ... firmasına ait üründe bulunmayan elektronik kart olduğu görülmüştür. İki parçalı yapıların kapak kısımları incelendiğinde kapak içi detaylarının farklı olduğu, bu farklılıkların genel olarak gövde içerisindeki unsurların farklı konumlarda bulunmalarından, farklı şekillere sahip olmalarından ve elektronik kart kullanımından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Her iki yapılanmada da mekanizmanın hareketi için selonoid kullanıldığı, ... firmasına ait üründe söz konusu selenoidin elektronik karta bağlı olduğu ve 5 numaralı elektronik üzerinde olduğu, ... firmasına ait üründe ise selenoidin ve 5 numaralı parçanın gövde dışına çıkan kablolara bağlı olduğu görülmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki görsellerdeki işaretlemelerden 1, 2 ve 3 numaralı unsurlar her iki firmaya ait yapılanmada da aynı işlevlere sahip olup, şeklen benzer olmakla birlikte 2 ve 3 numaralı unsurların tasarım detaylarının farklı olduğu görülmüştür. Özellikle 2 numaralı unsura müdahale edilip kilidin elle kontrolü ... firması ürününde mümkün değilken ... firmasına ait üründe 2 numaralı unsurun kuyruk kısmının gövde dışına uzandığı ve kapak sökülmeden el ile müdahaleye uygun tasarıma sahip olduğu görülmüştür. Her ne kadar ... firmasına ait üründe 2 numaralı unsurun kuyruk kısmının gövdenin iç kısmındaki mekanik unsurların bulunduğu kısımdan taşarak elektronik kart üzerine uzandığı görülüyor olsa bile, ... firmasına ait üründeki gibi gövdenin dışı uzanmadığı dolayısı ile iki unsur arasında esas fonksiyonları olan 1 numaralı parça ile temas ederek hareketinin sınırlandırılmasının yanında fonksiyonel farklılıkları da olduğu açıktır. Ayrıca 2 numaralı parçaların geometrik şekillerinin de farklı oldukları görülmüştür. 1 numaralı unsurların ise şeklen aynı oldukları görülmüştür. Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere kilit dilinin “L” şeklindeki yapısından dolayı dolap kapağı üzerinde monteli kilit dilinin dolap gövdesi üzerindeki karşılığı olan kilit sistemi gövdesi üzerinde kilit dilinin oturacağı geometrik yapının kullanılması gerekmiştir. Bu noktada ... firmasında kullanılan ve kilit sistemi gövdesinde kilit dilinin girdiği kısımda 1 numaralı unsurun alt kısmına karşılık gelen konumda eğimli yapı kullanılmıştır. Benzer eğimli yapı ... firmasına ait yapılanmada görülmektedir. Farklı şekillerdeki kilit dili tasarımlarına göre gövde üzerinde kilit dilinin girdiği kısımların farklı şekillerde tasarlandığı ve eğimli yüzeylerin de bu farklı tasarımlar arasında olduğu örneklerden de görülmektedir. Her iki firmanın ürününde 1 numaralı unsurun dönmesini sağlayan 4 numaralı unsurlar kullanılmış olup söz konusu bu unsurların fonksiyonları aynı olsa bile konumları ve şekilleri farklıdır (bknz. Bil.Raporu s.18). Aynı fonksiyona sahip benzer ve farklı şekillerde unsurların kullanımı da yine daha önceki raporlarda belirtildiği gibi farklı firmaların uygulamalarında da mevcuttur. ... firmasına ait üründe kilidin çalışma durumunun gösterildiği ve yukarıda ilgili bölümde gösterilen kilit dili kısmındaki ışık geçirgen açıklıktan geçerek dolabın dışından bakıldığında görülebilen ışığı yayan, elektronik karta bağlı olan ve kart üzerinde konumlandırılmış bir kaynak ve gövde içerisindeki bu kaynaktan yayılan ışığın gövde dışına çıkmasını sağlayan bir açıklık ve söz konusu açıklığa konumlandırılmış ışık geçiren plaka bulunurken ... firmasına ait üründe söz konusu bu özellik/unsurlar bulunmamaktadır. Yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda hem son raporda hem de 08/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi kilit dili yapılanmasındaki benzer olduğu görülen özelliklerin başka firmalar tarafından da kullanılan ve yaygın kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. 02/10/2023 ve 06/12/2023 tarihli bilirkişi raporlarında belirtilen “... firmasının kilit gövdesindeki ELEKTRONİK KART BÖLÜMÜ HARİÇ) ... firmasına ÖZGÜ bir kullanım olduğu” görüşü 2 bilirkişi raporu ile çürütülmüştür. Öncelikle bir ürünün/yapılanmanın bir firmaya/kişiye özgü olduğunu söyleyebilmek için dava dosyasına taraflarca sunulmuş olan örnekler ve deliller haricinde tekniğin bilinen durumunda/piyasadaki halihazırda mevcut olan benzer ürünler yönünden kapsamlı bir araştırma yapmak gerekmektedir. Yalnızca dava dosyasında bulunan deliller incelenerek ... firmasına özgü bir kullanım olduğu görüşüne ulaşmak sağlıklı bir yorum yapılmasını mümkün kılmayacaktır. Esasen herhangi bir sınai mülkiyet korumasına sahip olmayan ... firmasına ait ürünün tekniğin bilinen durumunda araştırılmasına da gerek olmadığı aşikardır. Bununla birlikte söz konusu kilit sistemi gövdelerinin karşılaştırmasında elektronik kart bölümü hariç tutularak yapılan bir değerlendirmenin doğru olmadığı değerlendirilmiştir. Kilit sistemi gövdesi içerisinde konumlandırılmış olan söz konusu elektronik kart ... firmasına ait kilit sisteminin temel unsurlarından olup, elektronik kartın teknik özellikleri değerlendirmeye katılmasa dahi söz konusu kartın kullanılıp kullanılmaması bile başlı başına ayırt edici bir farklılıktır. Bununla birlikte önemli yapısal ve fonksiyonel farklılıkların mevcut olduğu, söz konusu bu farklılıkların ayırt edici olduğu ve iki yapılanmanın tüm unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde benzer olarak değerlendirilemeyeceği görüş ve kanaatine varılmıştır.
3.İÇ DOLAP - DIŞ DOLAP Her iki firmaya ait yapılanmalarda da iç dolap ve dış dolap kullanıldığı, iç dolabın bağlantıları kesildiğinde çekilerek dış dolabın ön tarafından dışarı doğru hareket ettirilebildiği görülmüştür. İç dolabın çekilerek çıkarılabilmesi için ... firmasına ait yapılanmada dolabın alt kısmında bir işlem yapılmasına gerek olmamasına rağmen ... firmasına ait yapılanmada dolabın alt kısmını kapatan plakaların da sökülmesi gerekmiştir. ... firmasına ait yapılanmada iç dolabın hareketi için raylı sistem kullanıldığı, ... firmasına ait yapılanmada ise tekerler kullanıldığı anlaşılmıştır. Her iki yapılanmada da iç dolap ve dış dolap kullanımı benzer olmakla beraber, iç dolapların hareket sistemlerinin farklı olması ayırt edici bir özelliktir. Ayrıca iki firmanın iç dolaplarının hareket serbestlikleri de farklıdır. İç dolap ve dış dolap kullanımında benzer olduğu görülen özelliklerin başka firmalar tarafından da kullanılan ve yaygın kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
4. YEKPARE ÖN YÜZ Her iki yapılanmada da yekpare ön yüz kullanıldığı görülmekle beraber önceki bilirkişi raporlarında ön yüz olarak tanımlanmış kısımlarda ... firmasına ait yapılanmada kilit sistemi gövdesinin ön kısmının açık bir şekilde görüldüğü bir açıklık bulunmaktayken ... firmasına ait yapılanmada ön yüzde kilit sistemi gövdesi gözükmemekte yalnızca kilit dilinin giriş yaptığı açıklık gözükmektedir. Her iki yapılanmada da ön yüzün devamında yan büküm olarak adlandırılmış kısımlar mevcuttur. Yapılan inceleme ve değerlendirmede her iki yapılanmada da yekpare ön yüz kullanıldığı, ... firmasına ait yapılanmada kilit sistemi gövdesinin ön yüz arkasında konumlandırıldığı ve ön yüzden gözükmediği, ... firmasına ait yapılanmada ise kilit sistemi gövdesinin ön yüzünün gözüktüğü şekilde bir açıklığa sahip olduğu görülmüş olup, bunun ayırt edici özellik olarak değerlendirilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır. Ayrıca bu farklılıkla birlikte, yekpare ön yüz kullanımının başka firmalar tarafından da kullanıldığı ve yaygın kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
5.ÖN YÜZDE KULLANILAN ARA ÇITA Her iki yapılanmada da yekpare ön yüzlere kaynaklı ara çıtalar kullanıldığı görülmüştür. Dosya muhteviyatı incelendiğinde dosya kapsamında sunulan örneklerde başka firmaların ürünlerinde de ön yüzde ara çıta kullanımının olduğu görülmüş olup bu sebeple ön yüzde ara çıta kullanımının başka firmalar tarafından da kullanıldığı ve yaygın kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
6.MODÜLLER ARASI MONTAJ Her iki firmaya ait yapılanmada da modüler yapının kullanıldığı görülmüş olup söz konusu modüllerin birbirlerine montajlanmasında farklılıklar olduğu görülmüştür. ... firmasına ait yapılanmada modüllerin üst kısımlarında modülün tavan kısmına kenarlarından kaynaklanan montaj aparatlarının birbirlerine 2 adet vida somun bağlantısı ile montajlandığı görülmüştür. ... firmasına ait yapılanmada ise modüllerin üst kısımlarında montaj aparatlarının modülün tavan kısmına kaynakla değil 3 adet vida somun bağlantısı ile sabitlendiği ve bu montaj aparatlarının birbirlerine yine 3 adet vida somun bağlantısı ile montajlandığı görülmüştür. ROVENME firmasına ait yapılanmada modüller birbirlerine ikişer adet nispeten küçük bağlantı aparatı ile bağlanırken, ... firmasına ait yapılanmada ise daha büyük olan ve birer bağlantı aparatı ile modüllerin birbirlerine montajı gerçekleştirilmektedir. Ayrıca ... firmasına ait yapılanmada bağlantı aparatları üzerinde vinç vb. ekipmanlar ile kaldırılmasına olanak sağlayacak taşıma delikleri bulunurken ... firmasına ait yapılanmada bulunmamaktadır. Yapılan değerlendirme sonucu, modüller arası montaj unsurlarında benzerlik olmadığı kanaatine varılmıştır.
7.SERVİS KAPAĞI VE CONTASI Her iki firmaya ait yapılanmada da ürünlerin tavan kısımlarında servis kapakları bulunduğu görülmüştür. Her iki kapak yapılanması da menteşe ile açılmakta ve basit kilitlere sahiptir. Her iki yapılanmada da ürünün tavan kısmındaki açıklıkta bulunan conta bulunmaktadır. ...firmasına ait yapılanmada kapağın açılarak geriye doğru düşmesini engelleyen, kapağın 90 derece kadar açılmasına müsaade eden bir yapılanma olduğu, ... firmasına ait üründe ise kapağın serbest şekilde 180 derece kadar açılabildiği görülmüştür. ... firmasına ait kapak üzerinde başka kilit haricinde başka herhangi bir unsur bulunmamakla beraber ... firmasına ait kapak üzerinde içerisinde elektronik bir sistemin olduğu anlaşılan ve kablo bağlantılarının yapıldığı ayrıca bir ünite olduğu görülmüştür. Heyetimiz daha önceki bilirkişi raporlarında da belirtildiği gibi ürünün üst kısmında kapak kullanılmasının benzer olduğu fakat üst kısımda kapak kullanımı ve kapakta conta kullanımının başka firmalar tarafından da kullanılan ve yaygın kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine katılmaktadır. Bununla birlikte, önemli yapısal ve fonksiyonel farklılıkların mevcut olduğu, söz konusu bu farklılıkların ayırt edici olduğu ve iki yapılanmanın tüm unsurlarıyla birlikte değerlendirildiğinde benzer olarak değerlendirilemeyeceği görüş ve kanaatine varılmıştır.
8.MODÜL SONLANDIRMA (YAN KAPAMA) VE KAMERA TAŞIYICISI BENZERLİĞİ Heyetimizce yapılan tespitte incelenen sistemler dış ortamda kurulu oldukları için her iki sistemde de en dış yan taraflarında montajlı kapama plakaları bulunduğu ve ... firmasına ait sistemde en dış kısımdaki modüller tespit esnasında firma yetkilisi tarafından sökülemediği için “modül sonlandırma” olarak adlandırılan kısımlar görülememiştir. Bu nedenle bu unsur için heyetimizce değerlendirme yapılamamıştır. Dosya muhteviyatı incelendiğinde ise daha önceki hazırlanan bilirkişi raporlarında modül sonlandırma unsurları için ... firmasına ait sistemde yekpare, ... firmasına ait sistemde ise yekpare olmadığı ve bu nedenle iki yapılanmanın farklı olduğu kanaatine ulaşıldığı anlaşılmıştır. Her iki firmaya ait sistemde de sistemlere karşıdan bakıldığında sağ üst kısımlarında konumlandırılmış kameralar bulunduğu, ve bu kameraların kabaca tasvirle “Z” şeklinde taşıyıcılar vasıtasıyla monte edildikleri görülmüştür. Kamera taşıyıcılar arasında yapısal farklılıklar olmakla beraber konum olarak ve şeklen benzemekte oldukları görülmüştür. Dava konusu kargo sistemlerinin güvenlik gereksinimleri göz önüne alındığında kamera kullanılmasının sistemlerin doğası gereği mecburi olduğu ve kullanılacak olan kameranın da tüm dolapları görecek şekilde sistemin kenarına ve öne doğru uzanacak şekilde konumlandırılması gerektiği göz önüne alındığında ve dosya muhteviyatında bulunan örnekler de incelendiğinde aynı konumda ve benzer taşıyıcılar kullanıldığı da daha önceki bilirkişi raporlarında da belirtildiğinden söz konusu unsurun her iki sistemde de benzer olduğu anlaşılmakla beraber yaygın kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
9.YAZILIMLAR Yerinde yapılan incelemede sistemlerin yazılımları incelenememiş olup dosya muhteviyatı incelendiğinde de tarafların yazılımların kaynak kodlarını sunmadıkları görülmüştür. Bu nedenle yazılımlarla ilgili olarak değerlendirme yapılamamıştır. Kaldı ki davacı tarafın bu husustaki kodları sunmaması nedeniyle ihtilafın özünü yazılımın kullanımından kaynaklı bir hak ihlaline dayandırmadığı da anlaşılabilmektedir. Keşif ile birlikte dosya kapsamındaki önceki bilirkişi raporları ve dosyada mevcut sair deliller çerçevesine yapılan incelemeler sonucunda aşağıda davacı yanın 5846 s. Kanun ve ayrıca haksız rekabet iddiaları çerçevesine ileri sürdüğü hususlar da bilahare değerlendirilmiştir. Taraflara ait dolapların tasarımsal açıdan görünümleri itibariyle yapılan incelemede, esasen bu tür kargo teslim noktaları olan modüler nitelikte kullanılan dolap tasarımlarında, benzer dikdörtgen formlu, çoklu dolap yapılı, dokunmatik veyahut tuşlu bir ana kumanda ekranı, güvenlik kamerası, ışıklandırma sistemi gibi unsurların mutat olarak yer aldığı gözlenebilmektedir. İngilizce “parcel lockers” veyahut “delivery lockers” olarak ifade edilen bu ürünler yönünden aynı anahtar kelimeler ile Google Arama motoruyla yapılan aramalar sonucunda birçok görsel elde edilebilmektedir. Basitçe yapılan bir araştırma ile ulaşılmış birkaç sonuçtan da görülebileceği üzere bu tasarımlarda temel form her birinde aynı olup sadece üzerindeki modüler dolapların konumlandırmaları, ekran konumlandırması, güneşlik/yağmurluk koruması, kamera kullanım vs. unsurlar açısından yer değiştirmelere/şekilsel farklılıklara bağlı olarak görünüm farklılaşmaları oluşmakta ise de temel fikir/çıkış noktası aynıdır. Buradan hareketle bu yapıda ürünlerin taraflardan daha evvel de ve hatta sonrasında da çokça kullanıldığı da görülmektedir. Dolayısıyla, harcıalem hale gelmiş bir yapısal düzen söz konusudur. Bu noktada söz konusu yapısal düzen içerisinde eser sahibinin yansımalarının yer aldığı hiçbir ayırt edici unsur her iki tasarımda da mevcut değildir. Bu tespitler neticesinde ise bahsi geçen dolapların özgün nitelikleri bulunan tasarımlar olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle doğrudan eser vasfının da mevcut olduğu yönünde bir sonuca varılamayacağı, bu tür ürünlerde bütünsel algıda benzeşen unsurlarının aynı sektörde kullanılan birçok tasarımda da aynı şekilde zaten mevcut olduğu (söz gelimi dış görünümü etkileyen unsurlar olan daha büyük dolap gözlerinin dolabın alt ve üst kısımlarında yer alırken, ara gözlerin daha dar yapılı oluşu, kamera, dijital ekran kullanımı gibi), aynı doğrultuda bir sonuca davaya konu ürünlerin yapısal ihlal iddiasının temelini oluşturan bir diğer unsur olan kilit sistemi yönünden de varılması mümkün olup, yapılan kapsamlı karşılaştırmada da zaten bu sistemlerin doğrudan benzer olarak da görülmedikleri, yapısal unsurları itibariyle halihazırda piyasada var olan emsallerinden farklılaşmamış, özgünlüğü net olarak ortaya konulamamış bu kilit mekanizmalarından kaynaklı bir fikri hak ihlalinin de yine mevcut olmayacağı değerlendirilmiştir.
HAKSIZ REKABET İDDİALARI ÇERÇEVESİNDEKİ İNCELEMELER Hukuk düzeni, belli fikri ve sınai ürünlerin taklit edilmesini bunların sahibine tanınan mutlak tekelci haklar sayesinde yasaklamaktadır. Yasal olarak tanınmış bu haklar, 5846 s. Kanun kapsamında korunan fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar ve 6769 s. Kanun kapsamındaki haklar gibi haklardır. Başka bir ifadeyle, patent, tasarım, faydalı model, marka vb. fikri mülkiyet hakları bakımından bu hakların özel mevzuatları kapsamında korunmaları ve hakkın doğumu için tescil önemli bir koşul niteliği taşımaktayken fikir ve sanat eserleri yönünden böyle bir koşul ise aranmamaktadır. Tekelci mutlak hakların, hak sahibi dışındaki kişilerin hak konusu ürünlere ilişkin fiillerini engellemek suretiyle ortaya çıkan kilitleyici etkisi çok kuvvetli olduğundan, bu hakların edinilmesi maddi ve şekli açıdan belli şartlara bağlanmıştır. Bir işaretin marka olarak korunabilmesi, onun bir işletmenin mal veya hizmetlerini başka işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt edici nitelikte olmasına bağlıdır. Veyahut tasarımın tekelci olarak korunabilmesi ise onun yeni olmasını ve ayırt edici nitelik taşımasını gerektirmektedir. Maddi şartlar, her bir hak kategorisine göre farklı olmakla birlikte, bazen farklı alanlarda aranan şartların birbirleriyle etkileşim içinde olması da mümkündür. Örneğin dünya çapında yeni olma (mutlak yenilik) ölçütü patent, faydalı model ve tasarım hukuklarında aranan ortak bir şart olup yine tasarımlarda aranan ayırt edici nitelik şartı, kaynağını marka hukukundan almaktadır. Bütün bu hak kategorilerinde tekelci etkinin doğması, hakkın tescil edilmiş olması şartına bağlıdır ki bu da şeklî şart olarak karşımıza çıkmaktadır. Haksız rekabet düzenlemeleri ise genel olarak olağan yarışın, normal rekabetin kötü ve onaylanmayan biçimde, hukuka aykırı olarak yapılmasına yönelik yaptırımları ihtiva eden bir kavramdır. Zira haksız rekabet hukukuna ilişkin hükümlerin konuluş amacında piyasada rekabetin, doğruluk ve dürüstlük kuralları çerçevesinde, haklı yöntemlerle gerçekleştirilmesi yer almaktadır. Bu kurallarla önlenmek istenen, rekabetin sınırlanması değil, tam tersi rekabet hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçilmesidir. İşte bu davranış kuralları, haksız rekabet hükümlerinin uygulama alanına sınır çizen kurallar olup, bunların belirlenmesinde hangi kriterlere dayanılacağı sorusu, haksız rekabet hukukunun özünü oluşturmaktadır. Hukuk sistemlerinde, hangi davranış kurallarına aykırılığın haksız rekabet oluşturacağı konusunda farklı kriterler benimsenmiştir. 6102 sayılı Kanun’da haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinde haksız rekabete ilişkin amaç ve genel hükme yer verildikten sonra, aynı Kanun’un 55 inci maddesinde ticari hayatta karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı sayılan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır.. Bu hükümlerin konuluş amacı, ticari hayatın gerektirdiği dürüstlüğü, bir başka deyişle ticari ahlâkı hâkim kılmak olduğundan, ticaret serbestîsini ve rekabeti bu yönden sınırlandırmaktadırlar. Bununla birlikte tekelci hakları korumaya yönelik kuralların aksine haksız rekabet hukukunun özünü oluşturan soru, rekabet hakkının nasıl kullanıldığıdır. Elbet burada da sınai mülkiyet hukukunda olduğu şekilde bir benzerlik şartı esas olmakla birlikte, esas olan benzerlik yaratmaya neden olacak eylemlerde bulunulması yasaklanmaktadır. Öğretideki ağırlıklı görüş de haksız rekabetin oluşması bakımından iltibas şartı aranması gerektiği yönündedir. 6102 sayılı Kanun'un TTK m. 55/1.a.4’ düzenlemesine göre; "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet hâli olarak belirtilmiştir. Bu durumda, kişinin bir başkasının haklı olarak kullandığı mal veya iş ürününün ya da ticaret unvanı veya markasının-tasarımının aynısını ya da benzerini kendi iş ve faaliyetinde ticari amaçla kullanması, ilgili malı veya iş ürününü piyasaya sunması iltibasa yol açar ve haksız rekabet teşkil eder. Yine bu düzenleme ile, ürünlerin kaynağı konusunda tüketicinin kafasını karıştırma ihtimali olan fiillerin engellenmesi, piyasada açıklık ve şeffaflığın sağlanması amaçlanmakta, bu suretle rakiplerin yanı sıra tüketicilerin ve toplumun da menfaatleri korunmaktadır. Piyasada oluşması muhtemel karışıklığın engellenmesi, rekabetten beklenen işlevlerin sağlanması açısından da önem taşımaktadır. Karıştırılma kavramı kısaca, başkasının hak sahibi olduğu bir değerin, alıcıların karıştırmalarına sebep olacak surette benzerlerinin kullanılmasıdır. Karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için her şeyden önce başkasına ait kökene işaret eden mal, iş ürünü, faaliyet gibi bir unsurun varlığı gereklidir. Maddenin uygulanması açısından karıştırılmaya neden olabilecek unsurun köken göstermesi, yani tüketici nezdinde belli bir işletmeyle bireyselleştirilip onunla bütünleştirilmesi şarttır. Bu bağlamda haksız rekabet hükümleri ile özel olarak korunan hak grupları arasında bir tercih, bir değerlendirme yaparken serbest rekabet ekonomisinin ilkelerinden de yararlanılması gerekmektedir. Genel kabul gören görüşe göre, serbest piyasa ekonomisinin özünü rekabet serbestisi oluşturduğu için, esas olan, özel olarak koruma altına alınmış bir ürün söz konusu olmadığı sürece önceki ürünlerden yararlanma ve bunlara benzetme özgürlüğüdür. Yargıtay da 1999 yılında verdiği bir kararında bu ilkeyi benimsediğini açıkça belli etmiştir; “… Serbest yararlanma ve benzetmenin, taklit ve halkı aldatıcı düzeydeki benzerlik boyutuna ulaşması ve bir işletmenin yıllar suren yatırımını ve özenli çalışması sonucunda oluşturduğu imajı simgeleştiren bir ürünün taklidi halinde haksız rekabet vardır. Dürüstlük kurallarına aykırı olmamak koşuluyla herkes başkasının emeğinin sonuçlarından yararlanarak daha iyisini gerçekleştirmek ve rekabete katılmak hakkına sahiptir. Ancak dürüstlük kuralının ihlal edildiği noktada koruma başlar…” Bu noktada davacı yanın tescilli bir sınai hak sahibi olmaması veyahut 5846 s. Kanun kapsamında değerlendirilebilecek bir eserin sahibi olmaması, bu ürünlerin haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunmayacağı yönünde bir sonucu ise beraberinde getirmeyecektir. Bu noktada davalı taraf itirazlarına katılmak mümkün olmamıştır. Zira yukarıda da ifade edildiği üzere haksız rekabet düzenlemeleri kapsamında “başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" şeklinde belirtilen her bir halin haksız rekabet olduğu, buna göre serbest yararlanma ve benzetmenin taklit ve halkı aldatıcı düzeydeki benzerlik boyutuna ulaşması ve bir işletmenin yıllar süren yatırım ve özenli çalışması sonucunda oluşturduğu imajı simgeleştiren bir ürünün taklidi halinde haksız rekabetin varlığından söz edileceği, dürüstlük kurallarına aykırı olmamak koşulu ile herkes başkasının emeğinin sonuçlarından yararlanarak daha iyisini gerçekleştirmek ve rekabete katılmak hakkına haiz olmakla birlikte dürüstlük kurallarının ihlal edildiği noktada haksız rekabet korumasının başlayacağı, haksız rekabet hükümleri ile sınai mülkiyet kanununun temelindeki en büyük farkın haksız rekabet hukukunda korunmak istenen hususun “emek” ilkesi olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiği aşikardır. Haksız rekabete ilişkin uygulama ve doktrine dair bu genel nitelikteki tespitler sonrasında somut ihtilafa dönüldüğünde, (gerek dolap bütünlüğü gerekse de kilit mekanizması itibariyle) taraf ürünlerinin, mutat unsurlar dışında, doğrudan benzerlik taşıdıkları sonucuna varılmasını mümkün kılmadığı, ürünlerin teknik anlamda birbirlerinden farklı özellikler taşıdığı, ortaklığı tespit edilen unsurların ilgili sektördeki aktörler tarafından tasarlanan ürünlerde de yaygın olarak kullanılan unsurlardan ibaret olduğu, bunun neticesinde ortaya çıkan nihai ürünler farklı olup farklı isimler/ayırt edici ibareler altında da piyasaya sürüldükleri değerlendirilmiştir. Böyle bir durumda, bahsi geçen dolapların veya kilit sisteminin, Türkiye’de ilk defa davacı tarafça kullanılan/piyasaya sunulan bir ürün olduğu, dünya genelindeki emsallerinden somut düzeyde farklılıkları bulunan ve salt bu nedenle tercih edilen ürünler oldukları yönünde mutlak bir kanaate varılamadığı gibi, zaten ihtilafın yargılama süreci neticesinde somutlaştığı görülen kilit mekanizmaları bakımından da yapısal farklılıkların mevcut olduğu değerlendirilmiştir. Nihai olarak haksız rekabetin varlığında pek çok farklı etkenin bir arada değerlendirilmesi gerektiği, sınai mülkiyet koruması altında olmayan/olmaması gereken ürünlerin birebir taklidinin dahi her koşulda haksız rekabet hükümleri uyarınca korunması mümkün olmazken, açıklanan teknik değerlendirmeler neticesinde tespit edilen farklılıklar nedeniyle bu kanaate evleviyetle varılması gerektiği, aksi takdirde serbest piyasa ekonomisi kapsamında, haksız rekabet hükümlerinin amacının çok daha ötesinde ve belki de tescilli bir sınai haktan daha geniş bir koruma bahşedileceği, ancak böyle bir durumun kanun koyucunun iradesini yansıtmadığı gibi bu durumun gerek teknolojik gerekse de serbest piyasa ekonomisini düzenlemek için getirilen haksız rekabete ilişkin hükümler ile korunmak istenilen durum da olmadığı, bu nedenle haksız rekabet koşullarının da somut ihtilafta ortaya çıkmayacak olduğu görüş ve kanaatlerine varılmıştır.
TTK M. 55/1-B, 3 VE TTK M. 55/1-D BAKIMINDAN İNCELEME İşçi ve işveren ilişkilerinde işçinin en önemli edimi iş görme edimiyken, işverenin de bunun karşısında ücret ödeme borcu altındadır. Buna karşılık işçinin, iş sözleşmesinden doğan ve dosya bakımından önem taşıyan bir borcu da sadakat ve sır saklama borcudur. İşçinin sadakat borcu, dürüstlük kuralı çerçevesinde işverene zarar verebilecek her türlü davranıştan kaçınmayı ifade eder. Nitekim hukukumuzda işçinin sadakat borcu TBK md. 396’da “İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür” şeklinde işçinin sır saklama yükümlülüğünü de içerecek şekilde ifade bulmuştur (Eren, s. 511, N. 1852-1853). İş ilişkisinde işçinin sadakat borcunun, işçinin işveren ile olan iş sözleşmesi kapsamında bağlılığı devam ettiği sürece, işvereni zarara sokacak eylem ve açıklamalardan kaçınması olarak değerlendirilmektedir (Eren, s. 511, N. 1852). Sadakat borcuna aykırı sayılabilecek fiillerin tek tek sıralanması doğru olmayacaktır, her fiilin sadakat borcuna aykırı olup olmadığı olay özelinde değerlendirilmelidir. Çünkü borcun kapsamının belirlenmesinde hizmet ilişkisinin konusu, taraflar arasındaki ilişki, işin özelliği ve ticari hayatın alışkanlıkları da dikkate alınmalıdır (Uşan, İş Sırrı, s. 63). İşçinin iş ilişkisi sırasında devam eden ve işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da devam eden rekabet etmeme borcu işçinin sadakat borcunun bir sonucudur. İş sırları bakımından TBK md. 396, işçinin hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra sır saklama yükümlülüğünün “işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde” devam edeceğini düzenlemiştir. Ayrıca TTK md. 55/1-d; “Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur” hükmü ile bir haksız rekabet türüne yer vermektedir. Bu hüküm ile TTK md. 55/1-b hükmü birbirini tamamlayan hükümlerdir. Nitekim (d) bendi ile (b) bendinin ortak yönleri vardır. Ancak birincisi elde etme, ikincisi ise kullanmayı esas almaktadır (TTK Gerekçe, md. 55). TTK m. 55/1-d haksız rekabetin gerçekleşmesi için iki unsur aranmıştır: Üretim veya iş sırrının mevcut olması ve sırların hukuka aykırı olarak ifşası. Bu çerçevede sır teşkil eden bilgilerin hukuka uygun olarak veya hukuka aykırı olarak öğrenilip öğrenilmediği fark yaratmamaktadır. Hukuka uygun olarak öğrenilen bilgilerin dahi hukuka aykırı olarak ifşası haksız rekabet olarak değerlendirilmektedir (Nomer Ertan F.: Haksız Rekabet Hukuku, 2016, s. 330-331). Hukuka aykırılıktan söz edebilmek için, ya sözleşmeden ya da kanundan doğan bir sır saklama yükümlülüğünün mevcut olması ve bu yükümlülüğe aykırı olarak bilgilerin ifşa edilmesi gerekmektedir. Örneğin, TBK m.396/III uyarınca, işçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür (Nomer Ertan F.: Haksız Rekabet Hukuku, 2016, s. 333’den aynen). TTK md. 55/1-b-3’de “İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek” bir haksız rekabet örneği olarak değerlendirilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere TTK md. 55/1-d hükmü ile TTK md. 55/1-b hükmü birbirini tamamlayan hükümlerdir. Nitekim (d) bendi ile (b) bendinin ortak yönleri vardır. Ancak birincisi elde etme, ikincisi ise kullanmayı esas almaktadır (TTK Gerekçe, md. 55). Yöneltilen kimseler, üçüncü kişilerin işçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileridir. Bu kimseler, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim veya iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltilmektedir. Haksız rekabet olarak nitelendirilen fiil, üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltme olduğu için, b-3 çerçevesinde haksız rekabeti gerçekleştiren kişi de işçi, vekil veya diğer yardımcı kişi değil, yönelten kişidir (Nomer Ertan, s. 297). Bu hüküm kapsamında da haksız rekabetin tespiti için üretim ve iş sırrının bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Hal böyleyken somut olayda davacının talebinin TTK m. 55/1-b, 3 ve TTK m. 55/1-d’ye dayandırdığı anlaşılmıştır. Buna karşılık yukarıda da ifade edildiği üzere davalılar tarafından bu hükümler kapsamında haksız rekabetin oluştuğuna karar verilebilmesi için ilk incelenmesi gereken davalı ...’ın davacı şirkette çalıştığı süre boyunca üretim ve iş sırlarına vakıf olup olup olmadığının tespitidir. Tanık anlatımlarında; davacı şirketin teknik müdürünün kargo otomatlarına ilişkin tasarımların bulunduğu gizli klasöre davalı ...’ın erişim yetkisinin verildiğinin ifade edildiği anlaşılmaktadır. Ancak davacı tarafından herhangi bir şekilde bu bilgilerin kopyalanıp kopyalanmadığı konusunda dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunamadığı anlaşılmaktadır. Yanı sıra davalı ...’ın diğer davalı şirkette farklı bir alanda çalıştığı da tanık anlatımlarıyla beyan edilmektedir. Bununla birlikte, bahsi geçen ürünün tüm parça, unsur ve yazılımın 1 kişi tarafından bilinmesi ve benzer bir ürünün aynısının bu kişide yer alan bilgiler ile üretilebilir olması da hayatın olağan akışına uymamaktadır. Ayrıca yukarıda yapılan teknik incelemede de görüleceği üzere, üründe kullanılan teknik unsurlar birbirinden farklıdır. Neticede davalı ...’ın iş akdinin sona ermesinden sonra diğer davalı şirkette iş akdiyle çalışmaya başlamasının tek başına iş akdi sona erdikten sonraki sır saklama yükümlülüğünün ihlali ve üretim ve iş sırlarının hukuka aykırı ifşası eyleminin gerçekleştiğinin değerlendirilmesi bakımından yeterli olmadığı, hangi üretim ve iş sırlarının, davacı aleyhine ne şekilde kullanıldığına ilişkin bir bilgi, belgeye dosya içeriğinden ulaşılamadığı; teknik incelemeden de görüleceği üzere, kullanılan teknik unsurların birbirinden farklı olduğunun tespit edildiği; buna karşılık sır niteliğinde olan bilgilerin davalı ... tarafından bilinip, aktarıldığına ilişkin nihai kanaatin ve delillerin değerlendirilmesi anlamında somut, her türlü şüpheden uzak delil sunulmadığından, bu yöndeki iddianın ispatlanmadığı anlaşılmış ve davalı ...'a yönelik dava reddedilmiştir. Benzer şekilde diğer davalı CANNOVATE’in eylemlerinin de TTK m. 55/1-d bakımından değerlendirilmesi neticesinde davacı şirketinde iş akdiyle çalışan ...’ın davalı şirkette istihdam edilmesinin, tek başına iş sırlarını üretim ve iş sırlarını ele geçirmeye veya ifşa etmeye yöneltmek olarak değerlendirilmesi bakımından yeterli olmadığı ve hangi üretim ve iş sırlarının, ifşa etmeye veya ele geçirilmeye yönetildiğine dair, bir bilgi veya belgeye dosya içeriğinden ulaşılamadığı; ayrıca yapılan teknik incelemede üründeki teknik unsurların birbirinden farklı olduğu anlaşılmıştır. Davalı ...'e husumet yöneltilmesinin sebebi ise davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olmasıdır. Yukarıda ayrıntılı olarak gerekçelendirildiği gibi, dava konusu ürünlerin karşılaştırılmasıyla eldeki dava ispatlanamadığından, davalı ...'e yönelik dava da reddedilmiştir. Asıl davada haksız rekabete dayalı olan dava reddolduğundan, yine haksız rekabete dayalı tazminat taleplerini içeren birleşen dava incelenmesine gerek olmaksızın reddedilmiştir. Davalı şirket ve davalı ... bakımından dava aynı sebeple reddedildiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) (Genel Hükümler) 3. maddesini 2. fıkrası uyarınca tek; davalı ... bakımından farklı sebeple reddedildiğinden AAÜT'nin aynı madde ve fıkrası uyarınca ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek asıl ve birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: 1-Asıl ve birleşen davanın REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 529,41 TL harcın mahsubu ile 85,99 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Asıl dava yönünden davalılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davalı şirket ve davalı ...'e verilmesine; 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 4-Asıl davada davalı tarafından yapılan 10.500,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Birleşen dava yönünden alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 529,41 TL harcın mahsubu ile 85,99 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Birleşen dava yönünden davalılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davalı şirket ve davalı ...'e verilmesine; 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ...aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 03/06/2025