İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/205 E. 2026/208 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/205
- Karar No
- 2026/208
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/205 KARAR NO : 2026/208
DAVA : Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 04/05/2018 KARAR TARİHİ : 22/10/2026
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ----- Şirketinin 1968 yılında ticari faaliyetlere başladığını ve 1994 yılı itibariyle de otomotiv sektöründe hizmet verdiğini, müvekkilinin firma kuruluşunu 04.04.1995 tarihinde gerçekleştirdiğini ve firmanın 28.05.1995 tarihi itibariyle ---- Ticaret Odasına kaydedildiğini, müvekkilinin 2001 yılından itibaren -----” alan adını tescilli olarak kullandığını, müvekkilinin 2001 yılından itibaren “İnşaat Hizmetleri, Oto Galeri Hizmetleri, Gayrimenkul Komisyonculuğu-Emlek, Oto Servisi - Oto Kiralama” vb. hizmetlerinde tescilli “-----” ibareli markaların bulunduğunu, müvekkilinin 2009 yılı itibariyle -----olarak hizmet verdiğini, davalının “---” ve “----” alan adresinde, işyeri tabela ve kataloglarında müvekkiline ait “----” markasını kullandığını, müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, davalının fiillerinin aynı zamanda TTK m. 54 ve m. 55 hükümleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının fiillerinin haksız rekabet olup olmadığının hükmen tespitine, SMK m.149 hükmü kapsamında fiilin marka hakkına tecavüz olup olmadığının tespitine, marka hakkına tecavüz fiillerinin önlenmesi, durdurulması ve kaldırılmasına, tecavüzü oluşturan veya cezayı gerektiren ürünlere el konulmasına, markanın taklit edilmesinden dolayı uğranılan zararlar için dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte tazminine, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00-TL (yirmi bin Türk Lirası) maddi tazminatın ve SMK m.151 hükmü kapsamında yoksun kalınan kazancın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin ticaret unvanının, şirketin kurucusu ve ortağı bulunan ----, soyadı olan “----” olarak belirlendiğini, şirket kuruluşunun 1994 yılına dayandığını, unvanlarının 10.03.2005 tarihinden itibaren --- Gazetesi’nde yer aldığını, limited şirketlerin TTK m. 43’e göre ticaret unvanını serbestçe belirleme hakkına sahip olduğunu, SMK m. 7/5’e göre ticaret unvanı başkasına ait, bir marka ile aynı ya da benzer olsa dahi unvan sahibinin dürüstlüğe uygun şekilde unvanını kullanmaya devam edebileceğini, ticaret unvanı kullanımının markasal bir kullanım olmadığını, derdest davanın kötüniyetli açıldığını, ticaret unvanının internet sitesinde kullanımının marka tecavüzü oluşturmadığını, sermaye şirketleri açısından kanundan kaynaklanan internet sitesi kurma zorunluluğu bulunduğunu, dava anına kadar anılan unvanın aralıksız ve yoğun olarak kullanıldığını, davacı tarafın basireli bir tacir gibi hareket etmeyerek 5 yıllık yasal süre içinde ticaret unvanını terkinini yahut iptalini talep etmediğini, SMK m. 157’nin TBK m. 72’ye yaptığı atıf ile, 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ----. Noterliği 03.04.2015 tarih, ---- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı tarafın ilgili kullanımı öncesinde de bildiğini ancak sessiz kaldığını, davaya cevapları değerlendirilmeden alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, müvekkilinin soyadı olan “---” ambleminin ---- firması ile birlikte kullanıldığını, internetteki ilanların da “----olarak verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Tarafların; davalının işyeri tabelasında, kataloglarda ve veb sitesinde kullandığı ---- ibaresinin davacının tescilli markaları ile iltibasa neden olacak derecede benzer olup olmadığı, davalının ticaret ünvanının çekirdek unsuru ve kurucu ortağının soyadı olması nedeniyle kullanımının yasal hakkı olup olmadığı, davacının talepleri ile ilgili sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğrayıp uğramadığı, davacının tazminat talep edip edemeyeceği ve tazminatın ne kadar olacağı konularında anlaşamadıkları tespit edildi.
GEREKÇE: Taraf vekillerinin havale tarihli dilekçesi ile dilekçe ekinde sunulan Sulh Protokolü doğrultusunda tarafların anlaştığını, karşılıklı olarak vekalet ücreti, yargılama gideri ve herhangi bir başkaca alacak taleplerinin bulunmadığını, tarafların anlaşması sebebiyle sulh protokolü doğrultusunda karar verilmesini beyan ederek, dosyanın karara çıkartılmasını talep etmiş olup, her iki taraf vekilinin vekaletnamelerinin incelenmesinde sulh yapmaya yetkili oldukları anlaşılmıştır. Dosyaya sunulan Sulh Protokolü incelendiğinde içeriğinde; SULH VE İBRA Taraflar, dava konusu uyuşmazlık bakımından karşılıklı olarak sulh olduklarını, birbirlerini gayrikabili rücu şekilde ibra ettiklerini, birbirlerinden herhangi bir hak, alacak, maddi veya manevi tazminat ya da başka bir talepte bulunmayacaklarını kabul, beyan ve taahhüt ederler.Taraflar, yargılama giderleri ve vekâlet ücretleri dâhil olmak üzere birbirlerinden hiçbir talepte bulunmayacaklarını, kendi yaptıkları masrafların üzerlerinde kalacağını kabul ederler.
DAVANIN SONA ERDİRİLMESİ Taraflar, işbu sulh sözleşmesini mahkemeye sunarak davanın sulh nedeniyle sona erdirilmesini talep edeceklerdir. Davacı; ...'ni dava konusu markanın kullanmasına karşı herhangi bir itirazı ve talebi olmadığını kabul etmiştir. Davacı .... İş bu sözleşmenin imzalandığı 13/10/2026 tarihine kadar davalı ...'nden markanın kullanımına ilişkin haksız rekabet ve tazminat talepleri olmadığını davalı ...'ni 26/10/2026 tarihine kadar gayrikabili rücu olarak ibra ettiğini markaya ilişkin hiçbir talepte bulunmayacağını kabul ve taahhüt etmektedir. YÜRÜRLÜK İşbu sözleşme, taraflarca imzalandığı tarihte yürürlüğe girer.13 / 10/ 2026 şeklinde sulh hükümlerinin yer aldığı tespit edilmiştir. HMK'nun 313. ve devamı maddleri uyarınca sulhun davaya son veren taraf işlemlerinden olduğu, taraf vekillerinin beyanları ve dosyaya sunulan sulh sözleşmesi uyarınca, tarafların sulh oldukları ve davanın sulh nedeniyle konusuz kaldığı anlaşılmakla, karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Tarafların sulh olması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 390,45-TL harcın isteği halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Tarafların vekalet ücreti talepleri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafın yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgililere iadesine,Dair; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.