İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/159 E. 2026/592 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/159
- Karar No
- 2026/592
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/159 Esas - 2026/592 T.C. ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2026/159 KARAR NO: 2026/592
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 23/12/2020 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 K.YAZIM TARİHİ : 22/10/2026
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili; müvekkilin forex piyasasında yatırım yaptığını düşünerek 2019 yılından itibaren davalı firmaya farklı tarihlerde ve miktarlarda ödemeler yaptığını, müvekkilin forex piyasası ile ilgili deneyimi bulunmadığını, davalı firmanın, müvekkilin bilgisiz ve tecrübesizliğinden yararlanarak, sürekli telefonla aramak suretiyle müvekkilin üzerinde baskı kurduğunu, işlemlerde .....bank güvencesinin bulunduğu, kendilerinin işlemlerini yönlendirecekleri, yüksek kazanç sağlayacakları, kendilerine para yatırması halinde sadece al-sat tabir edilen işlemlerle kâr edeceği ifade edilerek, müvekkilin yüksek kazanç sağlanacağı vaadiyle yanıltıldığını, davalı firmanın, kaldıraç değişikliklerinde teminat seviyelerinde müvekkilin bilgisi ve muvafakatı olmadan devam eden işlemlerde değişikliğe gittiğini, SPK Mevzuatında da yer aldığı üzere işlemler sonlandırıldıktan sonra kaldıraç değişikliği yapılacağını, yine Sermaye Piyasası Kurulu'nun, riskleri ve mağduriyetleri önlemek amacıyla 50.000,00TL limit zorunluluğu getirmiş olup müvekkilin hesabında 50.000,00TL olmadığı halde riskli işlemlere davalı firmanın izin verdiğini. müvekkilin işlemlerinde SPK mevzuatları ve ilkeleri dışında teminatları düşük olduğu halde sürekli işlem açıp kapattırdıklarını, mevzuat gereği, tarafları temsile yetkili kişilere, bunların temsil yetkilerine ve temsilcinin veya temsil yetkisinin sınırlarının değiştirilmesine ilişkin bilgiler Çerçeve Sözleşmede yer alması gerekirken, davalı şirket tarafından düzenlenen Çerçeve Sözleşmede böyle bir düzenlemenin mevcut olmadığını, sözleşmenin sayfalarının tamamının müvekkile verilmediğini, uygunluk ve yerindelik testlerinin yapılmadığını, firmanın müvekkille ortak meta programı kullandığı için kendilerinin de bizzat programa dahil olduklarını ve sistem üzerinde işlemleri engellemeler donmalar ve arka plan hileleriyle de slipajlar ekonomik takvim verilerinde dünyada gelişen önemli olaylarda piyasa fiyatlandığı için saliselerle olan yani milisaniyelerle bu işlemlerin programda ping yoluyla yavaşlatılarak müvekkili zararla sonuçlanıncaya kadar işlemlere müdahale ettiklerini, davalı firmanın müvekkilin yatırmış olduğu tüm depozitonun ..... Bank bünyesinde olduğunu ve işlemlerin tamamının .... Bank'a bildirdikleri güvencesinin apaçık ihlali olduğunu, ..... Bank'a müvekkilin yatırmış olduğu depozitoları ve işlemlerinin kısmen bildirildiğini, davalı firma yetkililerinin müşteri ilişkisi kurulurken çıkar çatışmasının ne olduğunu ve sonuçlarını müvekkile açıklamadan onun işlem yapmasına müsaade ettiklerini, Al-Sat işlemleri ile alakalı olarak da müvekkilini yönlendirerek açıkça onun zarar etmesine sebebiyet vermek suretiyle firmanın kar elde etmesini sağlamış olduğunu, müvekkilin, davalının bahsedilen hizmet kusuru ve muhtemel kastı sebebiyle toplamda 312.000,00 ABD Doları civarında zarar ettiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilin davalı firmaya yatırdığı depozito bedelinin şimdilik 500 ABD Doları kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili; davanın görevsiz mahkemede ikame edildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ..... E. ....... K. sayılı Kararında dava konusuna ilişkin olarak görev bakımından “Hal böyle olunca davacının hizmeti davalı bankadan finansal işlemler için aldığı, hizmetin alınma amacının öncelikle göz önünde bulundurulması gerektiği anlaşılmakla, davacının bu ticari amacı karşısında tüketici sayılması mümkün değildir.” yönünde karar verildiğini, Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi’nin 1. maddesinde, sözleşmenin konusunun; “İşbu Sözleşme tahtında, Sermaye Piyasası Mevzuatı ve ilgili sair mevzuat hükümleri çerçevesinde Yatırım Kuruluşu tarafından piyasa yapıcı sıfatıyla, Portföy Aracılığı Faaliyeti kapsamında Müşteri’ye döviz, mal, kıymetli maden ve Sermaye Piyasası Kurulu’nca belirlenecek diğer varlıkların ticari amaçla kaldıraçlı olarak alım satım işlemleri ..” olarak belirlendiğini, davacının ticari amaçla hareket etmekte olduğunun ifade edildiğini, davacının taraflar arasındaki ilişkide tüketici değil, yatırımcı konumunda olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin 1/f bendinde finansal kurumlara ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağının ifade edildiğini, SPK’nın verdiği kuruluş ve faaliyet izni çerçevesinde sermaye piyasalarında faaliyet gösteren müvekkil şirketin bir finansal kurum olduğunu, TTK’nın 4. maddesinin 1. bendi uyarınca anılan yasada düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan hukuk davaları mutlak ticari dava olup, bu nitelikte uyuşmazlıklara tüketici mahkemelerinin bakmasının mümkün olmadığını, Hukuk Genel Kurulu Kararı doğrultusunda verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nin 27/06/2019 tarih 2018/2207 E. 2019/905 K. sayılı kararında emsal davalarda ticari amaçtan dolayı görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olacağının belirtildiğini, haksız ve dayanaksız davaya karşı zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacı taraf ile mevzuata uygun ve SPK tarafından belirlenen asgari hususlar dâhilinde çerçeve sözleşme akdedildiğini, davacı tarafın gerçekleştirdiği işlemler sonucu uğradığını belirttiği zarar ile iddiaları arasında dahi hiçbir şekilde illiyet bağı olmamasına rağmen müvekkil şirketi sorumlu tutmaya çalışmasının kabul edilemeyeceğini, kaldıraçlı işlemin hesapta bulunan ve işlemin güvencesini teşkil eden teminata dayanarak döviz, kıymetli madenler veya SPK tarafından belirlenecek diğer varlıkların kaldıraç oranı sınırı içinde pozisyon elde ederek elektronik ortamda oluşturulmuş bir platformda alımı olduğunu, davacı tarafından gerçekleştirilen kaldıraçlı işlemlerin ifade edildiği gibi riski büyük olup, yatırılan tutarın büyük kısmı hatta tamamının kaybedilmesinin ihtimal dâhilinde olduğunu, davacının kendisinin gerçekleştirdiği, bilgisi dâhilinde olan işlemlerden doğan zararını tazmin etmek için müvekkil aracı kurumdan talepte bulunmasının yersiz ve kötüniyetli olduğunu, davacının sözleşmesinin usulüne uygun şekilde akdedildiğini, formu sözleşme imzasından önce okuduğunu imzaladığını, davacının her an online olarak işlemlerini izleyebildiği gibi, kendisine günlük ve aylık bildirimlerin de düzenli bir şekilde yapıldığını, davacının işlemleri sırasında yönlendirildiğine ilişkin iddiaların ve uygunluk testine ilişkin iddialarının, kaldıraç değişikliklerinde teminat seviyelerinde davacının bilgisi ve muvafakati olmadan devam eden işlemlerde değişikliğe gidilmiş olduğu ve hesabında 50.000,00TL olmadığı halde mevzuata aykırı olarak işlemlere devam etmesine izin verildiği iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, çıkar çatışmasının davacıya anlatılmadığı ve ..... Bank'ta olan teminatlarının gününde bildirilmediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, log gönderim kayıtlarında, ses kayıtlarında ve ilgili belgelerde bu hususların belirtildiğini beyan ederek davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, aksi halde haksız, dayanaksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ....Menkul Değerler A.Ş. Kayıtları, taraflar arasında düzenlenen kaldıraçlı alım satım işlemleri çerçeve sözleşmesi ve ekleri, lag-log kayıtları, hesap ekstresi ve dekontları, takas bank kayıtları, SPK kayıtları, 28/11/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporu, 26/08/2026 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, taraflar arasında düzenlenen Kaldıraçlı Alım Satım Sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Kaldıraçlı alım satım işlemleri ya da kaldıraçlı işlemler, ülkemizde ilk olarak, 6111 sayılı Kanun ile değişik Mülga 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SerPK)’nun 30’uncu maddesine eklenen “döviz, mal, kıymetli maden veya Kurulca belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı alım satımı, alım satımına aracılık ve bu işlemlere yönelik hizmetlerin yerine getirilmesi” şeklindeki düzenleme ile sermaye piyasası faaliyeti olarak kabul edilmiştir. Söz konusu işlemler daha sonra yürürlüğe giren 6362 sayılı SerPK’nın 3/ (1)-u maddesi ile türev araçlar kapsamına dâhil edilmiştir. Kaldıraçlı işlemlere yönelik ülkemizde SPK tarafından öncelikle “Seri: V, No:125 Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri ve Bu İşlemleri Gerçekleştirebilecek Kurumlara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ" yayımlanmış, ardından Kurulca “Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (III- 37.1)” yayımlanarak bu Tebliğ ile önceki Seri: V, No:125 Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır. Adı geçen yeni Tebliğ m.3/(1)-g’de kaldıraçlı işlem, “yatırım teminatı karşılığında, döviz ve kıymetli madenler ile SPK tarafından belirlenecek diğer varlıkların kaldıraçlı olarak elektronik ortamda oluşturulmuş bir platformdaki alım satım işlemleri” olarak tanımlanmıştır (Aydın, E./Ayyıldırım, K.: Kaldıraçlı İşlemler ve Vergilendirilmesi, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 11, Sayı 1, 2015, s.27). Taraflar arasında 28/11/2014 tarihinde Kaldıraçlı Alım Satım Alım İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu Sözleşme’nin “Madde 1. Sözleşmenin Konusu” başlıklı bölümünde; "İş bu sözleşme tahtında, müşteriye döviz, mal, kıymetli maden ve Kurulca belirlenecek diğer varlıkların ticari amaçlı kaldıraçlı alım satımı, alım satıma aracılık ve işlem yapma imkanı tanınacak ve hususlara ilişkin her tür hizmet sunulacaktır,' düzenlemesi ile tarafları bağlayıcı hak ve yükümlülükleri kapsadığı belirtilmiştir. Bu madde kapsamı gözetildiğinde tarafların ticari amaçla işbu sözleşmeyi akdettikleri görülmekle mahkememizin görevli olduğu kabul edilerek işin esasına girilmiştir. Davalı yan cevap dilekçesiyle zamanaşımı definde bulunmuştur. TBK'nın 72. Maddesinde “Zarar gören üçüncü kişinin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıldır. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.” şeklinde zamanaşımı süresine ilişkin yasal düzenleme bulunmaktaysa da, davacı yanın tam olarak hangi tarihteki hangi işlem için oluşan zararını talep ettiği somut olarak belirtilmediğinden 2 yıllık zamanaşımının işlemeye başladığı tarihin tespiti mümkün olmamış, ancak 10 yıllık zamanaşımı süresi sözleşme tarihinden dava tarihine kadar dolmadığından davalının zamanaşımı define itibar edilmemiştir. Toplanan deliller ile birlikte rapor tanzimi için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 28/11/2022 havale tarihli rapor düzenlenerek dosyaya sunulmuştur. Düzenlenen raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu değerlendirilmekle rapor hükme esas alınmıştır. Bu rapor doğrultusunda Mahkememizce yapılan yargılama sonunda; mahkememizin 24/01/2023 tarihli ..... esas, ..... karar sayılı kararı ile; "davanın reddine" karar verilmiştir. Mahkememizce verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 13/11/2025 tarihli ve 2023/504 esas, 2025/1287 karar sayılı ilamında; "...Her ne kadar mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiş ise de; dosyada mevcut ses kayıtlarına ilişkin CD dökümlerinden dava konusu işlemlerin bir kısmının davacının kendi yaptığı işlemler, bir kısmının ise davalı tarafından yönlendirilmesi neticesinde yapılan işlemler olduğu anlaşılmaktadır. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönde bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı gibi ilk derece mahkemesince de tarafların bu yöndeki delilleri toplanmadan ve taraf vekillerinin bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden eksik incelemeyle karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece tarafların yargılama aşamasında ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz ve beyanları da dikkate alınarak, dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile gerekirse davalı kayıtları üzerinde inceleme yapılarak davacının dava konusu edilen dönemde kendi yaptığı işlemler ile davalı personelince ikna edildiği işlemlerin ayrıştırılarak hangi işlemlerin hangi tarihte yapıldığı ve söz konusu işlemler nedeniyle davacı zararı oluşup oluşmadığının araştırılarak ve ilk raporda tespit edilen hususlar ile bu hususların zarara neden olup olmadığı, varsa tutarları yönünden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yönde bir araştırma yapılmaksızın ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli olan belirtilen delilin toplanmadan karar verilmesi hüküm ve yasaya aykırıdır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmekle mahkememizden verilen karar kaldırılmıştır. Kaldırma kararı uyarınca alınan bilirkişi heyeti ek raporunda, davacının 434180 numaralı hesapının 1.206.328,00 TL giriş, 376.500,00 TL çıkış yapıldığı; net fonlamanın 831.828,00 TL olduğu, 16.368 buy/sell işleminin işlem ve swap net sonucunun -860.694,79 TL olduğu ve elektronik kayıtların yaklaşık 14,29 TL son bakiye verdiği, ses kayıtlarında daval personelinin davacısı bazı tarihlerde para yatırmaya, yeniden işlem yapmaya ve belirli işlem stratejileri/yönleri kullanmaya açıkça teşvik ettiği tespit edilmiştir. Bu nedenle davalı personelince hiç yönlendirme yapılmadığı yönündeki mutlak değerlendirme kayıtlarla örtüşmediği, bununla birlikte, yönlendirme veya teşvik içeriği tespit edilen ses kayıtları ile elektronik işlem ekstresi tarih-saat ve işlem sonucu bakımından karşılaştırıldığında, davalı personelinin yönlendirmesi sonucu yapıldığı kesin olarak ayrıştırılabilen ve bu nedenle oluştuğu miktarsal olarak hesaplanabilen ayrı bir zarar grubu mevcut kayıtlarla belirlenemediği, incelenen kuvvetli yönlendirme örneklerinin önemli bölümünde ya yakın zamanda yeni işlem yapılmamış, ya önerilen yönlе işlem yönü uyuşmamış ya da sonradan açılan işlemler net karla kapandığı, 10.08.2018 tarihli -648.015,88 TL büyük zarar öncesinde davacıya hesaba ilave para yatırılması yönünde tavsiyelerde bulunulduğu ve 23.07.2018-10.08.2018 sırasında hesaba toplam 185.000,00 TL ilave para girişi gerçekleştirdiği tespit edilmiştir; ancak bu tavsiyelerin zararla kapanan belirli EURTRY/USDTRY işlemlerinin açılmasına yönelik açık bir talimat içeriği belirlenemediği, ayrıca 10.08.2018 günü 12:00:01 tarihli yönlendirme içerikli görüşme, 311 pozisyonun 09:16:42-09:18:14 arasında gerçekleşen toplu kapanışından sonra yapılmıştır. Bu nedenle söz konusu büyük zararın belirli bir ses kaydındaki yönlendirme sonucu meydana geldiği işlem bazında ortaya konulamadığı, bilişim ve elektronik işlem altyapısı yönünden; davacı hesabında olağandışı bağlantı/erşim sorunları bulunduğu, ancak mevcut verilerle bu sorunların davalının kasıtlı müdahalelerinden kaynaklandığının veya belirli bir işlem zararına doğrudan neden olduğunu teknik olarak tespit edilemediği, bu yönden ilave teknik inceleme yapılmasını gerektiren bir husus bulunmadığı belirtilmiştir. Düzenlenen raporun kaldırma kararına uygun, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlendiği, her bir görüşme ve yapılan işlemin, işlem karşılığının ayrı ayrı tespit edildiği, yapılan tespitlerden anlaşıldığı üzere, davalı personelince davacıya bazı tarihlerde para yatırmaya, yeniden işlem yapmaya ve belirli işlem stratejileri/yönleri kullanmaya açıkça teşvik ettiği, yönlendirme veya teşvik içeriği tespit edilen ses kayıtları ile elektronik işlem ekstresi tarih-saat ve işlem sonucu bakımından karşılaştırıldığında, davalı personelinin yönlendirmesi sonucu yapıldığı kesin olarak ayrıştırılabilen ve bu nedenle oluştuğu miktarsal olarak hesaplanabilen ayrı bir zarar grubunun mevcut kayıtlarla belirlenemediği, incelenen kuvvetli yönlendirme örneklerinin önemli bölümünde ya yakın zamanda yeni işlem yapılmadığı, ya önerilen yönlе işlem yönü uyuşmadığı ya da sonradan açılan işlemlerin net karla kapandığı,10.08.2018 tarihli -648.015,88TL büyük zarar öncesinde davacıya hesaba ilave para yatırılması yönünde tavsiyelerde bulunulduğu ve 23.07.2018-10.08.2018 sırasında hesaba toplam 185.000,00TL ilave para girişi gerçekleştirdiği; ancak bu tavsiyelerin zararla kapanan belirli EURTRY/USDTRY işlemlerinin açılmasına yönelik açık bir talimat içeriğinin belirlenemediği, ayrıca 10.08.2018 günü 12:00:01 tarihli yönlendirme içerikli görüşmenin, 311 pozisyonun 09:16:42-09:18:14 arasında gerçekleşen toplu kapanışından sonra yapıldığı, bu nedenle söz konusu büyük zararın belirli bir ses kaydındaki yönlendirme sonucu meydana geldiğinin işlem bazında ortaya konulamadığı, bilişim ve elektronik işlem altyapısı yönünden; davacı hesabında olağandışı bağlantı/erişim sorunları bulunduğu, ancak mevcut verilerle bu sorunların davalının kasıtlı müdahalelerinden kaynaklandığının veya belirli bir işlem zararına doğrudan neden olduğunun teknik olarak tespit edilemediği, bu yönden ilave teknik inceleme yapılmasını gerektiren bir hususun bulunmadığı anlaşılmakla davacının iddia olunan zararından davalının sorumlu tutulamayacağı sonuç ve kanaatiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00TL karar ve ilam harcı ile 732,00TL başvuru harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 564,75TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, kaldırma kararı öncesi verilen karar gereğince yazılan harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmiş olduğu anlaşılmakla, bu hususta yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT madde 13/2 uyarınca 24.465,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/09/2026
Katip ...... e-imzalı Hakim ...... e-imzalı