İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/183 E. 2024/651 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/183
- Karar No
- 2024/651
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/183 Esas KARAR NO : 2024/651
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/12/2012 KARAR TARİHİ : 31/10/2024 GR.KR.YZM.TARİHİ : 08/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA Davacı vekili; taraflar arasında 17.01.2012 tarihinde yüklenici sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşmenin konusunun davalı borçlu ile ... arasında yapılan .... Sözleşmesi kapsamında ve yapım işi sözleşmesinde teknik ve idari şartnameler dahilinde yapılacak elektrifikasyon sistemi malzeme temini, montaj ve demontaj yapım işlerinin yapılması olup, işin müvekkili davacı tarafından alt taşeron olarak yapılacağını, sözleşmenin 6.maddesi ve eki olan yüklenici listesine göre sözleşme bedelinin 4.072.061,63.-TL malzeme bedeli artı 2.577.982,93.-TL işçilik bedeli olmak üzere toplam 6.650.044,72.-TL olduğunu, tarafların daha sonra 16.03.2012 tarihli protokolde yazılı olan 1.956.765,00.-TL yurtdışından ve 944.901,00.-TL yurt içinden temin edilecek malzemeler olmak üzere toplam 2.901.666,00.-TL malzeme bedelinin davalı borçlu şirket tarafından davacı alacaklıdan gelecek listeye uygun olarak sipariş edip ödemesini yaparak davacı alacaklıya fatura edeceğini, bu durumda davacı alacaklı şirkete 17.01.2012 tarihli yüklenici sözleşmesinin 12.maddesinde belirtilen %15 oranında nakit avans ödemesinin yapılmayacağını, ödemelerin davacı şirketin hak edişinden kesilerek davalı şirket hesabına yapılacağını, işin süresinin sözleşmenin 9.maddesinde düzenlendiğini, başlangıç tarihinin 17.01.2012, bitişin 01.11.2012 olduğunu, bu şekilde taraflar arasında cari hesap ekstresine konu 26.12.2011 fatura tarihinden itibaren ticari ilişki kurulduğunu, 17.01.2012 tarihli işyeri teslim tutanağı ile davacının yüklendiği işi yapmaya başladığını, sözleşmenin hak edişler başlığını taşıyan 15.maddesine göre yapılan işler aylık düzenlenecek hak edişler ile davalı borçlu tarafından davacı alacaklıya ödeneceğini, davalıya sunulan 5 adet 26.12.2011 tarihli 06.08.2012 tarihleri arasındaki fatura karşılıklarının ödendiğini ancak, davalının 16.08.2012 tarihli 302.412,80.-TL bedelli fatura karşılığı 21.316,36.-TL lik kısmi ödeme yaptığını, bakiye 281.096,44.-TL nin ödenmediğini, sözleşmenin 15.maddesine göre, fatura tarihinden sonra yedi takvim günü içinde ödenmeyen bu fatura bedeli yönünden 24.08.2012 tarihi itibari ile temerrüt oluştuğunu, 16.08.2012 tarihli faturadan bakiye borcu ödemeyen davalının borcun ödeneceğini belirterek davacıyı işleri yaptırmaya ve çalıştırmaya devam ettiğini, davacının yapılacak işlerin karşılığının ödeneceği ümidi ile işleri yaparak kestiği 01.10.2012 tarihli 380.680,37.-TL bedelli faturanın da ödenmediği gibi gönderilen faturanın kabul edilmeyerek iade edildiği, bunun üzerine davalının 17.01.2012 tarihli sözleşmeyi davacı müvekkili aleyhine değiştirilmesini içeren tek taraflı hazırladığı e-mail yolu ile davacıya göndererek imzalanmasını teklif ettiğini, taraflar arasında karşılıklı ihtarnamelerin tebliğ edildiğini, faturadan kaynaklanan 661.776,81.-TL alacak ile 07.12.2012 icra takip tarihine kadar işlemiş 14.353,25.-TL temerrüt faizi için ....E.sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibe itiraz edildiğini, davalı borçlunun 17.01.2012 tarihli yüklenici sözleşmesinde yazılı süresi içinde işi davacı müvekkiline yaptırmaması, çekilen ihtarnameler ile yasal yükümlülük ve sorumlulukları hatırlatıldığı halde, yüklenici sözleşmesinin haksız ve kötü niyetle 30.10.2012 tarihinde fesih etmesi nedeni ile icra takibine konu alacak dışında kalan yüklenici sözleşmesinden doğan, sözleşmesel hak ve alacakların (tüm müspet ve menfi zararların tespitine) fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00.-TL maddi tazminatın 30.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, .... E.sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; davacı taraf itirazın iptali davası ile birlikte icra takibine konu hak ve alacağı dışında kalan 17.01.2012 tarihli yüklenici sözleşmesinden doğan tüm menfi ve müspet zararlarının tespitini talep ettiğini, Yargıtay kararlarına göre itirazın iptali davası konusunun sadece icra takibi olabileceğini, bu nedenle menfi müspet zarara yönelik talebin reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek ile birlikte davacının dava konusu sözleşmeye ilişkin olarak hem müspet hem menfi zararını talep ettiğini, iki zarar türünün farklı olup bir arada istenemeyeceğini, % 40 icra inkar tazminatı istenemeyeceğini, taraflar arasında 17.01.2012 tarihli bir eser sözleşmesi olduğu ve bu işin 01.11.2012 tarihinde sonlanacağını, itilafsız olduğunu, ancak sözleşme bedelinin iddia edildiği gibi 4.072.061,63-TL malzeme ve 2.577.982,93-TL işçilik bedeli toplamı olan 6.650.044,72-TL olmadığını, taraflar arasında 30.11.2011 tarihli mutabakatla bu rakamda % 5,5 iskonto yapılacağı konusunda anlaşıldığını, iskonto oranı düşüldüğünde malzeme + işçilik dahil sözleşme bedelinin 6.248.292,26-TL olduğunu, davacının o tarihteki ticari ünvanının ... … Ltd. Şti. olduğunu, gerek sözleşme gerek TBK.’nun 471.maddesine göre işin malzemesinin yüklenici tarafından sağlanması gerektiği halde 16.03.2012 tarihli malzeme temini protokolüne göre davacının verdiği talep listesine göre yurt içinden ve yurt dışından alınacak malzemelerin müvekkili tarafından satın aldığını, müvekkili firmaca davacıya gönderilen 24.05.2012 tarihli belgeye göre o tarihe kadar 1.270.837,42-TL + 19.194 $’lık malzeme alımının müvekkilince gerçekleştirildiğini, yine 24.05.2012 tarihli belgeden anlaşılacağı üzere dava dilekçesine ekli olarak sunulan 20.03.2012 tarihli fatura ile alınan 185 adet beton direğin parasının müvekkilince ödendiğini, sözleşme süresince iş için gereken malzemenin tedariki ile müvekkilinin ilgilenmek zorunda kaldığını, sipariş veren müvekkili görülmekle birlikte 24.05.2012 tarihli toplantıya davacı ortağı ... ile çalışanın da katıldığını, müvekkilinin sözleşmede belirtilen 4.072.061,63-TL’lik rakamın üzerinde 4.188.198,95-TL’lik malzemeyi davacı adına aldığını, işler ilerledikçe davacının imzaladığı yüklenici sözleşmesi ve ekindeki özel ve teknik şartnamede taahhüt ettiği ekipman, personel ve teknik yeterlilikte olmadığının ortaya çıktığını, bu hususun müvekkili tarafından davacıya gönderilen maillerde birçok kez ifade edildiğini, yüklenici-davacının sözleşmeye göre kendi sorumluluğunda olmasına rağmen çalıştırdığı işçilerin sigorta primlerini zamanında ödemediğini, müvekkilince iki ayrı zamanda toplam 16.000,00-TL civarında ödemenin davacı adına yapılması zorunda kaldığını, üstlendiği işi layıkı ile yapamadığı halde davacının bitmek tükenmek bilmez para talepleri olduğunu, davacı tarafın işin en başından beri taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırı olarak ve hak etmediği halde müvekkilinden sürekli para talebinde bulunduğunu, tüm olumsuzluklara karşın davacıya 01.01.2012-01.10.2012 tarihlerini kapsayan cari hesap dökümünden anlaşılacağı üzere kestiği 1.114.051,44-TL’lik faturaya karşılık müvekkilince 959.672,13-TL’lik ödeme yapıldığını, bu hesaba ... Limited Şirketi tarafından yapılan 200.000,00-TL’lik ödemenin dahil olmadığını, davacıya 45.620,69-TL’lik fazla ödeme yapıldığını, sözleşmenin fesih tarihi olan 30.10.2012 tarihine kadar yukarıda ayrıntılı olarak izah edilen teknik yetersizlikten ötürü davacının yapması gereken işin % 50’lik kısmını bile tamamlayamadığını, bunun üzerine 13.10.2012 tarihinde işçilerini şantiyeden çekmesi, hak etmediği paraları istemesi, müvekkiline ön görülmeyen işler ve maliyetler çıkarması neticesinde, sözleşmenin .... Noterliği’nden çekilen 22.10.2012 tarihli ihtarname ile feshedildiğini beyanla davanın reddi ile takibin haksız ve kötü niyetli olması sebebi ile %20’den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER ....E sayılı takip dosyasının tetkikinden; davacının, 7 adet faturaya konu hakediş toplamından davalının yaptığı ödemeler düşüldükten sonra kalan bakiye alacağın tahsili amacıyla 661.776,81 TL asıl alacak, 14,353,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 676.130,06 TL üzerinden davalı aleyhine ilamsız icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin davalıya 10.12.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalının süresi içerisinde (17.12.2012) tarihinde takibe borcun esası yönünden itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının süresi içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin 10.10.2019 tarih, ....sayılı hükmün taraflarca istinafı üzerine ... Hukuk Dairesi'nin 08.02.2022 tarih, .... sayılı kararı ile ortadan kaldırılması üzerine yapılan yargılamada bilirkişi kurulundan ortadan kaldırma ilamında belirtilen hususlarda bilirkişi kurulu raporu alınmıştır. Bilirkişi kurulu İnşaat Mühendisi ..., Nitelikli Hesap Uzmanı ... ve Mali Müşavir ...'in 07.10.2022 tarihli raporunda yapılan mali inceleme sonucunda, her iki tarafın 2012-2015 yıllarına ait ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunduğu ve sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, dava dışı ... Ltd. Şti. Tarafından yapılan 300.000-TL ödemenin davacının alacaklarından mahsup edilmesi gerektiği kanaati hasıl olursa, davacının .... E. Sayılı dosyası ile başlatmış olduğu ilamsız icra takibi nedeniyle davacının davalıdan 221.207,96-TL Asıl Alacak, 4.299,91-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere Toplam 225.507,87-TL alacaklı olduğu, dava dışı ... Ltd. Şti. Tarafından yapılan ( 100.000.- + 90.000.- + 70.000.- + 40.000.-) 300.000-TL ödemenin (davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan, davacının ticari defterlerinde 349- Alınan Diğer Avanslar hesabının; '349.03. ...' alt hesabına kayıt edilen, dekont açıklamalarından davalı ... nam ve hesabına yapıldığı anlaşılamayan) davacının alacaklarından mahsup edilmemesi gerektiği kanaati hasıl olursa, davacının .... E. Sayılı dosyası ile başlatmış olduğu ilamsız icra takibi nedeniyle davacının davalıdan 521.207,96-TL Asıl Alacak, 10.131,43-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere Toplam 531.339,39-TL alacaklı olduğu, davalı tarafından cevap dilekçesinin ekinde Ek-8 olarak dosyaya sunulan ... prim ödemesine ilişkin olduğu belirtilen ödeme dekontu okunamadığından, hesaplama işlemine dahil edilemediği, davacı şirket tarafından fesih tarihi itibarı ile işin %68'inin tamamlandığı, bu nedenle hukuki değerlendirme ve takdir yetkisi münhasıran Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği belirtilmiştir. Bilirkişi kurulunda görev alan ancak rapora ekli olarak ayrı rapor hazırlayan Elektrik Elektronik Yüksek Mühendisi ... 09.08.2022 tarihli ve 08.01.2023 tarihli ek raporunda ise; 04.09.2012-22.10.2012 tarihleri arasındaki 48 günlük sürede yapılan imalatların hakedişe ve faturaya bağlanmadığı ve bu imalatlar hakkında dava dosyasında bilgi ve belge bulunmadığı, bir tesbit yapılmadığı, bu süreyi kapsayan Ana Yüklenici , ..., ....'un dava dışı .... düzenlediği 10 ve 11 nolu hakkediş tutarları ile davacı firmanın önceki dönemde düzenlediği 6 hakkedişlerindeki imalatların ortalama günlük tutarıyla hesaplama yapıldığı, bu süredeki imalat tutarını hesaplamak için başka bir yöntem bulunmadığı, davacı firmanın, davalı şirketten takip tarihi itibariyle 992.411,98 TL alacaklı olduğu, davacı şirketin çalışanlarının davalı firma tarafından çalışma sahasına alınmadığı 22.10.2012 tarihi itibariyle imalatın %81,16’sının tamamlandığı, dava dışı .... ana yüklenici konsorsiyuma 31.01.2013 tarihine kadar süre uzatımı verdiği, davacı firmanın kalan %18,84 oranındaki işi 31.01.2013 tarihine kadar tamamlayabileceği, feshin haksız olduğu, davacının, davalı şirketten takip tarihi itibariyle KDV dahil 992.411,98 TL alacaklı olduğu, davacı şirketin çalışanlarının davalı firma tarafından çalışma sahasına alınmadığı 22.10.2012 tarihi itibariyle işin =%81,16’sını tamamladığı ve feshin haksız olduğu belirtilmiştir. Mali Müşavir ..., Nitelikli Hesaplama Uzmanı ..., İnşaat Mühendisi ... ve Elektrik Mühendisi ... tarafından oluşan bilirkişi kurulunca sunulan 07.09.2023 tarihli raporda özetle; taraf ticari defterlerinin tasdikine ilişkin tespitler daha önceki bilirkişi raporlarında değinildiği ve yasal süresi içerisinde tasdiklerinin yapıldığı görülmekle, davacı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı şirket tarafından davalıya 7 adet fatura karşılığında toplam 1.521.448,94-TL tutarında fatura düzenlendiği karşılığında, davacı şirketin davalıdan toplam 859.672,13-TL tutarında ödeme aldığı görülmekle, davacının (1.521.448,94 - 859.672,13) 661.776.81-TL tutarında davalı şirketten alacaklı olduğunu, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre ise, davacı şirketçe davalıya düzenlenen 01.10.2022 tarihli 6 nolu hakediş açıklamalı (332.762,56 + 59.897,26 (%18 KDV) = 392.659,83-TL - (KDV Tevkifatı) 11.979,45=380.680,37-TL tutarında ki faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 6 adet toplam 1.114.051.44-TL tutarındaki faturaların davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirketin davacıya toplam 1.159.672,13-TL tutarında ödeme yaptığı görülmekle, davalı şirketin davacıya borçlu değil (1.114.051,44 - 1.159.672,13)= 45.620,69-TL tutarında davacı şirketten alacaklı olduğunu, taraflar arasında faturalar yönünden uyuşmazlık konularının; davacı tarafça davalıya düzenlenen 01.10.2012 tarihli 6 Nolu Hakedişin açıklamalı (332.762,56+59.897,26 (%18 KDV) = 392.659,83-TL (KDV Tevkifat) 11.979,45=380.680,37-TL tutarındaki faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan 6 adet faturadan dolayı arz edilen 26.867,13-TL tutarında ki farkın %3 Stopaj Kesintisinden kaynaklandığı tespit edilmekle, Muhasebe Usul ve Esasları ile Vergi Uygulamalarına göre, tevkifatlı faturalarda Stopaj ve KDV Tevkifatı davalı tarafça davacı şirket adına .... ödeneceğinden dolayı, cari hesaptan mahsup edilmekte olup, bu durumda, davacı şirketçe ilgili tutarın davalı cari hesabından mahsup edilmesi gerektiğini, Taraflar Arasında Ödeme / Tahsilatlar Açısından Uyuşmazlık Konularının ise; taraflar arasında ödemeler/tahsilatlar açısından; (1.159.672,13 - 859.672,13) = 300.000,00-TL tutarında fark olduğu, bu farkın da, davalı şirketçe 24.08.2012 tarihinde ... Müh. Taah .... Ltd. Şti.'ne ...-... ... 29.03.2012 temliğe açıklamalı 100.000,00-TL bedelli ödeme ile 16.10.2012 tarihinde ... Müh. Taah Ltd. Şti.'ne ...-...-... ...'a yapılan Öd. Mahs. açıklamalı 200.000,00.-TL toplam (100.000,00+ 200.000,00)= 300.000,00-TL ödemeden kaynaklandığını, ilgili ödemelerin davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak, davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, 100.000,00-TL ödemenin mükerrer yapılıp yapılmadığını, davacı ve davalı şirket ticari defterlerinde 25.05.2012 tarihinde kayıtlı olan 100.000,00-TL tutarında ki ödemenin, davalı ... tarafından davacı ... İnş. San. Ve Tic, Ltd. Şti.'ne gönderilen ...- Hakedişe mahs. avns ... açıklamalı ödeme olduğu anlaşılmakla mükerrerliğe rastlanmadığını, ... tarafından davacıya gönderilen ödemeler yönünden; dava dışı ... tarafından davacıya toplam 300.000.-TL havale gönderildiğini, davacı şirketçe bu ödemelerin 349-Alınan Diğer Avanslar hesabında takip edildiği, 349-Alınan Diğer Avanslar hesabının; “İşletmenin ticari olmayan işlemlerden dolayı almış olduğu her türlü kısa vadeli avansların izlendiği hesap olarak tanımlanmakla, davacı şirketçe dava dışı şirketin yapmış olduğu 300.000.00.-TL ödemenin, davacı ile ... arasında; davacının kendi ticari faaliyeti ile ilgili olmayan bir işlemden dolayı kısa vadeli avans almış olabileceği ancak, davacı tarafından .... 300.000.00.-TL'yi iade etmiş olduğuna veya karşılığında mal ve hizmet teslimi yapıldığına ilişkin bir kayıt görülmediğinden dava dışı .... davacıdan alacaklı olduğunu, dosyada ... Ltd. Şti. tarafından davacıya yapılmış ödeme belgesi sunulmadığını, sunulan ödeme belgelerinde 16.10.2012 tarihli yazıda belirtilen ödemelerin, ...'nın hesabından yapıldığını, 03.08.2012 tarihinde ... Mahsup-online Tahsilatlar (4 4212 0101 1199476 006 25- 42 003 .... açıklaması ile 8.752,31.-TL tutarında ödeme dekontu olduğu tespit edildiğini, davacı şirketçe yapılan imalatlara karşılık hazırlanan tabloda hakediş tutarının 1.407.747,22-TL olacağı, davalı şirketçe yapılan” ödemelerin toplam tutarının 1.159.672,13-TL olduğu buna göre, (1.407.747,22 - 1.159.672,13) = 248.075,09-TL olduğu, bu tutardan davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan tevkifat tutarı 26.717,13-TL + 8.752,31-TL (... ödemesi) mahsup edilmesi halinde ise, (248.075,09 - 26.717,13 - 8.752,31) = 212.605,65-TL tutarında davalı şirketten alacaklı olacağını, mahkememizce ... tarafından davacıya gönderilen ödemelerin de mahsubu takdir edilmesi halinde ise; (300.000,00 - 212.605,65) = 87.394,35-TL tutarında davacı şirketin davalıya borçlu olacağının tespit edildiğini beyan etmişlerdir. 04.01.2024 tarihli ve 15.04.2024 tarihli ek raporlarında özetle; Eser sözleşmesinin, sözleşmeyi imzalayan taraflar arasında bağlayıcı olduğu dikkate alınarak değerlendirme yapıldığını, 3.taraflarca yapılan ödemeler ile ilgili son kararın mahkememizin takdirine bırakıldığını, tarafların kök rapora itirazlarının tekrar değerlendirildiğini, kök raporda belirtilen görüş ve kanaatlerinin aynı şekilde korunduğunun tarafların 07.09.2023 tarihli kök rapor ve 04.01.2024 tarihli ek rapora itirazlarının tekrar değerlendirildiğini belirtmişlerdir. 07.08.2024 tarihli bilirkişi kurulu 3. ek raporunda özetle; tarafların 07.09.2023 tarihli kök rapor, 04.01.2024 tarihli ek rapora ve 15.04.2024 tarihli 2. ek rapora itirazları tekrar değerlendirildiğini, önceki raporlarda belirtilen görüş ve kanaatlerinin aynı şekilde korunduğunu, davacı şirket vekilince, .... esas sayılı icra dosyası ile 07.12.2012 tarihinde 661.776,81-TL asıl alacak ve 14.353,25-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 676.130,06-TL üzerinden takip yapıldığını, takibin 7 adet faturaya konu hakediş alacağına ilişkin olduğunu, davalı firmanın, davacı firmaya ek süre verdiğine dair her hangi bir bilgi ve belge dosya kapsamında olmadığını, dosya muhteviyatından sözleşme süresinin 01.11.2012 tarihinde bittiğinin tespit edildiğini, işin fesih tarihinin ise 30.10.2012 olduğunu, fesih tarihine kadar işin % 68'lik kısmının tamamlandığını, kalan %32'lik kısmın sözleşmede belirlenen sürede tamamlanamayacağını, davacı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı şirket tarafından davalıya 7 adet fatura karşılığında toplam 1.521.448,94-TL tutarında fatura düzenlendiği karşılığında, davacı şirketin davalıdan toplam 859.672,13-TL tutarında ödeme aldığı, davacının (1.521.448,94 – 859.672,13)= 661.776,81-TL tutarında davalı şirketten alacaklı olduğunu, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre ise; davacı şirketçe davalıya düzenlenen 01.10.2022 tarihli .... nolu hakediş açıklamalı (332.762,56 + 59.897,26 (%18 KDV) = 392.659,83-TL - (KDV Tevkifatı) 11.979,45 = 380.680,37-TL tutarındaki faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 6 adet toplam 1.114.051,44-TL tutarında ki faturaların davalı şikret ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, davalı şirketin davacıya toplam 1.159.672,13-TL tutarında ödeme yaptığı görülmekle, davalı şirketin davacıya borçlu değil, (1.114.051,44 - 1.159.672,13)= 45.620,69.-TL tutarında davacı şirketten alacaklı olduğunu, taraflar arasında ödemeler/tahsilatlar açısından; (1.159.672,13 - 859.672,13) = 300.000,00-TL tutarında fark olduğunu, bu farkında davalı şirketçe 24.08.2012 tarihinde ... Müh. Taah …. Ltd. Şti.'ne ...-... ... 29.03.2012 Temliğe açıklamalı 100.000,00-TL bedelli ödeme ile 16.10.2012 tarihinde ... Müh. Taah …. Ltd. Şti.'ne ...-....-... ...’a Yapılan Öd. Mahs. açıklamalı 200.000,00-TL toplam (100.000,00+200.000,00)= 300.000,00-TL ödemeden kaynaklandığını, ilgili ödemelerin davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, ancak davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, davacı ve davalı şirket ticari defterlerinde 25.05.2012 tarihinde kayıtlı olan 100.000,00-TL tutarındaki ödemenin, davalı .... tarafından davacı ... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne gönderilen ...- Hakedişe mahs. avns .... açıklamalı ödeme olduğu anlaşılmakla, mükerrerliğe rastlanmadığını, dava dışı ... tarafından davacıya toplam 300.000-TL havale gönderildiğini, davacı şirketçe bu ödemelerin ....-Alınan Diğer Avanslar hesabında takip edildiğini, 349-Alınan Diğer Avanslar hesabının; "İşletmenin ticari olmayan işlemlerden dolayı almış olduğu her türlü kısa vadeli avansların izlendiği hesap olarak tanımlanmakla, davacı şirketçe dava dışı şirketin yapmış olduğu 300.000.00-TL ödemenin, davacı ile ... arasında; davacının kendi ticari faaliyeti ile ilgili olmayan bir işlemden dolayı kısa vadeli avans almış olabileceği ancak, davacı tarafından SWS Türkiye İş Ortaklığına 300.000.00-TL’yi iade etmiş olduğuna veya karşılığında mal ve hizmet teslimi yapıldığına ilişkin bir kayıt görülmediğinden dava dışı SWS Türkiye İş Ortaklığının davacıdan alacaklı olduğunu, mahkememizce ... tarafından davacıya gönderilen ödemelerin mahsup edilmemesi gerektiğinin değerlendirilmesi halinde; davacı şirketçe yapılan imalatlara karşılık hakediş tutarının 1.407.747,22-TL olacağını, davalı şirketçe yapılan ödemelerin toplam tutarının 1.159.672,13-TL olduğu buna göre, (1.407.747,22 – 1.159.672,13)= 248.075,09-TL olduğu, bu tutardan davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan tevkifat tutarı 26.717,13-TL+ 8.752,31-TL (... ödemesi) mahsup edilmesi halinde ise, (248.075,09 - 26.717,13 - 8.752,31) = 212.605,65-TL tutarında davalı şirketten alacaklı olacağı, (.... Noterliği'nin 22.10.2012 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya 23.10.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşıldığını, söz konusu ihtarnamede davacı tarafından davalıya 1 günlük süre verildiği için, temerrüt tarihinin 25.10.2012 olduğunun görüldüğünü, ve takip öncesi işlemiş faizin buna göre hesaplandığını) bu kapsamda davacının .... Esas sayılı dosyası ile başlatmış olduğu ilamsız icra takibi nedeniyle davalıdan 212.605,65.-TL asıl alacak, 4.132.69-TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 216.738,34-TL alacaklı olduğunu, mahkememizin ... tarafından davacıya gönderilen ödemelerin (100.000- + 90,000- + 70.000- + 40.000 = 300.000-TL) mahsup edilmesi gerektiğinin değerlendirilmesi halinde ise; (300.000,00 – 212.605,65)= 87.394,35- TL tutarında davacı şirketin davalıya borçlu olacağını, bu kapsamda davacının .... Esas sayılı dosyası ile başlatmış olduğu ilamsız icra takibi nedeniyle davalıdan alacağının bulunmadığını beyan etmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan hakediş alacağına esas teşkil eden faturaya istinaden girişilen icra takibine vaki itirazın iptali ve eser sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı olarak açılan müspet ve menfi zararların tazmini istemlerine ilişkindir. Türk Hukukunda kural olarak her dava, dava tarihindeki durum ve koşullara göre karara bağlanır. Ancak itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan tarafların alacak borç durumu ve haklılık durumu icra takip tarihi itibariyle tespit edilir. (....). Eldeki davada, taraflar arasında 17.01.2012 tarihli "yüklenici sözleşmesi" isimli sözleşmenin akdedildiği, sözleşme ile davalının işveren, davacının ise yüklenici sıfatına haiz olup, davacının sözleşme kapsamında işveren (davalı) ile ... arasında .... ilindeki, ....(Altyapı, üstyapı, elektrifikasyon ve sinyalizasyon) yapım işi sözleşmesi kapsamında işin sözleşmenin teknik ve idari şartnamesi dahilinde yapılacak "elektrifikasyon sistemi malzeme temini, montaj ve demontajı yapım işlerini" üstlendiği, sözleşmenin 9. maddesi ile işin 01.11.2012 tarihinde teslim edilmesi gerektiği, sözleşmenin .... Noterliği'nin 31.10.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı tarafından feshedildiği dosya kapsamı ile sabit olup, taraflar arasındaki ihtilafın itirazın iptali istemine konu olan takibe dayanak 7 adet faturaya istinaden davacının alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise takip tarihi itibariyle davacının alacak miktarı, tazminat istemli talep yönünden ise, sözleşmenin feshinin haksız olup olmadığı, haksız olarak feshedilmiş ise davacının fesih nedeniyle uğramış olduğu zararın miktarı noktalarında toplanmaktadır. Mahkememizin 10.10.2019 tarih,.... sayılı kararı ile ....E sayılı takip dosyasının tetkik edildiği, davacının, 7 adet faturaya konu hakediş toplamından davalının yaptığı ödemeler düşüldükten sonra kalan bakiye alacağın tahsili amacıyla 661.776,81 TL asıl alacak, 14,353,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 676.130,06 TL üzerinden davalı aleyhine ilamsız icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin davalıya 10.12.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalının süresi içerisinde (17.12.2012) tarihinde takibe borcun esası yönünden itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bu suretle davacının süresi içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı, mahkemece ibraz edilen ve raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde tanzim edilen 31.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda, öncelikle her iki tarafın uyuşmazlık dönemi olan 2012 ve 2013 yılları arasındaki ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içerisinde yapıldığı, bu suretle tarafların ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, takibe dayanak olan 26.12.2011, 07.02.2012, 20.03.2012, 02.07.2012, 06.08.2012, 16.08.2012 tarihli faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, anılı 6 adet faturadaki 26.717,13 TL'lik miktar farkının davalı şirket tarafından yapılan KDV tevkifatından kaynaklandığı, takibe dayanak 01.10.2012 tarihli 380.680,37 TL bedelli faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olup, davalı ticari defterlerinde yer almadığı, 26.12.2011, 07.02.2012, 20.03.2012, 02.07.2012, 06.08.2012 tarihli 5 adet fatura bedelinin sözleşme hükümlerine göre zamanında davalı tarafından ödendiği, 16.08.2012 tarihli 6. faturanın ise sözleşmenin 15. maddesine göre son ödeme tarihinin 29.08.2012 olduğu, söz konusu fatura bedelini davacı şirketin kendi ticari defterlerine göre 29.08.2012 tarihi itibariyle 301.098,44 TL'lik kısmının, davalı şirket ticari defterlerine göre ise 29.08.2012 tarihinde 174.379,31 TL'lik kısmının ödenmiş olarak gözüktüğü, daha sonraki tarihlerde 6 numaralı faturanın ödemelerle kaydının kapatıldığı, 7 nolu faturanın ise davacı şirket tarafından .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya gönderildiği, davalının anılı faturayı .... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade ettiği, davacı ticari defterlerinde davalıdan davacı şirketin 859.672,13 TL tahsilat yaptığı, davalı şirket ticari defterlerinde ise davalının 1.159.672,13 TL ödeme yaptığının kayıtlı olduğu, 300.000,00 TL'lik farkın dava dışı ....Ltd. Şti.'nin davacıya ödediği 24.08.2012 tarihli 100.000,00 TL'lik ve 16.10.2012 tarihli 200.000,00 TL'Lik ödemenin davalı kayıtlarında yer alıp, davacı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, bu suretle ticari defterlere göre uyuşmazlığın anılı 7 nolu faturadan, bu faturanın dayanağı olan 04.09.2012 tarihli 6 nolu hakedişten ve 300.000,00 TL'lik ödemeden kaynaklandığı, dava dışı idare (...) ile asıl yüklenici arasında 10 nolu hakediş kapsamında kalan taraflar arasındaki 6 nolu hakedişte yapılan işler karşılaştırıldığında ve 6 nolu hakedişin dava dışı idare ile asıl yüklenici arasındaki 31.06.2012-04.09.2012 tarihleri arasındaki imalatları kapsadığı dikkate alındığında davacının 7 nolu 01.10.2012 tarihli faturadan kaynaklanan davacı alacağının 266.978,65 TL olduğu, bu bedelden davacı kayıtlarında yer almayan 26.717,13 TL KDV tevkifatı mahsup edildiğinde ve yine davalı kayıtlarında yer alıp, davacı kayıtlarında yer almayan 300.000,00 TL'lik ödeme dikkate alındığında takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 221.357,96 TL alacaklı olduğu belirtildiği, ibraz edilen rapor 01.10.2012 tarihli faturadan kaynaklanan alacağın tespitine dayanak olan hesap yöntemi ve miktarı, ibraz edilen ikinci bilirkişi heyet raporunu teyit ettiği, mahkemece anılı bilirkişi raporundaki 300.000,00 TL ödemenin mahsup edilmesi yönündeki görüşüne kısmen iştirak edildiği, 06.04.2012 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile ....Ltd. Şti.'nin davalıdan olan alacağını dava dışı ....Ltd. Şti.'ye temlik ettiği, inkar edilmeyen 24.05.2012 tarihli davacı şirket tarafından tanzim edilen belgede davacı şirketin eski adının .....Ltd. Şti. olduğunun beyan edildiği, bu suretle davacının anılı temlikname ile davalıdan olan 100.000,00 TL'lik alacağı üzerindeki tasarruf hakkının sona erdiği ancak dava dışı ....Ltd. Şti. tarafından davacıya 16.10.2012 tarihinde yapılan toplam 200.000,00 TL'lik ödemenin davacı alacağından mahsup edilemeyeceği, nitekim, yapılan ödemenin işbu davacı alacağına istinaden dava dışı şirket tarafından yapıldığının davalı tarafından ispat edilemediği nazara alınarak, 200.000,00 TL olarak dava dışı şirket tarafından yapılan ödeme mahkememizce davacı alacağından mahsup edilmemiş bu suretle takip tarihi itibariyle davacı alacağının 421.357,96 TL olduğu kabul edildiği, Her ne kadar davacı dava dışı asıl işveren ile asıl yüklenici arasındaki hakedişlere göre faturaya bağlanmayan diğer alacaklarının da hesaplanmasını talep etmiş ise de, itirazın iptali davasında davacının takip sebebiyle bağlı olduğu, bu suretle takibe dayanak olan faturadaki hakedişler dışındaki var ise diğer davacı alacaklarının işbu davada dava konusu yapılamayacağı, böylelikle, davacının .... Noterliği'nin 22.10.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıyı temerrüde düşürdüğü, ihtarnamenin davalıya 23.10.2012 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamedeki 1 günlük atıfet süresi nazara alındığında davalı yönünden temerrüt tarihinin 25.10.2012 olarak kabul edilmesi gerektiği, tarafların tacir, ihtilafı ticari iş mahiyetinde olması sebebiyle davacının avans faizi isteminde bulunabileceği, bu suretle 25.10.2012 temerrüt tarihinden 07.12.2012 takip tarihine kadar 421.357,96 TL asıl alacak için mahkememizce re'sen yapılan hesaplamaya göre takip tarihi itibariyle davacının 8.307,81 TL faiz alacağının bulunduğu kabul edilerek, davalının ....Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 421.357,96 TL asıl alacak, 8.307,81 TL işlemiş faiz ile takip talebindeki koşullar ile devamına, alacağın eser sözleşmesinden kaynaklanması ve bu suretle likit olmaması nedeniyle davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi yönündeki davacı isteminin reddine karar verildiği, mahkemece davacının tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede, davacının talebinin müspet zarar kapsamında kaldığı, nitekim davacı sözleşmenin feshinden dolayı sözleşmenin hiç ve gereği gibi yerine getirilmemesinden dolayı zararını talep ettiği, akdedilen sözleşmenin 9.maddesine göre işin 01.11.2012 tarihinde bitirilmesi gerektiği, davacının ise 22.10.2012 tarihinde işten el çektiği, mahkememize ibraz edilen 31.07.2019 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre, davacının işten el çektiği tarih itibariyle davacının işin %68'lik oranını tamamladığı, bakiye %32'lik iş için ise 142 günlük zamana ihtiyaç olduğu, sözleşmeye gör iş teslim süresinin 01.11.2012 tarihinde sona erecek olması karşısında davacının işi süresinde bitirme imkanı olmaması sebebiyle TBK. 124/1-a maddesi de gözetilerek, davalının fesih öncesi mehil vermesine gerek olmadığı, davalının feshinin haklı sebebe dayandığı, bu suretle davalı tarafından sözleşme haklı nedenle feshedilmekle davacının tazminat isteminde bulunamayacağı sebebiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkememizi kararının taraf vekillerinin ayrı ayrı istinafı üzerine ... Hukuk Dairesi'nin 08.022022 tarih,....sayılı kararı ile "1- Davacı, davalıya karşı olan birden fazla talebini aynı davada birleştirebilir. Yani birden fazla davasını aynı dava dilekçesi ile açabilir. Buna “objektif dava birleşmesi veya davaların yığılması” denilmektedir. Bu halde, davada birlikte açılan dava sayısı kadar talep sonucu ve dava konusu bulunmaktadır. Davaların yığılmasında (objektif dava birleşmesinde), görünüş itibariyle tek bir dava dilekçesi bulunmasına rağmen, aslında dava dilekçesinde belirtilen talep sayısı kadar birbirinden ayrı bağımsız dava vardır ve yargılamada her bir dava (talep) bağımsız olarak ayrı ayrı işlem görür ve karara bağlanır (.... esas, karar sayılı ilamı). Eldeki davada davacı, dava dilekçesinde itirazın iptali ile birlikte icra takibine konu edilmeyen sözleşmeden kaynaklı alacağının da tahsiline karar verilmesini istemiştir. Öyleyse, yukarıda vurgulandığı üzere, mahkemece, itirazın iptali davasından ayrı ve bağımsız alacak davası hakkında da hüküm kurulması gerekmektedir (.... Karar) Bu açıklamalar kapsamında itirazın iptali davası ile alacak davasının birlikte açılamayacağından bahisle alacak davasının reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2- Hüküm, tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini kapsar (HMK m. 297/1-b). Davanın davalı şirketin Türkiye Ankara Şubesine karşı dava açmış olması ve davalının bu sıfatla ticaret sicil kaydının bulunmasına rağmen davalının "Türkiye Ankara Şubesi" olduğunun gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi kararın infazında tereddüt yaratabileceğinden ve belirtilen yasal düzenlemeye aykırı olduğundan doğru görülmemiştir. 3- KDV'ye tabi olan iş-hizmet veya eserin yapılması halinde iş bedeli ya da KDV alacağının istenebilmesi için fatura düzenlenmemiş olması yüklenicinin Vergi Usul Kanunu'na göre sorumluluğunu gerektirir ise de; bu alacağını takibe koyması ya da dava etmesi için fatura düzenlenmiş olması şart değildir (.... Karar) Somut olayda aksi yönde değerlendirme yapılarak yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 4- Davalı ile dava dışı idare arasındaki sözleşmenin 8. maddesine göre Yapım İşleri Genel Şartnamesi (YİGŞ) o sözleşmenin ekleri arasında sayılmıştır. Bu sözleşme, taraflar arasındaki sözleşmenin de eki olarak sayılmış ve ihtilaf(çelişki) halinde taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanacağı düzenlenmiştir. O halde, davalı ile dava dışı idare arasındaki sözleşme ve ekleri YİGŞ ve diğer ekleri hükümlerinin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olmayan hükümleri ve sonuca etkisi tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. 5- Borcun iç yüklenilmesi; asıl borçlu ile borcu nakil alan üçüncü kişi arasındaki sözleşmeyi ifade eder. Böyle bir sözleşmenin geçerliliği herhangi bir şekle tabî olmadığı gibi, alacaklı bakımından sonuç doğurabilmesi için ise alacaklının açık muvafakatı gerekmektedir. Borcun dış yüklenilmesi ise, TBK'nın 196. maddesinde (sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 174. maddesi) düzenlenmiş olup, alacaklı ile borcu nakil alan üçüncü kişi arasındaki sözleşmeyi ifade etmektedir. Borcun dış yüklenilmesinin gerçekleşmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi yeterli olup, geçerliliği için herhangi bir şekil şartına gerek yoktur. Şu halde, borcu nakil alan üçüncü kişinin icabının alacaklı tarafından kabul edilmesiyle borcun nakli sözleşmesi kurulur (.... Karar) Bu kapsamda; davalı tarafından dava dışı .... İnş. Ltd. Şirketinin kendi adına davacıya sözleşmeden kaynaklı 300.000,00 TL alacağının ödenmiş olduğu iddia edilmiş olup buna göre borcun dış yüklenilmesinin gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmadan, kabule göre davalının, dava dışı şirketten bu alacağı temlik alıp almadığı tartışılmadan ve buna ilişkin belgeyi sunması için süre verilmeden; sonucuna göre de dava konusu alacaktan mahsubu gerekip gerekmediği tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 6- Eser sözleşmelerinde kural sözleşmenin ayakta bulunduğu ve hukuken varlığını muhafaza ettiği sürece gerçekleştirilen imalâtın, yapımı üstlenen yüklenici ya da taşeron tarafından ifa edilmiş ve gerekçeleştirilmiş olmasıdır. Bunun aksini ileri süren iş sahibi, yüklenicinin işi bırakıp kalan işi başkalarına tamamlattığı ya da kendisinin tamamladığını yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. (.... Karar) Bu kapsamda; dava dışı idare ile davalı arasındaki 11 ve 12 numaralı hak edişler de incelenerek davacının şantiye sahasını tamamen terk ettiği veya aralarındaki sözleşmenin feshedildiği tarih itibariyle taraflar arasında hak edişe bağlanmamış bir imalâttan kaynaklı alacağı bulunup bulunmadığı tartışılmadan ve değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. 7- O halde Mahkemece yapılacak işlem, yukarıdaki açıklamalara göre değerlendirme yapılmak üzere HMK'nın 266 ve devamı maddelerine göre konusunda uzman bilirkişilerden oluşacak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak gerekirse davalının talebi de dikkate alınarak Mahallinde keşif yapılması; yukarıdaki tespitlerin tartışılması; bunların dışında da davacının, işçilerin sigorta primlerini davalı adına ödediği yönündeki iddiasının mahsup talebi kapsamında tartışılması; sözleşme ve şartnamedeki hükümlere, ödeme planına göre fesih tarihi itibariyle davalının iş bedelinin ödenmesine ilişkin edimini ifa edip etmediğinin, kalan sürede işin tamamlanıp tamamlanmayacağının; feshin haksız olup olmadığının tartışılması; mahsubu yapılan 100.000,00 TL'lik ödemenin mükerrer olarak hesaplanıp hesaplanmadığının somut şekilde değerlendirilmesi; bu şekilde önceki raporlarla aradaki çelişkiyi giderir, tarafların iddia ve itirazlarını karşılar denetime elverişli bilirkişi raporu ile sonuca gidilmesi" gerektiği belirtilmiştir. Eser sözleşmesi, uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 355 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 470.) maddesinde, "İstisna, bir akittir ki onunla bir taraf (müteahhit), diğer tarafın (iş sahibi) vermeği taahhüt eylediği semen mukabilinde bir şey imalini iltizam eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Tam iki tarafa borç yükleyen “Eser sözleşmesi’’ 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde, "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Taraflara karşılıklı borç yükleyen eser sözleşmelerinde; “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur bulunmaktadır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında yükleniciye bedel ödemekle yükümlüdür. Eser sözleşmeleri açısından teslim; yüklenici tarafından, sözleşmenin amacına uygun olarak meydana getirilen ve nesnel ölçüler içerisinde kullanılabilir durumda bulunan sonucun (eserin), ifa zamanında (vâdede-süresinde) iş sahibinin zilyetliğine ve kullanımına sunulması veya varsa zilyetliğe ve kullanılmaya engel hâlin kaldırılmasıdır (....). Başka bir deyişle eser sözleşmelerinde teslim, yüklenicinin tamamladığı eseri, sözleşmeyi ifa etmek niyeti ile iş sahibinin fiili hâkimiyetine geçirmesi olarak da tanımlanabilir. TBK 471. maddesinde düzenlenen hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, basiretli bir tacir, iş adamı ve işinin ehli bir teknik adam gibi davranıp, eser sözleşmesi ilişkisine girerek bir işi üstlenirken ekonomik gücünü, ekipmanını ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip, yeterli görmemesi durumunda o işi üstlenmekten kaçınmak zorundadır. Aksi hâlde, bunun sonuçlarına katlanır ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulur. Sözleşme hukukunda temel koşul, sözleşmenin kurulmasından sonra tarafların sözleşmeden doğan yükümlülüklerini, kararlaştırılan şekilde ve zamanda yerine getirmek zorunda olmalarıdır. Sözleşme kurulduktan sonra, şartlarda değişiklik ortaya çıksa bile, taraflar sözleşme gereğini aynen yerine getirmek zorundadır. Temel kural budur ve bu kurala “ahde vefa” (söze bağlılık) ilkesi denilmektedir. Eser sözleşmesinin iki tarafa borç yükleyen sözleşme olması özelliğinden dolayı temerrüt halinde, temerrüdün sonuçları bakımından BK. m.106-108’deki düzenlemelere tabidir. Çünkü anılan maddelerde genel hükümlerden ayrılarak (BK. m.102), iki tarafa borç yükleyen sözleşmelere özgü, özel hükümler getirilmiştir. BK’nun 106-108 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, iki tarafa borç yükleyen sözleşmeyle temerrüde düşen borçluya karşı, alacaklıya üç ayrı seçimlik hak tanındığı görülmektedir. Bunlar; aynen ifa ve gecikmeden dolayı tazminat isteme hakkı; aynen ifayı reddederek ademi ifa sebebiyle müspet zararını talep hakkı; sözleşmeyi feshederek menfi zararını isteme hakkı olarak sayılabilir. (.... sayılı kararı). Eser sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda karine olarak akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalatların yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmektedir. yüklenicinin işi teslim etmesi ya da eksik olarak bırakıp gitmesi veya sözleşmenin feshinden sonra bu tarihler itibariyle eksik ve kusurlu imalatlar belirlenmiş ise, bunları da karine olarak iş sahibinin giderdiği; teslim, fesih ya da terkten sonra yüklenicinin saptanan eksik ve ayıpları işe devam ederek giderdiği iddiasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. Buna göre teslim, terk ya da fesih tarihine kadar karine yüklenici lehine olup, aksinin ispatı iş sahibinin yükümlülüğündedir. Teslim, fesih ya da terkten sonra ise karine iş sahibi lehinedir ve bunun aksini ispat külfeti yükleniciye ait olduğu belirtilmiştir (.... Karar sayılı kararı). Götürü bedelin kanunda tanımı yapılmamış olup, Yargıtayın yerleşik içtihatları ve uygulamaları ile doktrinde, götürü bedel, sözleşmede yapılacak işin tamamı için kararlaştırılan toplam bedel olarak ifade edilmektedir. Başka bir anlatımla önceden ve kesin olarak tayin edilmiş ücrete “götürü ücret” denilmektedir. İş bedeli TBK m. 480 uyarınca bedel götürü olarak belirlenmiş ise yüklenici işi kararlaştırılan bedel ile yapmak zorundadır. Götürü bedelli sözleşmelerde yüklenicinin hakettiği imalat bedeli, “fizikî oran yöntemi” ile, sözleşme kapsamında gerçekleştirilen imalatın eksik ve ayıplar da dikkate alınarak işin tamamına göre fizikî oranı tespit edilerek bulunacak bu oran götürü iş bedeline uygulanmak suretiyle belirlenen rakamdan, yapıldığı tespit edilmiş olan ödemeler düşülüp hesaplanması gerekmektedir. Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde ifa etmeme sonucu meydana gelir.
TBK'daki 471 inci maddesinde düzenlenen hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. yüklenici, basiretli bir tacir ve iş adamı ve işinin ehli bir teknik adam gibi davranıp, eser sözleşmesi ilişkisine girerek bir işi üstlenirken ekonomik gücünü, ekipmanını ve uzmanlığını en iyi biçimde değerlendirip, yeterli görmemesi durumunda o işi üstlenmekten kaçınmak zorundadır. Aksi hâlde, bunun sonuçlarına katlanır ve meydana gelen zarardan sorumlu tutulur (....). Davaya konu alacak bakımından ispat yükü davacı tarafta olmakla birlikte ticari davalarda, ya da iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatlanmalıdır. Ticari defterler kesin delillerdendir. Eser sözleşmelerinde kural sözleşmenin ayakta bulunduğu ve hukuken varlığını muhafaza ettiği sürece gerçekleştirilen imalâtın, yapımı üstlenen yüklenici ya da taşeron tarafından ifa edilmiş ve gerekçeleştirilmiş olmasıdır. Bunun aksini ileri süren iş sahibi, yüklenicinin işi bırakıp kalan işi başkalarına tamamlattığı ya da kendisinin tamamladığını yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. (.... Karar) İddia, savunma, tanık anlatımları, ticari defter ve kayıtlar, hakediş raporları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre somut uyuşmazlıkta; Davacının itirazın iptali istemi yönünden yapılan değerlendirmede; davacı şirket vekilince, ....esas sayılı icra dosyası ile 07.12.2012 tarihinde 661.776,81-TL asıl alacak ve 14.353,25-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 676.130,06-TL üzerinden takip yapıldığını, takibin 7 adet faturaya konu hakediş alacağına ilişkin olduğunu, 7 adet faturaya konu hakediş toplamından davalının yaptığı ödemeler düşüldükten sonra kalan bakiye alacağın tahsili amacıyla 661.776,81 TL asıl alacak, 14,353,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 676.130,06 TL üzerinden davalı aleyhine ilamsız icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin davalıya 10.12.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalının süresi içerisinde (17.12.2012) tarihinde takibe borcun esası yönünden itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı-alacaklıya tebliğ edilmediği bu suretle davacının süresi içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı, davalı firmanın, davacı firmaya ek süre verdiğine dair her hangi bir bilgi ve belge dosya kapsamında olmadığı, dava dışı idare ile davalı arasındaki .... numaralı hak edişte (18.09.2012-31.12.2012 dönem arası imalat) davacı şirket tarafından yapılan bir imalatın bulunmadığı ve .... ve .... Ek numaralı hak ediş dönemleri yapılan işlerin fesih tarihi sonrası döneme ait olduğu için hesaplamaya dahil edilmediği, davacının şantiye sahasını tamamen terk ettiği veya aralarındaki sözleşmenin feshedildiği tarih itibariyle taraflar arasında hak edişe bağlanmamış bir imalâttan kaynaklı alacağına ilişkin olarak sözleşme süresinin 01.11.2012 tarihinde bittiği, işin fesih tarihinin ise 30.10.2012 olduğu, fesih tarihine kadar işin % 68'lik kısmının tamamlandığı, kalan %32'lik kısmın sözleşmede belirlenen sürede tamamlanamayacağı bu nedenle davalının sözleşmeyi haklı sebeplerle feshettiği, davacı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı şirket tarafından davalıya 7 adet fatura karşılığında toplam 1.521.448,94-TL tutarında fatura düzenlendiği karşılığında, davacı şirketin davalıdan toplam 859.672,13-TL tutarında ödeme aldığı, davacının (1.521.448,94 –859.672,13)= 661.776,81-TL tutarında davalı şirketten alacaklı olduğu, davalı şirket ticari defter ve kayıtlarına göre ise davalının davacının davalıdan alacağı olduğu bu bağlamda davalı ticari defter ve kayıtlarına göre davacı şirketçe davalıya düzenlenen 01.10.2022 tarihli .... nolu hakediş açıklamalı (332.762,56 + 59.897,26 (%18 KDV) = 392.659,83-TL - (KDV Tevkifatı) 11.979,45 = 380.680,37-TL tutarındaki faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen 6 adet toplam 1.114.051,44-TL tutarında ki faturaların davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı şirketin davacıya toplam 1.159.672,13-TL tutarında ödeme yaptığı ve (1.114.051,44 - 1.159.672,13)= 45.620,69.-TL tutarında davacı şirketten alacaklı olduğu, taraflar arasında ödemeler/tahsilatlar açısından; (1.159.672,13 - 859.672,13) = 300.000,00-TL tutarında fark olduğunu, bu farkın da davalı şirketçe 24.08.2012 tarihinde ... Müh. Taah …. Ltd. Şti.'ne ...-.... 29.03.2012 Temliğe açıklamalı 100.000,00-TL bedelli ödeme ile 16.10.2012 tarihinde ... Müh. Taah …. Ltd. Şti.'ne ...-....’a Yapılan Öd. Mahs. açıklamalı 200.000,00-TL toplam (100.000,00+200.000,00)= 300.000,00-TL ödemeden kaynaklandığı, ilgili ödemelerin davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı ve davalı şirket ticari defterlerinde 25.05.2012 tarihinde kayıtlı olan 100.000,00-TL tutarındaki ödemenin, davalı ... tarafından davacı ... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne gönderilen ...- Hakedişe mahs. avns .... açıklamalı ödeme olduğu, mükerrerliğe rastlanmadığı anlaşılmıştır. Davalı ile dava dışı idare arasındaki sözleşmenin 8. maddesine göre Yapım İşleri Genel Şartnamesi (YİGŞ) o sözleşmenin ekleri arasında sayılmıştır. Bu sözleşme, taraflar arasındaki sözleşmenin de eki olarak sayılmış ve ihtilaf (çelişki) halinde taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanacağı düzenlenmiştir. Borcun iç yüklenilmesi; asıl borçlu ile borcu nakil alan üçüncü kişi arasındaki sözleşmeyi ifade eder. Böyle bir sözleşmenin geçerliliği herhangi bir şekle tabî olmadığı gibi, alacaklı bakımından sonuç doğurabilmesi için ise alacaklının açık muvafakatı gerekmektedir. Borcun dış yüklenilmesi ise, TBK'nın 196. maddesinde (sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 174. maddesi) düzenlenmiş olup, alacaklı ile borcu nakil alan üçüncü kişi arasındaki sözleşmeyi ifade etmektedir. Borcun dış yüklenilmesinin gerçekleşmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi yeterli olup, geçerliliği için herhangi bir şekil şartına gerek yoktur. Şu halde, borcu nakil alan üçüncü kişinin icabının alacaklı tarafından kabul edilmesiyle borcun nakli sözleşmesi kurulur (.... Karar) Bu kapsamda; davalı tarafından dava dışı .... İnş. Ltd. Şirketinin kendi adına davacıya sözleşmeden kaynaklı 300.000,00 TL alacağının ödenmiş olduğu iddia edilmiş olup dava dışı ... tarafından davacıya toplam 300.000-TL havale gönderildiği, davacı şirketçe bu ödemelerin 349-Alınan Diğer Avanslar hesabında takip edildiği, 349-Alınan Diğer Avanslar hesabının; "İşletmenin ticari olmayan işlemlerden dolayı almış olduğu her türlü kısa vadeli avansların izlendiği hesap olarak tanımlanmakla, davacı şirketçe dava dışı şirketin yapmış olduğu 300.000.00-TL ödemenin, davacı ile ... arasında; davacının kendi ticari faaliyeti ile ilgili olmayan bir işlemden dolayı kısa vadeli avans almış olabileceği ancak, davacı tarafından .... 300.000.00-TL’yi iade etmiş olduğuna veya karşılığında mal ve hizmet teslimi yapıldığına ilişkin bir kayıt görülmediğinden dava dışı .... davacıdan alacaklı olduğu bu nedenle ... tarafından davacıya gönderilen ödemelerin mahsup edilmemesi gerektiği; taraflar arasında günlük yapılan işleri kaydedildiğine dair şantiye defterinin bulunmadığı, işçilerin ...'ya bildirilmesinin sözleşme kapsamında imalatların yapılıp yapılmadığı hususunda yeterli olmadığı, 03.08.2022 tarihinde ... mahsup-online tahsilatlar .. sayılı .... açıklaması ile 8.752,31 TL banka dekontu davalı vekilince 24.11.2022 tarihli dilekçe ekindeki ibraz edilmekle mahsup edilmesi gerektiği; bu bağlamda davacı şirketçe yapılan imalatlara karşılık hakediş tutarının 1.407.747,22-TL, davalı şirketçe yapılan ödemelerin ise toplam tutarının 1.159.672,13-TL olmakla (1.407.747,22 – 1.159.672,13)= 248.075,09-TL tutardan, taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan 26.767,13 TL tutarındaki farkın % 3 stopaj kesintisinden kaynaklandığı; davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan tevkifat tutarı 26.717,13-TL+ 8.752,31-TL (... ödemesi) mahsup edilmesi halinde, (248.075,09 - 26.717,13 - 8.752,31)= 212.605,65-TL tutarında davacının davalı şirketten alacaklı olacağı anlaşılmakla davalının .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 212.605,65 TL asıl alacağın takip talebindeki koşullar ile devamına karar vermek gerekmiştir. Davacının tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar. Açıklanan hukuki gerekçe ışığında somut olay irdelendiğinde, davacının talebinin müspet zarar kapsamında kaldığı, nitekim davacı sözleşmenin feshinden dolayı sözleşmenin hiç ve gereği gibi yerine getirilmemesinden dolayı zararını talep ettiği, akdedilen sözleşmenin 9.maddesine göre işin 01.11.2012 tarihinde bitirilmesi gerektiği, davacının ise 22.10.2012 tarihinde işten el çektiği, bilirkişi raporlarına göre davacının işten el çektiği tarih itibariyle davacının işin %68'lik oranını tamamladığının anlaşıldığı; bakiye %32'lik iş için ise 142 günlük zamana ihtiyaç olduğu, sözleşmeye göre iş teslim süresinin 01.11.2012 tarihinde sona erecek olması karşısında davacının işi süresinde bitirme imkanı olmaması sebebiyle TBK. 124/1-a maddesi de gözetilerek, davalının fesih öncesi mehil vermesine gerek olmadığı, davalının feshinin haklı sebebe dayandığı, bu suretle davalı tarafından sözleşme haklı nedenle feshedilmekle davacının tazminat isteminde bulunamayacağı kabul edilerek, tazminat istemi yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası tesis kılınmıştır. HÜKÜM : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, A) Davalının .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 212.605,65 TL asıl alacağın takip talebindeki koşullar ile devamına, Fazlaya ilişkin istemin reddine, Davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi yönündeki davacı isteminin reddine, Davanın reddedilen kısmı yönünden davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi yönündeki davalı isteminin reddine B) Davacının tazminat istemli açmış olduğu davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı 14.523,09-TL olduğundan peşin alınan 6.712,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.810,24-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul ve red oranına göre hesaplanan 34.016,90-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca red ve kabul oranına göre hesaplanan 75.028,66-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 81.136,15-TL (dava açılış masrafı, bilirkişi ücreti posta, keşif gideri ile tebligat ve posta gideri olmak üzere) davanın kabul ve red oranına göre hesap edilen 25.141,01-TL yargılama gideri ile davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 6.712,85-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 488,90-TL (bilirkişi ücreti ve posta gideri olarak) yargılama giderinin, davanın red ve kabul oranına göre hesap edilen 337,41-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/10/2024
Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza