İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/113 E. 2020/368 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/113
Karar No
2020/368
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/113 Esas KARAR NO : 2020/368 DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/02/2020 KARAR TARİHİ : 29/09/2020 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İzmir İli Gaziemir ilçesi, ... Mah,... Parsel'de kain taşınmazın ağaçlandırılacak alanda kalması nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin 26.10.1989 tarihli... yevmiye numaralı kararı ile taşınmazın kamulaştırılmasına karar verildiğini, kamulaştırma nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesi kıymet takdir komisyonu tarafından taşınmaza 72.986.40-TL değer biçildiğini, takdir komisyonunca belirlenen bedelin 10.12.1991 tarihinde ...Bankası A.Ş. hesabına yatırıldığını, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan 11.01.1994 tarih ve ...sayılı ile yatırılan bedelin ilgili şahıslar adına İzmir... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı vekaletname sahibi Av.... adına ödenmesi talep edilmiş olduğunu, akabinde aynı gün 11.01.1994 tarih ve 50 fiş numaralı davalıya ait... numaralı şubeye müvekkili adına ...mutabakatlı havale gönderisi olarak 62.621,000 TL gönderildiğini, söz konusu ödeme ve işlemlerin müvekkili tarafından yeni öğrenilmiş olup şimdiye dek yatırılan bu tutarla ilgili müvekkiline herhangi bir bildirim yapılmadığını, söz konusu ödeme ve işlemlerin öğrenilmesi üzerine ilgili tutar ve hesabın akıbetinin ne olduğunun öğrenilmesi için belediye ve bankaya başvuru yapılmış ise de olumlu bir sonuç veya bilginin alınamadığını, izah edilen nedenlerle müvekkilinin hak ve alacağı olan tutarın tahsilinin sağlanması için iş bu başvurunun zorunluluk haline geldiğini belirterek, müvekkili adına yatırılan bedelin bilirkişi marifetiyle günümüz koşullarına uyarlanarak belirlenecek bedelin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankaya karşı açılan iş bu davanın haksız, usul ve yasala aykırı olduğunu, davacı tarafından haksız ve hukuka aykırı taleplerine karşı süresi içinde cevaplarını sunmuş olduklarını, zira işbu davada görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesinin olmadığını, dava konusu uyuşmazlık hakkında verilecek cevaplar saklı kalmak kaydı ile işbu davada davacı taraf, ticari veya mesleki olmayan amaçlar ile hareket ettiğinden tüketici konumunda olduğunu, dolayısıyla tüketici vasfını haiz davacı tarafın, işbu davayı Asliye Ticaret Mahkemelerinde ikame etmesinin Kanuna aykırılık teşkil ettiğini, dava açısından tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının dilekçesi ve eklerinde de kabul ve ikrar ettiği üzere kamulaştırmaya konu taşınmaz maliki... vefat etmiş olduğunu, söz konusu taşınmazın kamulaştırma bedeli mirasçıları tarafından tayine edilen vekil tarafından çekildiğini, dava konusu bedelin mirasa konu olduğunu, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle zorunla dava arkadaşlığının bulunduğunu, dolayısı ile davacının tek başına bu davayı açmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafın dava dilekçesinde bahsettiği üzere dava konusu tutar ile ilgili tüm işlemlerin daha önceki vekil Av.... tarafından yapıldığını, vekaletnamedeki yetki uyarınca vekilin ahzu kabz yetkisinin bulunduğunu, dolayısıyla vekilin müvekkili ile ilişkisinde bilgi verme zorunluluğunun bulunduğunu, Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın 43. maddesindeki "müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir" düzenlenmesi uyarınca tahsil olunan paraların vekil tarafından müvekkile ivedilikle iletilmesinin zorunluluk olduğunu, açıklanan nedenler itibariyle davacı tarafın işlemden yeni haberdar olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile yapılan bir işlem mevcut ise dahi davacının işlem tarihinde bilgi sahibi olduğunun kabulünün gerektiğini, öncelikle görev itirazlarının doğrultusunda görevsizliğine, usule ilişkin taleplerin kabul edilmemesi halinde davanın esasa ilişkin nedenlerle reddine, yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin karşı tarafa aidiyetine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir. DELİLLER: 1-Gaziemir Tapu Müdürlüğü nezdinde bulunan İzmir İli, ...lçesi, ...Mahallesi,...Parsel sayılı taşınmaz ait tapu kayıtları, 2-İzmir Büyükşehir Belediyesi nezdinde belediye encümeninin 26/10/1989 tarih ve... yevmiye numaralı kararı neticesinde kamulaştırılmasına karar verilen İzmir İli,... ilçesi,... Mahallesi, ... Parsel sayılı taşınmaza ilişkin kamulaştırma evrakları ile kamulaştırma bedellerinin hak sahiplerine ödendiğini gösterir kayıt ve belgeler, 3-... Anonim Şirketi nezdinde...numaralı şube nezdinde davacı... TC Kimlik numaralı... adına açılan/açılmış bulunan hesaplara ilişkin hesap hareketleri ve hesap ekstreleri, 4-... Anonim Şirketi nezdinde 11/01/1994 tarih ve 50 fiş numarası ile ...numaralı şube nezdinde davacı... TC Kimlik numaralı ... adına yapılan... numaralı mutabakatlı havale gönderisine ilişkin tüm kayıt ve belgeler, 5-Sair deliller. DAVA KONUSU: Açılan dava, İzmir İli,... ilçesi, ...Mahallesi,... parsel sayılı taşınmazın dava dışı İzmir Büyükşehir Belediyesi encümeninin 26/10/1989 tarih ve... yevmiye numaralı kararı ile kamulaştırılmasına karar verilmesi akabinde İzmir İli,...lçesi, ...Mahallesi,... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi Kıymet Takdir Komisyonu tarafından takdir edilen ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 11/01/1994 tarih ve...sayılı makbuz ile... Anonim Şirketi hesabına depo edilen kamulaştırma bedelinin davalı bankadan tahsili ile davacıya verilmesi talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın İzmir İli,... ilçesi,... Mahallesi,... parsel sayılı taşınmazın dava dışı İzmir Büyükşehir Belediyesi encümeninin 26/10/1989 tarih ve...yevmiye numaralı kararı ile kamulaştırılmasına karar verilmesi akabinde İzmir İli, ... ilçesi, ...Mahallesi,.. parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi Kıymet Takdir Komisyonu tarafından takdir edilen ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 11/01/1994 tarih ve... sayılı makbuz ile ... Anonim Şirketi hesabına depo edilen kamulaştırma bedelinin davalı bankadan tahsili ile davacıya verilmesi talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında bankacılık işleminden kaynaklanan herhangi bir ilişki olmadığı gibi imzalanmış olan herhangi bir sözleşmenin de bulunmadığı, davalı bankanın yalnızca İzmir Büyükşehir Belediyesi encümeninin 26/10/1989 tarih ve ... yevmiye numaralı kararı ile kamulaştırılmasına karar verilmesi neticesinde İzmir İli, ... ilçesi, ...Bey Mahallesi,...parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin hak sahibi veya sahiplerine ödeme yapılmasına aracılık ettiği, belirtilen sebepler dahilinde dava konusu uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde sayıldığı şekilde mutlak ticari davalardan veya her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olmadığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, Gaziemir Tapu Müdürlüğü nezdinde bulunan İzmir İli,... ilçesi,...Mahallesi, ... Parsel sayılı taşınmaz ait tapu kayıtları, İzmir Büyükşehir Belediyesi nezdinde belediye encümeninin 26/10/1989 tarih ve... yevmiye numaralı kararı neticesinde kamulaştırılmasına karar verilen İzmir İli, ... ilçesi,... Mahallesi, ...Parsel sayılı taşınmaza ilişkin kamulaştırma evrakları ile kamulaştırma bedellerinin hak sahiplerine ödendiğini gösterir kayıt ve belgeler, ... Bankası Anonim Şirketi nezdinde... numaralı şube nezdinde davacı ... TC Kimlik numaralı ... adına açılan/açılmış bulunan hesaplara ilişkin hesap hareketleri ve hesap ekstreleri,... Bankası Anonim Şirketi nezdinde 11/01/1994 tarih ve 50 fiş numarası ile ... numaralı şube nezdinde davacı... TC Kimlik numaralı ... adına yapılan ... numaralı mutabakatlı havale gönderisine ilişkin tüm kayıt ve belgeler ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın İzmir İli, ... ilçesi, ... Mahallesi, .. parsel sayılı taşınmazın dava dışı İzmir Büyükşehir Belediyesi encümeninin 26/10/1989 tarih ve ...yevmiye numaralı kararı ile kamulaştırılmasına karar verilmesi akabinde İzmir İli, ... ilçesi, ... Bey Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi Kıymet Takdir Komisyonu tarafından takdir edilen ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 11/01/1994 tarih ve... sayılı makbuz ile ...Bankası Anonim Şirketi hesabına depo edilen kamulaştırma bedelinin davalı bankadan tahsili ile davacıya verilmesi talebine ilişkin olduğu, taraflar arasında bankacılık işleminden kaynaklanan herhangi bir ilişki olmadığı gibi imzalanmış olan herhangi bir sözleşmenin de bulunmadığı, davalı bankanın yalnızca İzmir Büyükşehir Belediyesi encümeninin 26/10/1989 tarih ve... yevmiye numaralı kararı ile kamulaştırılmasına karar verilmesi neticesinde İzmir İli,... ilçesi, ...Bey Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin hak sahibi veya sahiplerine ödeme yapılmasına aracılık ettiği, belirtilen sebepler dahilinde davacının tacir sıfatının bulunmadığı, taraflar arasında imzalanmış herhangi bir bankacılık sözleşmesi bulunmadığı da dikkate alındığında davacının iş bu dava açısından tüketici konumunda da olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde sayıldığı şekilde mutlak ticari davalardan veya her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olmadığı, belirtilen sebepler dahilinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari mahiyeti bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden mahkememizin iş bu dava açısından görevsiz olduğu, dava şartlarının bulunup bulunmadığı mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlendiği üzere dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunması durumunda asliye hukuk mahkemesi olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20.maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, (taraf vekillerine ihtar edildi.) 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.29/09/2020

Katip... E imza

Hakim ... eimza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2020/113, K. 2020/368, T. 29.09.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-113-e-2020-368-k-f2ffab0aa0ba