İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/858 E. 2021/156 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/858
- Karar No
- 2021/156
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/858 Esas KARAR NO : 2021/156 DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/10/2019 KARAR TARİHİ : 17/02/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde: davalı şirket ile müvekkili banka arasında davaya konu genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, davalı gerçek kişilerin sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla yer aldıklarını, davalı şirkete kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalılara ihtarnamenin tebliğ edildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması üzerine icra takibine geçildiğini, alacağın sözleşmeye dayanmakta olup sözleşmede temerrüt halinde uygulanacak faiz oranının ne şekilde hesaplanacağının belirlendiğini, talep edilen faiz ve oranının kredi sözleşmesi ile banka uygulamasına uygun olduğunu, kredi garanti fonu teminatlı olarak kullandırılan kredilere ilişkin tahsilatın tazmin edilen kefalet oranında kuruma aktarılacağını, tahsilat yükümlülüğünün müvekkili bankada olduğunu bildirmiş itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalılar vekili cevap dilekçesinde; KGF teminatlı kredi sözleşmeleri düzenlendiğini, yasal düzenleme çerçevesinde müvekkili şirketin yapılandırma talebinde bulunduğunu, ancak davacının bu talebi göz ardı ederek kötü niyetli olarak icra takibi yaptığını, 24/06/2019 tarihinden önceki tüm taksitlerin zamanında ödendiğini, bu taksitin bir günlük gecikme ile 25/06/2019 tarihinde ödenmesine rağmen davacının TMK'nun 2.maddesine aykırı olarak hesabı kat ettiğini, kat ihtarnamesinde verilen 24 saatlik ödeme süresinin hayatın olağan akışına da uygun olmadığını, kat ihtarnamesinin müvekkili kefillerine gönderilmediğini, kat ihtarnamesine haklı sebeplerle itiraz ettiklerini, müvekkili şirket tarafından iyi niyetli olarak 01/07/2019 tarihinde 10.000,00-TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin mahsup edilmeden icra takibine geçildiğini, müvekkili kefillerin kefalet sözleşmesinin TBK'nun 583.maddesinde aranan şekil şartlarına uygun olmaması, kefalet azami miktarı ve tarihinin el yazıları ile yazılı olmaması nedeni ile davaya konu alacaktan sorumlu olmadıklarını, bunun yanında TBK'nun 584.maddesi uyarınca eşlerinin rızasının alınmaması nedeni ile kefaletin geçersiz olduğunu, borcun zamanaşımına uğradığını, muaccel hale gelmeyen edimlerin de icra takibinde talep edildiğini, uygulanan faiz oranları ve faiz başlangıç tarihlerinin hukuka aykırı olduğunu bildirmiş, davanın dava şartı noksanlığından usulden ve esastan reddine, davacı tarafın kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davalı şirketin borçlu, davalı gerçek kişilerin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, davacı ile davalılar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmeleri nedeni ile hesabın kat edilerek ihtarname tebliğ edilmesine rağmen ödenmeyen kredi borcundan kaynaklanan alacağı için davacı bankanın davalılar hakkında alacağın tahsili amacıyla yaptığı icra takibinde davalıların borca ve ferilerine itirazının iptali istemine ilişkindir. Davaya konu icra dosyasında davacı banka, davaya konu kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için ilamsız icra yoluyla takip yapmış, davalılar vekilinin ödeme emrinin tebliğinden sonra yasal süre içinde borca ve ferilerine itiraz etmesi nedeniyle davalılar hakkındaki takip durmuştur. Dava, İİK'nun 67(1) maddesinde belirtilen hak düşürücü süre içinde açılmıştır. Davalılar vekili alacağın zamanaşımına uğradığını iddia etmiş ise de; davaya ve takibe konu alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davaya konu kredi sözleşmelerinin 15/09/2014 ve 21/06/2017 tarihli olup kat ihtarnamesinin 01/07/2019 tarihinde borçlu şirkete tebliğ edildiği, ardından 25/09/2019 tarihinde icra takibi yapıldığı göz önünde tutulduğunda dava konusu alacak için öngörülen on yıllık zamanaşımı süresinin oluşmadığı anlaşılmakla, davalı tarafın bu yöndeki iddiası haklı görülmemiş ve zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. Davalılar vekili, davalı kefiller yönünden TBK'nun 583.maddesinde aranan şekil şartlarının somut olayda var olmadığı, bu nedenle kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını iddia etmiş ise de; bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere TBK'nun 583.maddesinde aranan şekil şartlarının mevcut olduğu, davalı kefillerin sorumlu oldukları azami miktar, kefalet türü ve kefalet tarihinin kendi el yazıları ile yazılı bulunduğu, sözleşme örneklerinden de anlaşılmakla davalılar vekilinin bu yöndeki iddiası haklı görülmemiştir. Davalılar vekili, davalı kefiller yönünden eşlerinin rızalarının alınmadığını, bu nedenle kefaletlerinin geçerli olmadığını iddia etmiş ise de; sözleşme tarihlerinin 15/09/2014 ve 21/06/2017 olup TBK'nun 584(3) maddesi kapsamında davalı gerçek kişi kefillerin davalı borçlu şirketin ortakları olması yanında davalılar...ın aynı zamanda şirketin yetkilisi sıfatını da taşıdıkları, buna göre davalı gerçek kişilerin eşlerinin rızalarının bulunmasının gerekmediği anlaşılmakla, davalılar vekilinin bu konudaki iddiaları da haklı olmamakla dikkate alınmamıştır. Davalılar vekili, davalı borçlu şirketin yasal düzenleme gereği yapılandırma talebinde bulunduğunu, ancak davacı tarafça dikkate alınmayarak takip yapıldığını, 24/06/2019 tarihinden önceki kredilerin zamanında ödendiğini, ihtarnamede verilen 24 saatlik sürenin borcun ödenmesini için yeterli olmadığını, kat ihtarnamesine itiraz ettiklerini, bu nedenlerle davanın reddinin gerektiğini iddia etmiş ise de; kredi garanti fonu kapsamındaki kredilerin ödenmemesi halinde yapılandırılmasına ilişkin bir yasal düzenlemenin bulunmaması, kredi garanti fonu tarafından bankaya kredi alacağının ödenmesi halinde kredi veren bankanın tahsilatı yapmakla yükümlü bulunduğu, ihtarnamede verilen süre konusunda bir yasal düzenleme olmadığı gibi sözleşmede de bir hüküm bulunmaması nedeni ile kısa bir süre olsa dahi davalı borçlu şirketin belirlenen vadede ödemesini yapmamış olması nedeni ile verilen sürenin geçerli olduğu, davalı şirket tarafından kat ihtarına itiraz edilmiş ise de itirazda dile getirilen nedenlerin davalıların sorumluluğunu kısmen ya da tamamen kaldıracak nitelikte bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde davalılar vekilinin anılan konulardaki itirazları da haklı görülmemiştir. Toplanan tüm deliller ve mahkememizce usul, yasa ve dosya kapsamına uygun görülen, gerekçeli ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi raporu ile taraflar arasında davaya konu 15/09/2014 ve 21/06/2017 tarihli genel kredi sözleşmelerinin düzenlendiği, sözleşmelerde asıl borçlunun davalı şirket olup gerçek kişi davalıların müteselsil kefil ve borçlu sıfatıyla sözleşmelerde yer aldıkları, taraflar arasındaki kredi ve kefalet sözleşmesinin varlığının ve içeriğinin uyuşmazlık konusu olmadığı, uyuşmazlık halinde taraflar arasındaki sözleşmelerde davacı bankanın kayıtlarına itibar edilerek uyuşmazlığın çözümünün kararlaştırıldığı, sözleşmelerdeki bu hüküm nedeniyle de davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine gerek bulunmadığı, davalı kefiller yönünden TBK'nun 583.maddesinde aranan şekil şartlarının kefalet sözleşmelerinde mevcut olup şirket ortağı olmaları nedeni ile eş rızalarının alınmasının gerekmediği, 25/06/2019 kat tarihi itibariyle taksitli ticari krediye ilişkin 24/06/2019 vadeli taksitin süresinde ödenmediği, bu nedenle davacı bankanın hesabı kat etme konusunda yasal koşulların oluştuğu, davalıların sözleşmede belirlenen 24/06/2019 tarihinde ödeme yapıldığına dair bir belge sunmadığı gibi bu ödemenin vade tarihinden önce yapıldığını bildirdikleri, vade tarihinden sonra yapılan ödemenin kat ihtarına engel olmasının mümkün bulunmadığı, kat ihtarının usul ve yasaya uygun olarak düzenlendiği gibi davalılara sözleşmede bildirilen adreslerine tebliğe çıkarılıp davalıların tümüne 01/07/2019 tarihinde tebliğ edildiği, cevap dilekçesinde davalı kefillere tebligat yapılmadığı iddia edilmiş ise de tebligatın yapıldığının dosyada sunulan belge örnekleri ile bilinebilir olmasına rağmen usulsüz tebligat yapıldığı iddiasında bulunulmadığı, sözleşmedeki hüküm nedeniyle davalılar yönünden 03/07/2019 tarihi itibariyle temerrüt halinin oluştuğu, davacı bankaya ait kayıt ve defterler incelenmek suretiyle oluşturulan bilirkişi raporu ile davalı tarafça borca ve ferilerine bütünüyle itiraz edilmiş ise de; davalıların, davaya ve icra takibine konu kredi sözleşmesinden doğan davacı banka alacağının bilirkişi raporunda hesaplanan alacak kalemleri miktarınca ödemedikleri, davaya konu icra dosyasında davacı tarafça davalılar hakkında toplam 359.718,97-TL alacak üzerinden icra takibi yapılmasına rağmen dava dilekçesinde harca esas gelirin 335.000,00-TL gösterilip bu miktar üzerinden itirazın iptalinin talep edilmesi nedeni ile davacılar vekilinden dava konusu ettikleri asıl alacak ve ferilerinin dökümlü olarak gösterilmesine ilişkin alınan 30/06/2020 tarihli dilekçede davacı tarafın 328.000,00-TL asıl alacak, 5.591,58-TL işlemiş faiz, 279,58-TL BSMV 1.128,84-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 335.000,00-TL üzerinden itirazın iptalini talep ettiklerini bildirdiği, icra takip tarihinden sonra dava tarihine kadar ve dava tarihinden sonra inceleme tarihine kadar dava konusu alacakla ilgili olarak bir ödeme ve tahsilat yapılmadığı, toplanan tüm deliller ve bankaya ait defter ve kayıtlar üzerinde yapılan tespitten sonra bilirkişinin raporunda icra takip tarihi itibariyle davacı bankanın 320.429,65-TL asıl alacak, 33.684,43-TL işlemiş faiz, 1.684,22-TL BSMV ve 1.128,84-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 327.429,65-TL alacak talebinde bulunacağı ve işleyecek faiz yönünden işleyecek faiz için hükmedilen asıl alacağın 11.973,58-TL'lik bölümüne %28,80, 308.456,07-TL'lik bölümüne %45 oranında işleyecek TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi talebinde bulunabileceğini bildirdiği, bilirkişinin yaptığı tespit ve hesaplamaların usul yasa ve dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşılmakla davanın bilirkişi raporunda belirlenen asıl alacak ve ferileri yönünden kısmen kabulü ile; itirazın kısmen iptaline, davanın kısmen reddi ile; davacı tarafın fazlaya ilişkin 7.570,35-TL asıl alacak isteminin reddine, hükmedilen alacak toplamı üzerinden davalıların haksız itirazı nedeni ile %20 oranında icra ve inkar tazminatından sorumlu tutulmalarına, reddedilen asıl alacak istemi yönünden davacı tarafın kötü niyetli talepte bulunmadığı ve davalı tarafın kötü niyet iddiasını kanıtlayamadığı dikkate alınarak kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davaya konu İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında davalıların borca ve ferilerine ilişkin itirazlarının kısmen iptali ile; Takibin 320.429,65-TL asıl alacak, 5.591,58-TL işlemiş faiz, 279,58-TL BSMV, 1.128,84-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 327.429,65-TL alacak ile, İşleyecek faiz için hükmedilen asıl alacağın 11.973,58-TL'lik bölümüne %28,80, 308.456,07-TL'lik bölümüne %45 oranında işleyecek TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizi ve faizin %5'i oranındaki gider vergisi üzerinden devamına, 2-Davanın KISMEN REDDİ ile; Davacı tarafın fazlaya ilişkin 7.570,35-TL asıl alacak isteminin reddine, 3-Hükmedilen 327.429,65-TL alacağın %20'si oranındaki 65.485,93-TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 22.366,72-TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 3.922,38-TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 18.444,34-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafça peşin yatırılan 3.922,38-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davanın kabul edilen bölümü için davacı yararına A.A.Ü.T.'nin 13 (1) mad. uyarınca takdir edilen 31.370,08-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Davanın reddedilen bölümü için davalılar yararına A.A.Ü.T.'nin 13 (1) mad. uyarınca takdir edilen 4.080,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinden oluşan yargılama giderinin davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması nedeni ile 42/43'ünün karşılığı olan 1.289,30-TL'sinden davalıların müştereken ve müteselsilen, 1/43'ünün karşığı olan 30,70-TL'sinden davacının sorumlu tutulmak kaydı ile davacı ve davalı taraflardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, 10-Davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle davacı tarafça yapılan 44,40-TL başvuru harcı, 76,00-TL dört adet tebligat gideri, 93,50-TL on yedi adet elektronik tebligat gideri, 19,20-TL müzekkere ve posta gideri, 0,50-TL kep reddiyatı ile 850,00-TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.083,60-TL yargılama giderinden 42/43'ünün karşılığı olan 1.058,40-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 1/43'ünün karşılığı olan 25,20-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 11-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı ve bunun dışında da davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığı dikkate alınarak bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 12-Taraflarca peşin yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Davacı vekili ile davalılar vekilininin yüzüne karşı HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/02/2021
Başkan ... E imza Üye ... eimza Üye... eimza Katip ... eimza