İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/513 E. 2020/157 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/513
Karar No
2020/157
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/513 Esas KARAR NO : 2020/157 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 28/11/2019 KARAR TARİHİ: 25/02/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı taraf vekili duruşmada tekrar ettiği dava dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin tütün işi ile uğraştığını, dava konusu icra takibindeki borçlu-davalının tütün ekicisi/üreticisi olması sebebiyle müvekkili şirket ile ilişkisinin olduğunu, taraflar arasında tütün alım satım sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili şirketin tütün üreticileri tarafından istenmesi durumunda, tütün eritimi yapılması açısından ekicilere avans verdiğini, davalıya bu kapsamda 22.200,00 TL avans verildiğini, bu avansı davacının ...banktaki hesabına yatırıldığını, davalıya aynı ödeme ödeme olarak ilaç ödemesi yardımı, bağlı olduğu odanın aidat borcunun ödenmesi gibi ödemelerde bulunduğunu, davalının tütün alım satım sözleşmesi uyarınca tütün üretip müvekkili şirkete teslim etmesi gerekirken davalı edimini yerine getirmediğini, müvekkili şirkete tütünleri teslim teslim etmediğini, bu nedenle müvekkili şirkete cari hesaptan kaynaklı olarak toplam 23.199,52 TL borcu bulunduğunu, davalı müvekkilinin şirkete 21.428,57 TL bedelli, 20/03/2018 vade tarihi ve 1.224,49 TL bedelli ve 20/03/2018 vade tarihli senetleri verdiğini bu senetlerin İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında takibe konulduğunu, senet miktarlarının cari hesap borcundan düşüldüğünde davalının bakiye 546,46 TL borcu kaldığını bu alacağın tahsili için İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını ancak davalı tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu , zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, davalı ile anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile davalı borçlunun İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ve işlemiş faiziyle birlikte takibin devamına, haksız ve kötü niyetli yapılan itiraz dolayısıyla alacaklarının % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmesine rağmen davalı taraf duruşmalara katılmamış, davaya cevap vermemiş dava yokluğunda görülüp sonuçlandırılmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE: Davalının esnaf veya tacir olup olmadığının tespiti için, Vergi Dairesine, Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Esnaf ve Sanatkarlar Odasına müzekkere yazılmıştır.

Vergi Dairesi : Manisa Gördes Vergi Dairesinden gelen 24/02/2020 tarihli cevabı yazıda ...'ın daireleri sicil kayıtlarına göre mükellefiyet kaydına rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür. Esnaf ve Sanatkarlar Odası : Gördes Esnat ve Sanatkarlar Odasından gönderilen 26/2/2019 tarihli cevabı yazıda ...'ın odalarında kaydının bulunmadığına ilişkin cevap verildiği görülmüştür. Ticaret Sicil Müdürlüğü : Gördes Ticaret Sİcil Müdürlüğünden gönderilen 20/12/2019 tarihli cevabı yazıda ...'ın herhangi bir kaydına rastlanılmadığının bildirildiği görüldü. Dava; bedelsiz kalan avans ödemesinin davacıya iadesi için tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari ava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. Açıklanan yasal mevzuat çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, davalının çiftçi olduğu, davalı çiftçinin kendi arazisinde elde ettiği tütün ürününü davacıya sattığı,dava konusu alacağın da satış avansının bedelsiz kaldığı iddiasından kaynaklandığı, davalının Türk Ticaret Kanununun 12 nci maddesinde ifadesini bulan tanıma göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işletmediği, dolayısıyla uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, bu haliyle davanın nispi ticari dava olarak da kabul edilemeyeceği, ayrıca davanın TTK' nun 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay HGK'nun 2014/19-1241 esas, 2016/1033 karar sayılı, 09/11/2016 tarihli kararında da aynı hususun vurgulandığı anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından açılan iş bu davada Mahkememizin görevli olmadığı, görevli mahkemenin İZMİR Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE, 2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK.nun 331/2.maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, ilişkin, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın taraflar vekillerine tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/02/2020 Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/513, K. 2020/157, T. 25.02.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-513-e-2020-157-k-ba4b23bde8ce