Diğer ·
2024/226 E. 2026/239 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2024/226
- Karar No
- 2026/239
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/226 Esas KARAR NO : 2026/239
DAVA : Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, maddi ve manevi tazminat DAVA TARİHİ : 13/02/2020 KARAR TARİHİ : 13/10/2026
Mahkememizden verilen 07/12/2022 tarih ve ....Esas - ...Karar sayılı ilamın istinaf edilmesi üzerine , İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi' nin 21/11/2024 tarihli ... Esas - ...K sayılı ilamı ile Mahkememiz kararı Kaldırılmakla, taraflara kaldırma ilamı tebliğ edilmiş, kaldırma ilamı usul ve yasaya uygun bulunduğundan KALDIRMA ilamı uyarınca yargılamaya devam olunmuş, kaldırma ilamı sonrasında dava dosyası mahkememizin 2024/226 esas sırasına kayıtlanmış olmakla ve kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonunda ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... marka tescil numaralı ..., ... Marka tescil numaralı ”...”, ...tescil numarası ile “...”,... tescil numarası ile ”...”. Markalarının sahibi olduğunu, müvekkili şirket ve grup şirketlerinin “..” ibareli tescilli markalarını uzun süredir yiyecek içecek hizmeti sağlamak, restoran ve cafe işletmeleri dahil birçok alanda kullandığını,...” isminde otel olduğunu, ... ve ...'de olmak üzere toplamda 5 adet ... adını taşıyan döviz bürosu ve Türkiye'nin çeşitli yerlerinde tamamlanmamış inşaat projeleri olduğunu, ... ibaresinin aynı zamanda ticaret unvanı olarak da 2005'den bu yana kullanılmakta olduğunu, davalının ... adresinde bulunan restoranında “...” ibareli markayı tüm iş evraklarında kullandığını, marka hakkına tecavüz ettiğini, davalının marka tecavüzünü sosyal medya aracılığı ile internet üzerinden de gerçekleştirdiğini, davalıya ihtarname gönderilmiş olduğunu, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi ... D.iş dosyasından yapılan tespitte markalar arası iltibasın tespit edilmiş olduğunu, davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasını, tecavüzün giderilmesini ile şimdilik 10.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi zararlarının tazminini, maddi zararın “marka hakkına tecavüz edenin markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödenmesi gereken lisans(SMK 151/2-C) bedeline göre” hesaplanmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 13.8.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 271.269.28 TL olarak talep etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... markasının Davacı Taraf'a değil ... AŞ. adına kayıtlı olduğunu, davacı'nın ... markası adı altında cafe-restoran işletmesi bulunmadığını, delil tespitinin yapıldığı cafenin... 'nin sadece ön kısmında bulunmakta olduğunu ve İskele'de bulunan diğer alanlarla ticari bir bağı bulunmamakta olduğunu, Davacının ...ve ... mevcut olduğunu, davacının ... markasını cafe emtiasında kullanmadığını, davacının sahibi olduğu ... web sitesi içerisinde 4 adet cafe-restoran bulunmakta olduğunu, ancak bu cafe-restoranların hiçbirinin ... markasını taşımamakta olduğunu, söz konusu işletmelerin ..., ..., ...VE ...'dan oluşmakta olduğunu, davacının kötü niyetli olarak ... ibaresini tüm sınıflarda tescil ettirmiş olduğunu, SMK'nın 29. maddesinin 2. Fıkrasında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü gözetilerek markanın kullanılmaması sebebiyle Kullanmama defi göz önünde bulundurularak da davanın reddine karar verilmesi talep ettiklerini, ayrıca markaların birbirine benzememekte olduğunu, delil tespitinin yapıldığı cafenin daha önceden ...olarak işletilmiş olduğunu, daha sonra başka bir işletmeci tarafından ... olarak işletilmiş ve ... ibaresi ise cafenin işletmesini devralan kişi tarafından Temmuz 2019-Ekim 2019 tarihleri arasında kullanılmış daha sonra cafe işletmesinin tamamen kapanmış ve bu markaya yönelik hiçbir materyal ortada kalmamış olduğunu, davacı tarafın markaları ile delil tespiti yapılan cafede kullanılan ibarenin ise birbirine benzememekte olduğunu, markaların görsel olarak herhangi bir kavram kargaşasına mahal vermeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI Dava konusu uyuşmazlık; Davacıya ait "..." markasına davalı yanca gerçekleştirilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, 6769 Sayılı SMK 151/2-c (lisans seçeneğine göre) şimdilik 10.000 TL maddi(Davacı vekili 13.8.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 271.269.28 TL olarak talep etmiştir) ve 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ve ihtiyati tedbir istemlerine ilişkindir. Mahkememizce kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılama sonucunda; tüm dosya kapsamı ve bilirkişilerin kök ve ek raporları bir arada değerlendirildiğinde; davalı kullanımının, davacı adına tescilli marka ile benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı hizmetle karıştırma yaratacak şekilde kullanıldığı, bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimalinin bulunduğu, davalı eyleminin yasal düzenleme kapsamında marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratan eylemler kapsamında bulunduğu, davacı markasının belirli bir bilinirliğinin bulunduğu ve 2004 yılından beri tescilli bir marka olarak koruma altında olduğunu, dolayısıyla belirli bir marka değerinin bulunduğu, belirli bir marka değeri bulanan firmaların verdiği lisansların günün ekonomik koşullarına göre belirli bir meblajın altında olamayacağı , hiçbir tacirin lisans seçeneğinde 1 yılın altında lisans vermediği, dolayısıyla uygulamada ticaret odasından sorulan emsal lisans oranlarında yıllık cironun %15 i oranında sabit görüş bildirdikleri , davacı yanca emsal lisans sözleşmesi sunulmuş ise de grup içi şirketler ile yapıldığından emsal olarak alınmasının mümkün olmadığı, her iki tarafın ticari faaliyet karlarının olmadığı ve zarar bildirimlerinin bulunduğu gözetildiğinde ayrıca geçmiş yıllar zararları mevcut olduğu değerlendirildiğinde davalı cirosunun % 5 oranının hakkaniyete uygun maddi tazminat bedeli olarak kabul edildiği, ihlalin süresi, niteliği, boyutu ve yapılış şekli dikkate alındığında SMK 151/2-c kapsamında 90,423,09-TL lisans bedeli ile tarafların dosyaya yansıyan mali ve sosyal durumlarına göre takdiren 20.000-TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle, davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekebetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, marka hakkını ihlal nedeniyle SMK 151/2-C kapsamında takdiren 90.423.09-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, ıslah ile ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine, 20.000-TL manevi tazminatın, dava ştır. tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın istinaf edildiği ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi' nin 21/11/2024 tarihli ...Esas -... K sayılı ilamı ile : ... 1.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 07/12/2022 gün ve ...E-... K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA karar verildiği ve KALDIRMA GEREKÇESİNDE ÖZETLE”.. taraf taleplerinin her biri hakkında gerekçede olumlu olumsuz tüm talepler hakkında bir karar verilmesi gerektiğini, davalının kullanmama def'i hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmamasının da doğru görülmediğini, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. KALDIRMA KARARI ÖNCESİ CELP EDİLEN BELGELER Kaldırma Kararı Öncesinde Celp Edilen Türk Patent Ve Marka Kurumu'nun 19.2.2020 Tarihli Kayıtlarına Göre, ... esas unsurlu markanın davacı ... Şirketi’adına; ... tescil no ile .... Sınıf da dahil olmak üzere ... tarihinde, ... nolu markanın ... tarihinde, ... nolu markanın ... tarihinde ve ...nolu markanın 16.1.2019 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Yargılamanın devamı sırasında davacı... Şirketi’nin unvanının dosyası istinaf incelemesindeyken ... Şirketi olarak değiştirildiği ve markalarında devir edildiği davacı vekilinin sunduğu Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları ile anlaşılmıştır. ( Davacı ... Şirketi’nin unvanının ...Şirketi olarak değiştirildiğine ilişkin ... tarih, ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi ) Davacı vekili ticaret sicil gazetesi ile birlikte markaların devrine ilişkin olarak beyanda bulunmuştur. Türk Patent ve Marka Kurumundan markanın güncel kayıtları celp edilmiş, 25.2.2025 tarihli üst yazıları ekinde marka devir sözleşmesinin gönderildiği ve incelenmesinde; ... 2.noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu marka devir sözleşmesi başlıklı sözleşmede; ...sayılı, ‘...’ ,... sayılı, ‘...’ , ...sayılı, ‘...’ ibareli markaların ...Şirketi tarafından ... Şirketi’ne devredildiği ve üç markanın 45.000 TL bedelle devir edildiği anlaşılmıştır. KALDIRMA İLAMI SONRASI YARGILAMA : Kullanmama definin tespiti için Mali yönden bilirkişi incelemesi yapılmıştır. ... FSHHM’nin ... talimat sayılı dosyasında Mali Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 15/10/2026 tarihli bilirkişi raporundan özetle; ... A.Ş.’nin 2018 ve 2019 mali dönemlerine ilişkin kayıt ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde, şirketin esas faaliyet konusunun otel işletmeciliği ve konaklama faaliyeti olduğu, kazançlarının büyük bir kısmının da otel konaklama gelirlerinden oluştuğu belirtilmiştir. Raporda, 2018 mali döneminde oda gelirlerinin 1.773.286,80 TL ve satışlardaki payının 0,6596 (%65,96), çamaşırhane gelirlerinin 3.647,24 TL ve payının 0,0014 (%0,14), yiyecek-içecek departmanı gelirlerinin 730.052,19 TL ve payının 0,2715 (%27,15), SPA gelirlerinin 33.031,33 TL ve payının 0,0123 (%1,23), diğer departman gelirlerinin 148.526,90 TL ve payının 0,0552 (%5,52) olduğu, 2018 yılı toplam satış tutarının ise 2.688.544,46 TL olarak gerçekleştiğinin tespit edildiğini, 2019 mali döneminde ise odalar departmanı gelirinin 15.239.209,42 TL ve satışlardaki payının 0,7330 (%73,30), yiyecek-içecek departmanı gelirinin 3.646.177,32 TL ve payının 0,1754 (%17,54), banket & catering departmanı gelirinin 551.495,60 TL ve payının 0,0265 (%2,65), SPA departmanı gelirinin 879.696,31 TL ve payının 0,0423 (%4,23), tabloda “Kira & Diğer Departman Geliri” olarak gösterilen 3.925,72 TL tutarındaki gelirin payının 0,0002 (%0,02), yine aynı gelir kalemi başlığı altında gösterilen 470.992,85 TL tutarındaki gelirin payının 0,0227 (%2,27) olduğu ve 2019 yılı toplam satış tutarının 20.791.497,22 TL olarak gerçekleştiğinin belirtildiğini, Bilirkişi tarafından ayrıca, 2018 yılında satışların %65,96’sının, 2019 yılında ise %73,30’unun otel konaklama gelirlerinden oluştuğunu, turistik tesislerde oda konaklama faaliyetinin yanı sıra başka gelir getirici faaliyetlerin de yürütülmesinin olağan olduğunu, işletmenin mevcut ... kodu kapsamında gerçekleşen satışlarının faaliyetleriyle bağlantılı olmakla birlikte şirketin kuruluş sözleşmesinde yer alan diğer faaliyet konularında da faaliyette bulunabileceği, dava dosyasında bulunan Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde gelir getirici faaliyet unsurlarının şirketin faaliyet konuları arasında bulunduğunun görüldüğü; ayrıca yiyecek-içecek satışlarının toplam satışlar içerisindeki payının 2018 yılında %27,15, 2019 yılında ise %17,54 olarak gerçekleştiği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır. Bilirkişiler ..., ...,... tarafından düzenlenen 31/03/2026 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davacının ... numaralı markaların Türk Patent nezdinde tescilli hak sahibi olduğu; davaya dayanak ... ve ... tescil numaralı markalar yönünden kullanmama def’i incelemesi yapılmasının şartlarının mevcut bulunduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda, ... numara ile tescilli ... markasının esas unsurunun ...olduğu, markanın tescil kapsamında yer alan hizmetlerde ciddi ve işlevine uygun olarak kullanılmadığı; ... numara ile 01-45 arasındaki tüm sınıflardaki mal ve hizmetlerde tescilli ... kelime markasının ise .... sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetlerinde kullanıldığının tespit edildiği bildirilmiştir.Raporda ayrıca, davacının ... numaralı markalarının “.... Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri”” yönünden tescilli olduğu; ... 2. FSHHM’nin ...D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit uyarınca davalının “...” markasını .... sınıfta “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde kullandığının tespit edildiği, davalının söz konusu kullanımlarının davacının tescilli markalarının kapsamındaki hizmetlerden olduğu, davacı markaları ile davalı kullanımlarında öne çıkan ibarenin .. ibaresi olduğu, görsel ve sessel olarak benzerlik bulunduğu, söz konusu hizmetlerin orta düzeyde tüketicilere hitap eden hizmetlerden olduğu, bu hizmetlerden yararlanan tüketiciler nezdinde davacı ile davalı arasında işletmesel bağ bulunduğu ya da idari ve ekonomik açıdan bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mal/hizmetler algısı oluşabileceği, başka bir ifadeyle markaların karıştırılabileceği ve iltibas koşullarının oluştuğunu, davacı tarafın faaliyet gösterdiği ticari alan içerisinde “...” emareli markasal yeme-içme restoran hizmetlerinin külliyen TURİZM çatısı altında sunulduğu; faturalar üzerindeki yeme-içme hizmetine binaen davacının sunduğu hizmetlerin, davalının sunduğu restoran hizmetlerini de içine alacak kapsamda olduğu; davacı şirketler arasındaki ortaklık yapısının sicil kayıtlarından tespit edildiğini, nihai takdirin Mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir. KALDIRMA İLAMINA GÖRE DELİLLERİN TAKDİRİ VE GEREKÇE DAVALININ İLERİ SÜRDÜĞÜ KULLANMAMA DEF’İ YÖNÜNDEN İNCELEME: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Kullanma İspatı”na ilişkin 19/2. Maddesi; “6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” hükmünü içermektedir. SMK 19/2 ve 25/7 maddeleri gereğince markanın kullanıldığını ispat yükü huzurdaki davada davacı yana aittir. Bu konuda delil serbestisi geçerli olup marka sahibi markasını kullandığını kanaat verici ve denetlenebilir olması kaydıyla gazete ve dergilerdeki duyuru, tanıtım ve reklamları, üzerinde tarih bulunan ve piyasaya dağıtıldığı ortaya konulabilen ve baskı tarihi denetlenebilen katalog, broşür gibi tanıtım araçları, dijital ortama konulduğu tarih teknik olarak ispat edilebiliyorsa internet ortamındaki arşiv kayıtları, süpermarket insertlerindeki görseller, fatura ve benzeri her türlü delille ispat edebilir. Kullanmama def’inin denetlenmesi amacıyla davacının bağlı grup şirketlerinden olan ...A.Ş.’nin 2018 ve 2019 mali dönemlerine ilişkin kayıt ve belgeleri üzerinde mali bilirkişi tarafından inceleme yapılmış olup, davacının ... numaralı markalarının “.... Sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri”” yönünden tescilli olduğu; ... 2. FSHHM’nin ... D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit uyarınca davalının “...” markasını .... sınıfta “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde kullandığının tespit edildiği, davalının söz konusu kullanımlarının davacının tescilli markalarının kapsamındaki hizmetlerden olduğu, davacı markaları ile davalı kullanımlarında öne çıkan ibarenin ... ibaresi olduğu, davacı tarafın faaliyet gösterdiği ticari alan içerisinde “...” emareli markasal yeme-içme restoran hizmetlerinin külliyen TURİZM çatısı altında sunulduğu; faturalar üzerindeki yeme-içme hizmetine binaen davacının sunduğu hizmetlerin, davalının sunduğu restoran hizmetlerini de içine alacak kapsamda olduğu, dolayısıyla davalının faaliyet alanında davacının faaliyet gösterdiğini mali olarak da ispat ettiği, dolayısıyla davalı tarafından ileri sürülen kullanmama def’inin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. MARKA HAKKINA TECAVÜZ HAKSIZ REKABET İDDİALARININ İNCELENMESİ Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci fıkrada ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü fıkrada ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek, (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 50" (1) Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir." Madde 52 "(1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir. Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.; ", Madde 56" (1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebilir. .. hükmü yer almaktadır. Somut uyuşmazlık da; Davacı taraf, tescilli ticaret unvanına dayalı olarak da karşı taraf eyleminin haksız rekabet oluşturduğunu ve marka hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Kaldırma kararı öncesinde ön inceleme oturumunda 8.12.2020 tarihli celsede de :Dava konusu uyuşmazlığın; davacıya ait "..." markasına davalı yanca gerçekleştirilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, 6769 Sayılı SMK 151/2-c (lisans seçeneğine göre) şimdilik 10.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ve ihtiyati tedbire hükmedilmesi kapsamında açıldığının tespitine yönelik uyuşmazlık tespiti yapılmış ve taraflarca da bu tespit edilen uyuşmazlık imza altına alındığından Mahkememizce ön inceleme oturumundaki uyuşmazlık baz alınarak yargılamaya devam olunmuştur. Dolayısıyla kaldırma kararında davacının unvandan kaynaklı olarak da marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemi bulunduğu ve bu yönde de hüküm oluşturulması gerektiği yönünde bir kaldırma gerekçesi oluşturulmuşsa da; Mahkememizce zaten haksız rekabete dayalı istemlerin tespiti önlenmesi yönünde kabule karar verilmiştir. (Yani ticari unvan yoluyla karıştırma yaratılması zaten haksız rekabet eylemi içinde değerlendirilmiştir.) Zira haksız rekabet eylemi genel olarak ticari unvandan kaynaklı haklara tecavüzü de içine aldığından bu husus hükümde ayrı bir başlık altında kısa hükümde yer almamaktadır. Nitekim ön incelemede de davacı yan uyuşmazlık tespitine bir itirazda bulunmamıştır. Kaldi ki unvana tecavüzün tespiti için kısa hükümde ayrı bir başlık açılıp kabule karar verilmesi halinde dahi tek bir vekalet ücretine hükmolunmaktadır. Unvandan kaynaklı hakka dayalı talep özünde tescilli marka hakkından kaynaklı bir haksız rekabet eylemine neden olduğundan kısa hükümde ayrıca bir belirleme yapılmasına gerek görülmemiş, gerekçeli kararımızda bu yönde açıklama yapılması ile yetinilmiştir. Toplanan deliller, HMK 266 madde kapsamında kaldırma öncesi ve sonrasında alınan raporlar, marka tescil belgeleri, marka devir belgesi, ... 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi...D.iş dosyasından yapılan tespit ve bu dosya kapsamında alınan rapor, markasal kullanıma ilişkin tespitler, mali kayıtlar,ticari sicil kayıtları bir arada incelendiğinde; Turizm ve otelcilik sektöründe faaliyet gösteren konaklama işletmeleri yalnızca konaklama hizmeti sunan işletmeler olmayıp, çoğu zaman bünyelerinde restoran, kafe, bar, kahvaltı salonu, oda servisi ve benzeri yiyecek-içecek ünitelerini de barındıran çok hizmetli turizm işletmeleri olarak faaliyet göstermektedir. Bu kapsamda yiyecek-içecek hizmetleri konaklama hizmetinin sunumunu destekleyen ve misafirlerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik tamamlayıcı hizmet unsurları arasında yer almaktadır. Turizm sektöründe yaygın olarak uygulanan oda-kahvaltı, yarım pansiyon, tam pansiyon veya her şey dahil gibi konaklama konseptlerinde de konaklama hizmeti ile yiyecek-içecek hizmetlerinin birlikte sunulduğu da izahtan varestedir. Öte yandan konaklama tesisleri bünyesinde faaliyet gösteren restoran, kafe ve benzeri yiyecek-içecek işletmelerin yalnızca konaklayan misafirlere değil, dışarıdan gelen ziyaretçilere de hizmet verdiği bilinmekte olup, Davacı şirket bünyesinde faaliyet gösteren ...işletmesinin turizm ve konaklama faaliyetlerinin yanında restoran ve gastronomi hizmetleri de sunduğu, bilirkişilerce yapılan açık kaynak incelemesinde Facebook platformunda yer alan ve 2019 yılına ait olduğu görülen bir paylaşımda, ...içerisinde “...” ibaresi ile faaliyet gösteren bir kafe/yiyecek-içecek işletmesine ilişkin paylaşımın bulunduğu, dosyaya sunulan fotoğraflar ve yerinde yapılan tespitler kapsamında Sarıyer ilçesinde bulunan... çürisinde faaliyet gösteren işletmede ‘...’ ibaresinin kullanıldığı ve söz konusu işletmede davalıya ait ...’nin yer aldığının tespit edildiği , Turizm işletmeleri ile restoran işletmelerinin yeme-içme hizmetleri bakımından sektörel olarak benzer faaliyet alanlarında bulunduğu ve aynı hizmet kanallarından yararlandığı , 2. FSHHM'nın... D İş sayılı dosyasından yapılan tespite göre davalının “...” markasını .... sınıfta “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nde kullandığının belirlendiği, davalının sözkonusu kullanımlarının davacının tescilli markalarının kapsamındaki hizmetler ile karıştırma ihtimali yarattığı, avacının ... Sınıfda tescilli ... markaları ile davalı kullanımlarında öne çıkan ibarenin ... ibaresi olduğu, markanın görsel, sessel olarak benzer olduğu, sözkonusu hizmetlerin orta düzeyde tüketicilere hitap eden hizmetlerden olduğu, bu hizmetlerden yararlanan tüketicilerin davacı ve davalı arasında işletmesel bağ olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mal/hizmetler algısı oluşacağı, dolayısıyla davacının dava tarihinde ticari unvanı ... A.Ş olup, ... ibaresinin de davacının ticari unvanının esas unsuru olduğu, davalının ... ibaresini markasal olarak .... sınıfta “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nde kullandığının belirlendiği, davalının söz konusu kullanımlarının davacının tescilli markalarının kapsamındaki hizmetler ile karıştırma ihtimali yarattığı bu eylemin ise davacının tescilli marka hakkına tecavüz oluşturduğu gibi, unvanının esaslı unsuru ile de iltibas yarattığı ve TTK uygulamasında ; ... başkasının iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açacak nitelikte davranış ve faaliyetlerinin tipik haksız rekabet sayılmasından hareket ile davalının eyleminin kül halinde davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete neden olduğu gözetilerek ön inceleme oturumundaki uyuşmazlık tespiti ile uyumlu olarak kısa hükümde de Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir. TAZMİNAT İSTEMİNİN İNCELENMESİ KALDIRMA KARARI ÖNCESİNDE Bilirkişiler ..., ..., ... 14/04/2021 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Davalının restoran işletmesinde davacı markasının birebir aynısını kullanması ile ortalama tüketici üzerinde yarattığı genel izlenimde iltibas tehlikesinin olduğunu, ... ibaresinin davalı tarafça ne kadar sure kullanılmış olduğunun tespiti yönünden dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre tam tarih aralığında tespiti mümkün olmadığını, Davacı, marka ihlaline dair davalıya 28.08.2019 tarihinde ihtarname göndermiş olup davalı iş yerinde ... 2. FSHHM’nin ... D.iş dosyasından 07.10.2019 tarihinde yapılan tespitte markanın hem işyerinde hem de internet ortamında kullanıldığının tespit edildiğini, markanın davalı tarafça asgari olarak Temmuz (Temmuz Ayı dahil) 2019 ile Ekim (Ekim ayı dahil) 2019 tarih aralığından kullanılmış olduğunun kabulü gerektiğini, tazminat hesaplanmasında SMK 151/2/c maddesi kapsamında örnek lisans sözleşmesi sunduğu, ancak raporda açıklanan gerekçeler ile tazminat hesaplamasının örnek lisans sözleşmesine göre yapılmasının doğru olmayacağını, taraf ciroları üzerinden hesaplama yapılmasının gerektiğini, öncelikle davacı taraf ciroları üzerinderi hesaplama yapılmasının tercih edilebileceği ancak davacı tarafın inceleme yapılan yıllar itibariyle mevcut “ana faaliyet konusu ile ilgili satış ciroları” bulunmadığı yapılan incelemeler sonucu heyetçe tespit edildiğini, dolayısıyla davalı taraf cirosu üzerinden hesaplama yapılmış bulunan iki ayrı oran uygulanarak yapılan hesaplama sonucu İTO Standart bedeli olarak %15 oran uygulandığında; 271.269,28 TL hesaplandığını, Tarafların ticari -mali ekonomik durumları göz önüne alınarak davalı taraf cirosuna bakıldığında, marka ihlalinin tespit edildiği 2019 yılı cirosunun, 2018 yılı cirosu ile mukayese edildiğinde, ihlale rağmen azaldığı, her iki tarafın ticari faaliyet karlarının olmadığı ve zarar bildirimleri olduğu, ayrıca geçmiş yıllar zararları mevcut olduğu düşünüldüğünde, bu sebeple de alt sınır olan (% 5) uygulandığında ise 90,423,09 TL lisans bedelinin uygun olduğunu bildirilmiştir. Bilirkişiler ......, ... 18/04/2022 tarihli EK bilirkişi raporlarında; Yapılan inceleme sonucu raporlarında detaylı resimleri bulunan mahalde , ayrı ayrı düzenlenmiş işletmeler olduğu, işletmenin üst katı ve alt katında düğün davet organizasyon hizmeti sunulduğu, İTO Standartı olarak belirlenmiş bulunan %15 oran uygulandığında; 67.544,51 TL olacağı, Alt sınır olarak kabul edilen %5 oran uygulandığında; 22.514,83 TL olacağını bildirmişlerdir. Bilirkişiler ..., ..., ... 21/07/2022 tarihli 2.EK bilirkişi raporlarında; Markanın kullanım süresi konusunda davalı tarafça Temmuz 2019-Ekim 2019 tarih aralığı beyan edilse de, markanın davalı tarafça ne kadar süre kullanılmış olduğunun tespiti dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre tam tarih aralığında tespiti mümkün olmadığı ancak, davacı tarafından davalıya markanın ihlali nedeniyle, 28/08/2019 tarihinde ihtarname gönderilmiş, 07/10/2019 tarihli tespitte markanın hem işyerinde hem de internet ortamında kullanıldığı tespiti yapılmış, sonrasında mahkemece 08/12/2020 tarihli duruşma ile markanın kullanımının ihtiyati tedbiren önlenmesi kararı verildiği, Bu kronolojik sıralamaya göre, markanın ihtar tarihinden ne kadar zaman önce kullanılmaya başlandığının tespiti mümkün olmadığı, ancak ihtiyati tedbir kararı alınma tarihine kadar kullanılmış olabileceği görülmüş olup yaklaşık bir yıllık sürede, asgari olarak da Temmuz 2019-Ekim 2019 tarih aralığında kullanılmış olduğunun kabul edildiği, bu belirsiz süre kullanımı alternatifli Lisans Bedeli hesabı yapılmasını zorunlu kılındığı, İhlalin ilgili olduğu dönemde, Markası ihlal edilen taraf ciroları mevcut olmadığından, Lisans Hesabı’nın marka ihlalinde bulunan davalı taraf cirosu ile yapılması zorunlu olduğu , Davalı taraf ciroları incelendiğinde Toplam Cironun, “Kafe Bölümü Yiyecek- İçecek Satışları” ile “Toplantı-Davet Organizasyonları Bölümü Satışları”ndan oluştuğu, her iki bölümde de “Yiyecek-İçecek Satışları” yapılmış olduğu, her iki bölüm satışlarının “yemek bedeli” ve “yiyecek-içecek bedeli” açıklamaları ile belgelendirildiği, herhangi bir ayrıma tabi tutulmamış olduğundan satış tutarlarının hangi bölümünün Lisans Hesabında dikkate alınıp alınmayacağı konusu netlik kazanamadığı, Tüm bu hususların dikkate alınması sonucunda, tarafların ticari ekonomik durumları, markanın tanınmışlığı hususları da göz önüne alınarak alternatifli Lisans Hesabı yapılmış olup; Tüm satışların yiyecek-içecek satışları olarak değerlendirilmesi durumunda toplam ciro 1.808.461,93 TL üzerinden; İTO Standartı (% 15) uygulandığında; Hesaplanan Lisans Bedeli: 271.269,28 TL, Alt sınır (% 5) uygulandığında; Hesaplanan Lisans Bedeli: 90.423,09 TL, Kök Rapora itirazlar sonucu, itirazlar doğrultusunda, sadece “Kafe Bölümü Satışları” toplam cirosu 450.296,78 TL üzerinden; İTO Standartı (% 15) uygulandığında; Hesaplanan Lisans Bedeli: 67.544,51 TL,Alt sınır (% 5) uygulandığında; Hesaplanan Lisans Bedeli: 22.514,83 TL, olduğunu bildirdikleri anlaşılmıştır. 6769 sayılı SMK'nun 151.maddesi, ''(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur.” Düzenlemesi kapsamına göre davacı yan lisans seçeneğine göre maddi tazminat talep etmiştir. Lisans seçeneğinde tarafların mali kapasitesi 1. derecede etken ise de tek başına lisans ücreti belirleme de bir kriter değildir. Lisans seçeneğine göre bir tazminat seçimi salt taraf cirolarından yada sattığı ürün sayısından, cirolardan hareket ile tek başına hesaplandığında hakkaniyete aykırı sonuçlar yaratılabilir. Zira tüketicinin marka olarak bildiği bir ürün yönünden aldandığı/tercih ettiği varsayımı ile bir lisans bedeli belirlenmektedir. Dolayısıyla zararın belirlenmesi davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde geniş olarak yorumlanamayacağı gibi ihlal edeni mükafatlandırır nitelikte de olmamalıdır. Somut olayda davalının tacir olarak kusuru bulunduğu sabittir. Bilirkişilerde hakkaniyete uygun sonuca ulaşmak için kullanılan süre net olarak tespit edilmediğinden seçenekli olarak tazminat hesabı yapmışlardır. Kaldırma kararı öncesinde alınan Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen kök ve ek raporlar mahkememizce mali yönden denetime uygun görülmüş olup, davacı markasının tanınmış marka olmadığı ancak konaklama hizmetleri yönünden belirli bir bilinirliğinin bulunduğu ve 2004 yılından beri tescilli bir marka olarak koruma altında olduğu dolayısıyla belirli bir marka değerinin bulunduğu, belirli bir marka değeri bulanan firmaların verdiği lisansların günün ekonomik koşullarına göre belirli bir meblajın altında lisans vermesinin mümkün olamayacağı , hiçbir tacirin lisans seçeneğinde 1 yılın altında lisans vermediği, dolayısıyla uygulamada ticaret odasından sorulan emsal lisans oranlarında yıllık cironun %15 i oranında sabit görüş bildirdikleri , davacı yanca emsal lisans sözleşmesi sunulmuş ise de grup içi şirketler ile yapıldığından emsal olarak alınmasının mümkün olmadığı, bu durumda lisansın da ancak BK 51 vd hükümlerine göre incelenmesinin gerektiği, gerek davacının gerekse davalının incelenen mali kayıt ve belgelerine göre ticari kapasitesi dikkate alındığında somut olayda davacının bir marka değeri olduğu, davacının markasının 2004 yılından beri tescilli olduğu, İlk davayı açan ...A.Ş’nin ticari sicile kaydının 2.7.2001 tarihi olduğu, faaliyet alanının kapsamında Turizm yatırımları kapsamında otel motel işletmeciliği ile beraber restorant ve kafeterya işletmesi faaliyetlerinin de bulunduğu dolayısıyla markasının ve ticari unvanının asıl unsurunu ihtiva eden ... ibaresine davacının yıllar öncesinden yatırım yaptığı, marka değerinin haksız olarak davalı tarafından kullanıldığı ve eylemin marka hakkına tecavüz ve davacının unvanının esaslı unsurunun markasal kullanımı yoluyla eylemin haksız rekabete neden olduğu, davacının markasının ve reklam gücünden hiçbir çaba sarf etmeden yararlanan davalının lisans seçeneğine göre bir tazminat ödemesinin gerektiği , marka hakkı ihlaline dayalı tazminat hesabında çoğu zaman somut olarak ortaya çıkan zararın tazmininin markanın ayrıştırılamaması nedeniyle tespitinin mümkün olmadığı, ancak tazminat hukukun genel ilkelerine göre marka hakkı sahibinin maruz kaldığı zararın adil bir biçimde denkleştirilmesi amaçlandığından , lisans seçeneği seçilmiş olsa dahi marka sahibinin ve mütecavizin malvarlığında markanın haksız kullanımı sonucunda oluşacak artışında dikkate alınmasının gerektiği, tek başına cirolardan hareket edilerek bir lisans bedeli takdir edilmesi halinde davacının sebepsiz zenginleşmesine yada mütecavizin mükafatlandırılmasına neden olunabileceği , dolayısıyla esasen bilirkişilerinde terditli olarak bir inceleme yaptığı ve ulaştıkları sonucun mahkememizce denetlenebilir nitelikte bulunduğu anlaşılmış olup, gerek davacı gerekse davalının ticari -mali ekonomik durumları göz önüne alınarak davalı taraf cirosuna bakılmış, mali raporlar kapsamına göre ise; marka ihlalinin tespit edildiği 2019 yılı cirosunun, 2018 yılı cirosu ile mukayese edildiğinde, ihlale rağmen azaldığı, her iki tarafın ticari faaliyet karlarının olmadığı ve zarar bildirimlerinin bulunduğu gözetildiğinde ayrıca geçmiş yıllar zararları mevcut olduğu değerlendirildiğinde ihlalin süresi, niteliği, boyutu ve yapılış şekli dikkate alındığında SMK 151/2-c kapsamında 90,423,09 TL lisans bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesine hükmedilmesi gerekmiştir. Davacı manevi tazminat da talep etmiştir. Manevi tazminat yönünden marka hakkına yapılan tecavüzün niteliği, davacının manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp durumu, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak, nesafet ve adalet ilkesine keza manevi tazminatın talep tarihi itibarıyla manevi tatmini sağlamamaya yetecek miktarda talep edilmiş olduğu, maddi bir zenginleşme talebinden çok manevi tatmine yönelik bir talep olması, dolayısıyla somut olaya , tarafların dosyaya yansıyan mali ve sosyal durumlarına göre takdiren 20.000 TL manevi tazminatın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Faiz yönünden; Davacı dava dilekçesinde ihtarın tebliği tarihinden itibaren faiz talep etmişse de; ihtarın tebliğ şerhini sunmadığı anlaşılmış, mahkememizce dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönünde hüküm oluşturulması gerekmiştir. Davalı tarafça davacı markası ticari etki yaratacak şekilde kullandığından, bu şekildeki kullanımın hukuka uygun bir kullanım niteliğinde olmayıp, marka hakkına tecavüz oluşturduğu ve eylemin aynı zamanda TTK anlamında haksız rekabet teşkil ettiğinden haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve tedbir talepleri de yerinde görülmüştür. Kaldırma kararında davacının unvandan kaynaklı olarak da marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eylemi bulunduğu ve bu yönde de hüküm oluşturulması gerektiği yönünde bir kaldırma gerekçesi oluşturulmuş ve davacı yan istinafa bu yönden de kaldırma isteminde bulunmuşsa da; Mahkememizce zaten haksız rekabete dayalı istemlerin tespiti önlenmesi yönünde kabule karar verilmiştir. (Yani ticari unvan yoluyla karıştırma yaratılması zaten haksız rekabet eylemi içinde değerlendirilmiştir.) Zira haksız rekabet eylemi genel olarak ticari unvandan kaynaklı haklara tecavüzü de içine aldığından bu husus hükümde ayrı bir başlık altında kısa hükümde yer verilmemiştir. Nitekim ön incelemede de uyuşmazlık tespiti yapılmış, davacı yan uyuşmazlık tespitine bir itirazda bulunmamıştır. Kaldi ki unvana tecavüzün tespiti için kısa hükümde ayrı bir başlık açılıp kabule karar verilmesi halinde dahi tek bir vekalet ücretine hükmolunmaktadır. Unvandan kaynaklı hakka dayalı talep özünde tescilli marka hakkından kaynaklı bir haksız rekabet eylemine neden olduğundan kısa hükümde ayrıca bir belirleme yapılmasına gerek görülmemiş, gerekçeli kararımızın üst kısmında bu yönde gerekçeli açıklama yapılması ile yetinilerek kaldırma kararı doğrultusunda yapılan yargılama sonrasında aşağıdaki şekilde hüküm oluşturmak gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Marka hakkını ihlal nedeniyle SMK 151/2-C kapsamında takdiren 90.423.09 TL TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, ıslah ile ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine, 3- 20.000 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, 4-Hükmün etkinliğinin sağlanması açısından mahkememizin 8.12.2020 tarihli celsesinde verilen tedbirin karar kesinleşene kadar devamına, 5-7.543,001 ilam harcının peşin ve yatan ıslah harcından mahsubu ile eksik kalan 2.568,67 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti taleplerinin kabulü nedeniyle; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Kısmen kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8- Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden; Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 20.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9- Kısmen red edilen maddi tazminat istemi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 54,40 TL başvuru harcı 512,33 TL peşin harç, 4.462 TL ıslah harcı, 5.599,90 TL tebligat ve bilirkişi ücreti, ... 2.FSHHM'nin ... D.iş sayılı dosyasında yapılan 1.543,80 TL masraf olmak üzere toplam 12.172,43 TL yargılama gideri ile kaldırma ilam sonrası yapılan 24.980 TL (bilirkişi ücreti ve posta masrafı) olmak üzere toplam 37.152,43-TL taktiren 2/3 ünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 12-Davalı tarafın yapmış olduğu 15.607,00 TL yargılama giderinin 1/3'ünün davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın kendi üzerinde bırakılmasına, 13-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine, Dair verilen karar davacı ( devralan )... vekili ile davalı Büyükdere.. vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 13/10/2026
Katip ¸
Hakim ¸