Diğer ·
2022/1290 E. 2026/1698 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2022/1290
- Karar No
- 2026/1698
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1290
KARAR NO:2026/1698
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:10/02/2022
NUMARASI:2018/861 Esas - 2022/125 Karar
DAVANIN KONUSU:Trafik Kazasına Bağlı Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/10/2026
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; 07.08.2010 tarihinde dava dışı...şirketine ait olan ... plaka sayılı aracın dava dışı ...'un sevk ve idaresinde iken meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde, otobüste bulunan müvekkillerinin yaralandığını ve sürekli maluliyetlerinin oluştuğunu, kazaya karışan otobüsün zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı tarafça yapıldığını, müvekkillerinin zararının giderilmesi için yapılan başvuruya rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) her bir davacı için geçici iş göremezlikleri yönünden 250,00'şer TL, sürekli iş göremezlikleri yönünden 250,00'şer-TL olmak üzere toplam 1.000,00-TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafça usulüne uygun olarak başvuru yapılmadığını, talep etmelerine rağmen eksik belgelerin sunulmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, davacıların, emniyet kemeri takmamaları nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun ATK 3. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; 07.08.2010 tarihinde davacının da içinde yolcu konumunda bulunduğu ... plakalı otobüste, davacının Ankara'dan ... firmasının düzenlediği gezi ile Amasra'ya gittikleri, ... köyüne doğru yaklaştıklarında bulundukları otobüsün yokuş aşağı seyir halindeyken sol tarafta yani diğer şeridin kenarında park halinde bir araç durduğu ve aynı anda yolun karşı şeridinden de otobüs geldiği, otobüs şoförü yavaşlayarak karşıdan gelen diğer otobüse yol vermesi gerekirken hızını kesmeyerek devam ettiği ve daralan yolda iki otobüsün yola sığmaması nedeniyle davacının bulunduğu aracın yoldan çıkarak devrildiği ve davalı şirkete sigortalı dava dışı sürücünün kusurlu olduğu, otobüsün arka koltuğunda şehirler arası yolculuk eden davacılar yönüyle Karayolları Trafik Yönetmeliği kapsamında emniyet kemeri takma zorunluluğu bulunmadığı ve de kaza tespit tutanağında kemerin takılı olup olmadığının da belirsiz olduğundan davacılara atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, davalı şirketin, belgesiz sağlık giderleri, geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatı bakımından sorumluluklarının devam ettiği, tazminat hesabı yönünden, öncesinde PMF 1931 yaşam tablosu kullanılmakta ise de,Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Tablosu'nun uygulanması gerektiği görüşünün benimsendiği, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı gereğince de, bilinmeyen işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması gerektiği ve bu hususta konusunda uzman bilirkişiden rapor alındığı,Hacettepe Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan rapor ile; davacı ...'un %25,2 oranında sürekli maluliyeti bulunduğunun, davacı ...'nin %10,1 oranında sürekli maluliyeti bulunduğunun, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin ve iyileşme süresinin bir ayında bakıcı ihtiyacı bulunduğunun tespit edildiği, hüküm kurmaya elverişli olan aktüer bilirkişi raporu ve davacılar vekilinin ıslah talebi göz önüne alınarak davacı ... yönünden, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, belirlenen sürekli iş görememezlik tazminatı 166.124,01-TL'nin davalı sigorta şirketine talep yazısının ulaştığı 21.11.2018 tarihinden 8 iş günü sonrası olan 03/12/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sigorta poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere, davalıdan tahsiline, davacı ... yönünden; sürekli iş görememezlik tazminatı 77.360,50 TL ve 1.633,32-TL geçici iş görememezlik tazminatının 03/12/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sigorta poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği kanaati ile;
"1-) Davacılar tarafından davalı aleyhine aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜ İle;
a-)... Yönüyle; Sürekli iş görememezlik tazminatı 166.124,01 TL 'nin 03/12/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sigorta poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b-)Davacı ...'un geçici iş görememezlik taleplerinin REDDİNE,
c-)... Yönüyle; Sürekli iş görememezlik tazminatı 77.360,50 TL 'nin 03/12/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sigorta poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-)Geçici iş görememezlik tazminatı 1.633,32 TL 'nin 03/12/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile sigorta poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine" karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; geçici iş göremezlik zararının teminat kapsamında olmadığı, SGK tarafından geçici iş göremezlik ödemesi yapılıp yapılmadığının tespiti ile yapılmış ise ödemenin güncellenerek tazminattan düşülmesi gerektiği, TRH 2010 yaşam tablosu ile birlikte progresif rant yönteminin uygulanmasının hatalı olduğu, bakiye ömür süresi yönünden TRH 2010 yaşam tablosunun kullanılması gerektiği, maluliyet raporunun hukuka aykırı olduğu, her iki davacı yönünden aynı maluliyet oranının çıkmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı tarafça emniyet kemeri takılmamış olması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğu, temerrüt oluşmaması nedeniyle ancak dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faiz işletilebileceği, müvekkil nezdinde ... sigortası mevcut olduğu, ... Sigortasının ise dava dışı Ankara Sigorta şirketi tarafından yapıldığı, trafik sigortası da müvekkili tarafından yapılmış ise de sıralı sorumluluk gereğince öncelikle ... mali mesuliyet sigortasına başvuru yapılması gerektiği, müvekkili nezdindeki ferdi kaza sigortasının can sigortası olması sebebiyle, maluliyet oranına göre yapılan tazminat hesabının koltuk poliçesi teminat kapsamı dışında olduğu, ... mali mesuliyet sigortasının varsa poliçe limitini aşan kısım için dava açılması gerektiği, tazminat istemlerinin teminat kapsamı dışında kaldığı, talebin zamanaşımına uğradığı, kazanın 2010 yılında meydana geldiği, ceza zamanaşımı süresi olan 8 yılın, davanın kısmi dava olması nedeniyle ıslah ile artırılan kısım için dolduğu, araç sürücüsüne izafe edilen kusuru kabul etmedikleri hususlarına yöneliktir.Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası, 25.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 17. maddesi ile yürürlükten kaldırılan, ancak kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun “...” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olup; Kanunun 17. Maddesinde; “Şehirlerarası ve Uluslararası yolcu taşımacıları, duraklamalar dahil olmak üzere kalkış noktasından, varış noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelecek bir kaza nedeniyle yolcunun ölümü, yaralanması ya da eşyanın zarara uğramasından dolayı sorumludurlar” açıklaması yapıldıktan sonra, 18. maddesinde; “Taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanunun 17. maddesinden doğan sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar” denilmiştir. Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Tazminat Ödemesinde Öncelikli Sigorta" başlığını taşıyan B.8. maddesinde de; "Meydana gelen zarar öncelikle bu sigortadan karşılanır. Sigorta sözleşmesinin hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla 13/10/1983 tarih ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre yapılması zorunlu olan mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur" denilmektedir. Buna göre 4925 sayılı Kanun'un 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.8. maddeleri hükümlerine göre, meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır. Ancak, bu sigortanın hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu yolcuların uğradığı bedeni zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise, bu sigorta için ancak limit aşımı halinde, sırasıyla zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacılarının sorumluluğu söz konusu olacaktır, bu sigorta için limit aşımı oluşmaması halinde, bu aracın trafik veya ihtiyari mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır. Bu açıklamalardan sonra somut olayda; taşıma esnasında kazanın meydana geldiği sabit olup, aracın, kaza günü Ankara ilinden Bartın ilinin Amasra ilçesine gittiği, aracın kaza tarihini kapsayan ... Sigortasının davalı şirket tarafından yapıldığı, mahkemece ... mali sorumluluk sigortası bulunup bulunmadığının araştırılmadığı anlaşılmıştır. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemez.Bu durumda mahkemece, kazaya karışan aracın ... mali sorumluluk sigortası bulunup bulunmadığının tespiti, davalı tarafça savunulduğu gibi ... mali sorumluluk sigortası bulunması halinde, trafik sigortacısı davalıya ancak taşımacılık mali sorumluluk sigortası limitinin üzerinde bir zararın tespiti halinde limitin üzerinde kalan kısım yönünden başvurulabileceği göz önüne alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmekte olup, davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf talebi yerindedir.Açıklanan nedenle, davalı vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK m. 353/1-a/6 hükmü gereğince kaldırılmasına, Dairemizce verilen kaldırma kararının gerekçesi ve niteliğine göre sair istinaf nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına, Dairemizce verilen kaldırma kararı doğrultusunda yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,
1/Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile, başlıkta bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA (HMK.m.353/1-a/6),
2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,
3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan (80,70,-TL+4.105,30-TL) 4.186,00-TL istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,
4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
5/İstinaf yasa yoluna başvuran davalının istinaf aşamasında yapmış olduğu diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/10/2026