Diğer ·

2025/126 E. 2026/240 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/126
Karar No
2026/240
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/126 Esas KARAR NO : 2026/240

DAVA :Markanın Hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün tespiti önlenmesi DAVA TARİHİ : 27/06/2025 KARAR TARİHİ : 13/10/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Markanın Hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün tespiti önlenmesi davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... şirketinin “...” ibareli markaların ve ağzı açık, sivri dişleri belirgin, stilize edilmiş “...” şeklindeki siyah-beyaz grafik tasarım logolarının hak sahibi olduğunu, söz konusu şekillerden birinin siyah kare zemin üzerinde beyaz renkli ..., diğerinin ise beyaz zemin üzerinde siyah renkli ... figüründen oluştuğunu, bu grafik tasarımların aynı zamanda telif hakkı korumasından yararlandığını, davalının müvekkiline ait “...” ibaresini ve “...” figüratif logolarını izinsiz kullandığını, davalı adına... sayı ile .... sınıfta tescilli bulunan, “...” ibaresi ile ... şeklini içeren ve “...” ibaresinin yer aldığı markanın, müvekkilinin marka ve telif haklarını ihlal ettiğini, davalının müvekkiline ait grafik tasarım logosunu kendi adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirmek suretiyle hak sahipliği konusunda yanıltıcı beyanda bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin ürünlerinin birebir kopyalarını internet sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, ürünlerinde, iş evraklarında ve tanıtım vasıtalarında kullandığını, kendisini gerçeğe aykırı şekilde “...” markasının Türkiye distribütörü olarak tanıttığını, söz konusu eylemlerin marka ve telif hakkına tecavüz ile haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek;Davalı adına ... sayı ile tescilli markanın kötüniyetli tescili de gözetilerek hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının eylemlerinin marka ve telif hakkına tecavüz ile haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, “...” ibaresinin, bu ibareyle iltibas yaratan işaretlerin ve “...” şeklindeki figüratif logoların davalıya ait ürünlerde, ambalajlarda, etiketlerde, kutularda, iş evraklarında, kataloglarda, internet sitelerinde, sosyal medya hesaplarında ve her türlü tanıtım vasıtalarında kullanılmasının durdurulmasına ve önlenmesine, tecavüz teşkil eden ürün ve materyallere el konularak imhasına, davalıya ait ... alan adı ile ..., ... ve... adreslerine erişimin engellenmesine, davalının kendisini Türkiye distribütörü olarak tanıtmak suretiyle gerçekleştirdiği haksız rekabet eylemlerinin durdurulmasına ve önlenmesine, hükmün ilanına ,teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesine , karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemelerin ... Mahkemeleri olduğunu ileri sürerek yetki itirazında bulunduğu ve müvekkili şirketin yaklaşık 25 yıldır dövme ve ... malzemeleri ticaretiyle uğraştığını, 1999-2000 yıllarında ...firmasından süresiz Türkiye distribütörlüğünü aldığını, bu kapsamda “...” ibaresini kullanma hakkını elde ettiğini, 2004 yılında marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 20/08/2018 tarihinde yapılan başvuru neticesinde ...sayılı markanın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil edildiğini, davacı tarafın söz konusu tescile yönelik itirazının benzerlik, karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet iddiaları yönünden reddedildiğini, dolayısıyla markasının hukuka uygun şekilde tescil edildiğini, davacıya ait markanın yalnızca düz yazı karakterlerinden oluşan “...” ibaresini içerdiğini, müvekkiline ait markanın ise “...” ibaresiyle birlikte stilize edilmiş ... şeklindeki figüratif logodan oluştuğunu, markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal ve sektörel farklılıklar bulunduğunu, müvekkilinin markasının ... sınıftaki hizmetler yönünden tescilli olduğunu, tarafların faaliyet alanları ile marka tescil sınıflarının farklı olduğunu, bu nedenle iltibas ve marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığını , davacının müvekkiline ait markayı uzun yıllardır bildiğini, buna rağmen sessiz kaldığını, davanın kötü niyetle açıldığını, müvekkilinin Türkiye'de “...” markasıyla tanındığını, “...” adı altında ticari faaliyet gösterdiğini ve markayı uzun yıllardır kullandığını, davacı tarafça dayanılan delil tespiti raporunun eksik ve hukuki değerlendirme içeren nitelikte olduğunu, müvekkiline ait tescilli markanın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından korunduğunu, yalnızca ortak “...” ibaresinin kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava konusu uyuşmalık; Marka hakkına tecavüz, telif hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ihtiyati tedbire hükmedilmesi, davalı adına... nolu markanın hükümsüzlüğüne yönelik açıldığı anlaşılmaktadır. Davanın açılmasını müteakip davacının dava, davalının cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, duruşmada hazır olanlar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, arabuluculuk kurumundan faydalanmak istenilmediğinden tahkikat duruşmasına devam olunmuş, her ne kadar yetki ilk itirazında bulunulmuş ise de davacının telif hakkından ve marka hakkından kaynaklı olarak huzurdaki davayı açtığı gözetildiğinde bu itirazlar yerinde görülmemiş, tarafların beyanlarında geçen deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, HMK 184.madde kapsamında hazır olanlardan tahkikat ile ilgili beyanları sorulmuş, HMK 186. madde kapsamında ise karar duruşmasında hazır olanlardan esas ile ilgili son diyecekleri sorulmuştur. HMK 266. Madde kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler ..., ..., ... tarafından düzenlenen 10/02/2026 tarihli bilirkişi raporlarından özetle; ... 2. FSHHM’nin... D. İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda yer alan bilişim tespitlerinin 08.02.2026 tarihi itibarıyla aynen geçerliliğini koruduğu; ... ve ... alan adları altında faaliyet gösteren internet siteleri ile bunlara bağlı sosyal medya hesaplarının aktif ve erişilebilir olduğu, söz konusu sitelerin dövme ve piercing malzemelerinin satışı ve tanıtımına yönelik ticari faaliyet yürüttüğü, teknik altyapılarının yurt dışı kaynaklı barındırma ve alan adı hizmetleri üzerinden sağlandığı, ancak alan adı sahipliği ve iletişim bilgilerinin Türkiye merkezli kişi ve işletmelerle bağlantılı olduğu, ayrıca belirtilen ürün sayfalarına ilişkin önceki bilirkişi raporunda yer alan erişim ve içerik tespitlerinin de değişmeden devam ettiği, ilgili içeriklerin hâlen yayında bulunduğu ve incelenebilir durumda olduğu, davacı şirketin üzerinde hak iddia ettiği ... logosunun davacıya ait olup, bu logonun FSEK m.4 anlamında grafik eserler kapsamında olduğu ve bu itibarla FSEK’in korumasından yararlanacağı, davalının ilgili logoyu kullanımının davacıya ait eserden doğan hakları ihlal ettiği, davalının “...” ibareli marka kullanımının davacının tescilli ... markasından doğan hakları ihlal ettiği, davalının kullanımının uzun yıllara dayanması bu çerçevede 5 yıldan uzun süreli olması durumunda dahi, davalının iyi niyetli kabul edilmesi olanaklı görünmediğinden, resen dikkate alınan bir ilke olan uzun süre sessiz kalma suretiyle hak kaybının oluşmayacağı kanaatinin hasıl olduğu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir. Bilirkişiler ..., ..., ... ve ... eklenmek suretiyle alınan 27/07/2026 tarihli raporlarında özetle; 08/02/2026 tarihli kök raporda varılan kanaat ve sonucun muhafaza edildiğini, davacı şirketin üzerinde hak iddia ettiği ... logosunun davacıya ait olup, bu logonun FSEK m.4 anlamında grafik eserler kapsamında olduğu ve bu itibarla FSEK’in korumasından yararlanacağı, davalının ilgili logoyu kullanımının davacıya ait eserden doğan hakları ihlal ettiği, davalının “...” ibareli marka kullanımının davacının tescilli ... markasından doğan hakları ihlal ettiği, davalının kullanımının uzun yıllara dayanması bu çerçevede 5 yıldan uzun süreli olması durumunda dahi, davalının iyi niyetli kabul edilmesinin olanaklı görünmediğini, dava tarihi itibarıyla marka tescilinin üzerinden beş yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, bu durumda kötü niyetin söz konusu sürenin istisnasını oluşturduğu, davacının hükümsüzlük iddiasını SMK'nın 6/2 ve 6/9. maddeleri kapsamında yetkisiz tescil ve kötü niyet nedenlerine dayandırdığı, SMK'nın 6/2. maddesinde düzenlenen ticari vekil ve temsilci kavramlarının geniş yorumlanması gerektiği, taraflar arasında marka sahibinin menfaatleri bakımından güven ilişkisi oluşturan ticari iş birliğinin bulunmasının yeterli kabul edildiği, ticari vekil veya temsilcinin haklı bir neden olmaksızın markayı kendi adına tescil ettirmesinin kötü niyetli tescil niteliğinde değerlendirilebileceği, davalının, davacının Türkiye distribütörü olduğunu ileri sürdüğü, davacının ise taraflar arasındaki ilişkinin yalnızca müşteri-satıcı ilişkisi olduğunu savunduğu, davalının distribütör olduğu kabul edilse dahi dava konusu markayı davacının bilgisi ve izni dâhilinde kendi adına tescil ettirdiğine veya davacı tarafından bu yönde yetkilendirildiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığı, davacının markanın davalı adına tescil edilmesine muvafakat ettiğini gösterir herhangi bir belgeye rastlanmadığı, bu kapsamda SMK'nın 6/2 ve 25/1. maddeleri ile kötü niyete ilişkin SMK'nın 6/9. maddesi yönünden yapılacak nihai hukuki değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu ayrıca davacının, davalıya ait marka başvurusuna Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde itiraz etmiş olması nedeniyle dava konusu marka başvurusundan başlangıçtan itibaren haberdar olduğunun anlaşıldığı, buna rağmen hükümsüzlük davasının markanın tescilinden itibaren beş yıllık süre geçtikten sonra açıldığı, ancak bu durumun hükümsüzlük talebinin reddini gerektirip gerektirmediği hususundaki nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu yönünde görüş ve kanaatlerini bildirilmişlerdir. Türk Patent ve Marka Kurumundan celp edilen marka sicil kaydının incelenmesinde; ... tescil numaralı, stilize edilmiş siyah renkli ... figürü ile yanında kendine özgü yazı karakteriyle yazılmış “...” ibaresi ve alt kısmında “...” ibaresini içeren şekil ve kelime markasının, ... adına .... sınıfta hizmet markası olarak tescilli olduğu, marka kapsamında reklamcılık, pazarlama, halkla ilişkiler, ticari ve reklam amaçlı organizasyon, çevrim içi pazaryeri sağlama, büro ve iş yönetimi hizmetleri ile çeşitli malların müşterilere sunulmasına yönelik hizmetlerin yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı yan davalının markasında yer alan logonun davacı yana ait telif korumasına haiz güzel sanat eseri niteliğinde olduğunu beyan etmiştir. Eser Vasfının Değerlendirilmesi FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı resen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün sahibinin hususiyetini taşıması, ikincisi ise kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olmasıdır. Doktrinde, bu unsurlardan ilkine "sübjektif unsur" veya "esasa ilişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur veya "şekle ilişkin şart" denilmektedir. Sübjektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini" taşıması gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için, sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer. Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır. Kanunun saydığı eser grupları, ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserleridir. Estetik değere sahip olan grafik eserler de güzel sanat eserleri arasında, kanunda sayılmaktadır. Eserin sahibinin hususiyetini taşıması, sübjektif unsur olarak karşımıza çıkar. Eserin sahibine özgü, az çok bağımsız fikri bir çalışmanın somut neticesi olması takdirde sahibinin hususiyetini taşıdığı söylenebilir. Grafik eser; bir fikir ya da sanayi ürününün tanıtımı, yani simgelenmesi amacıyla yapılmış çizimlerdir. Grafik eser, bir kitap kapağı, bir tiyatro, sinema veya festival afişi, bir logo veya bir web sayfası olabilir. Grafik eserlerinin de güzel sanat eseri olarak FSEK himayesinden yaralanabilmesi için estetik niteliğe sahip olmaları ve sahibinin hususiyetini taşımaları gerekir. Davacıya “...” ibareli markada yer alan ağzı açık, sivri dişleri belirgin, stilize edilmiş “...” şeklindeki siyah-beyaz grafik tasarım logolarının güzel sanat eseri olarak hak sahibi olduğunu, söz konusu şekillerden birinin siyah kare zemin üzerinde beyaz renkli ..., diğerinin ise beyaz zemin üzerinde siyah renkli ... figüründen oluştuğu, logoların hususiyet taşıdığı ve bu doğrultuda estetik grafik tasarımı olup FSEK 4/6 maddesi hükmü gereğince grafik eser yani güzel sanat eseri olduğundan telif hukuku yönünden de koruma altındadır. FSEK md.4 anlamında ; somut olayda her iki yanın kullandığı logolar, sektör ve teknik bilirkişilerin değerlendirmelerine göre eser niteliğinden kabul edildiğinden , eser sahipliğinden kaynaklanan hakların ihlalinin sözkonusu olduğu, bu bağlamda da çoğaltma hakkı, işleme hakkı gibi hakların ihlalini de gündemi getireceğinden; telif korumasına yönelik ihlalin varlığı gözetilerek Davalının davacıya ait eserden doğan haklarına tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine karar verilmesi gerekmiştir. Somut olayda da davalının, davacıya ait telif koruması altındaki logoyu markanın tüm asli ve ayırdedici unsurlarını, kelime ve şekil kombinasyonu olarak birebir ayniyet içerecek şekilde tescil ettirmesinin, bu marka tesadüfen bulunamayacak derecede orijinallik içerdiği hususu da nazara alındığında, hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının hak sahibi olduğu eser vasfındaki logonun; ilişkilendirme ihtimali de dahil iltibas yaratacak derecede biribir benzerinin davalının hükümsüzlüğü istenen markasında asıl unsur niteliğinde şekil unsuru olarak kullanılması nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Davacı yan markanın kötüniyetli olarak tescil edildiğini de ileri sürmüştür. HGK’nın 29.06.2022 tarih,... E., ...K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir. Somut olayda da davalının, davacıya ait telif koruması altındaki logoyu markanın tüm asli ve ayırdedici unsurlarını, kelime ve şekil kombinasyonu olarak birebir ayniyet içerecek şekilde tescil ettirmesinin, bu marka tesadüfen bulunamayacak derecede orijinallik içerdiği hususu da nazara alındığında, hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla başkasının üzerinde hak sahibi olduğu bir marka ve logoyu sahiplenmek amaçlı olarak tescil edilmesi MK 2. Madde anlamında Mahkememizce kötüniyetli bir tescil olarak değerlendirilmiş olup, kötüniyetin varlığı halinde artık dava açmak için 5 yıllık sürenin dolduğunda da söz edilemeyeceği anlaşılmıştır. Toplanan delillere göre ; davacının hak sahibi olduğu eser vasfındaki logonun; ilişkilendirme ihtimali de dahil iltibas yaratacak derecede birebir benzerinin davalının hükümsüzlüğü istenen markasında asıl unsur niteliğinde şekil unsuru olarak kullanılması nedeniyle SMK 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Davacı yan her ne kadar tanınmış marka olduğunu ileri sürmüşse de; wipo kriterlerine göre belirli bir bilinirliğe sahip olsa da tanınmış marka kriterlerine haiz olmadığı anlaşıldığından bu yöndeki hükümsüzlük sebebinin( SMK 6/4-5) oluşmadığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere göre; Davacı markasının daha önceki tarihlerde tescil edildiği ve kullanıldığı, dolayısıyla somut olayda SMK m. 6/2 gereğince davalının yetkisiz olarak bir başkasına ait eser niteliğindeki markayı ve logoyu kötüniyetle tescil ettirdiği, davalının tescilli markasının ...”nin ticaret unvanında asli unsur olarak içerdiği keza ... logosunun davalı tarafından markada birebir kullanıldığı ve somut olayda SMK m. 6/1, 6/2, SMK 6/6, 6/9 kapsamındaki hükümsüzlük istemlerinin oluştuğu anlaşılmıştır. MARKA HAKKINA TECAVÜZ HAKSIZ REKABET İDDİALARININ İNCELENMESİ Madde 29 " (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci fıkrada ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü fıkrada ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek,..hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan); Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.; ", Madde 56" (1) Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebilir. .. hükmü yer almaktadır. Somut uyuşmazlık da sunulu delillere göre; Davacı yanca sunulu delilere göre ...başvuru tarihli ... no.lu ... marka tesciline göre markanın .... sınıflarda tescilli olup, koruması 29.12.2031’e kadar devam etmektedir. Bilirkişilerce Davacıya ait ... alan adlı internet sitesindeki marka kullanımı görselleri ile raporda belirlenmiş olup, yine Davalı tarafa ait ... adresindeki marka kullanımındaki logo da bilirkişilerce raporlarında renkli görsellerine yer verilmiştir. Keza ... 2. Fikri ve Sinaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin...D. İş sayılı dosyasında alınan Bilirkişi Raporunda internet incelemesinde tespit edilen davalı taraf marka kullanımlarındaki logo da birebir aynıdır. ...Tal. ve... D. İş sayılı dosyalara sunulu bilirkişi raporlarında ve davacının sunduğu noter e-tespit tutanaklarında ve bilirkişi raporundaki görsellerde davalının ... ibaresini ve ... figürünü ihtiva eden kullanımlarının; ... ibaresinin davacının tescilli ...no.lu ... markasının fiili kullanımı ile aynı yazım stilinde olduğu ve ..şeklinde belirtildiği, davacının FSEK kapsamında grafik eser niteliğini haiz ... logosunun aynen kullanıldığı, logonun EUIPO nezdinde davacı şirket adına 2001 yılından beri tescilli olduğu ve davacının ...’ı 2012 yılından devralmasıyla kullanımı devam ettirdiği, davacının, 30 yıl gibi uzun bir süre ... markasını davalı markasındaki yazım stiliyle kullandığı gibi, ... logosunu da aynı şekilde kullanımının mevcut olup, ilgili logo üzerinde gerçek hak hak sahibi olduğu , davalının davacıdan aldığı bir izin ile ülkemizde kullandığını ispat edemediği, Davalının marka kullanımı yönünden; 2012 yılındaki devirden önce ...tarafından davalıya gönderilen ürünlere ilişkin faturalar ve ödeme dekontları, davalı şirket ortağı ...’in müşterilere hitaben yaptığı açıklama-yazılı beyan, davalı şirketin diğer ortağı ...’nın “...” başlıklı 2001 imza tarihli tek taraflı beyanı, ...’in Şubat 2008 tarihli mektubu, taraflara ait markalar, davacının üzerinde hak iddia ettiği logo, taraf beyanları, talimat ve değişik iş dosyalarındaki tespitler ve dosyadaki sair bilgi ve deliller incelendiğinde; davalı tarafın tespit edilen şekilde “...” marka kullanımı konusunda ... ve davacı ...tarafından verilmiş bir yetkinin olmadığı, ...’nın 2001 tarihli tek taraflı beyanında dahi ...tarafından oluşturulan ve telif hakkı koruması altındaki fotoğraflarının, logoların vb. orijinal çalışmaların dijital kopyalarını yalnızca ürünlerin yeniden satışı amacıyla tanıtmak için kullanacağını ve “...” logosunun ve “...” isminin tescilli ticari markalar olduğunu ve ulusal ve uluslararası hukuk kapsamında da ayrıca koruma altında bulunduklarını beyan ettiği, davalı tarafın bu yönde aldığı bir yetki olmamasına rağmen kendisini ...olarak tanıttığı, marka kullanımlarında da ... ibaresini kullandığı, davalının tespit edilen markasal kullanımlarının -bir an için satışa sunduğu ürünlerin davacının orijinal ürünleri olduğunun kabulü halinde bile- davacı ile arasında doğrudan ekonomik-ticari bir bağlantı bulunduğu izlenimini doğuracak ve orijinal ürün satışına ait tanıtım-reklam yapıldığının dolayısıyla dürüst kullanım teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği keza ürün ambalajları-kutuları üzerinde de ...etiketlerinin olduğu değiştirme içeren bu kullanımların marka hakkının tükenmesi kapsamında da düşünülemeyeceği, davalının ... tescil no.lu markasının varlığının SMK m.155 gereği bir etkisinin olmadığı , davalının fiili kullanımlarının davacıya ait ... figürlü grafik eserden ve davacının tescilli markasından doğan hakları ihlal ettiği , davalının kullanımının uzun yıllara dayanması bu çerçevede 5 yıldan uzun süreli olması durumunda dahi, davalının iyi niyetli kabul edilmesinin mümkün olmadığı, uzun süre sessiz kalma suretiyle hak kaybının oluşmayacağı dolayısıyla davalının kullanımın davacı markası ve fiili kullanımı kapsamındaki aynı emtiaya (dövme ve piercing ürünlerine ve aksesuarlarına) ilişkin olduğu gözetilerek ; Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına, eserden doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, Davalı adına ... no ile tescilli markanın kötüniyetli tescili gözetilerek HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine, HMK 389 vd maddeleri ve SMK 159 vd maddelerine göre; “...” ibaresinin veya davacının tescilli “...”şekil ...şekil markalarına iltibas yaratan ibarelerin ve/veya “...” logosunun yer aldığı ürün, ambalaj, etiket, kutu, iş evrakı, katalog, ve her türlü tanıtım amaçlı ürün ve araçlar ile kartvizit, tabela, broşür, afiş, katalog gibi her türlü tanıtım vasıtasına görüldükleri yerlerde el konulmasına karar kesinleştiğinde ihlal teşkil eden materyallerin imhasına,Davalıya ait ve davacının tescilli “...” markasını asli unsur olarak içeren ... alan adına erişimin engellenmesine ve karar kesinleştiğinde erişimin engellenmesi kararının uygulanması için Erişim Sağlayıcılar Birliği'ne müzekkere yazılmasına,Davalı tarafa ait “...",“... "ve “...” sosyal medya adreslerine erişimin engellenmesine ve karar kesinleştiğinde işimin engellenmesi kararının uygulanması için Erişim Sağlayıcılar Birliği'ne müzekkere yazılmasına, hükmün ilanında tecavüz davası yönünden davacının hukuki yararı gözetilerek karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: 1-Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına, eserden doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Davalı adına ... no ile tescilli markanın kötüniyetli tescili gözetilerek HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna gönderilmesine, 3- HMK 389 vd maddeleri ve SMK 159 vd maddelerine göre; “...” ibaresinin veya davacının tescilli “...”şekil ... şekil markalarına iltibas yaratan ibarelerin ve/veya “...” logosunun yer aldığı ürün, ambalaj, etiket, kutu, iş evrakı, katalog, ve her türlü tanıtım amaçlı ürün ve araçlar ile kartvizit, tabela, broşür, afiş, katalog gibi her türlü tanıtım vasıtasına görüldükleri yerlerde el konulmasına karar kesinleştiğinde ihlal teşkil eden materyallerin imhasına, 4-Davalıya ait ve davacının tescilli “...” markasını asli unsur olarak içeren ... alan adına erişimin engellenmesine ve karar kesinleştiğinde erişimin engellenmesi kararının uygulanması için Erişim Sağlayıcılar Birliği'ne müzekkere yazılmasına, 5-Davalı tarafa ait “.../", “...” ve “...” sosyal medya adreslerine erişimin engellenmesine ve karar kesinleştiğinde işimin engellenmesi kararının uygulanması için Erişim Sağlayıcılar Birliği'ne müzekkere yazılmasına, 6-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, 7-732 TL ilam harcının yatırılan 615,40 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 116,6 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına, eserden doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi talebi yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Hükümsüzlük talebi yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 55.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı tarafın yargılama giderlerinden olan 615,40 TL başvuru harcı, 615,40 TL peşin harç , 577,5 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 31.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 32.808,3 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Davalı yanın yapmış olduğu yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 12-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair verilen karar davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verilip tefhim kılındı, hazır olanlara duruşma zaptından örnek verildi. 13/10/2026

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: Diğer, E. 2025/126, K. 2026/240, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-126-e-2026-240-k-40ba1edb273c