İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/907 E. 2026/714 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/907
- Karar No
- 2026/714
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/907 Esas KARAR NO:2026/714
DAVA:Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ :27/08/2025 KARAR TARİHİ:30/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.09.2023 tarihinde, meydana gelen sel su baskını/ yağış sonrası davalı ...'nin alt yapı ve teknik donanım yetersizliği nedeniyle biriken sel suları, "... ..." adresinde bulunan dava dışı sigortalı işletmeye sirayet ederek muhtelif emtialarda hasara sebebiyet verdiğini, Bunun üzerine sigortalının zararı müvekkili şirket tarafından tanzim edilmiş olup söz konusu tazminatın sorumluluğu bulunan davalıdan TTK 1472. Madde kapsamında rücuen tazmini için öncelikle arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, anlaşma sağlanamadığını, dava dışı sigortalının tacir olması, davalı ...'nin tacir sıfatı nedenleriyle mahkeme nezdinde iş bu alacak davasının açıldığını, Dava dışı sigortalı ... ... AŞ'nin işyeri 10/07/2023 - 31/12/2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ... numaralı “İnşaat Tüm Riskler Poliçesi” ile müvekkili şirket nezdinde sigortalandığını, hasar sonrası bağımsız ve tarafsız eksper tarafından hazırlanan ekspertiz raporuna göre sigortalı işletmede toplam 488.996,89-TL hasar tespit edilmiş olduğunu, hasar bedelinin 06.02.2024 tarihinde sigortalıya ödendiğini, müvekkili sigorta şirketi 488.996,89 TL tutarındaki sigorta tazminatını ödeyerek, TTK 1472. ve devamı maddeleri uyarınca sigortalısı yerine geçerek haklarına halef olduğunu, bu doğrultuda müvekkili şirketin, sigortalı iş yerinin gerçek zararını bağımsız ve tarafsızca tanzim edilen ekspertiz raporu doğrultusunda tazmin etmiş olduğundan sigortalısına ödediği sigorta tazminatını davalı yandan rücuen tahsil etme hakkına sahip olduğunu, bunun dışında müvekkili şirketin, bir yandan sigortalının haklarına halef olarak ve bir yandan da sigortalı tarafından imzalanan ibraname / temlikname vasıtasıyla Türk Borçlar Kanunu'ndaki alacağın devri hükümlerine dayanarak işbu davayı açtığını, 05.09.2023 tarihinde meydana gelen sel/seylap sonucunda hasarların meydana geldiği, geri tepen sel suları sebebiyle dekorasyon, emtia ve demirbaşta hasarlar oluştuğu ekspertiz incelemesi ile tespit edildiğini, ekspertiz raporları kesin delil olmamakla birlikte, ekspertiz raporlarının hukuki niteliği hususunda Danıştay 8. Dairesi’nin 2011/2237 Esas ve 2011/2623 Karar sayılı 11.5.2011 tarihinde verdiği karar ile; eksper raporlarının tarafsız ve bağımsız biçimde tesis edildiği ve hukuken geçerli belge niteliğini haiz olduğunu ve yargılamada hükme esas alınabilecek kuvvetli delil niteliğinde olduğunu, Bu durumda ekspertiz raporu objektif, tarafsız ve bağımsız bir şekilde tazminat yükümlüğünü ortaya koyduğundan müvekkili sigorta şirketince aynı tutar üzerinden ödenen sigorta tazminatını davalı yana rücu hakkına haiz olduğunu, hizmet kusurunun, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin hiç işlememesi, kötü işlemesi veya geç işlememesi sonucu ortaya çıkan ve idarenin ortaya çıkan zararı ödemesini öngören bir sorumluluk türü olduğunu, Meydana gelen olay dolayısıyla da davalı idarenin gerekli ve yeterli altyapı ve drenaj sistemini yapmayarak, yaptıysa da gerekli bakım ve denetimi yapmayarak sorumlu olduğunu, müvekkili şirket sigortalısı işyerinin uğramış olduğu hasarın, tamamen davalının bakım ve onarım yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklanmış olduğunu, davalı idare tarafından gerekli önlemler alınmadan, alt yapı ve üst yapı çalışmaları yapılmadan, suyun doğal akışını gerçekleştirecek teknik donanım oluşturulmadığından davalının sorumluluğunun söz konusu olduğunu, Bölgede yağmur sularını tahliye edebilecek yağmur drenaj sistemi mevcut/yeterli olmadığını, Suların geri tepmesi sebebiyle sigortalının kiracı olarak bulunduğu işyerinde hasar meydana geldiğini, Geri Tepmeyi Önleyici Vana Sistemleri olmadığını, davanın kabulü ile davalı ...'den şimdilik 488.996,89-TL'nin 06.02.2024 ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle husumet yokluğu ve zamanaşımı nedeniyle usulden reddi gerektiğini; yağmursuyu kanallarının yapım, bakım ve işletmesinin 2560 sayılı Kanun m.25 ile İBB-... arasındaki Yağmursuyu Ortak Hizmet Protokolü uyarınca ana arterlerde İBB'ye, ara yollarda ilgili ilçe belediyesine ait olduğunu; İdareye ait Atıksu İnşaat Dairesi kayıtlarına göre riziko adresi ve çevresinde muhtelif çaplarda (Ø300 - Ø2000 mm) atıksu ve yağmursuyu hatlarının mevcut bulunduğunu ve olay tarihinde bölgede İdarece herhangi bir çalışma yapılmadığını; hasarın gerçekleştiği tarihte bölgede metrekareye 125,1 mm'ye ulaşan ve 20 yıllık verilere göre en yüksek seviyede olağanüstü/aşırı yağışın etkili olduğunu, bu durumun mücbir sebep niteliğinde bulunarak illiyet bağını kestiğini; hasarın yapının bodrum katında meydana geldiğini ve ... Abone Hizmetleri Yönetmeliği m.49/ğ uyarınca subasman seviyesi altında geri tepmeyi önleyici çek valf vb. tedbirlerin alınmasının yapı sahibinin yükümlülüğünde olduğunu; davacının dayanağı ekspertiz raporunda dahi rücu imkânının bulunmadığının açıkça ifade edildiğini beyanla davanın esastan reddini talep etmiştir. DELİLLER: Arabuluculuk son tutanak örneği, ... numaralı İnşaat Tüm Riskler Poliçesi örneği, ekspertiz raporu örneği, ödeme dekontu, hasar fotoğrafları, hasar dosyasının mahkememizin işbu dosyası arasında olduğu görülmüştür. ..Belediyesi ve Tapu Müdürlüğünden hasara konu adreste bulunan projeye ilişkin izin belgeleri, ruhsatların okunaklı örneğinin celbine ilişkin yazılan müzekkere cevaplarının mahkememizin işbu dosyası arasında olduğu görülmüştür. Mahkememizin 01/04/2026 tarihli celsesinin 6 nolu ara kararı gereğince dosya üzerinde Sigorta Uzmanı ve Makine Mühendisi bilirkişisi tarafından inceleme yapılarak rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti 19/08/2026 tarihli raporunda sonuç ve özet olarak; "05.09.2023 tarihli hadisenin, bölgede etkili olan ve 20 yıllık dönem içinde ölçülen en yüksek (aşırı) yağış neticesinde dava dışı sigortalıya ait şantiyenin bodrum katının su basması şeklinde meydana geldiği; hasarın meydana geldiği bölgede davalı İdareye ait yağmursuyu/atıksu altyapısının fiilen mevcut olduğu, dosya kapsamında davalı ...'ye atfedilebilir bir altyapı yokluğu, kesit yetersizliği ya da bakım/işletme ihmalinin somut biçimde tespit edilemediği, buna karşılık bodrum (subasman altı) katına yönelik geri tepmeyi önleyici tedbirin yapı sahibince alındığına dair de bir belge bulunmadığı; bu itibarla teknik açıdan davalıya izafe edilebilir bir kusurun tespit edilemediği; ancak olayın mücbir sebep niteliği, illiyet bağı, husumet ve kusursuz sorumluluğa ilişkin hukuki nitelendirmenin 6754 sayılı Kanun m.3/2 ve HMK m.266/c.2 uyarınca Sayın Mahkemeye ait olduğu; Dava konusu olay nedeniyle davacı ... Sigorta A.Ş. tarafından, ... numaralı İnşaat Tüm Riskler Poliçesi ve ... numaralı hasar dosyası kapsamında, ... Sigorta Ekspertiz'in 2023-... sayılı raporu doğrultusunda hesaplanan 488.996,89 TL sigorta tazminatının 06.02.2024 tarihinde sigortalıya ödendiğinin, dosyada mübrez banka dekontu ve dosya kapsamından tespit edildiği; Ödemenin dayanağı ekspertiz raporunda "rücu imkânı bulunmamaktadır" tespitine yer verildiği ve dosya kapsamında davalıya atfedilebilir teknik kusur tespit edilemediği dikkate alındığında, mevcut dosya kapsamı itibariyle davalıdan rücu edilebilecek teknik bir bedelin oluşmadığı; Sayın Mahkemece davalı İdareye kusur ve/veya sorumluluk izafe edilmesi halinde ise rücuya esas azami bedelin, sigortalıya fiilen ödenen 488.996,89 TL ile sınırlı olacağı ve takdir edilecek kusur oranı ile çarpımı suretiyle belirlenebileceği" yönünde görüş ve kanaat bildirdikleri görülmüştür. GEREKÇE: Dava, su baskını sebebiyle zarar gören sigortalıya ödenen tazminatın, kusurlu olduğu iddia edilen davalı idareden rücu istemine ilişkindir. Dava dışı sigortalının işletmesinde meydana gelen su basması olayı sebebiyle zarar meydana gelmiştir. Davacı sigortacı, sigortalının zararını aralarındaki sigorta poliçesi kapsamında gidermiştir. Davacının, sigortalısına yaptığı ödeme sonucu halefiyet ilkesi işlerlik kazanmaktadır. TTK md. 1472 uyarınca, sigortacı tarafından sigortalısının talebi üzerine sigorta tazminatı ödemesi yapılması halinde sigortacı, sigortalısının haklarına halef olur. Başka bir anlatımla sigortacı; sigorta tazminatı ödemesine sebep teşkil eden somut olay akabinde, sorumlulara karşı, diğer tarafın onayını gerektirmeksizin, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat etmek koşuluyla, sigortalısının haklarına halef olur ve sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa, söz konusu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal eder. Mahkememizce yapılan yargılama, taraf iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 19/08/2026 tarihli bilirkişi raporunda yapılan incelemede riziko adresini oluşturan ... Projesi parselleri ve çevresindeki cadde ve sokaklarda Ø300 ila Ø2000 mm arasında değişen çaplarda atıksu ve yağmursuyu hatlarının hâlihazırda mevcut bulunduğu, olay tarihinde bölgede davalı idarece herhangi bir kazı/çalışma yapılmadığı, ayrıca hasarın meydana geldiği mahal, yapının subasman seviyesi altındaki bodrum katı olup, bu tür mahallerde şebeke kanalından geri gelebilecek suların yapıya sirayetini önlemek üzere geri tepmeyi önleyici çek valf vb. ekipmanların tesis edilmesi , dosyaya yansıyan ... Abone Hizmetleri Tarife ve Uygulama Yönetmeliği hükümleri uyarınca yapı sahibinin/işletenin yükümlülüğünde olduğu, dosya kapsamında hasara konu şantiyede bodrum katına yönelik bu nitelikte bir geri tepme/su yalıtım önleminin alındığına ilişkin bilgi ve belge de bulunmadığı sabittir. Yine ödemenin dayanağı ekspertiz raporunda "rücu imkânı bulunmamaktadır" tespitine yer verilmiş olup, dosya kapsamında davalıya atfedilebilir teknik kusurun varlığı da tespit edilemediğinden; kusurun varlığını ispat yükünün davacı üzerinde olması ve dava konusu olayda davalının kusurunun bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HUAK 18/A-(13) ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır." ve (14). Fıkrası: "Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: 2025/... sayılı dosyasından arabulucuya 4.600,00-TL tarife bedeli üzerinden serbest meslek makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilmiş ve davanın reddine karar verildiği gözetilerek, davacı aleyhine arabuluculuk ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcının, peşin yatırılan 8.350,85-TL'den mahsubu ile fazla yatırılan 7.618,85-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan 104,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.30/09/2026
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza