Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/477 E. 2025/1442 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/477
- Karar No
- 2025/1442
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/477 Karar No : 2025/1442
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Yatırım Holding Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 25/11/2024 tarih ve E:2024/2975, K:2024/5000 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığınca Başkent Doğalgaz Dağıtım AŞ'nin %100'üne karşılık gelen payların satış yöntemiyle özelleştirilmesine ilişkin olarak gerçekleştirilen 14/03/2008 tarihli ihalede en yüksek teklifi veren davacı ... Yatırım Holding AŞ (...) ile ... Gaz Elektrik Su Dağıtım AŞ (...) ortak girişim grubu tarafından, istenilen ek geçici teminatın verilen süre içerisinde yatırılmadığından bahisle 50.000.000,00 USD tutarlı geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 25/11/2024 tarih ve E:2024/2975, K:2024/5000 sayılı kararıyla; Dosyanın Dairelerinin 2010/920 esasına kayıtlı dosya ile birlikte incelenmesinden; davacı ... ile ... şirketleri Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığınca Başkent Doğalgaz Dağıtım AŞ'nin %100'üne karşılık gelen paylarının satış yöntemiyle özelleştirilmesine ilişkin olarak gerçekleştirilen 14/03/2008 tarihli ihaleye ortak girişim grubu olarak katılarak ihalede en yüksek teklifi verdikleri, ihale komisyonu kararıyla Başkent Doğalgaz Dağıtım AŞ'nin anılan gruba ihale şartnamesi çerçevesinde satılmasına, grubun sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, teminatın idare lehine irat kaydedilmesine ve ihalenin iptal edilmesine karar verildiği ve devamında ... tarih ve ... sayılı Ankara Büyükşehir Belediyesi Encümeni kararıyla grubun yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle ihale aşamasında verilen geçici teminatın idare lehine irat kaydedilmesine karar verildiği; Davacı ile ... şirketi tarafından menfi tespit ve muarazanın giderilmesi talebiyle Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı ayrı ayrı dava açıldığı, davaların birleştirilmesi sonucunda ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "... dava yukarıda izah edildiği üzere davalı Belediyenin iştiraki olan Başkent Doğalgaz A.Ş. hisselerinin satılması için yapılan ihale sonucu ihaleyi kazanan davacı şirketlerin davalı idare tarafından sözleşme imzalanmadan önce talep edilen ek teminat mektubunun verilmemesi ve EPDK tarafından istenilen yeni şirket kurulmaması nedeniyle teminat mektubunun irat kaydedilmesi işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptali ve borçlu olmadığının tespiti ile teminat mektubunun iadesi konularına ilişkindir. Aynı işlemin iptali için Danıştayda dava açılmış olup yukarıda izah edildiği üzere davanın reddine karar verilmiş ve safahattan geçerek kesinleşmiştir. Dava konusu uyuşmazlık ihale aşamasıyla ilgili olup sözleşme imzalanmadığından irat kaydetme işlemi ihalenin sözleşme öncesi aşamasına ilişkin olması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme idare mahkemesi olduğundan davanın yargı yolu nedeniyle usulden redddine karar vermek gerekmiştir. ..." gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a maddesi kapsamında idari yargının görevine girdiğinden davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verildiği, karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan kararın bozulduğu, ancak karar düzeltme istemi üzerine anılan Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, karar düzeltme istemi kabul edilerek, davanın idari yargının görevine girdiği gerekçesiyle usulden reddine ilişkin söz konusu Mahkeme kararının onanmasına karar verildiği; Öte yandan, davacı ile ... şirketi tarafından, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığınca Başkent Doğal Gaz Dağıtım AŞ'nin %100 oranındaki hisselerinin özelleştirilmesi amacıyla 14/03/2008 tarihinde yapılan ihalede istenen ek geçici teminatı verilen süre içerisinde yatırmadıklarından bahisle ihale aşamasında vermiş oldukları 50.000.000,00 USD geçici teminatın irat kaydedilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle dava açıldığı, Dairelerinin 08/05/2014 tarih ve E:2010/920, K:2014/1734 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/02/2016 tarih ve E:2014/3695, K:2016/464 sayılı kararıyla reddedilerek anılan kararın onandığı ve 11/04/2018 tarih ve E:2016/3601, K:2018/1633 sayılı kararla karar düzeltme isteminin de reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği; 6100 sayılı Kanun'un dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde, "Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" kuralına yer verilmek suretiyle kesin hükmün doğrudan dava şartları arasında sayıldığı; 115. maddesinde, mahkemece dava şartı noksanlığının tespit edilmesi hâlinde davanın usulden reddedileceğinin kurala bağlandığı; 303. maddesinin birinci fıkrasında ise, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiği kuralına yer verildiği; 2577 sayılı Kanun'da "kesin hüküm" müessesesinin düzenlenmediği ve Kanun'un 31. maddesinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve onun yerine yürürlüğe konulan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili maddelerine atıfta bulunulmadığı, ancak, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükme karşın, tarafları, konusu ve sebepleri aynı olan ikinci bir dava bulunması durumunda, bu davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği; Bu itibarla, davacı tarafından söz konusu ihalede geçici teminatının irat kaydedilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmış ise de, daha önce aynı istemle Dairelerinin 2010/920 esasına kayden dava açıldığı ve Dairelerinin 08/05/2014 tarih ve E:2010/920, K:2014/1734 sayılı kararıyla söz konusu davanın reddine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/02/2016 tarih ve E:2014/3695, K:2016/464 sayılı kararıyla reddedilerek kararın onandığı ve 11/04/2018 tarih ve E:2016/3601, K:2018/1633 sayılı kararla karar düzeltme isteminin de reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, dolayısıyla daha önce davaya konu edilen ve işin esası hakkında maddi anlamda kesin hüküm bulunan dava konusu işleme karşı açılan davanın, kesin hüküm nedeniyle esasının incelenmesine imkan bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, görev konusunda olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadan kesin hüküm nedeniyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilemeyeceği, kesin hüküm olarak kabul edilen davanın konusunun farklı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, olumsuz görev uyuşmazlığı çıkarma şartlarının oluşmadığı, kesin hüküm oluşturan kararda Danıştay Onüçüncü Dairesinin görevli mahkeme sıfatıyla işin esasına girerek karar vermiş olması nedeniyle davacının görev konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden kesin hüküm yönünden değerlendirme yapılamayacağı iddiasının yerinde olmadığı belirtilerek, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 25/11/2024 tarih ve E:2024/2975, K:2024/5000 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 30/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Kamu düzeninden olan görev konusunda mahkemelerce görevliliğe ya da görevsizliğe ilişkin olarak verilecek kararlar hakkında son karar mercii Anayasa'nın 158. maddesi ile adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak karara bağlama konusunda yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesidir. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde, Uyuşmazlık Mahkemesi; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş, adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili ve bu kanunla kurulup görev yapan bağımsız bir yüksek mahkeme olarak tanımlanmış ve aynı Kanun'un 28. maddesinde de, ilgili yargı mercileri ile bütün makam, kuruluş ve kişiler Mahkeme kararlarına uymak ve geciktirmeksizin onları uygulamakla ödevli kılınmıştır. Anılan Kanun'un "Olumsuz Görev uyuşmazlığı" başlıklı 14. maddesi; "Olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için adli, idari veya askeri yargı mercilerinden en az ikisinin tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada kendilerini görevsiz görmeleri ve bu yolda verdikleri kararların kesin veya kesinleşmiş olması gerekir. Bu uyuşmazlığın giderilmesi istemi, ancak davanın taraflarınca ve ceza davalarında ise ayrıca ilgili makamlarca ileri sürülebilir." hükmünü, "Yargı mercilerinin uyuşmazlık mahkemesine başvurmaları" başlıklı 19. maddesi ise; "Adli, idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler. (Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir. " hükmünü içermektedir. Anılan maddeler birlikte incelendiğinde; 2247 sayılı Yasa'nın 14. maddesinin, olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesinin, sadece davanın taraflarınca istenebileceğini hükme bağladığı; 19. maddesinin ise, yargı mercilerinin, Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmasının zorunlu olduğu halleri düzenlediği görülmektedir. 19. madde hükmü uyarınca, kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı inceleyen adli, idari, askeri yargı mercii, görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmak ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine kadar ertelemek zorundadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinde, ilk inceleme konuları arasında "görev" konusu ilk sırada gelmekte olup, bir dava dosyasında görev itirazında bulunulması halinde öncelikle bu itiraz hakkında bir karar verilmesi ve bu karar sonrasında diğer ilk inceleme hususları yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, "mahkemenin görevli olması", (i) bendinde ise, "Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" dava şartları arasında sayılmak suretiyle "görev" konusunun "kesin hüküm" konusundan önce karara bağlanacağı kural altına alınmıştır. Dosyadaki belge ve bilgilerin incelenmesinden, davacı ... ile ... şirketleri Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığınca Başkent Doğalgaz Dağıtım AŞ'nin %100'üne karşılık gelen paylarının satış yöntemiyle özelleştirilmesine ilişkin olarak gerçekleştirilen 14/03/2008 tarihli ihaleye ortak girişim grubu olarak katılarak ihalede en yüksek teklifi verdikleri, ihale komisyonu kararıyla Başkent Doğalgaz Dağıtım AŞ'nin anılan gruba ihale şartnamesi çerçevesinde satılmasına, grubun sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi veya diğer yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, teminatın idare lehine irat kaydedilmesine ve ihalenin iptal edilmesine karar verildiği ve devamında ... tarih ve ... sayılı Ankara Büyükşehir Belediyesi Encümeni kararıyla grubun yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle ihale aşamasında verilen geçici teminatın idare lehine irat kaydedilmesine karar verildiği; Davacı ile ... şirketi tarafından menfi tespit ve muarazanın giderilmesi talebiyle Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı ayrı ayrı dava açıldığı, davaların birleştirilmesi sonucunda ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "... dava yukarıda izah edildiği üzere davalı Belediyenin iştiraki olan Başkent Doğalgaz A.Ş. hisselerinin satılması için yapılan ihale sonucu ihaleyi kazanan davacı şirketlerin davalı idare tarafından sözleşme imzalanmadan önce talep edilen ek teminat mektubunun verilmemesi ve EPDK tarafından istenilen yeni şirket kurulmaması nedeniyle teminat mektubunun irat kaydedilmesi işleminin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptali ve borçlu olmadığının tespiti ile teminat mektubunun iadesi konularına ilişkindir. Aynı işlemin iptali için Danıştayda dava açılmış olup yukarıda izah edildiği üzere davanın reddine karar verilmiş ve safahattan geçerek kesinleşmiştir. Dava konusu uyuşmazlık ihale aşamasıyla ilgili olup sözleşme imzalanmadığından irat kaydetme işlemi ihalenin sözleşme öncesi aşamasına ilişkin olması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme idare mahkemesi olduğundan davanın yargı yolu nedeniyle usulden redddine karar vermek gerekmiştir. ..." gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a maddesi kapsamında idari yargının görevine girdiğinden davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verildiği, karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay ... Hukuk Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan kararın bozulduğu, ancak karar düzeltme istemi üzerine anılan Dairenin 04/04/2024 tarih ve E:2024/454, K:2024/2796 sayılı kararıyla, karar düzeltme istemi kabul edilerek, davanın idari yargının görevine girdiği gerekçesiyle usulden reddine ilişkin söz konusu Mahkeme kararının onanmasına karar verildiği, anılan kararın kesinleşmesinden sonra geçici teminatın irat kaydı işleminin iptali istemiyle ve görevsizlik kararı verilmesi talebiyle Danıştay Onüçüncü Dairesinin 2024/2975 esasına kayıtlı işbu davanın açıldığı; Öte yandan, davacı ile ... şirketi tarafından, aynı ihaleye ilişkin geçici teminatın irat kaydedilmesine dair ... tarih ve ... sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle daha önce açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 08/05/2014 tarih ve E:2010/920, K:2014/1734 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/02/2016 tarih ve E:2014/3695, K:2016/464 sayılı kararıyla reddedilerek anılan kararın onandığı ve 11/04/2018 tarih ve E:2016/3601, K:2018/1633 sayılı kararla karar düzeltme isteminin de reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmektedir. Bu bakımdan, aynı uyuşmazlıkla ilgili olarak kesin hüküm bulunduğu konusunda bir tereddüt bulunmamakla birlikte, "görev" konusunun mahkemece bakılacak ilk konu olması ve görev itirazının bulunması durumunda öncelikle bu itirazın karara bağlanması gerekliliği karşısında, "kesin hüküm"den önce "görev itirazı" yönünden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.