Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/779 E. 2026/232 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/779
- Karar No
- 2026/232
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/779 Karar No : 2026/232
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı - ANKARA VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Ticaret Limited Şirketi
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Yedinci Dairesinin 30/05/2024 tarih ve E:2022/3977, K:2024/2805 sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünce yayımlanan 22/08/2022 tarih ve 2022/12 sayılı, "Distribütörler Haricindeki İthalatçılar Tarafından Gerçekleştirilen Araç İthalatında Gümrük Kıymetinin Tespiti İşlemleri" konulu Genelge'nin iptali istemiyle dava açılmıştır. Danıştay Yedinci Dairesinin 30/05/2024 tarih ve E:2022/3977, K:2024/2805 sayılı kararı: Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 08/10/2003 tarih ve E:2003/31, K:2003/87 sayılı kararında hukuk devleti "...insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri ve Anayasa’nın bulunduğu bilincinde olan devlet..." olarak tanımlanmıştır. Yine Anayasa'nın 10. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu kurala bağlanmıştır. Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceği temel bir ilke olarak belirlenmiş; 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin kanuni bir temele sahip olması gerektiği ifade edilmiştir. Anayasa'nın "Vergi ödevi" başlıklı 73. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu; üçüncü fıkrasında vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı ifade edilmiştir. Yine Anayasa'nın 124. maddesinde de, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarma yetkisinin bulunduğu kurala bağlanmıştır. 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 11. maddesinin birinci fıkrasında, gümrük işlemleriyle doğrudan veya dolaylı olarak ilgili bulunan kişilerin, Gümrük Müsteşarlığının veya gümrük idarelerinin talebi üzerine gümrük işlemleri ile sınırlı olmak kaydıyla belirlenen süreler içinde gerekli bütün belge ve bilgileri vermek ve her türlü yardımı sağlamakla yükümlü oldukları; ikinci fıkrasında, kendilerinden bu konularda bilgi istenen kişilerin, özel kanunlarda yazılı gizlilik hükümlerini ileri sürerek bilgi vermekten kaçınamayacakları belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 65. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendinde, gümrük idarelerinin, beyanın doğruluğunu araştırmak üzere, beyanname ile ilgili ve beyannameye ekli belgeleri kontrol edebileceği ve beyannamenin içerdiği bilgilerin doğruluğunu araştırmak amacı ile beyan sahibinden diğer belgeleri de vermesini isteyebileceği kurala bağlanmıştır. Anılan Kanun'un 74. maddesinin birinci fıkrasında, Türkiye Gümrük Bölgesine gelen eşyanın serbest dolaşıma girişinin, ticaret politikası önlemlerinin uygulanması, eşyanın ithali için öngörülen diğer işlemlerin tamamlanması ve kanunen ödenmesi gereken vergilerin tahsili ile mümkün olduğu düzenlemelerine yer verilmiştir. 07/10/2009 tarih ve 27369 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği'nin "Beyannameye eklenecek belgeler" başlıklı 114. maddesinin 28/12/2011 tarih ve 28156 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 3. maddesi ile değişik hâlinin (1) numaralı fıkrası "Bakanlıkça belirlenecek haller hariç olmak üzere ve bu Yönetmeliğin eksik beyana ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kodları ile açıklamaları ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenerek Bakanlığın kurumsal internet sayfasında duyurulan ve aşağıda belirtilen belgelerin gümrük beyannamesine eklenmesi zorunludur. Bu belgeler dışında gümrük beyannamesine herhangi bir belge eklenmez." hükmünü içermektedir. i. Dava konusu Genelge'nin 3. maddesi yönünden yapılan inceleme: Dava konusu Genelge'nin söz konusu kısmında, distribütör haricindeki ithalatçılar tarafından yapılacak araç ithalatlarında, ithale konu aracın çıkış/ihraç ülkesi ile ticaret yapılan ülkenin aynı olması gerektiği yolunda düzenleme yapılmıştır. İthalatçılar açısından, ithale konu aracın çıkış/ihraç ülkesi ile ticaret yapılan ülkenin aynı olması yönünde zorunluluk getiren söz konusu düzenlemenin herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığı ve ithalatın gerçekleştirilememesine neden olabileceği hususları göz önünde bulundurulduğunda, distribütörler ile distribütör haricindeki ithalatçılar arasında haksız rekabete ve eşitsizliğe sebep olacağı sonucuna ulaşılan düzenlemede hukuki isabet görülmemiştir. ii. Dava konusu Genelge'nin 4. maddesi yönünden yapılan inceleme: Dava konusu Genelge'nin anılan kısmında yer alan düzenleme uyarınca, distribütör haricindeki ithalatçılar tarafından yapılacak araç ithalatında, ithal edilecek aracın satışında üretici firma tarafından yetki belgesi almış yurt dışı bayii tarafından düzenlenen satış faturasının onaylı örneğinin beyannameye eklenmesi gerekmektedir. Distribütör haricindeki ithalatçılara yönelik ihracat yapan yurt dışında yerleşik firmalar, aracı doğrudan üreticisinden veya yurt dışı yetkili bayiinden alabilecekleri gibi, sonraki aşamalarda da satın almaları mümkündür. Bu durumda, aracın ithalatçısı veya ihracatçı firmanın, yurt dışı yetkili bayi satışında kurulan ticari ilişkide taraf olmaması ve aracın satışında üretici firma tarafından yetki belgesi almış yurt dışı bayii tarafından düzenlenen satış faturasının onaylı örneğinin ithal edilmek istenen her bir araç için istenmesi ve ithalatçıların kendisine aracın tesliminden önceki safhalarının tespit edilerek bayi faturasının temin edilmeye çalışılması, ithalat sürecini ve maliyetlerini artıracağı gibi, temin edilememesi hâlinde, ithalatın gerçekleştirilememesine bağlı olarak aracın ilk iktisabını yapmak amacıyla sipariş veren yurt içindeki müşterisine karşı edimin ifasını olanaksız hâle getirecektir. Bunun sonucunda, Genelge'de yer alan düzenleme ithalatçıların müşteri kaybına neden olarak piyasada distribütörler lehine sonuçlar doğuracak ve rekabet eşitsizliğine yol açacaktır. Kaldı ki, yurt dışı yetkili bayii tarafından düzenlenen faturanın temin edilmesi hâlinde de, söz konusu faturada yer alan fiyat bilgisinin ithal edene verilmesi, ihracatçı ile ithalatçı arasındaki ticari ilişkiyi olumsuz şekilde etkileyecek niteliktedir. Bu bakımdan, Genelge'nin 4. maddesinde yer alan "ve aracın satışında üretici firma tarafından yetki belgesi almış yurt dışı bayii tarafından düzenlenen satış faturasının" ibaresinin distribütörler ile distribütör haricindeki ithalatçılar arasında eşitsizliğe neden olduğu anlaşıldığından, anılan ibarenin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. iii. Dava konusu Genelge'nin yukarıda hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılan kısımları dışındaki diğer maddeleri yönünden yapılan inceleme: 4458 sayılı Kanun'un 11. maddesinde, idarece istenmesi hâlinde bilgi ve belge ibrazı yükümlülüğü ile aynı Kanun'un 65. maddesinde, beyanın doğruluğunun araştırılması amacıyla beyannameye ekli belgeler haricinde diğer belgelerin de istenebileceği düzenlenmiştir. Öte yandan, Gümrük Yönetmeliği'nin 114. maddesinde sayılan beyannameye eklenecek belgelerin dışında Bakanlıkça belirlenecek hâllerin saklı tutulduğu anlaşıldığından, dava konusu Genelge'nin diğer maddelerinin yukarıda yer verilen üst hukuk normlarına aykırılık taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar dava konusu düzenlemenin kalan kısımlarının iptalini gerektirecek nitelikte görülmemiştir. iv.Karar sonucu: Daire, bu gerekçeyle dava konusu Genelge'nin 3. maddesi ile 4. maddesinde yer alan "ve aracın satışında üretici firma tarafından yetki belgesi almış yurt dışı bayii tarafından düzenlenen satış faturasının" ibaresini iptal etmiş; Genelge'nin diğer kısımları yönünden davayı reddetmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu Genelge'nin 3. maddesi ile ithalatın gerçekleştirilmesinin engellenmediği, üçüncü ülke üzerinden yapılan ithalatlar ile eşyanın satış bedelinde gerçeğe aykırılık oluşturulabildiğinden anılan madde ile vergi kaybının önüne geçilmesinin amaçlandığı belirtilmektedir. Dava konusu Genelge'nin 4. maddesi ile yurt dışı bayii tarafından düzenlenen satış faturasının beyannameye eklenmesi durumunun, ithalatçı ile ihracatçı arasındaki ilişkiyi olumsuz etkilemeyeceği, ithalatın gerçekleştirilmesinde gecikme veya imkânsızlık yaratmayacağı, ticaretin doğasından kaynaklanan fiyatlandırmaların basiretli tacirler tarafından öngörülebileceği ifade edilmektedir. Bu nedenle temyize konu kararın dava konusu Genelge'nin kısmen iptaline dair hüküm fıkrasının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın temyiz istemine konu hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Kararın, temyizen incelenen hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, anılan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE, 2- Danıştay Yedinci Dairesinin 30/05/2024 tarih ve E:2022/3977, K:2024/2805 sayılı kararının temyize konu hüküm fıkrasının ONANMASINA, 01/04/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.