Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2022/3834 E. 2025/5238 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2022/3834
- Karar No
- 2025/5238
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/3834 Karar No : 2025/5238
DAVACILAR : 1- ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. ... 2- ...Genel Müdürlüğü VEKİLİ: I. Huk. Müş. ...
DAVANIN_KONUSU : 08/06/2022 tarih ve 31860 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tapu ve Kadastro Verilerinin İşlenmesi ve Elektronik Ortamda Yapılacak İşlemler Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesinin 1. fıkrasının 2. ve 3. cümlelerinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACILARIN_İDDİALARI : Avukat olan davacılar tarafından, dava konusu düzenlemede, avukatların Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi (TAKPAS) sorgusu yapabilmesi için gerek duyulan bilginin dayanağı yazılı belgeyi sisteme taratması, bunun ilgili kurum tarafından onaylanması gerektiği, onaylama işleminden sonra taşınmazın varlığının sorgulanabileceği, eğer bir taşınmaz varsa, bu durumda taşınmaz kayıtlarına avukatın vekâletnamesini taratması hâlinde ulaşabileceğinin düzenlendiği, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca verilen hakkın; sadece mahkemeler önünde davalı ve davacı olmakla sınırlı bir hak olmadığı, her türlü iddianın ve savunmanın ortaya konulmasının, savunma hakkının, hak arama hürriyetinin bir parçası olduğunu ortaya koyduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanun’un 1. maddesinde, avukatlığın serbest bir meslek olmasının yanında bir kamu hizmeti olduğunun; avukatın, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiğinin düzenlendiği, aynı Kanun’un 2. maddesinde ise avukatın hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis ettiğinin düzenlendiği, yine aynı maddenin 3. fıkrasında, “Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür.” hükmüne yer verildiği, yine Suçun Önlenmesi ve Suçluların Islahına İlişkin Sekizinci Birleşmiş Milletler Konferansı sonrasında kabul olunan Avukatların Rolüne Dair Temel Prensiplerin (Havana Kuralları) 21. maddesinde, “Yetkili makamların ellerinde veya denetimleri altında bulunan gerekli bilgileri, dosyaları ve belgeleri, avukatların müvekkillerine etkili bir hukuki yardım verebilmelerini sağlayacak yeterli bir sürede ulaşmalarını temin etmek, kamu makamlarının görevidir. Avukatların bu belgelere en kısa sürede ulaşmaları sağlanır.” kuralına yer verildiği, 4271 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1020. maddesi uyarınca tapu sicilinin herkese açık olduğu, Tapu Sicili Tüzüğü’nün 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, tapu kayıtlarının yalnızca T.C. kimlik numarası ile sorgusunun mümkün olduğuna yer verildiği, yukarıda anılan mevzuat düzenlemelerinin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda, bir avukatın bilgi temin etmesini ve belge almasını düzenleyen Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, sadece “kanunlardaki özel hükümler”in saklı tutulduğu, bunun dışında avukatın bilgiye erişimine özel bir sınırlama getirilmediği, belge temin etmesinin ise vekâletname ibrazı şartına bağlandığı, dava konusu düzenlemede ise avukatın bilgi alma hakkının farklı şartlara bağlandığı, normlar hiyerarşisi gereği, Yönetmelik düzenlemesinin Kanun’a aykırı olduğu, ne Türk Medeni Kanunu’nda ne de Avukatlık Kanunu’nda böyle bir şartın aranmadığı, her durumda ilgiyi ortaya koyan mahiyette belgenin olmasının beklenemeyeceği, taşınmazın aynına ilişkin davalardan bahsedildiği durumlarda, ilgili belgenin zaten TAKPAS ekranından elde edilecek bilgilerle, yani tapu kayıtları ile ortaya konulabileceği, hâl böyle iken TAKPAS sorgulamalarını ilgili belge şartına bağlamanın, sistemin avukat tarafından kullanılmasını ciddi anlamda engelleyeceği ve getirilen sistemsel düzenlemeyi avukat adına işlevsiz kılacağı, üstelik ispat eder belgelerin her defasında sisteme yüklenmesinin Kişisel Verileri Koruma Kanunu anlamında da sorun yaratacağı, Yönetmelik’te yer alan düzenlemenin, sadece ilgisini ispat eder belgeyi yüklemeyi yeterli görmediği; söz konusu belgenin sisteme yüklenmesinden sonra bir onay verileceğini ve onay verme işlemi sonrasında ortaya çıkan onay formunun imzalanmasını da zorunlu kıldığı, oysaki Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, avukatın bilgi ve belge temin etme yetkisinin, hiçbir makam veya mercinin onayına bağlanamayacağı, avukatın, salt avukatlık tekeline giren konularda faaliyet icra etmediği, hukuki münasebetlerle ilgili her türlü konuda mesleki bilgisini müvekkilinin hizmetine sunabildiği, açılabilecek bir dava olup olmadığının tespitinin bile tek başına hukuki bir hizmet olduğu, dava konusu Yönetmelik’in 13. maddesinin 3. cümlesinde vekâletname ibrazı şartının “ilgisini ortaya koyan vekaletname” olarak muğlak şekilde düzenlendiği, burada hangi vekaletnamenin ilgiyi ispat edeceğinin tartışma konusu olacağı, sonuç olarak dava konusu düzenlemenin Anayasa’ya, ilgili kanunlara ve uluslararası mevzuata aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMALARI : Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından usule ilişkin olarak, davanın yalnızca Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü husumetiyle görülmesi gerektiği; davalı idareler tarafından esasa ilişkin olarak, 07/03/2015 tarih ve 29288 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tapu ve Kadastro Verilerinin Paylaşımı Hakkında Yönetmelik’in 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun gerekleri de dikkate alınarak hazırlanan dava konusu Yönetmelik ile yürürlükten kaldırıldığı, Anayasa’nın 20. maddesinin 3. fıkrasında “Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir” hükmü uyarınca 6698 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği, 6698 sayılı Kanun’da; kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilginin kişisel veri olarak tanımlandığı, aynı Kanun’un 4. maddesinde yer alan diğer genel ilkeler ile birlikte dava konusu olaya ilişkin en önemli ilkenin 2/ç fıkrasında yer alan, işlendikleri “amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ilkesi” olduğu, aynı maddenin 1. fıkrasında da yukarıda bahsedilen Anayasa hükmünün “Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir.” düzenlemesi ile yerine getirildiğinin anlaşıldığı, 4721 sayılı Kanun’un 1020. maddesinde ise “İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir.” hükmüne yer verildiği, 1136 sayılı Kanun’da da avukatın belge temininin “Kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak” kaydına bağlandığı, Anayasa Mahkemesinin E:1963/336, K:1967/29 sayılı kararında “Kişinin mal durumu da özel hayatındandır. Bunun da gizliliğine dokunulmamak gerekir.” şeklindeki ifade de dikkate alındığında, tapu sicilinde yer alan bilgilerin “kişisel veri” kapsamında olduğu, 1136 sayılı Kanun’un 2. maddesini değerlendiren Danıştay Birinci Dairesinin 10/04/2002 tarih ve E:2002/26, K:2002/52 sayılı istişari görüş yazısında da özel hükümler saklı kalmak kaydıyla avukatların gerek duyduğu bilgi ve belgeleri, onların incelemesine sunmakla yükümlü olunduğunun belirtildiği; ancak bu yükümlülüğün, sınırsız bir yükümlülük olmadığı, genel ve özel birtakım sınırları bulunduğu, 1136 sayılı Kanun ve 4721 sayılı Kanun’daki hükümlerin; avukatlara bilgi ve belge toplayabilme yetkisi veren hükümlerin genel sınırlarını oluşturduğu; özel sınırları ise 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu, 1512 sayılı Noterlik Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve benzeri diğer bazı özel kanunlarda öngörülen düzenlemelerin oluşturduğu, Türkiye Barolar Birliğinin (TBB) resmi internet sitesinde yer alan e-kabul beyanının; genel ve özel sınırları dikkate alarak hazırlandığı ve bu hususları içeren bir taahhüt olduğu, Kişisel Verileri Koruma Kurulunca verilen kararların da düzenlemede dikkate alındığı, Yönetmelik hazırlanırken Kişisel Verileri Koruma Kurumundan da görüş istenildiği; ancak 13. maddeye yönelik herhangi bir görüş bildirilmediği, davacı tarafından onaya yönelik iddialarda bulunulmuşsa da Genel Müdürlüğün onayını gerektirir bir durum olmadığı, talepte bulunan avukat tarafından e-imza ile kabul beyanının imzalanmasının söz konusu olduğu, bu e-beyan tasarımının TBB tarafından yapıldığı, hem Tüzük’te hem de Yönetmelik’te sorgulama kriterlerinin, öncelikle muhatapları bilgilendirmek ve kurulan elektronik sistemin esaslarını belirlemek amacıyla düzenlendiği, T.C. kimlik numarasının belirlenmiş olmasının bir sorgu kriteri taşıdığı, dava konusu olayla ilgisi bulunmadığı, herhangi bir vatandaşın T.C. kimlik numarasının sistemden faydalanarak sorgulama yapmak isteyen kurum, kuruluş veya avukatların uhdesinde olmasının illiyet bağını sağlamayacağı gibi “ilgili” olduğu karinesini de yaratmayacağı, sisteme her defasında veri taratılmasının sorun oluşturacağı belirtilmişse de Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından söz konusu belgelerin sisteme taratılmasında sakınca görülmediği ve bu konuda talimatlandırdığı, belgeyi elinde bulunduran avukatın bu duruma çekince ile yaklaşmasına rağmen, genel itibarı ile hiçbir belgeye dayanamadan yalnızca T.C. kimlik numarası ile vatandaşların taşınmazlarına yönelik kayıtların sorgulamaya açılmasına yönelik taleplerinin dikkat çekici olduğu, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile Yüksek Mahkemelerin karar ve istişari görüşleri, Kişisel Verileri Koruma Kurumunun ve Kurulunun uygulamayı yönlendirdikleri ve yeniden düzenlenmesini talep ettikleri kararları uyarınca dava konusu Yönetmelik’in yürürlüğe girdiği, davacıların tüm iddialarının mesnetsiz olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, 08/06/2022 tarih ve 31860 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tapu ve Kadastro Verilerinin İşlenmesi ve Elektronik Ortamda Yapılacak İşlemler Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesinin 2. ve 3. Cümlelerinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 2. maddesinde avukatlığın amacı "Hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak.” olarak tanımlanmış, üçüncü fıkrasında, "Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir." kuralına yer verilmiştir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir." hükmü , Tanımlar başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının e) bendinde" Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hale getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, (...) ifade eder." hükmü, " Kişisel Verilerin İşlenmesinde genel ilkeleri düzenleyen 4. maddesinde, (1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir. (2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur: a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme" hükmü yer almıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun Tapu sicilinin açıklığı başlığını taşıyan 1020. Maddesinde "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez." kuralına yer verilmiştir. 4 sayılı Bakanlıklara bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kurum ve kuruluşların teşkilatı hakkında Cumhurbaşlığı Kararnamesi'nin 480. maddesinin 1. fıkrasının ğ) bendinde Genel Müdürlüğün görev, hizmet ve faaliyetleri ile ilgili olarak diğer kamu kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşlarınca uyulacak esasları belirlemek, koordinasyonu sağlamak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün görev ve yetkileri arasında sayılmış, 487. maddesinin 1. fıkrasında Genel Müdürlüğün, görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idarî düzenlemeler yapabileceği, 5 fıkrasında,Yargı mercileri ile yetkili kurum ve kuruluşların taleplerine istinaden tapu müdürlüklerince tescili sağlanan işlemlerin, ilgili mercilerce doğrudan elektronik ortamda tescil terkin veya tadil edilerek gerçekleştirilebilileceği, Genel Müdürlüğün bu fıkra kapsamındaki işlemleri belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiştir. Tapu sicil Tüzüğünün Elektronik ortamda verilere erişim hakkı başlıklı 14. maddesinde; (1) Mahkemeler, Cumhuriyet başsavcılıkları, icra ve iflas müdürlükleri ile kamu kurum ve kuruluşlarının görevleriyle ilgili taşınmaz verilerine erişimi protokol düzenlenerek sağlanabilir. Erişim hakkına sahip kuruluşlar, taşınmaz ile ilgili verileri TAKBİS üzerinden alırlar. (2) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile taşınmaza ilişkin konularda faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler, kendi işleriyle sınırlı olmak üzere, düzenlenecek protokol kapsamında gerekli verilere erişebilirler. (3) TAKBİS üzerinden sorgulama yapılabilmesi için, Genel Müdürlük tarafından belirlenecek sözleşme imzalanır. Bu sözleşmede, erişimin türü ve şekli, erişim kontrolü, verilerin kullanım amacı, üçüncü kişilere kullandırılmasına ilişkin sınırlamalar ve amacı dışında kullanımın sonuçları yer alır. (4) Taşınmaz malikleri ile taşınmaz üzerinde hak sahibi olanlar, düzenlenecek sözleşme şartları dahilinde verilere erişebilirler. (5) Tapu sicilinde kayıtlı taşınmazın tanımlayıcı bilgileri herkes tarafından sözleşme şartları kapsamında sorgulanabilir. (6) Verilere erişim hakkının kötüye kullanılması hâlinde, özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere, TAKBİS’e erişim derhâl durdurulur. (7) TAKBİS verilerine erişime ilişkin döner sermaye katılma payını ve bunun istisnalarını belirlemeye Genel Müdürlük yetkilidir. Erişim ve Bilgi güvenliğini düzenleyen15 . maddesinde; (1) TAKBİS üzerinden yapılacak her türlü sorgulama ve sorgulayan bilgisi kayıt altına alınır. Bu kayıtlar iki yıl süreyle saklanır. (2) TAKBİS üzerindeki verilere erişimi durdurmaya veya kısıtlama yapmaya Genel Müdürlük yetkilidir. (3) TAKBİS üzerinde, tapu görevlileri hariç olmak üzere, verilerin ardı ardına sorgulanmasına ilişkin her türlü güvenlik önlemi alınır düzenlemelerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1020 nci maddesi, 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 480 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi, 487 nci maddesinin altıncı fıkrası, 488 inci maddesinin birinci ve beşinci fıkraları ile 22/7/2013 tarihli ve 2013/5150 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Tapu Sicili Tüzüğünün 14 üncüve15 inci maddelerine dayanılarak Tapu ve Kadastro Verilerinin İşlenmesi ve Elektronik Ortamda Yapılacak İşlemler Hakkında Yönetmelik 08/06/2022 tarih ve 31860 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Barolar Birliği üzerinden avukatların veriye erişimini düzenleyen 13. Maddesinin dava konusu ikinci ve üçüncü cümlelerinde "... Bu kapsamda avukat, ilgisini ortaya koyan ulaşmak istediği verinin dayanağı yazılı belgeyi (çek, senet, alacak belgesi, kira kontratı, icra takip yazısı ve benzeri) sisteme taratıp belgenin tarih ve/veya sayısını eklemek ve elektronik kabul beyanını e-imza ile onaylamak suretiyle ilgilinin sadece taşınmazının (pasif kayıt bilgisi dâhil) olup olmadığı bilgisine sistemden ulaşabilir. Bununla birlikte ilgisini ortaya koyan vekaletname taratılmak suretiyle yapılacak sorgulamalarda, hangi kişinin malvarlığının hangi amaçla sorgulandığına dair bilginin sisteme girilmesi ve elektronik kabul beyanının e-imza ile onaylanması suretiyle avukatın talebine bağlı olarak taşınmazın (pasif kayıt bilgisi dahil) bilgisine veya kayıt örneğine ulaşılmasına ve örnek alınmasına imkan verilir" kuralına yer verilmiştir. Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar Avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmakla yükümlü kılınmış ise de, bu yükümlülüğün sınırsız olmadığı, avukatların vekil sıfatıyla takip ettiği işlerle ilgili olmak üzere bu idarelerden somut uyuşmazlıkla sınırlı olacak şekilde bilgi ve belge talep edebileceği muhakkaktır. Diğer yandan, mülkiyet bağını ve dayanak kişi bilgilerini içeren tapu kayıtları kişisel veri niteliğini taşımaktadır. Tapu sicil kayıtlarına sınırsız erişim hakkı sağlanması 6698 sayılı kanunun 4. Maddesinde öngörülen kişisel verilerin işlenmesinde uyulacak usul ve esaslar yönünden "işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma" ilkesini ihlal eder. Buna göre, avukatların taşınmaz bilgisine ulaşabilmek için ilgisini ortaya koyan ulaşmak istediği verinin dayanağı bilgi ve belgelerin elektronik ortamda sisteme tanıtılması, vekaletname ibrazı ile de tapu kayıtlarından örnek alabilme imkanını getiren avukatlık mesleğinin amacına uygun olarak kullanma koşulu ile tapu sicilindeki kayıtlardan faydalanmasının sağlanmasını öngören düzenlemede kamu yararına ,hukuka ve üst normlara aykırılık görülmemiştir. Davacılar bilgi ve belge talebinin idarenin onayına bağlanmasının hukuka aykırı olduğunu iddia etmekte iseler de, yönetmelik kuralı elektronik kabul beyanının avukat tarafından e-imza ile onaylamasını taşınmaz bilgisine ulaşmak için yeterli gördüğü anlaşıldığından bu iddiaya itibar edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 13/11/2025 tarihinde, saat 09.45'te duruşma yapılacağı tebliğ edilen dava dosyasına sunulan dilekçe ile duruşma talebinden vazgeçilmesi nedeniyle Dairemizin 11/11/2025 tarihli ara kararı ile duruşma yapılmasına gerek görülmemekle ve davanın Türkiye Barolar Birliğine, İzmir Barosuna ve Samsun Barosuna ihbarına ilişkin koşulların oluşmadığı kanaatine varılmakla, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce tapu ve kadastro bilgileriyle ilgili olarak üretilen veya arşivlenen verilerin paylaşılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan Tapu ve Kadastro Verilerinin Paylaşımı Hakkında Yönetmelik 07/03/2015 tarih ve 29288 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik kapsamında davacıların da üyesi olduğu Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arasında 17/04/2019 tarihinde Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi (TAKPAS) üzerinden veri paylaşımına ilişkin protokol imzalanmıştır. Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından, Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi ile kimlik numarası girilmek suretiyle vatandaşların tapu kayıtlarını görmelerine imkan sağlandığına yönelik Dışişleri Bakanlığından kurumlarına intikal eden başvuru kapsamında yapılan inceleme sonucunda verilen ... tarih ve ... sayılı Tavsiye Kararı'nda, söz konusu Yönetmeliğin mevcut hali ile avukatların verilerle ilgisini ortaya koymaksızın ve vekaletname ibraz etmeksizin sistem üzerinde sorgulama yaparak mevcut kayıtların örneklerini alabilmelerine imkan tanıdığı, bu durumun kişisel verilerin aktarılması faaliyeti niteliğinde olduğu ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda yer alan "amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmak" ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan vekaletname ibrazı koşulunun da ihlali sonucunu doğurduğu, bu nedenle Yönetmeliğin yeniden düzenlenmesinin yerinde olacağı belirtilmiştir. Bunun üzerine davalı idarece hazırlanan Tapu ve Kadastro Verilerinin İşlenmesi ve Elektronik Ortamda Yapılacak İşlemler Hakkında Yönetmelik 08/06/2022 tarih ve 31860 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, Yönetmeliğin 41. maddesiyle 07/03/2015 tarih ve 29288 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tapu ve Kadastro Verilerinin Paylaşımı Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. Dava konusu Yönetmeliğin "Türkiye Barolar Birliği Üzerinden avukatların veriye erişimi" başlıklı 13. maddesinde; (1) Avukatlar, görevleri ile ilişkili olarak TAKPAS arayüzleri veya internet servisleri üzerinden Türkiye Barolar Birliğinin alt kullanıcısı sıfatıyla taşınmaz bilgisini sorgulayabilir. Bu kapsamda avukat, ilgisini ortaya koyan ulaşmak istediği verinin dayanağı yazılı belgeyi (çek, senet, alacak belgesi, kira kontratı, icra takip yazısı ve benzeri) sisteme taratıp belgenin tarih ve/veya sayısını eklemek ve elektronik kabul beyanını e-imza ile onaylamak suretiyle ilgilinin sadece taşınmazının (pasif kayıt bilgisi dâhil) olup olmadığı bilgisine sistemden ulaşabilir. Bununla birlikte ilgisini ortaya koyan vekaletname taratılmak suretiyle yapılacak sorgulamalarda, hangi kişinin malvarlığının hangi amaçla sorgulandığına dair bilginin sisteme girilmesi ve elektronik kabul beyanının e-imza ile onaylanması suretiyle avukatın talebine bağlı olarak taşınmazın (pasif kayıt bilgisi dahil) bilgisine veya kayıt örneğine ulaşılmasına ve örnek alınmasına imkan verilir." kuralına yer verilmiştir. Davacılar tarafından, anılan düzenlemenin "Bu kapsamda avukat, ilgisini ortaya koyan ulaşmak istediği verinin dayanağı yazılı belgeyi (çek, senet, alacak belgesi, kira kontratı, icra takip yazısı ve benzeri) sisteme taratıp belgenin tarih ve/veya sayısını eklemek ve elektronik kabul beyanını e-imza ile onaylamak suretiyle ilgilinin sadece taşınmazının (pasif kayıt bilgisi dâhil) olup olmadığı bilgisine sistemden ulaşabilir. Bununla birlikte ilgisini ortaya koyan vekaletname taratılmak suretiyle yapılacak sorgulamalarda, hangi kişinin malvarlığının hangi amaçla sorgulandığına dair bilginin sisteme girilmesi ve elektronik kabul beyanının e-imza ile onaylanması suretiyle avukatın talebine bağlı olarak taşınmazın (pasif kayıt bilgisi dahil) bilgisine veya kayıt örneğine ulaşılmasına ve örnek alınmasına imkan verilir." şeklindeki 2. ve 3. cümlelerinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalılardan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; dava konusu Yönetmeliğin diğer davalı olan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulduğu, bu nedenle idarelerinin hasım mevkiinden çıkarılarak davanın münhasıran Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü husumeti ile görülmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de; dava konusu Yönetmeliğin 10 sayılı Resmi Gazete Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanlığına gönderildiği, yine Yönetmeliğin "Yürütme" başlıklı 43. maddesinde Yönetmelik hükümlerinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakan tarafından yürütüleceğinin düzenlendiği görüldüğünden, davalı Bakanlığın husumet itirazına itibar edilmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Tapu sicilinin açıklığı" başlıklı 1020. maddesinde, "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez." kuralına yer verilmiştir. 15/07/2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşlığı Kararnamesi'nin, dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihteki haliyle, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları ile teşkilatlanmasına ilişkin usul ve esasların düzenlendiği Otuzdördüncü Bölümünde yer alan; "Genel Müdürlüğün görev ve yetkileri" başlıklı 480. maddesinde, "(1) Genel Müdürlüğün görev ve yetkileri şunlardır: a) Devletin sorumluluğu altındaki tapu sicillerinin düzenli bir biçimde tutulmasını, taşınmazlarla ilgili her türlü akitli ve akitsiz tapu işlemleri ile tescil işlerinin yapılmasını, siciller üzerindeki değişikliklerin takibini, denetlenmesini, sicil ve belgelerin arşivlenerek korunmasını sağlamak, ... ğ) Genel Müdürlüğün görev, hizmet ve faaliyetleri ile ilgili olarak diğer kamu kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşlarınca uyulacak esasları belirlemek, koordinasyonu sağlamak"; "Düzenleme görev ve yetkisi, yetki alınarak tapu işlemi yapılması" başlıklı 488. maddesinde, "(1) Genel Müdürlük, görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idarî düzenlemeler yapabilir. .... (5) Yargı mercileri ile yetkili kurum ve kuruluşların taleplerine istinaden tapu müdürlüklerince tescili sağlanan işlemler, ilgili mercilerce doğrudan elektronik ortamda tescil, terkin veya tadil edilerek gerçekleştirilebilir. Genel Müdürlük bu fıkra kapsamındaki işlemleri belirlemeye yetkilidir." kuralları yer almaktadır. 4721 sayılı Kanun'a dayanılarak hazırlanan ve 17/08/2013 tarihli ve 28738 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22/07/2013 tarihli ve 2013/5150 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Tapu Sicili Tüzüğü'nün; "Elektronik ortamda verilere erişim hakkı" başlıklı 14. maddesinde,
"(1) Mahkemeler, Cumhuriyet başsavcılıkları, icra ve iflas müdürlükleri ile kamu kurum ve kuruluşlarının görevleriyle ilgili taşınmaz verilerine erişimi protokol düzenlenerek sağlanabilir. Erişim hakkına sahip kuruluşlar, taşınmaz ile ilgili verileri TAKBİS üzerinden alırlar. (2) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile taşınmaza ilişkin konularda faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler, kendi işleriyle sınırlı olmak üzere, düzenlenecek protokol kapsamında gerekli verilere erişebilirler. (3) TAKBİS üzerinden sorgulama yapılabilmesi için, Genel Müdürlük tarafından belirlenecek sözleşme imzalanır. Bu sözleşmede, erişimin türü ve şekli, erişim kontrolü, verilerin kullanım amacı, üçüncü kişilere kullandırılmasına ilişkin sınırlamalar ve amacı dışında kullanımın sonuçları yer alır. (4) Taşınmaz malikleri ile taşınmaz üzerinde hak sahibi olanlar, düzenlenecek sözleşme şartları dahilinde verilere erişebilirler. (5) Tapu sicilinde kayıtlı taşınmazın tanımlayıcı bilgileri herkes tarafından sözleşme şartları kapsamında sorgulanabilir. (6) Verilere erişim hakkının kötüye kullanılması hâlinde, özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere, TAKBİS’e erişim derhâl durdurulur. (7) TAKBİS verilerine erişime ilişkin döner sermaye katılma payını ve bunun istisnalarını belirlemeye Genel Müdürlük yetkilidir."; "Erişim ve Bilgi güvenliği" başlıklı 15. maddesinde, "(1) TAKBİS üzerinden yapılacak her türlü sorgulama ve sorgulayan bilgisi kayıt altına alınır. Bu kayıtlar iki yıl süreyle saklanır. (2) TAKBİS üzerindeki verilere erişimi durdurmaya veya kısıtlama yapmaya Genel Müdürlük yetkilidir. (3) TAKBİS üzerinde, tapu görevlileri hariç olmak üzere, verilerin ardı ardına sorgulanmasına ilişkin her türlü güvenlik önlemi alınır. " düzenlemelerine yer verilmiştir.
Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesine, 07/05/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanun ile eklenen 3. fıkrasında, "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükme istinaden kabul edilen 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun'un; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir."; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "(1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Açık rıza: Belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rızayı, b) Anonim hâle getirme: Kişisel verilerin, başka verilerle eşleştirilerek dahi hiçbir surette kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemeyecek hâle getirilmesini, c) Başkan: Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanını, ç) İlgili kişi: Kişisel verisi işlenen gerçek kişiyi, d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, f) Kurul: Kişisel Verileri Koruma Kurulunu, g) Kurum: Kişisel Verileri Koruma Kurumunu, ğ) Veri işleyen: Veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişiyi, h) Veri kayıt sistemi: Kişisel verilerin belirli kriterlere göre yapılandırılarak işlendiği kayıt sistemini, ı) Veri sorumlusu: Kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi, ifade eder."; "Genel ilkeler" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir. (2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur: a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme"; "Kişisel verilerin işlenme şartları" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. (2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür: a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması. d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması. "; "Kişisel verilerin aktarılması" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz. (2) Kişisel veriler; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir. (3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır."; "Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler" başlıklı 12. maddesinde, "(1) Veri sorumlusu; a) Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. (2) Veri sorumlusu, kişisel verilerin kendi adına başka bir gerçek veya tüzel kişi tarafından işlenmesi hâlinde, birinci fıkrada belirtilen tedbirlerin alınması hususunda bu kişilerle birlikte müştereken sorumludur. (3) Veri sorumlusu, kendi kurum veya kuruluşunda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını sağlamak amacıyla gerekli denetimleri yapmak veya yaptırmak zorundadır. (4) Veri sorumluları ile veri işleyen kişiler, öğrendikleri kişisel verileri bu Kanun hükümlerine aykırı olarak başkasına açıklayamaz ve işleme amacı dışında kullanamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder. (5) İşlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde, veri sorumlusu bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirir. Kurul, gerekmesi hâlinde bu durumu, kendi internet sitesinde ya da uygun göreceği başka bir yöntemle ilan edebilir."; "İstisnalar" başlıklı 28. maddesinde, "(1) Bu Kanun hükümleri aşağıdaki hâllerde uygulanmaz: a) Kişisel verilerin, üçüncü kişilere verilmemek ve veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere uyulmak kaydıyla gerçek kişiler tarafından tamamen kendisiyle veya aynı konutta yaşayan aile fertleriyle ilgili faaliyetler kapsamında işlenmesi. b) Kişisel verilerin resmi istatistik ile anonim hâle getirilmek suretiyle araştırma, planlama ve istatistik gibi amaçlarla işlenmesi. c) Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini, ekonomik güvenliği, özel hayatın gizliliğini veya kişilik haklarını ihlal etmemek ya da suç teşkil etmemek kaydıyla, sanat, tarih, edebiyat veya bilimsel amaçlarla ya da ifade özgürlüğü kapsamında işlenmesi. ç) Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi. d) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi. ..." düzenlemeleri yer almıştır.
Ayrıca, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun; "Avukatlığın amacı" başlıklı 2. maddesinde, "Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder. Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Genel Bilgi: Dava konusu Yönetmelik, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce elektronik ortamda tutulan verilerin çevrimiçi olarak işlenmesine ve bu verilerin Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi (TAKPAS) aracılığıyla kurum ve kişiler ile paylaşılmasına (verilere erişim sağlanmasına), veri güvenliği, gizliliği ve TAKPAS'tan faydalanan alıcıların izlenmesi, denetimi ve yaptırıma tabi tutulmasına ilişkin usul ve esasları kapsamaktadır. Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, TAKPAS'taki veriler, taşınmazın gerçek ve tüzel kişiyle ilişkilendirilmesi ve üzerindeki hakların gösterilmesine ilişkin bilgileri içermektedir. Buna göre, TAKPAS'ın, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından, merkezi veri tabanında tutulan tapu ve kadastro verilerine, yetkilendirilen kurumların ve kişilerin erişmesine imkân sağlayan bir sistem olduğu, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile taşınmaza ilişkin konularda faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilerin, kendi işleriyle sınırlı olmak üzere, düzenlenecek protokol kapsamında gerekli verilere bu sistem aracılığıyla erişebildiği, bu bağlamda avukat olan davacıların Türkiye Barolar Birliği ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokol uyarınca Türkiye Barolar Birliğinin alt kullanıcısı sıfatıyla taşınmaz bilgisini sorgulayarak ve/veya belgelerden örnek alarak sistemden yararlandıkları anlaşılmaktadır.
2- Yönetmeliğin dava konusu 13. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinin incelenmesi: Bir hiyerarşik kurallar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki kuralların, dayanaklarını üst düzeydeki kurallardan aldıkları kuşkusuzdur. Kurallar hiyerarşisinin en üstünde genel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar dayanağını Anayasadan, yönetmelikler ise dayanağını kanunlardan almaktadır. Dolayısıyla, bir kuralın, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir kurala aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır. Nitekim, belirtilen hiyerarşinin, yönetmelikler bakımından ifadesi niteliğini taşıyan Anayasa'nın 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri kurala bağlanmıştır. Dava konusu düzenlemede, avukatların sistem üzerinden ulaşmak istedikleri veri ile ilgisini ortaya koyan, bu verinin dayanağı yazılı belgeyi (çek, senet, alacak belgesi, kira kontratı, icra takip yazısı ve benzeri) sisteme taratmaları, belgenin tarih ve/veya sayısını eklemeleri ve elektronik kabul beyanını e-imza ile onaylamaları halinde, ilgilinin sadece taşınmazının (pasif kayıt bilgisi dâhil) olup olmadığı bilgisine sistemden ulaşabilecekleri düzenlenmektedir. Dava konusu düzenlemenin temel dayanağı olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 997. maddesinde, tapu sicilinin, taşınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere tutulacağı; 1020. maddesinde, tapu sicilinin herkese açık olduğu, ilgisini inanılır kılan herkesin tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca da, kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar, avukatların gerek duyduğu bilgi ve belgeleri avukatın incelemesine sunmakla yükümlü tutulmuş, bu belgelerden örnek alınması ise avukatlar tarafından sunulacak vekaletnamenin ibrazına bağlı kılınmıştır. Öte yandan, Anayasa'nın 20. maddesine, 07/05/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunla eklenen fıkra ile "kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı"nın kabul edilmesi üzerine çıkarılan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda, kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi; kişisel verilerin işlenmesi ise, kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem olarak tanımlanmış; kanunlarda açıkça öngörülmesi, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması gibi tahdiden belirlenen haller hariç ilgilinin açık rızası dışında kişisel verilerin işlenmesi yasaklanmış; ayrıca her halûkarda kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olacak şekilde işlenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Tapu sicilinin, taşınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere, kimliği belirli bir kişiye ait olan bilgilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması gibi amaçlarla tutulduğu; TAKPAS'ın da taşınmazın gerçek ve tüzel kişiyle ilişkilendirilmesi ve üzerindeki hakların gösterilmesine ilişkin bilgileri içerdiği dikkate alındığında; gerek tapu sicilindeki gerekse TAKPAS'taki verilerin "kişisel veri" olduğu, tapu sicilinden (merkezi veri tabanından) doğrudan TAKPAS'a aktarılan bu kişisel verilerin avukatlarla paylaşılmasının ise "kişisel verilerin işlenmesi (aktarılması)" kapsamında bulunduğu kuşkusuzdur. Buna göre uyuşmazlık, bahse konu kişisel verilerin avukatlarla paylaşım koşul ve sınırlarının tespitinden kaynaklanmaktadır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; tapu sicili verilerinin paylaşılmasından kaynaklanan uyuşmazlık bakımından, avukatların görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun değil, tapu siciline özgü hükümler içeren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "özel kanun" niteliğinde olduğu, bununla birlikte 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun, 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra tanınan bir anayasal hak olan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını düzenlemesi (anayasal hakkı koruyucu sınır ve tedbirleri belirlemesi ve sonraki kanun olması) nedeniyle, TAKPAS'taki kişisel verilerin paylaşılmasına ilişkin temel ilkeyi belirleyen 4721 sayılı Kanun'un 1020. maddesinin koşulsuz ve sınırsız olarak değil, 6698 sayılı Kanun'un 4. maddesinde belirlenen temel ilkeler çerçevesinde uygulanması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Başka bir ifadeyle, her ne kadar 4721 sayılı Kanun'un özel hüküm niteliğindeki 1020. maddesi, ilgisini inanılır kılan herkesin, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin (vekaletname sunmaksızın) verilmesini isteyebileceğini öngörmekte ve 6698 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca bahse konu açık kanun hükmü gereği ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın TAKPAS'taki kişisel verilerinin paylaşılması mümkün ise de; bu hükümler, anılan kişisel verilerin paylaşımının sınırsız ve koşulsuz olacağı sonucunu doğurmamakta, bilakis kişisel verilere erişmek isteyen kişilerin hak ve menfaati ile kişisel veri sahibinin özel hayata saygı hakkı arasındaki adil dengeyi kurmak amacıyla 6698 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle belirlenen temel ilkelere uyularak kişisel verilerin paylaşılması gerekmektedir. Diğer taraftan, 6698 sayılı Kanun'un 28. maddesinde öngörülen istisnalar arasında tapu sicili sayılmadığından, tapu kayıtlarının anılan Kanun'un koruma şemsiyesi kapsamında kaldığı da açıktır. Uyuşmazlık bu çerçevede incelendiğinde; dava konusu edilen düzenleyici işlemde yer verildiği şekilde, avukatların vekaletname sunmaksızın yalnızca ulaşmak istediği tapu kayıt bilgisiyle ilgisini ortaya koyan yazılı belgeyi sisteme taratması, belgenin tarih ve/veya sayısını eklemesi ve elektronik kabul beyanını e-imza ile onaylaması halinde, yaptıkları sorgulama sonucunda elde ettikleri ilgilinin taşınmazının bulunup bulunmadığından ibaret olan verinin, bir başka ifadeyle ilgilinin taşınmaz mülkiyetine ilişkin yalnızca aktif/pasif bilgisine erişimin, tapu sicilinden örnek alınması niteliğinde olmadığı noktasında duraksama bulunmamaktadır. Bununla birlikte, mevcut teknolojik imkanlar dahilinde elektronik ortamda elde edilen bu veriye ilişkin ekran görüntüsünün, fotoğrafının ya da çıktısının alınması suretiyle taşınmazın aktif/pasif bilgisinin örneğinin alınmasına ve bu şekilde verinin 3. kişilerle paylaşılmasına teknik olarak bir engel bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, yapılan sorgulamanın yalnızca tapu sicilinin incelenmesi olarak nitelendirilemeyeceği de açıktır. Bu durumda, hukukumuzda her ne kadar tapu sicilinin aleniyeti ilkesi benimsenmiş ise de, tapu sicilini inceleyecek avukatların ilgili tapu kütüğü sayfasının ve belgelerin kendisine gösterilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca "ilgisini inanılır kılması", Tapu Sicili Tüzüğü uyarınca da "verilerin kendi işleriyle sınırlı olması" gerektiğinden, avukatın ilgisini ortaya koyan ulaşmak istediği verinin dayanağı yazılı belgeyi sisteme eklenmesi yönündeki düzenlemenin, 4721 sayılı Kanun ile Tapu Sicili Tüzüğü'nün amir hükümlerinin yanı sıra 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde öngörülen "kişisel verilerin amaç ile bağlantılı, sınırlı ve ölçülü işlenmesi" ilkesinin sağlanması amacıyla da getirildiği anlaşıldığından, anılan kuralda hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava konusu düzenlemede yer alan "elektronik kabul beyanının e-imza ile onaylanması" koşulunun ise, Yönetmelik ile getirilen sorgulama yönteminin yalnızca tapu sicilinin incelenmesi niteliğinde olmadığı da dikkate alındığında, Anayasanın 20. maddesi ve 6698 sayılı Kanun uyarınca koruma altına alınan kişisel verilere ilişkin güvence oluşturmaya ve mevzuatı hatırlatmaya yönelik bulunduğu, ayrıca davacının iddiasının aksine, elektronik kabul beyanının herhangi bir kurumun değil, yalnızca ve bizzat sorgulama yapmak isteyen avukatın e-imzası ile onaylanmasının yeterli olduğu anlaşılmakla belirtilen koşulun getirilmesinde de yukarıda aktarılan mevzuata aykırı bir yönün bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, dava konusu düzenlemede yer verildiği üzere, sistem üzerinden yapılan sorgulama sonucunda elde edilen kişisel verinin yukarıda belirtildiği şekilde örneğinin alınması ve 3. kişilerle paylaşılma ihtimalinin bulunması sebebiyle dava konusu düzenlemenin sorgulama yapan ve veriye ulaşan kişinin kim olduğunun, hangi amaçla bu veriye ulaştığının veri sorumlusu tarafından bilinmesini de sağlayarak veri sahibinin menfaatinin korunması amacına hizmet ettiği de görülmektedir. Ayrıca, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca veri sorumlusu olan davalı idare ile Tapu ve Kadastro Verilerinin İşlenmesi ve Elektronik Ortamda Yapılacak İşlemler Hakkında Yönetmelik gereğince avukatların sistemi kullanabilmelerini sağlayan asıl kullanıcı sıfatını haiz Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının veri güvenliğinin sağlanması açısından taşıdıkları yükümlülükler göz önünde bulundurulduğunda, tapu sicilinin aleniyeti ilkesi ile kişisel verilerin korunmasına ilişkin kanuni düzenlemelerin getirdiği yükümlülükler arasında dengenin sağlanması amacına da hizmet ettiği anlaşılan dava konusu düzenlemede bu yönüyle de kamu yararına, hizmet gereklerine, kanuna ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
3- Yönetmeliğin dava konusu 13. maddesinin 1. fıkrasının üçüncü cümlesinin incelenmesi: Dava konusu düzenlemede, avukatlar tarafından ulaşılmak istenilen veri ile ilgiyi ortaya koyan vekaletname taratılmak suretiyle yapılacak sorgulamalarda, hangi kişinin malvarlığının hangi amaçla sorgulandığına dair bilginin sisteme girilmesi ve elektronik kabul beyanının e-imza ile onaylanması suretiyle avukatın talebine bağlı olarak taşınmazın (pasif kayıt bilgisi dahil) bilgisine veya kayıt örneğine ulaşılmasına ve örnek alınmasına imkan tanınacağı öngörülmüştür. Yukarıda ifade edildiği üzere, tapu sicilindeki kişisel verilerin paylaşılmasına ilişkin temel ilkeyi belirleyen 4721 sayılı Kanun'un 1020. maddesinin koşulsuz ve sınırsız olarak değil, 6698 sayılı Kanun'un 4. maddesinde belirlenen temel ilkeler çerçevesinde uygulanması gerektiği açıktır.
Bu çerçevede, TAKPAS'taki kişisel verilerin, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olacak şekilde işlenmesini teminen avukatlardan ulaşmak istedikleri veri ile ilgiyi ortaya koyan vekaletname ibrazı istenilmesi, 6698 sayılı Kanun'un gereğidir. Kaldı ki anılan kuralın 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesiyle paralel olduğu da açıktır. Her ne kadar davacılar tarafından düzenlemede yer alan "ilgisini ortaya koyan vekaletname" ibaresinin muğlak olduğu ileri sürülmekte ise de, dava konusu düzenlemede sorgulama yapılacak kişinin mal varlığının hangi amaçla sorgulandığına dair bilginin sisteme girilmesinin istenildiği görüldüğünden, sunulacak vekaletnamenin, mal varlığı sorgulanacak kişi tarafından verilen vekaleti gösteren usulüne uygun düzenlenmiş vekaletname olması gerektiği hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle dava konusu düzenlemede de hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam... TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 13/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.