Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2022/5513 E. 2025/5233 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2022/5513
- Karar No
- 2025/5233
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/5513 Karar No : 2025/5233
DAVACI : ... Birliği VEKİLİ : Av. ... Av. ...
DAVALILAR : 1- ...Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLLERİ : I. Huk. Müş. ..., Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN_KONUSU : 08/06/2022 tarih ve 31860 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tapu ve Kadastro Verilerinin İşlenmesi ve Elektronik Ortamda Yapılacak İşlemler Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan "...nin dayanağı yazılı belgeyi (çek, senet, alacak belgesi, kira kontratı, icra takip yazısı ve benzeri) sisteme taratıp belgenin tarih ve/veya sayısını eklemek" ibaresi ile 31. maddesinin 5. fıkrasının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından,Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan ibare yönünden, sistemde sorgulama yapmak için yazılı belge sunma yükümlülüğü getirilmesinin Avukatlık Kanunu’na aykırı olduğu, avukatlara yasalarla verilen yetkinin yönetmelikle sınırlandırıldığı, avukatın sisteme girerken vermiş olduğu beyanın yeterli olması gerektiği, Avukatlık Kanunu'nda avukatların incelemek istedikleri bilgi ve belgeleri vekaletnameye gerek olmadan inceleyebileceklerinin, belgelerden örnek almak için vekaletname gerektiğinin açıkça düzenlendiği, Türk Medeni Kanunu’nun 1020. maddesine göre tapu sicilinin herkese açık olduğu, birçok durumda vekalet ilişkisi kurulmadan önce ilgili bilgi ve belgelerin incelenmesi gerektiği, Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararında illiyet bağı kurulmaksızın örnek alınması ihtimali bulunduğunun belirtildiği, tapu kaydı olup olmadığının görüntülenmesi için avukatın beyanının yeterli olması gerektiği; Yönetmeliğin 31. maddesinin 5. fıkrasının hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu, sorumluluk esaslarını açıkça ortaya koymadığı, hangi durumda kurumun, hangi durumda kişilerin sorumlu olacağının belirtilmediği, e-kabul beyanını imzalayan avukatın aykırı davranışı halinde Birliklerinin sorumluluğuna gidilip gidilmeyeceğinin anlaşılmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN_SAVUNMALARI : Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından usule ilişkin olarak, davanın yalnızca Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü husumetiyle görülmesi gerektiği; davalı idareler tarafından esasa ilişkin olarak, Yönetmeliğin 13. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde yer alan ibare yönünden, tapu kütüğünde yer alan bilgilerin kişisel veri kapsamında olduğu, avukatlara verilen bilgi ve belge toplayabilme yetkisinin sınırsız olmadığı, tapu sicilinin ilgisini inanılır kılan kimselere açık olduğu, bu açıklığın tapu kütüğü sayfasının gösterilmesiyle sınırlı olduğu, daha önceki protokolle ilgili olarak Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun (KVKK) 04/05/2021 tarihli kararıyla sistem üzerinden avukatın çıktı alması, ekran görüntüsü alması veya fotoğraf çekmesinin tapu kayıtlarından örnek alması anlamına geldiği, bu durumun hukuka aykırı veri işlemeye ve veri ihlallerine neden olabileceği, illiyet bağı kurulmaksızın sorgulama yapılmasının örnek alınmasına imkan verdiği hususlarının belirtildiği ve avukatların tapu verilerine erişim sağlamasının yeniden düzenlenmesinin uygun olacağının bildirildiği, Yönetmelik taslağı aşamasında Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun da görüşünün alındığı, dava konusu ibareye ilişkin görüş bildirmedikleri, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan devletin sorumlu olduğu, gerek Medeni Kanun gerekse de Tapu Sicili Tüzüğü kapsamında tapu işlemlerinde bilgi belge taleplerinde avukatlara azami ölçüde kolaylık sağlandığı, dava konusu Yönetmeliğin ise elektronik ortamda veriye erişimleri düzenlediği; Yönetmeliğin 31. maddesinin 5. fıkrasının sorumlulukları ortaya koyduğu, belirsiz olmadığı, Yönetmelik genelinde alıcı ve alt kullanıcıların nelere dikkat etmesi gerektiği düzenlendiğinden sorumlulukların da bu çerçevede ele alınması gerektiği, dava konusu düzenlemelerin usule ve hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI :... DÜŞÜNCESİ : Dava, 08/06/2022 tarih ve 31860 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Tapu ve Kadastro Verilerinin İşlenmesi ve Elektronik Ortamda Yapılacak İşlemler Hakkında Yönetmeliğin 13. maddesinin 2. cümlesinde yer alan "nin dayanağı yazılı belgeyi (çek, senet, alacak belgesi, kira kontratı, icra takip yazısı ve benzeri) sisteme taratıp belgenin tarih ve/veya sayısını eklemek" ibaresi ile 31. maddesinin 5. fıkrasının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığının usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Anayasa'nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 2. maddesinde avukatlığın amacı "Hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak.” olarak tanımlanmış, üçüncü fıkrasında, "Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir." kuralına yer verilmiştir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir." hükmü , Tanımlar başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının e) bendinde" Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hale getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, (...) ifade eder." hükmü, " Kişisel Verilerin İşlenmesinde genel ilkeleri düzenleyen 4. maddesinde, (1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir. (2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur: a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme" hükmü yer almıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun Tapu sicilinin açıklığı başlığını taşıyan 1020. Maddesinde "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez." kuralına yer verilmiştir. 4 sayılı Bakanlıklara bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kurum ve kuruluşların teşkilatı hakkında Cumhurbaşlığı Kararnamesi'nin 480. maddesinin 1. fıkrasının ğ) bendinde Genel Müdürlüğün görev, hizmet ve faaliyetleri ile ilgili olarak diğer kamu kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşlarınca uyulacak esasları belirlemek, koordinasyonu sağlamak Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün görev ve yetkileri arasında sayılmış, 487. maddesinin 1. fıkrasında Genel Müdürlüğün, görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idarî düzenlemeler yapabileceği, 5 fıkrasında,Yargı mercileri ile yetkili kurum ve kuruluşların taleplerine istinaden tapu müdürlüklerince tescili sağlanan işlemlerin, ilgili mercilerce doğrudan elektronik ortamda tescil terkin veya tadil edilerek gerçekleştirilebilileceği, Genel Müdürlüğün bu fıkra kapsamındaki işlemleri belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiştir. Tapu sicil Tüzüğünün Elektronik ortamda verilere erişim hakkı başlıklı 14. maddesinde; (1) Mahkemeler, Cumhuriyet başsavcılıkları, icra ve iflas müdürlükleri ile kamu kurum ve kuruluşlarının görevleriyle ilgili taşınmaz verilerine erişimi protokol düzenlenerek sağlanabilir. Erişim hakkına sahip kuruluşlar, taşınmaz ile ilgili verileri TAKBİS üzerinden alırlar. (2) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile taşınmaza ilişkin konularda faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler, kendi işleriyle sınırlı olmak üzere, düzenlenecek protokol kapsamında gerekli verilere erişebilirler. (3) TAKBİS üzerinden sorgulama yapılabilmesi için, Genel Müdürlük tarafından belirlenecek sözleşme imzalanır. Bu sözleşmede, erişimin türü ve şekli, erişim kontrolü, verilerin kullanım amacı, üçüncü kişilere kullandırılmasına ilişkin sınırlamalar ve amacı dışında kullanımın sonuçları yer alır. (4) Taşınmaz malikleri ile taşınmaz üzerinde hak sahibi olanlar, düzenlenecek sözleşme şartları dahilinde verilere erişebilirler. (5) Tapu sicilinde kayıtlı taşınmazın tanımlayıcı bilgileri herkes tarafından sözleşme şartları kapsamında sorgulanabilir. (6) Verilere erişim hakkının kötüye kullanılması hâlinde, özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere, TAKBİS’e erişim derhâl durdurulur. (7) TAKBİS verilerine erişime ilişkin döner sermaye katılma payını ve bunun istisnalarını belirlemeye Genel Müdürlük yetkilidir. Erişim ve Bilgi güvenliğini düzenleyen15 . maddesinde; (1) TAKBİS üzerinden yapılacak her türlü sorgulama ve sorgulayan bilgisi kayıt altına alınır. Bu kayıtlar iki yıl süreyle saklanır. (2) TAKBİS üzerindeki verilere erişimi durdurmaya veya kısıtlama yapmaya Genel Müdürlük yetkilidir. (3) TAKBİS üzerinde, tapu görevlileri hariç olmak üzere, verilerin ardı ardına sorgulanmasına ilişkin her türlü güvenlik önlemi alınır düzenlemelerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1020 nci maddesi, 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 480 inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendi, 487 nci maddesinin altıncı fıkrası, 488 inci maddesinin birinci ve beşinci fıkraları ile 22/7/2013 tarihli ve 2013/5150 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Tapu Sicili Tüzüğünün 14 üncüve15 inci maddelerine dayanılarak Tapu ve Kadastro Verilerinin İşlenmesi ve Elektronik Ortamda Yapılacak İşlemler Hakkında Yönetmelik 08/06/2022 tarih ve 31860 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin 13. maddesinin 2. cümlesinde yer alan "nin dayanağı yazılı belgeyi (çek, senet, alacak belgesi, kira kontratı, icra takip yazısı ve benzeri) sisteme taratıp belgenin tarih ve/veya sayısını eklemek" ibaresi hakkında: Dava konusu Yönetmeliğin Barolar Birliği üzerinden avukatların veriye erişimini düzenleyen 13. maddesinin ikinci cümlesinde "... Bu kapsamda avukat, ilgisini ortaya koyan ulaşmak istediği verinin dayanağı yazılı belgeyi (çek, senet, alacak belgesi, kira kontratı, icra takip yazısı ve benzeri) sisteme taratıp belgenin tarih ve/veya sayısını eklemek ve elektronik kabul beyanını e-imza ile onaylamak suretiyle ilgilinin sadece taşınmazının (pasif kayıt bilgisi dâhil) olup olmadığı bilgisine sistemden ulaşabilir. " kuralına yer verilmiştir. Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar Avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmakla yükümlü kılınmış ise de, bu yükümlülüğün sınırsız olmadığı, avukatların vekil sıfatıyla takip ettiği işlerle ilgili olmak üzere bu idarelerden somut uyuşmazlıkla sınırlı olacak şekilde bilgi ve belge talep edebileceği muhakkaktır. Diğer yandan, mülkiyet bağını ve dayanak kişi bilgilerini içeren tapu kayıtları kişisel veri niteliğini taşımaktadır. Tapu sicil kayıtlarına sınırsız erişim hakkı sağlanması 6698 sayılı kanunun 4. maddesinde öngörülen kişisel verilerin işlenmesinde uyulacak usul ve esaslar yönünden "işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma" ilkesini ihlal eder. Buna göre, avukatların taşınmaz bilgisine ulaşabilmek için ilgisini ortaya koyan ulaşmak istediği verinin dayanağı bilgi ve belgelerin elektronik ortamda sisteme tanıtılması ile avukatlık mesleğinin amacına uygun olarak kullanma koşulu ile tapu sicilindeki kayıtlardan faydalanmasının sağlanmasını öngören düzenlemede kamu yararına hukuka ve üst normlara aykırılık görülmemiştir. Yönetmeliğin 31. maddesinin 5. fıkrası hakkında: Dava konusu Tapu ve Kadastro verilenin işlenmesi ve elektronik ortamda yapılacak işlemler hakkında Yönetmeliğin 4.maddesinde ; c) Alıcı: TAKPAS’tan faydalanan kişi veya kurumları, ç) Alt kullanıcı: Alıcının, uygulamalar üzerinden TAKPAS’tan faydalanması için yetkilendirdiği kişileri, s) TAKBİS: Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemini, ş) Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi (TAKPAS): Merkezi veri tabanında tutulan verilerin kurumlarla ve kişilerle paylaşılmasına imkân sağlayan servis, Web Tapu veya Genel Müdürlükçe belirlenen diğer arayüzlerden oluşan sistemi ifade edeceği belirtilmiştir. Veri paylaşımı ilkelerinin ihlali ve hukuki sorumluluğu düzenleyen 31. mddesinin 5. fıkrasında "TAKPAS’tan elde edilen verilerin ilgili mevzuat, protokol veya elektronik kabul beyanında yer alan hükümlere aykırı olarak kullanılması, hizmetten yararlanan kişi ve kurumların kendi sistem yazılımlarından kaynaklanan hatalı sorgulamaları ve güvenlik açıkları gibi sebeplerle verilerin yetkisiz kişilerce elde edilmesi ve kullanılmasından doğan her türlü hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluk hizmetten yararlanan kişi ve kurumlara, alt kullanıcılarına ve/veya veriyi kullananlara aittir. TAKPAS’ın her aşamasında yer alan yetkili ve görevliler protokolde belirtilen esaslara uymakla yükümlüdürler. Bu yükümlülük, kişilerin görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam eder. " kuralı, Yaptırımı düzenleyen 32. maddesinde, "(1) Kişisel verilerin korunması hususu ile ilgili hükümlere aykırı hareket edenler hakkında kabahatler bakımından, 6698 sayılı Kanunun 18 incimaddesi hükümlerinin uygulanmasını teminen durum Kurula bildirilir. (2) Kurum tarafından kendilerine erişim yetkisi verilen kişilerden, kişisel verileri değiştiren veya bütünlüğünü bozanlar hakkında 5237 sayılı Kanunun ilgilimaddeleri uyarınca suç duyurusunda bulunulur. (3) Bu Yönetmelik gereklerini yerine getirmeyen kamu görevlileri için bağlı oldukları disiplin amirliğine bildirim yapılır ve varsa yetkileri iptal edilir." kuralı yer almıştır. Davacı Barolar Birliğinin ve alt kullanıcı olan avukatların taşınmazla ilgi verilere düzenlenen protokol kapsamında TAKBAS üzerinden ulaşılabileceği, düzenleme ile erişimin amacı dışında kullanılmasından doğan sorumluluğa ilişkin genel bir kural belirlendiği, elde edilen verilerin veri paylaşımı ile ilgili getirilen ilkelere aykırı olarak kullanılmasından kaynaklanan sorumluluğun yaptırımını düzenleyen 32. madde hükümleri gereğince veri yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere 6698 sayılı Kanunun 18. Maddesi hükümlerinin uygulanacağı, cezai bakımdan adli yargı yerinde dava açılabileceği, kamu görevleri için de idari yönden disiplin hükümlerinin uygulanacağının öngörüldüğü anlaşıldığından yönetmelik hükmünde bu haliyle hukuka ve mevzuata aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 13/11/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'in ve davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekili Av. ... ile davalı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü vekili Hukuk Müşaviri...'ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce tapu ve kadastro bilgileriyle ilgili olarak üretilen veya arşivlenen verilerin paylaşılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan Tapu ve Kadastro Verilerinin Paylaşımı Hakkında Yönetmelik 07/03/2015 tarih ve 29288 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik kapsamında davacı Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arasında 17/04/2019 tarihinde Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi (TAKPAS) üzerinden veri paylaşımına ilişkin protokol imzalanmıştır. Kişisel Verileri Koruma Kurumu tarafından, Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi ile kimlik numarası girilmek suretiyle vatandaşların tapu kayıtlarını görmelerine imkan sağlandığına yönelik Dışişleri Bakanlığından kurumlarına intikal eden başvuru kapsamında yapılan inceleme sonucunda verilen ... tarih ve... sayılı Tavsiye Kararı'nda, söz konusu Yönetmeliğin mevcut hali ile avukatların verilerle ilgisini ortaya koymaksızın ve vekaletname ibraz etmeksizin sistem üzerinde sorgulama yaparak mevcut kayıtların örneklerini alabilmelerine imkan tanıdığı, bu durumun kişisel verilerin aktarılması faaliyeti niteliğinde olduğu ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda yer alan "amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmak" ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan vekaletname ibrazı koşulunun da ihlali sonucunu doğurduğu, bu nedenle Yönetmeliğin yeniden düzenlenmesinin yerinde olacağı belirtilmiştir. Bunun üzerine davalı idarece hazırlanan Tapu ve Kadastro Verilerinin İşlenmesi ve Elektronik Ortamda Yapılacak İşlemler Hakkında Yönetmelik 08/06/2022 tarih ve 31860 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, Yönetmeliğin 41. maddesiyle 07/03/2015 tarih ve 29288 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tapu ve Kadastro Verilerinin Paylaşımı Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır. Dava konusu Yönetmeliğin "Türkiye Barolar Birliği üzerinden avukatların veriye erişimi" başlıklı 13. maddesinde, (1) Avukatlar, görevleri ile ilişkili olarak TAKPAS arayüzleri veya internet servisleri üzerinden Türkiye Barolar Birliğinin alt kullanıcısı sıfatıyla taşınmaz bilgisini sorgulayabilir. Bu kapsamda avukat, ilgisini ortaya koyan ulaşmak istediği verinin dayanağı yazılı belgeyi (çek, senet, alacak belgesi, kira kontratı, icra takip yazısı ve benzeri) sisteme taratıp belgenin tarih ve/veya sayısını eklemek ve elektronik kabul beyanını e-imza ile onaylamak suretiyle ilgilinin sadece taşınmazının (pasif kayıt bilgisi dâhil) olup olmadığı bilgisine sistemden ulaşabilir. Bununla birlikte ilgisini ortaya koyan vekaletname taratılmak suretiyle yapılacak sorgulamalarda, hangi kişinin malvarlığının hangi amaçla sorgulandığına dair bilginin sisteme girilmesi ve elektronik kabul beyanının e-imza ile onaylanması suretiyle avukatın talebine bağlı olarak taşınmazın (pasif kayıt bilgisi dahil) bilgisine veya kayıt örneğine ulaşılmasına ve örnek alınmasına imkan verilir." kuralına; "Veri paylaşımı ilkelerinin ihlali ve hukuki sorumluluk" başlıklı 31. maddesinde, (1) Alıcı, kişisel veri ihlali olması durumunda 6698 sayılı Kanun ve ilgili mevzuata uygun yöntemlerle gecikmeksizin ve en kısa sürede Kişisel Veri Koruma Kuruluna, Genel Müdürlüğe ve kişisel verisi ihlal edilen kişiye bildirimde bulunur. (2) Erişilen ve paylaşılan veriler; Genel Müdürlüğün yazılı izni olmadıkça, tarafların kendi görev ve faaliyet alanı kapsamında gerçekleştirecekleri işlemler haricinde başka kurum, kuruluş ve diğer kişilere kullandırılamaz ve yayınlanamaz. (3) TAKPAS’taki verilere erişimde kısıtlama yapmaya Genel Müdürlük yetkilidir. Verilere erişim hakkının kötüye kullanılması halinde, özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere, sisteme erişim derhal durdurulur. (4) Protokol hükümleri yerine getirilmediği takdirde alıcının TAKPAS’tan faydalanması geçici olarak askıya alınır. Alıcının her türlü idari ve teknik tedbirleri alması ve bu tedbirlerin Genel Müdürlükçe uygun görülmesi halinde TAKPAS’a yeniden erişimi sağlanır. Alıcı tarafından taahhüt edilen idari ve teknik güvenlik tedbirlerinin yerine getirilemediğinin Genel Müdürlükçe tespit edilmesi halinde TAKPAS kullanıma kapatılır ve protokol tek taraflı olarak feshedilir. (5) TAKPAS’tan elde edilen verilerin ilgili mevzuat, protokol veya elektronik kabul beyanında yer alan hükümlere aykırı olarak kullanılması, hizmetten yararlanan kişi ve kurumların kendi sistem yazılımlarından kaynaklanan hatalı sorgulamaları ve güvenlik açıkları gibi sebeplerle verilerin yetkisiz kişilerce elde edilmesi ve kullanılmasından doğan her türlü hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluk hizmetten yararlanan kişi ve kurumlara, alt kullanıcılarına ve/veya veriyi kullananlara aittir. TAKPAS’ın her aşamasında yer alan yetkili ve görevliler protokolde belirtilen esaslara uymakla yükümlüdürler. Bu yükümlülük, kişilerin görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam eder." kuralına yer verilmiştir. Davacılar tarafından, "Türkiye Barolar Birliği üzerinden avukatların veriye erişimi" başlıklı 13. maddesinde yer alan "...nin dayanağı yazılı belgeyi (çek, senet, alacak belgesi, kira kontratı, icra takip yazısı ve benzeri) sisteme taratıp belgenin tarih ve/veya sayısını eklemek" ibaresinin ve 31. maddesinin 5. fıkrasının iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davalılardan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; dava konusu Yönetmeliğin diğer davalı olan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulduğu, bu nedenle idarelerinin hasım mevkiinden çıkarılarak davanın münhasıran Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü husumeti ile görülmesi gerektiği ileri sürülmekte ise de; dava konusu Yönetmeliğin 10 sayılı Resmi Gazete Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanlığına gönderildiği, yine Yönetmeliğin "Yürütme" başlıklı 43. maddesinde Yönetmelik hükümlerinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakan tarafından yürütüleceğinin düzenlendiği görüldüğünden, davalı Bakanlığın husumet itirazına itibar edilmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Tapu sicilinin açıklığı" başlıklı 1020. maddesinde, "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez." kuralına yer verilmiştir. 15/07/2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşlığı Kararnamesi'nin, dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihteki haliyle, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün kuruluş, görev, yetki ve sorumlulukları ile teşkilatlanmasına ilişkin usul ve esasların düzenlendiği Otuzdördüncü Bölümünde yer alan; "Genel Müdürlüğün görev ve yetkileri" başlıklı 480. maddesinde, "(1) Genel Müdürlüğün görev ve yetkileri şunlardır: a) Devletin sorumluluğu altındaki tapu sicillerinin düzenli bir biçimde tutulmasını, taşınmazlarla ilgili her türlü akitli ve akitsiz tapu işlemleri ile tescil işlerinin yapılmasını, siciller üzerindeki değişikliklerin takibini, denetlenmesini, sicil ve belgelerin arşivlenerek korunmasını sağlamak, ... ğ) Genel Müdürlüğün görev, hizmet ve faaliyetleri ile ilgili olarak diğer kamu kurum ve kuruluşları ile meslek kuruluşlarınca uyulacak esasları belirlemek, koordinasyonu sağlamak"; "Düzenleme görev ve yetkisi, yetki alınarak tapu işlemi yapılması" başlıklı 488. maddesinde, "(1) Genel Müdürlük, görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idarî düzenlemeler yapabilir. .... (5) Yargı mercileri ile yetkili kurum ve kuruluşların taleplerine istinaden tapu müdürlüklerince tescili sağlanan işlemler, ilgili mercilerce doğrudan elektronik ortamda tescil, terkin veya tadil edilerek gerçekleştirilebilir. Genel Müdürlük bu fıkra kapsamındaki işlemleri belirlemeye yetkilidir." kuralları yer almaktadır. 4721 sayılı Kanun'a dayanılarak hazırlanan ve 17/08/2013 tarihli ve 28738 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 22/07/2013 tarihli ve 2013/5150 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Tapu Sicili Tüzüğü'nün; "Elektronik ortamda verilere erişim hakkı" başlıklı 14. maddesinde,
"(1) Mahkemeler, Cumhuriyet başsavcılıkları, icra ve iflas müdürlükleri ile kamu kurum ve kuruluşlarının görevleriyle ilgili taşınmaz verilerine erişimi protokol düzenlenerek sağlanabilir. Erişim hakkına sahip kuruluşlar, taşınmaz ile ilgili verileri TAKBİS üzerinden alırlar. (2) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile taşınmaza ilişkin konularda faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler, kendi işleriyle sınırlı olmak üzere, düzenlenecek protokol kapsamında gerekli verilere erişebilirler. (3) TAKBİS üzerinden sorgulama yapılabilmesi için, Genel Müdürlük tarafından belirlenecek sözleşme imzalanır. Bu sözleşmede, erişimin türü ve şekli, erişim kontrolü, verilerin kullanım amacı, üçüncü kişilere kullandırılmasına ilişkin sınırlamalar ve amacı dışında kullanımın sonuçları yer alır. (4) Taşınmaz malikleri ile taşınmaz üzerinde hak sahibi olanlar, düzenlenecek sözleşme şartları dahilinde verilere erişebilirler. (5) Tapu sicilinde kayıtlı taşınmazın tanımlayıcı bilgileri herkes tarafından sözleşme şartları kapsamında sorgulanabilir. (6) Verilere erişim hakkının kötüye kullanılması hâlinde, özel kanun hükümleri saklı kalmak üzere, TAKBİS’e erişim derhâl durdurulur. (7) TAKBİS verilerine erişime ilişkin döner sermaye katılma payını ve bunun istisnalarını belirlemeye Genel Müdürlük yetkilidir."; "Erişim ve Bilgi güvenliği" başlıklı 15. maddesinde, "(1) TAKBİS üzerinden yapılacak her türlü sorgulama ve sorgulayan bilgisi kayıt altına alınır. Bu kayıtlar iki yıl süreyle saklanır. (2) TAKBİS üzerindeki verilere erişimi durdurmaya veya kısıtlama yapmaya Genel Müdürlük yetkilidir. (3) TAKBİS üzerinde, tapu görevlileri hariç olmak üzere, verilerin ardı ardına sorgulanmasına ilişkin her türlü güvenlik önlemi alınır. " düzenlemelerine yer verilmiştir.
Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesine, 07/05/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanun ile eklenen 3. fıkrasında, "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükme istinaden kabul edilen 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun'un; "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "(1) Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir."; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, "(1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Açık rıza: Belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rızayı, b) Anonim hâle getirme: Kişisel verilerin, başka verilerle eşleştirilerek dahi hiçbir surette kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemeyecek hâle getirilmesini, c) Başkan: Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanını, ç) İlgili kişi: Kişisel verisi işlenen gerçek kişiyi, d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, f) Kurul: Kişisel Verileri Koruma Kurulunu, g) Kurum: Kişisel Verileri Koruma Kurumunu, ğ) Veri işleyen: Veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişiyi, h) Veri kayıt sistemi: Kişisel verilerin belirli kriterlere göre yapılandırılarak işlendiği kayıt sistemini, ı) Veri sorumlusu: Kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi, ifade eder."; "Genel ilkeler" başlıklı 4. maddesinde, "(1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir. (2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur: a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma. b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma. c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme. ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma. d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme"; "Kişisel verilerin işlenme şartları" başlıklı 5. maddesinde, "(1) Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemez. (2) Aşağıdaki şartlardan birinin varlığı hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesi mümkündür: a) Kanunlarda açıkça öngörülmesi. b) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması. c) Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması. ç) Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması. d) İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması. e) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması. f) İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması. "; "Kişisel verilerin aktarılması" başlıklı 8. maddesinde, "(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz. (2) Kişisel veriler; a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında, b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında, belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir. (3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır."; "Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükler" başlıklı 12. maddesinde, "(1) Veri sorumlusu; a) Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. (2) Veri sorumlusu, kişisel verilerin kendi adına başka bir gerçek veya tüzel kişi tarafından işlenmesi hâlinde, birinci fıkrada belirtilen tedbirlerin alınması hususunda bu kişilerle birlikte müştereken sorumludur. (3) Veri sorumlusu, kendi kurum veya kuruluşunda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasını sağlamak amacıyla gerekli denetimleri yapmak veya yaptırmak zorundadır. (4) Veri sorumluları ile veri işleyen kişiler, öğrendikleri kişisel verileri bu Kanun hükümlerine aykırı olarak başkasına açıklayamaz ve işleme amacı dışında kullanamazlar. Bu yükümlülük görevden ayrılmalarından sonra da devam eder. (5) İşlenen kişisel verilerin kanuni olmayan yollarla başkaları tarafından elde edilmesi hâlinde, veri sorumlusu bu durumu en kısa sürede ilgilisine ve Kurula bildirir. Kurul, gerekmesi hâlinde bu durumu, kendi internet sitesinde ya da uygun göreceği başka bir yöntemle ilan edebilir."; "İstisnalar" başlıklı 28. maddesinde, "(1) Bu Kanun hükümleri aşağıdaki hâllerde uygulanmaz: a) Kişisel verilerin, üçüncü kişilere verilmemek ve veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere uyulmak kaydıyla gerçek kişiler tarafından tamamen kendisiyle veya aynı konutta yaşayan aile fertleriyle ilgili faaliyetler kapsamında işlenmesi. b) Kişisel verilerin resmi istatistik ile anonim hâle getirilmek suretiyle araştırma, planlama ve istatistik gibi amaçlarla işlenmesi. c) Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini, ekonomik güvenliği, özel hayatın gizliliğini veya kişilik haklarını ihlal etmemek ya da suç teşkil etmemek kaydıyla, sanat, tarih, edebiyat veya bilimsel amaçlarla ya da ifade özgürlüğü kapsamında işlenmesi. ç) Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi. d) Kişisel verilerin soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak yargı makamları veya infaz mercileri tarafından işlenmesi. ..." düzenlemeleri yer almıştır.
Ayrıca, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun; "Avukatlığın amacı" başlıklı 2. maddesinde, "Avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. Avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder. Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Genel Bilgi: Dava konusu Yönetmelik, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce elektronik ortamda tutulan verilerin çevrimiçi olarak işlenmesine ve bu verilerin Tapu ve Kadastro Paylaşım Sistemi (TAKPAS) aracılığıyla kurum ve kişiler ile paylaşılmasına (verilere erişim sağlanmasına), veri güvenliği, gizliliği ve TAKPAS'tan faydalanan alıcıların izlenmesi, denetimi ve yaptırıma tabi tutulmasına ilişkin usul ve esasları kapsamaktadır. Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, TAKPAS'taki veriler, taşınmazın gerçek ve tüzel kişiyle ilişkilendirilmesi ve üzerindeki hakların gösterilmesine ilişkin bilgileri içermektedir. Buna göre, TAKPAS'ın, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından, merkezi veri tabanında tutulan tapu ve kadastro verilerine, yetkilendirilen kurumların ve kişilerin erişmesine imkân sağlayan bir sistem olduğu, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile taşınmaza ilişkin konularda faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilerin, kendi işleriyle sınırlı olmak üzere, düzenlenecek protokol kapsamında gerekli verilere bu sistem aracılığıyla erişebildiği, taşınmaz bilgisini sorgulayarak ve/veya belgelerden örnek alarak sistemden yararlandıkları anlaşılmaktadır.
2- Yönetmeliğin dava konusu 13. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "...nin dayanağı yazılı belgeyi (çek, senet, alacak belgesi, kira kontratı, icra takip yazısı ve benzeri) sisteme taratıp belgenin tarih ve/veya sayısını eklemek" ibaresinin incelenmesi: Bir hiyerarşik kurallar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki kuralların, dayanaklarını üst düzeydeki kurallardan aldıkları kuşkusuzdur. Kurallar hiyerarşisinin en üstünde genel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar dayanağını Anayasadan, yönetmelikler ise dayanağını kanunlardan almaktadır. Dolayısıyla, bir kuralın, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir kurala aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır. Nitekim, belirtilen hiyerarşinin, yönetmelikler bakımından ifadesi niteliğini taşıyan Anayasa'nın 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri kurala bağlanmıştır. Dava konusu düzenlemenin yer aldığı ikinci cümlede, avukatların sistem üzerinden ulaşmak istedikleri veri ile ilgisini ortaya koyan, bu verinin dayanağı yazılı belgeyi (çek, senet, alacak belgesi, kira kontratı, icra takip yazısı ve benzeri) sisteme taratmaları, belgenin tarih ve/veya sayısını eklemeleri ve elektronik kabul beyanını e-imza ile onaylamaları halinde, ilgilinin sadece taşınmazının (pasif kayıt bilgisi dâhil) olup olmadığı bilgisine sistemden ulaşabilecekleri düzenlenmektedir. Dava konusu düzenlemenin temel dayanağı olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 997. maddesinde, tapu sicilinin, taşınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere tutulacağı; 1020. maddesinde, tapu sicilinin herkese açık olduğu, ilgisini inanılır kılan herkesin tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca da, kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar, avukatların gerek duyduğu bilgi ve belgeleri avukatın incelemesine sunmakla yükümlü tutulmuş, bu belgelerden örnek alınması ise avukatlar tarafından sunulacak vekaletnamenin ibrazına bağlı kılınmıştır. Öte yandan, Anayasa'nın 20. maddesine, 07/05/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunla eklenen fıkra ile "kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı"nın kabul edilmesi üzerine çıkarılan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda, kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi; kişisel verilerin işlenmesi ise, kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlem olarak tanımlanmış; kanunlarda açıkça öngörülmesi, veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması gibi tahdiden belirlenen haller hariç ilgilinin açık rızası dışında kişisel verilerin işlenmesi yasaklanmış; ayrıca her halûkarda kişisel verilerin işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olacak şekilde işlenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Tapu sicilinin, taşınmazlar üzerindeki hakları göstermek üzere, kimliği belirli bir kişiye ait olan bilgilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması gibi amaçlarla tutulduğu; TAKPAS'ın da taşınmazın gerçek ve tüzel kişiyle ilişkilendirilmesi ve üzerindeki hakların gösterilmesine ilişkin bilgileri içerdiği dikkate alındığında; gerek tapu sicilindeki gerekse TAKPAS'taki verilerin "kişisel veri" olduğu, tapu sicilinden (merkezi veri tabanından) doğrudan TAKPAS'a aktarılan bu kişisel verilerin avukatlarla paylaşılmasının ise "kişisel verilerin işlenmesi (aktarılması)" kapsamında bulunduğu kuşkusuzdur. Buna göre uyuşmazlık, bahse konu kişisel verilerin avukatlarla paylaşım koşul ve sınırlarının tespitinden kaynaklanmaktadır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; tapu sicili verilerinin paylaşılmasından kaynaklanan uyuşmazlık bakımından, avukatların görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun değil, tapu siciline özgü hükümler içeren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "özel kanun" niteliğinde olduğu, bununla birlikte 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun, 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra tanınan bir anayasal hak olan kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını düzenlemesi (anayasal hakkı koruyucu sınır ve tedbirleri belirlemesi ve sonraki kanun olması) nedeniyle, TAKPAS'taki kişisel verilerin paylaşılmasına ilişkin temel ilkeyi belirleyen 4721 sayılı Kanun'un 1020. maddesinin koşulsuz ve sınırsız olarak değil, 6698 sayılı Kanun'un 4. maddesinde belirlenen temel ilkeler çerçevesinde uygulanması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Başka bir ifadeyle, her ne kadar 4721 sayılı Kanun'un özel hüküm niteliğindeki 1020. maddesi, ilgisini inanılır kılan herkesin, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin (vekaletname sunmaksızın) verilmesini isteyebileceğini öngörmekte ve 6698 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca bahse konu açık kanun hükmü gereği ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın TAKPAS'taki kişisel verilerinin paylaşılması mümkün ise de; bu hükümler, anılan kişisel verilerin paylaşımının sınırsız ve koşulsuz olacağı sonucunu doğurmamakta, bilakis kişisel verilere erişmek isteyen kişilerin hak ve menfaati ile kişisel veri sahibinin özel hayata saygı hakkı arasındaki adil dengeyi kurmak amacıyla 6698 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle belirlenen temel ilkelere uyularak kişisel verilerin paylaşılması gerekmektedir. Diğer taraftan, 6698 sayılı Kanun'un 28. maddesinde öngörülen istisnalar arasında tapu sicili sayılmadığından, tapu kayıtlarının anılan Kanun'un koruma şemsiyesi kapsamında kaldığı da açıktır. Uyuşmazlık bu çerçevede incelendiğinde; dava konusu edilen düzenleyici işlemde yer verildiği şekilde, avukatların vekaletname sunmaksızın yalnızca ulaşmak istediği tapu kayıt bilgisiyle ilgisini ortaya koyan yazılı belgeyi sisteme taratması, belgenin tarih ve/veya sayısını eklemesi ve elektronik kabul beyanını e-imza ile onaylaması halinde, yaptıkları sorgulama sonucunda elde ettikleri ilgilinin taşınmazının bulunup bulunmadığından ibaret olan verinin, bir başka ifadeyle ilgilinin taşınmaz mülkiyetine ilişkin yalnızca aktif/pasif bilgisine erişimin, tapu sicilinden örnek alınması niteliğinde olmadığı noktasında duraksama bulunmamaktadır. Bununla birlikte, mevcut teknolojik imkanlar dahilinde elektronik ortamda elde edilen bu veriye ilişkin ekran görüntüsünün, fotoğrafının ya da çıktısının alınması suretiyle taşınmazın aktif/pasif bilgisinin örneğinin alınmasına ve bu şekilde verinin 3. kişilerle paylaşılmasına teknik olarak bir engel bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda, yapılan sorgulamanın yalnızca tapu sicilinin incelenmesi olarak nitelendirilemeyeceği de açıktır. Bu durumda, hukukumuzda her ne kadar tapu sicilinin aleniyeti ilkesi benimsenmiş ise de, tapu sicilini inceleyecek avukatların ilgili tapu kütüğü sayfasının ve belgelerin kendisine gösterilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca "ilgisini inanılır kılması", Tapu Sicili Tüzüğü uyarınca da "verilerin kendi işleriyle sınırlı olması" gerektiğinden, avukatın ilgisini ortaya koyan ulaşmak istediği verinin dayanağı yazılı belgeyi sisteme eklenmesi yönündeki düzenlemenin, 4721 sayılı Kanun ile Tapu Sicili Tüzüğü'nün amir hükümlerinin yanı sıra 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde öngörülen "kişisel verilerin amaç ile bağlantılı, sınırlı ve ölçülü işlenmesi" ilkesinin sağlanması amacıyla da getirildiği anlaşıldığından, anılan kuralda hukuka aykırılık görülmemiştir. Diğer taraftan, dava konusu düzenlemede yer verildiği üzere, sistem üzerinden yapılan sorgulama sonucunda elde edilen kişisel verinin yukarıda belirtildiği şekilde örneğinin alınması ve 3. kişilerle paylaşılma ihtimalinin bulunması sebebiyle dava konusu düzenlemenin sorgulama yapan ve veriye ulaşan kişinin kim olduğunun, hangi amaçla bu veriye ulaştığının veri sorumlusu tarafından bilinmesini de sağlayarak veri sahibinin menfaatinin korunması amacına hizmet ettiği görüldüğünden, dava konusu kuralın bu yönden de mevzuata uygun bulunduğu sonucuna varılmıştır.
3- Yönetmeliğin dava konusu 31. maddesinin 5. fıkrasının incelenmesi: Dava konusu düzenlemede TAKPAS’tan elde edilen verilerin ilgili mevzuat, protokol veya elektronik kabul beyanında yer alan hükümlere aykırı olarak kullanılması, hizmetten yararlanan kişi ve kurumların kendi sistem yazılımlarından kaynaklanan hatalı sorgulamaları ve güvenlik açıkları gibi sebeplerle verilerin yetkisiz kişilerce elde edilmesi ve kullanılmasından doğan her türlü hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğun hizmetten yararlanan kişi ve kurumlara, alt kullanıcılarına ve/veya veriyi kullananlara ait olduğu, TAKPAS’ın her aşamasında yer alan yetkili ve görevlilerin TAKPAS'a erişim protokolünde belirtilen esaslara uymakla yükümlü oldukları, bu yükümlülüğün kişilerin görevlerinden ayrılmalarından sonra da devam edeceği düzenlenmektedir. Dava konusu Yönetmeliğin 31. maddesinin 1. fıkrasında, alıcının, kişisel veri ihlali olması durumunda 6698 sayılı Kanun ve ilgili mevzuata uygun yöntemlerle gecikmeksizin ve en kısa sürede Kişisel Veri Koruma Kuruluna, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne ve kişisel verisi ihlal edilen kişiye bildirimde bulunacağı; 4. fıkrasında, protokol hükümleri yerine getirilmediği takdirde alıcının TAKPAS’tan faydalanmasının geçici olarak askıya alınacağı, alıcının her türlü idari ve teknik tedbirleri alması ve bu tedbirlerin Genel Müdürlükçe uygun görülmesi halinde TAKPAS’a yeniden erişiminin sağlanacağı, alıcı tarafından taahhüt edilen idari ve teknik güvenlik tedbirlerinin yerine getirilemediğinin Genel Müdürlükçe tespit edilmesi halinde TAKPAS'ın kullanıma kapatılacağı ve protokolün tek taraflı olarak feshedileceği düzenlenmiştir. Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu, sorumluluk esaslarını açıkça ortaya koymadığı, hangi durumda kurumun, hangi durumda kişilerin sorumlu olacağının belirtilmediği, e-kabul beyanını imzalayan avukatın aykırı davranışı halinde Birliklerinin sorumluluğuna gidilip gidilmeyeceğinin anlaşılmadığı ileri sürülmektedir. Bununla birlikte, davacı ile davalı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arasında imzalanan "Tapu ve Kadastro Verilerinin 'TAKPAS' Üzerinden Paylaşılmasına İlişkin Protokol"ün 5.4 maddesinde, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının, Protokolün 6.3 maddesinde düzenlenen teknik esaslar ile 8.maddesinde düzenlenen veri paylaşım ilkelerinin ihlali ve hukuki sorumluluklar ile ilgili şartların sağlanıp sağlanmadığı ve uygulamanın bu hususlara uygun olarak yapılıp yapılmadığı konusunda Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün denetim yetkisi olduğunu kabul ettiği belirtilmiş; yine Türkiye Barolar Birliğinin TAKPAS'ı amacı dışında kullandığını tespit ettiği personel ve alt kullanıcıyı vakit kaybetmeksizin en kısa zamanda yetkili makamlara ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne bildireceği; 5.5 maddesinde, Kurumun (Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının) TAKPAS'tan yapılan her türlü işlemde (yetkilendirdiği kullanıcı bilgisi, tarih, metot adı, gönderilen parametreler, web servisinin döndürdüğü bilgi seti, süre, hata var ise hata mesajı) bilgileri izleme bilgisi (LOG) olarak tutacağı ve istenilmesi halinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne vereceği, tutulan LOG kayıtlarını ceza dava zamanaşımı süresi boyunca muhafaza edeceği; 5.6 maddesinde, veriyi alan alt kullanıcının aldığı verilerin güvenliğini korumakla yükümlü olduğu; "Teknik Esaslar" başlıklı 6.3 maddesinde, Kurumun (Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının) güvenlik açısından firewall, saldırı tespit ve önleme cihazı, anti-virüs programını sağlaması gerektiği; "Veri Paylaşım İlkelerinin İhlali ve Hukuki Sorumluluk" başlıklı 8.4 maddesinde, erişilen ve paylaşılan verilerin Tapu ve Kadastro Verilerinin Paylaşımı Hakkında Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak kullanılmasından doğan hukuki, cezai, idari ve mali sorumlulukların veriyi alan ve/veya kullanana ait olduğu, TAKPAS'ın bütün aşamalarında görev yapan yetkililerin de protokolde belirtilen esaslara uymakla yükümlü oldukları, bu yükümlülüklerinin görevden ayrılmalarından sonra da devam edeceği düzenlenmiştir. Diğer taraftan, kişisel verilere ilişkin cezai sorumlulukların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 135 ile 140. maddelerinde; hukuki ve mali sorumlulukların ise 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanunu'nun 18. maddesinde düzenlendiği görülmektedir. Buna göre, Yönetmeliğin 31. maddesinin ve davacı ile davalılardan Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü arasında imzalanan Tapu ve Kadastro Verilerinin "TAKPAS" Üzerinden Paylaşılmasına İlişkin Protokol hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca "veri sorumlusu" olan davalı idare ile Tapu ve Kadastro Verilerinin İşlenmesi ve Elektronik Ortamda Yapılacak İşlemler Hakkında Yönetmelik gereğince "alt kullanıcı" olan avukatların sistemi kullanabilmelerini sağlayan "asıl kullanıcı" sıfatını haiz Türkiye Barolar Birliği Başkanlığının, veri güvenliğinin sağlanması açısından taraflar arasında imzalanan Protokolde belirlenen idari ve teknik güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesiyle müştereken yükümlü olduğu; esasen bu hususun 6698 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 2.fıkrasında da açıkça vurgulandığı, ayrıca her iki âkit idarenin de TAKPAS'ın amaç dışı kullanımının tespitine ilişkin denetim görevinin bulunduğu, bu kapsamda davacı Birliğin, TAKPAS'ın amaç dışı kullanımını tespit etmesi halinde ilgili personeli veya alt kullanıcı olan avukatları en kısa zamanda yetkili makamlara ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne bildirmesi gerektiği; öte yandan, TAKPAS'a yapılacak bağlantılarda veri güvenliği ve gizliliğini koruma, TAKPAS'tan yapılan her türlü işlemi, bilgileri izleme bilgisi (LOG) olarak tutma ve istenilmesi halinde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne verme, tutulan LOG kayıtlarını ceza dava zamanaşımı süresi boyunca muhafaza etme görevinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, meri mevzuat ve protokolde davacının kişisel verilerin korunması konusundaki yükümlülüklerinin, görevlerinin ve sonuçlarının net şekilde belirlendiği, ilgili mevzuat ve protokolde yer alan detayların dava konusu düzenlemede tekrar edilmemesinin eksik düzenleme veya hukuki belirsizlik olarak nitelendirilemeyeceği, alt kullanıcıların sistemi amaç dışı kullanımının tespiti halinde davacı Barolar Birliği Başkanlığının hukuki ve cezai sorumluluğunun da bu çerçevede belirlenip değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, davacının iddiasının aksine dava konusu düzenlemede hukuki belirlilik ilkesine aykırı bir yön bulunmadığı gibi düzenlemenin 6698 sayılı Kanun'a da uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 13/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.