Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2025/6859 E. 2026/495 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2025/6859
Karar No
2026/495
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2025/6859 Karar No : 2026/495

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Mermer Madencilik Nakliye İnşaat İmalat İthalat İhracat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Tokat ili, Zile ilçesinde bulunan ... sicil numaralı II-B grubu ruhsat sahibi davacı tarafından, gerçek dışı ve yanıltıcı beyan ile haksız yere hak iktisabında bulunduğundan bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi uyarınca 77.632,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının maden ruhsat sahasında yapılan denetimlerde, mevzuata aykırı olarak mülkiyet (orman) izni olmadan faaliyette bulunduğunun yapılan tetkik ve denetimler sonucunda tespit edildiği, bu haliyle davaya konu sahada, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 7. maddesi kapsamında alınması zorunlu izinlerden olan orman izni olmadan faaliyette bulunduğu sabit olan davacının, 7. madde kapsamındaki gerekli izinler alınmadan ve/veya gerekli izinlerin alınmadığı alanda bu şekilde maden üretmesi haksız yere hak iktisabı sayılacağından, 2019 yılındaki bu üretim nedeniyle Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi gereği 77.632,00 TL para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 3213 sayılı Maden Kanunu'nun "Beyan usulü" başlıklı 10. maddesinin 7. fıkrası uyarınca para cezası verilebilmesi için, davacının gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunması ön koşul olup, gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle haksız surette hak iktisap eden ruhsat sahibine para cezası verilebileceği, dava konusu işleme esas mahallinde tetkik raporunda ise 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında "beyanlarda hata ve noksanlık bulunmadığı", "gerçek dışı ve yanıltıcı beyanın olmadığının" belirtilmiş olması, orman izni alanı dışında faaliyette bulunulmasının ise tek başına gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunma eylemi kapsamında değerlendirilemeyecek olması karşısında, gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasının engellendiği ve/veya haksız surette hak iktisap edildiğinden bahisle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin idare mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ... İdare Mahkemesince verilen istinaf başvurusuna konu ... tarihli ve E:..., K:...sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, kesin olarak karar verilmiştir. Karar davalı idarece temyiz edilmiştir. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:...K:... Temyiz No:...sayılı kararı ile davanın konusu itibariyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinde sayma yoluyla belirlenen temyiz yolu açık olan davalardan olmaması nedeniyle, Dairemizce istinaf başvurusu hakkında verilen karar kesin olup, temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 48/6. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyiz taleplerinin reddinin Anayasa Mahkemesinin 27/03/2025 tarih ve E:2024/189 K:2025/83 sayılı kararına aykırı olduğu, davanın esasına ilişkin olarak ilk derece mahkemesinden farklı yönde verilen Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı temyiz kanun yolunun açık olması gerektiği, esasa yönelik olarak ise, orman suç tutunağı kapsamında, idarelerince mahallinde yapılan tetkikte, orman izni dışında üretim yapıldığı, 7. madde izin alanları dışında pasa dökümü yapıldığının tespit edildiği, haksız yere hak iktisabı ve Maden Kanunu'nun 10. maddesinin hatalı yorumlandığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava, Tokat ili, Zile ilçesinde bulunan ... sicil numaralı II-B grubu ruhsat sahibi davacı tarafından, gerçek dışı ve yanıltıcı beyan ile haksız yere hak iktisabında bulunduğundan bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi uyarınca 77.632,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT Anayasa'nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiş, 141. maddesinin son fıkrasında "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." denilerek yargılama maliyetinin en düşük şekilde olmasının ve bu sürecin mümkün olan en hızlı yöntemlerle gerçekleştirilmesinin, yargının görevlerinden olduğu ifade edilmiş; 155. maddesinde ise Danıştay'ın idari mahkemelerce verilen ve 'kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı' karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu düzenlenmiştir. 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Tek hakimle çözümlenecek davalar" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, uyuşmazlık miktarı yirmibeşbin Türk Lirasını aşmayan ve konusu belli parayı içeren idarî işlemlere karşı açılan iptal davaları ile tam yargı davalarının idare mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümleneceği düzenlenmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu ve bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı öngörülmüş; 6. fıkrasında ise bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu belirtilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasında, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:...''b-) Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.'', '' c-) (Ek:28/7/2024-7524/53 md.) Konusu iki yüz yetmiş bin Türk lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşmayan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar.''... ''I-) Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar.'' kuralına yer verilmiş; "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında ise, temyizin kesin bir karar hakkında olması hâlinde, kararı veren merciin, temyiz isteminin reddine karar vereceği; ilgili merciin bu kararına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; 7. fıkrasında da, temyizin kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşılması durumunda, 6. fıkrada sözü edilen kararın, dosyanın gönderildiği Danıştay'ın ilgili dairesince kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun'un Ek 1. maddesinde ise,'' 1. Bu Kanunda öngörülen parasal sınırlar; her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. 2. (Değişik:4/6/2025-7550/7 md.) 17 nci madde uyarınca duruşma yapılmasının zorunlu olduğu davalar ile 45 inci ve 46 ncı maddeler uyarınca istinaf veya temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde davanın açıldığı tarihteki parasal sınır esas alınır.'' kuralı yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la idari yargıda olağan kanun yolları arasında yer alan itiraz kanun yolu kaldırılmış, istinaf sistemi ve istinaf kanun yolu getirilmiş, Adalet Bakanlığı’nın 07/11/2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararına göre istinaf mahkemeleri fiilen 20/07/2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. 6545 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan konular dışındaki davaların bölge idare mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşmesi öngörülerek Danıştay’ın temyizen karara bağladığı iş yükünün yaklaşık yüzde seksen oranında azaltılıp Danıştay’ın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesinin amaçlandığı belirtilmiş; 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesini değiştiren 19. maddesinin gerekçesinde, idare ve vergi mahkemelerinin maddede sayılan (konusu beşbin Türk Lirasını geçmeyen iptal ve tam yargı davalarında verilen kararlar, asker ailelerine yardımla ilgili işlemlere karşı açılan davalarda verilen kararlar, kamu görevlilerinin lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalarla ilgili verilen kararlar gibi) kararlarının kesin olduğu ve bu kararlar hakkında istinaf dahil herhangi bir kanun yoluna başvurulamayacağının düzenlendiği, Kanun'un 46. maddesinde bölge idare mahkemesince verilen (düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında verilen kararlar, konusu yüz bin Türk Lirasını aşan tam yargı davaları ve idari para cezaları hakkında verilen kararlar gibi) bir kısım nihai kararlar aleyhine Danıştay nezdinde temyiz yoluna başvurulabileceği ifade edilmiş; 46. maddesini değiştiren 20. maddesinin gerekçesinde ise istinaf kanun yolu incelemesi sonucunda bölge idare mahkemelerince esas hakkında karara bağlanan dava türlerinden temyize tabi olanların, "tahdidî olarak sayılmak suretiyle" düzenlendiği belirtilmiştir. Görüleceği üzere, istinaf sistemi ile birlikte idari yargılama usulünde iki ve üç dereceli yargılama sistemi öngörülerek, idari davaların kural olarak iki dereceli, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidî olarak sayılan uyuşmazlıkların ise üç dereceli olarak inceleneceği hükme bağlanmış, böylece istinaf öncesi dönemde genel kanun yolu temyiz iken, 6545 sayılı Kanun’la genel kanun yolu istinaf olarak öngörülmüştür. Sonuç olarak, “değere bağlı kanun yolu" sistemini benimseyen 2577 sayılı Kanun'un kanun yolu düzenlemelerinde, öncelikli olarak belli tutarın altında davaların istinaf aşamasında kesinleşmesinin amaçlandığı, 2577 sayılı Kanun'un 45. ve 46. maddelerinin de bu genel sistem içinde yorumlanması gerektiği, buna göre "konusu para olan davalar" ile "konusu para olmayan" davaların farklı usul kurallarına tabi kılındığı, 46. maddenin 1. fıkrasının (b) ile (c) bentlerinin, konusu para olan davalarda öncelikle uygulanması gerektiği ve 46/1-ı bendinin bu sisteme istisna teşkil etmediği sonucuna varılmaktadır. Aksi yönde yapılacak bir yorum, yasama organının Danıştay’ın iş yükünün azaltılması ve içtihat merci vasfının güçlendirilmesi gayesi ile bağdaşmadığı gibi istinaf sınırını geçmeyen davalarda dahi temyiz kanun yoluna başvuru ihtimalini doğurur ki bu durumun 2577 sayılı Kanun ile benimsenen sisteme aykırı olacağı açıktır. Kanun koyucu tarafından 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesine, 28/7/2024 tarihli 7524 sayılı Kanun'un 53. maddesi ile eklenen (c) bendi ile ''Konusu iki yüz yetmiş bin Türk lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşmayan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar.'' için temyiz kanun yolunun açık olduğu belirtilerek, konusu para olan uyuşmazlıklar için, istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalarda, aynı maddenin (b) bendinden farklı olarak, bir aralık değer belirleyerek, maddede belirtilen aralık değer içinde kalan parasal uyuşmazlıklar için, tek aşamalı yargılama yapılmasının önüne geçilmek istenilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 46/1-c ile getirilen kural ile (2024 yılı itibarıyla) 270.000-920.000 TL aralığının altında kalan bir uyuşmazlıkta, bölge idare mahkemelerince, ilk derece mahkemesi kararından farklı bir karar verildiğinden bahisle temyiz kanun yolunun açılması, Danıştay'ın iş yükünün azaltılması ve içtihat merci vasfının güçlendirilmesi gayesi ile bağdaşmadığı gibi istinaf sınırını geçmeyen davalarda dahi temyiz kanun yoluna başvuru ihtimalini doğuracaktır. Bu durumun da 2577 sayılı Kanun ile benimsenen sisteme aykırı olacağı da açıktır. 2577 sayılı Kanun'un kanun yolu sisteminde, öncelikli olarak tutarı itibarıyla önemsiz olduğu kabul edilecek davaların istinaf aşamasında kesinleşmesinin amaçlandığı, 2577 sayılı Kanun'un 45. ve 46. maddelerinin de bu genel sistem içinde yorumlanması gerektiği, buna göre bu kapsamda "konusu para olan davalar" ile "konusu para olmayan" davaların farklı usul kurallarına tabi kılındığı anlaşılmakta olup, 46. maddenin 1. fıkrasının (b) ve (c) bendinin konusu para olan davalarda öncelikle uygulanması gerekmektedir. Dava konusu edilen uyuşmazlık Maden Kanunu'nun 10/7 maddesi uyarınca verilen 77.632,00-TL miktarındaki idari para cezasının iptali isteminden kaynaklanmaktadır. Bu kapsamda dava konusu uyuşmazlık değerlendirildiğinde, dava konusu edilen 77.632,00 TL idari para cezası miktarının, dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca belirlenen temyiz sınırının (2024 yılı için temyiz sınırı 920.000 TL) altında kaldığı anlaşılmaktadır. Usul hükümlerinin derhal uygulanması ilkesi gereğince, 2577 sayılı Kanun'a 7524 sayılı Kanun ile eklenen 46. maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan 270.000-920.000 TL bedel aralığında da kalmadığı, dolayısıyla her iki düzenleme yönünden de temyiz sınırı altında kalan uyuşmazlık için temyiz yolunun kapalı olduğu bu nedenle Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın kesin nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır. Kanun koyucunun açık iradesi karşısında, temyiz yolunun kapsamının yorum yolu ile genişletilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde belirlenen tutarı aşmayan 77.632,00-TL tutarlı idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada İdare Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın kesin olduğu; dolayısıyla, bu karara karşı yapılan temyiz isteminin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olup yukarıda yer verilen gerekçe ile onanmasına karar verilmiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:...sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 02/02/2026 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY :

(X)- Dava, Tokat ili, Zile ilçesinde bulunan ... sicil numaralı II-B grubu ruhsat sahibi davacı tarafından, gerçek dışı ve yanıltıcı beyan ile haksız yere hak iktisabında bulunduğundan bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi uyarınca 77.632,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ...sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 6. bendinde; Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemesinin madde hükmünde sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay'da kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği hükmü yer almış, aynı maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde "Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar."; (ı) bendinde ise, "Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar." Danıştay'da temyiz edilebilecek davalar arasında sayılmıştır. 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde, istinaf kanun yolu incelemesi sonucunda bölge idare mahkemelerince esas hakkında karara bağlanan dava türlerinden Danıştay'da temyize tabi olanların tahdidi olarak sayılmak suretiyle düzenlendiği, bu maddede tahdidi olarak sayılan konuların birbirinden bağımsız olduğu, bu nedenle bir davanın bu maddede sayılan konulardan birine ilişkin olması durumunda başkaca herhangi bir kritere bağlı olmaksızın temyiz incelemesine tabi olacağı açıktır. Açıklanan nedenlerle; madenle ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlerden kaynaklandığı açık olan maden idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada, Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın 2577 sayılı Kanun'un 46/1-ı bendi gereği temyize açık olduğu anlaşıldığından, Bölge İdare Mahkemesince temyiz isteminin reddi yönündeki kararın onanmasına dair çoğunluk kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2025/6859, K. 2026/495, T. 02.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2025-6859-e-2026-495-k-224c5143e44e