Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2023/5066 E. 2026/1171 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2023/5066
- Karar No
- 2026/1171
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/5066 Karar No : 2026/1171
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Doğaltaş Maden Sanayi ve Ticaret A. Ş. VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Isparta ili, Sütçüler ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde kalan İR:... ruhsat nolu sahada toplam 25.249,25 m²'lik alanda ek izin talebinin reddine (Orman Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısına istinaden) dair Orman Genel Müdürlüğünün ... tarih ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; gerek dosya kapsamı gerekse Mahkemenin 09/11/2022 tarihli ara kararına cevaben her ne kadar davalı idarece dava konusu işlemin dayanağı olarak gösterilen (Orman Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında "anılan sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğünden, izin verilmesinde kamu yararı ve zarureti görülmediği" belirtilmiş ise de; söz konusu alana ilişkin yapılan başvuru sonrasında davacıya ait İR:... nolu ruhsata dayalı yapılan ek izin başvurusu üzerine davalı idarece tesis olunan Orman Kanununun 16'ncı maddesi izinleri için düzenlenen İzin Raporu ve eklerinin (16. madde bilgi notu, bedel tespit tutanağı, değerlendirme formu vs.) incelenmesi sonucunda işletme ve bölge müdürlüğünün izin verilmesinde sakınca bulunmadığına ilişkin olurları da dikkate alındığında söz konusu maden sahasınına ilişkin ek izin talebinin "anılan sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğünden, izin verilmesinde kamu yararı ve zarureti görülmediği" yönündeki soyut gerekçe ile herhangi bir somut bilgi ve belgeye dayanmaksızın reddedildiği anlaşıldığından, anılı ek izin talebinin reddine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 2010 yılından itibaren ülkemiz ormanlarında yoğun şekilde madencilik faaliyetleri yapılmaya başlandığı, madencilik faaliyeti yapılmak istenen bu yerlerin devlet ormanına rastlamasının ülkemiz tabiatının tahribatını hızlandırdığı, işletme sahaları ile alt yapı tesisleri için izin verilen sahalarda kesilen ağaçların meydana getirdiği biokütle kaybının küresel iklim değişikliğiyle mücadelede öneminin gittikçe artan yutak alanlarda azalma meydana getirdiği, bu faaliyetlerin neticesinde biyolojik çeşitliliğin zarar gördüğü, peyzaj bozulması yaşandığı ve sonucunda doğal dengenin bozulduğu, değerlendirme ve izin raporlarının nihai işlemler olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, idarenin işleminde somut bir gerekçeye yer vermediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı şirket tarafından, Isparta ili, Sütçüler ilçesi, ... Köyü sınırlarındaki uhdesinde bulundurduğu İR:... nolu ruhsat dahilinde ... tarih, ... sayılı olur ile 422.970,66 m² lik alanda 6831 sayılı Yasa'nın 16'ıncı maddesi uyarınca 22/01/2031 tarihine kadar izin verilmiştir. Bu izinlerine ilave olarak, davacı tarafından 25/03/2022 tarihli başvuru dilekçesi ile aynı ruhsat alanında Orman Kanunu'nun 16'ncı maddesine göre toplam 25.249,25 m²'lik alanda ek izin talebinde bulunulması üzerine Orman Kanununun 16'ncı maddesi izinleri için düzenlenen İzin Raporu ve eklerinin (16. madde bilgi notu, bedel tespit tutanağı, değerlendirme formu vs.) incelenmesi sonucunda, Orman Genel Müdürlüğü Isparta Orman Bölge Müdürlüğü Eğirdir Orman İşletme müdürlüğünün ... tarih, ... sayılı yazısında "...raporda ayrıntılarıyla açıklanan talep konusu gerek evrak gerekse arazi üzerinde incelenmiş olup, orman dışında yapılması mümkün olmayan faaliyetin gerçekleşmesinde kamu yararı görüldüğünden,... toplamda 25.249,04 m² ormanlık alanda ek(ilave) izin verilmesinde 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 16'ncı maddesi kapsamında işletme müdürlüğünce sakınca bulunmadığına..." dair görüş beyan edildiği, söz konusu izin dosyasını inceleyen Isparta Orman Bölge Müdürlüğü İzin ve İrtifak Şube Müdürlüğünün ... tarih, ... sayılı anılı yazısı ile "...ek (ilave) izin verilmesinde Orman Kanununun 16'ncı maddesi kapsamında bölge müdürlüğünce sakınca bulunmadığına" dair oluru ile bölge müdürünce onaylanmasına karşın Orman Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısı gereği "anılı sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğünden, izin verilmesinde kamu yararı ve zarureti görülmediği gerekçesiyle reddedildiğinin Orman Genel Müdürlüğünün ... tarih ... sayılı işlemi davacıya bildirilmesi üzerine bu bildirim işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 3213 sayılı Maden Kanunu'nun, (dava konusu işlem tarihinde ki haliyle) "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinde; "(...) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir. (...)" düzenlemesine yer verilmiştir. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (dava konusu işlem tarihinde ki haliyle) 16. maddesinin 1. fıkrasında; "Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmaz." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunun ve 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren mülga Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin, "İnceleme ve Değerlendirme" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Bölge müdürlüğü yapılan müracaatı öncelikle evrak üzerinde inceler, eksiklikler varsa, on işgünü içinde müracaat sahibine bildirir. Eksiklikler tamamlanıncaya kadar talep değerlendirmeye alınmaz. Evrakın tam olması halinde heyet tarafından arazi üzerinde gerekli incelemeler yapılarak, talebin Devlet ormanlarına isabet eden kısımları için ön izin veya kesin izin raporu düzenlenir. (...) (3) Değerlendirme Komisyonunun görev alanındaki; muhafaza ormanları, gen koruma alanları, tohum meşcereleri, orman içi dinlenme yerleri ile endemik ve korunması gereken nadir ekosistem alanlarına isabet eden maden işletme, tesis ve altyapı tesisi izin müracaatları ile muhafaza ormanlarındaki ruhsat talepleri bölge müdürlüğünce müracaat evrakı ve düzenlenen tutanak ile birlikte Genel Müdürlüğe gönderilir. Talebin bir kısmının Değerlendirme Komisyonunca değerlendirilmesi gerektiği durumlarda talep bir bütün olarak ele alınır." düzenlemesi, "Değerlendirme komisyonu" başlıklı 16. maddesinde ise,"... (3) "Değerlendirme Komisyonunun görevleri; a) Muhafaza ormanları, gen koruma alanları, tohum meşcereleri, orman içi dinlenme yerleri ile endemik ve korunması gereken nadir ekosistem alanlarına isabet eden maden işletme, tesis ve altyapı tesisi izin müracaatlarını, b) Muhafaza ormanlarındaki ruhsat taleplerini, c) Verilecek izinlerle ilgili mevzuatta açık hüküm bulunmayan hususları, değerlendirmektir. (4) "Değerlendirme Komisyonunca uygun bulunan müracaatlar Bakan onayına sunulur, onayı takiben bölge müdürlüğü tarafından izin raporu düzenlenerek izin verilir." düzenlemesi yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralı, 282. maddesinde "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." kuralı bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenlemenin ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden kaynaklandığı kuşkusuzdur. Anayasa'nın 169. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi maddenin birinci fıkrası doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden biri olan ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için Devlete gereken tedbirleri alıp kanun koymayı ve bütün ormanların gözetimi ödevini getirmektedir. (ANYM., 13/09/2000 tarih ve E:2000/14, K:2000/21 sayılı kararı) Ormanlık alanda verilen izne konu edilen kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki kamu yararının karşılaştırılmasının yapılması zorunluluğu Anayasa'nın 169. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez." hükmünden kaynaklanmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 22/11/2007 tarih ve E:2004/67, K:2007/83 tarihli kararında; zaruret halinin, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı bulunmaması durumu olarak anlaşılması gerektiği vurgulanmaktadır. Dava konusu olayda, bu sahada ilk kez izin talebinde bulunulmadığı, daha evvelden davacıya 422.970,66 m2 izin verildiği; davacının ilâveten 25.249,25 m² ormanlık alanı daha kullanmak istediği, şayet davacıya talebe konu izin verilirse, davacının toplam 448.219,25 m² orman sahasında madencilik faaliyeti yapacağı anlaşılmaktadır. Dava konusu edilen orman izni verilmemesine ilişkin işlem hakkında, davalı idarenin sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğü yönündeki iddiaları ile 14/04/2022 tarihli "İzin İrtifak Daire Başkanlığı 16 ncı Madde Bilgi Notu" başlıklı rapor içeriğinde, davaya konu sahanın işletme şekli koru işletme sınıfı, ağaç cinsi kızılçam, kesilecek ağaç miktarının belirtilmediği, 08/04/2022 tarihli Değerlendirme Formunda ise talep sahasının yasaklı ya da kısıtlı alanların hiçbirinde kalmadığı ve talebin değerlendrmeye alınmasında sakınca bulunmadığına dair görüş beyan edildiği görülmüştür. Bir ormanlık sahanın kullanılmasında; gerek ilk izinlerde, gerekse ilk izinlerden sonraki izinlerde, gerekse ilâve/ek saha izinlerinde idare konuyu değerlendirip; izin verme yahut vermeme yönünde bir işlem tesis etmektedir. Zîra mevzuat, her izin talebinde bu hususun idarece ayrıca değerlendirilmesini öngörmüştür. Dava konusu saha, ilâve/ek saha kullanımına ilişkindir. Olayda; davalı idarenin kamu yararı kavramını sadece münferit alan bazlı ve mahallî ölçekte değil; ülke geneli orman varlığı bakımından, ülke genelindeki bütün orman sahaları ölçeğinde ve kezâ ülke genelindeki ormanlık sahaların başka maksatlarla kullanım durumlarını göz önünde tutarak değerlendirdiği; neticede bu sahada madencilik faaliyeti yapılması yerine, bu sahanın ormanlık alan olarak devam etmesinde kamu yararı görmüştür. Dolayısıyla idarenin; tabiat, toplum, çevre ve insan sağlığını ilgilendiren ormanların korunmasını amaçlayarak, izin talep edilen sahanın orman olarak kullanılmasında (devamında) fayda görerek bu alan için izin vermediği anlaşılmaktadır. Bu duruma istinaden, söz konusu sahaya izin verilirken, ülke ve bölge orman varlığı ve bu orman varlığının başka maksatlarla kullanım durumları birlikte göz önünde bulundurularak bölge ormanlarının; bu güne kadarki tahrip edilme oranı, ileride tahrip edilecek alanı, vejetasyon durumu, üreme durumu, yutak alanı olma niteliği, biyokütle kayıp oranı, bölge ormanlarının ve arazinin peyzaj durumunun bir bütün olarak değerlendirilerek; toplamda 2.188.247,32 m² alanda madencilik yapılmasının orman varlığı bakımından kamu menfaati varsa izin verilmesi, yapılmamasında orman varlığı bakımından kamu menfaati varsa izin verilmemesi yönünde işlem tesis edilmesi gerekmektedir. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, kamu yararı sağlayan iki etkinlikten hangisinde “kamu yararının” daha çok olduğunun, hukuksal anlamda “üstün kamu yararının” hangisinde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle izin işleminde ormanların devamlılığının sağlayacağı kamu yararı ile madencilik iznine ait kamu yararı kıyaslamasında "üstün kamu yararı" kavramının değerlendirilmesi uygun olacaktır. Bu durumda; orman izni verilmesinde kamu yararı karşılaştırması ve faaliyetin söz konusu saha dışında yapılmasının mümkün olmadığına dair zaruret halinin varlığına ilişkin somut tespitlere yer verilmesi ve söz konusu sahanın bulunduğu yerin orman niteliğinin, meşcere örtüsünün kapalılık durumunun dikkate alınması suretiyle bölge ormanlarına dair yukarıda yer verilen hususların da açıklanarak, keşif bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilerek tartışılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararında hukukî isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla; eksik incelemeye dayalı olarak, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyiz istemlerine konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 26/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.