Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2023/4492 E. 2026/1173 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2023/4492
Karar No
2026/1173
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4492 Karar No : 2026/1173

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Mermer Sanayi A. Ş. VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Konya ili Bozkır ilçesi hudutlarında bulunan İR: ... numaralı II B Grubu (mermer) ruhsat sahasında toplam 62.857,42 m²'lik alanda işletme ve altyapı tesis izni (orman izni) verilmesi isteminin reddine ilişkin Orman Genel Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirkete izin verilmemesine ilişkin olarak izin verilmesinde mevzuat açısından sakınca bulunduğuna ilişkin somut bir bilgi ve belgenin dosya kapsamına sunulamadığı, bu itibarla, dava konusu işlemin hukuki ve teknik yönlerden somut bir gerekçesinin bulunmadığı, ayrıca davacı şirketin faaliyeti kapsamında doğayı ve ormanları tahrip edeceğine ya da çevreye zarar vereceğine ilişkin herhangi bir tespitin bulunmadığı, kaldı ki mevzuat hükümlerinde de belirtildiği üzere davacı şirketin orman sahasında madencilik faaliyetini tamamladıktan sonra sahayı rehabilite etme yükümlülüğü bulunduğu ve davalı idarenin her zaman gerekli denetimi yaparak, davacı şirketin bu rehabilitasyonu yapmaması ya da izne aykırı faaliyette bulunması halinde her türlü yaptırımı ve tedbiri uygulama yetkisinin bulunduğu, mevzuata uygun olmak kaydıyla doğal kaynakların çıkarılarak toplum ihtiyaçlarına sunulmasında kamu yararı mevcut olduğu, bu kapsamda somut ve hukuken kabul edilebilir bir gerekçeye dayanmayan dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, bununla birlikte, Mahkemenin işbu kararı, davacının işletme ve altyapı tesis izni (orman izni) verilmesi talebinin doğrudan kabulü sonucu doğurmayacağı, davalı idare tarafından davacının başvurusunun ilgili mevzuatta yer alan hükümler doğrultusunda usulüne uygun olarak değerlendirildikten sonra somut ve hukuken kabul edilebilir bir gerekçeye dayanarak yeni bir işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, ormanlık sahanın ormancılık bakımından değerlendirilmesi mevcut bitki örtüsünün korunması ve orman varlığının artırılması bakımından mevcut haliyle korunmasının zaruri olduğu, Anayasanın 16 uncu maddesi İle ormanların anayasal koruma altına alındığı, ormanların korunmasının büyük önem arz ettiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, temyiz iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı tarafından, Konya ili Bozkır ilçesi hudutlarında bulunan İR: ... numaralı II B grubu (mermer) ruhsat sahasında toplam 62.857,42 m²lik alanda işletme ve altyapı tesis izni (orman izni) verilmesi istemiyle idareye başvuruda bulunulduğu, başvuru neticesinde söz konusu sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğü, izin verilmesinde kamu yararı ve zarureti görülmediğinden talebin uygun değerlendirilmediğine ilişkin Orman Genel Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı işleminin tesis edilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle de bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: 3213 sayılı Maden Kanunu'nun, (dava konusu işlem tarihindeki haliyle) "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinde; "(...) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir. (...)" düzenlemesine yer verilmiştir. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (dava konusu işlem tarihindeki haliyle) 16. maddesinin 1. fıkrasında; "Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmaz." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunun ve 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren mülga Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin, "İnceleme ve Değerlendirme" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Bölge müdürlüğü yapılan müracaatı öncelikle evrak üzerinde inceler, eksiklikler varsa, on işgünü içinde müracaat sahibine bildirir. Eksiklikler tamamlanıncaya kadar talep değerlendirmeye alınmaz. Evrakın tam olması halinde heyet tarafından arazi üzerinde gerekli incelemeler yapılarak, talebin Devlet ormanlarına isabet eden kısımları için ön izin veya kesin izin raporu düzenlenir. (...) (3) Değerlendirme Komisyonunun görev alanındaki; muhafaza ormanları, gen koruma alanları, tohum meşcereleri, orman içi dinlenme yerleri ile endemik ve korunması gereken nadir ekosistem alanlarına isabet eden maden işletme, tesis ve altyapı tesisi izin müracaatları ile muhafaza ormanlarındaki ruhsat talepleri bölge müdürlüğünce müracaat evrakı ve düzenlenen tutanak ile birlikte Genel Müdürlüğe gönderilir. Talebin bir kısmının Değerlendirme Komisyonunca değerlendirilmesi gerektiği durumlarda talep bir bütün olarak ele alınır." düzenlemesi, "Değerlendirme komisyonu" başlıklı 16. maddesinde ise,"... (3) "Değerlendirme Komisyonunun görevleri; a) Muhafaza ormanları, gen koruma alanları, tohum meşcereleri, orman içi dinlenme yerleri ile endemik ve korunması gereken nadir ekosistem alanlarına isabet eden maden işletme, tesis ve altyapı tesisi izin müracaatlarını, b) Muhafaza ormanlarındaki ruhsat taleplerini, c) Verilecek izinlerle ilgili mevzuatta açık hüküm bulunmayan hususları, değerlendirmektir. (4) "Değerlendirme Komisyonunca uygun bulunan müracaatlar Bakan onayına sunulur, onayı takiben bölge müdürlüğü tarafından izin raporu düzenlenerek izin verilir." düzenlemesi yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralı, 282. maddesinde "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." kuralı bulunmaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenlemenin ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden kaynaklandığı kuşkusuzdur. Anayasa'nın 169. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi maddenin birinci fıkrası doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden biri olan ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için Devlete gereken tedbirleri alıp kanun koymayı ve bütün ormanların gözetimi ödevini getirmektedir. (ANYM., 13/09/2000 tarih ve E:2000/14, K:2000/21 sayılı kararı) Ormanlık alanda verilen izne konu edilen kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki kamu yararının karşılaştırılmasının yapılması zorunluluğu Anayasa'nın 169. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez." hükmünden kaynaklanmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 22/11/2007 tarih ve E:2004/67, K:2007/83 tarihli kararında; zaruret halinin, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı bulunmaması durumu olarak anlaşılması gerektiği vurgulanmaktadır. Uyuşmazlıkta davacının davaya konu ormanlık saha kullanım izni talebi, sahanın orman olarak kullanılmasında kamu yararı görüldüğü ve bu alanın davacının kullanması için zarurî olmadığından bahisle, davacıya izin verilmesinde kamu yararı bulunmadığı belirtilerek reddedilmiştir. Dolayısıyla idarenin; tabiat, toplum, çevre ve insan sağlığını ilgilendiren ormanların korunmasını amaçlayarak, izin talep edilen sahanın orman olarak kullanılmasında (devamında) fayda görerek bu alan için izin vermediği anlaşılmaktadır. Bu duruma istinaden, söz konusu sahaya izin verilirken, ülke ve bölge orman varlığı ve bu orman varlığının başka maksatlarla kullanım durumları birlikte göz önünde bulundurularak bölge ormanlarının; bu güne kadarki tahrip edilme oranı, ileride tahrip edilecek alanı, vejetasyon durumu, üreme durumu, yutak alanı olma niteliği, biyokütle kayıp oranı, bölge ormanlarının ve arazinin peyzaj durumunun bir bütün olarak değerlendirilerek; toplamda 62.857,42 m² alanda madencilik yapılmasının orman varlığı bakımından kamu menfaati varsa izin verilmesi, yapılmamasında orman varlığı bakımından kamu menfaati varsa izin verilmemesi yönünde işlem tesis edilmesi gerekmektedir. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, kamu yararı sağlayan iki etkinlikten hangisinde “kamu yararının” daha çok olduğunun, hukuksal anlamda “üstün kamu yararının” hangisinde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle izin işleminde ormanların devamlılığının sağlayacağı kamu yararı ile madencilik iznine ait kamu yararı kıyaslamasında "üstün kamu yararı" kavramının değerlendirilmesi uygun olacaktır. Bu durumda; orman izni verilmesinde kamu yararı karşılaştırması ve faaliyetin söz konusu saha dışında yapılmasının mümkün olmadığına dair zaruret halinin varlığına ilişkin somut tespitlere yer verilmesi ve söz konusu sahanın bulunduğu yerin orman niteliğinin, meşcere örtüsünün kapalılık durumunun dikkate alınması suretiyle bölge ormanlarına dair yukarıda yer verilen hususların da açıklanarak, keşif bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilerek tartışılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararında hukukî isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 26/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2023/4492, K. 2026/1173, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2023-4492-e-2026-1173-k-d128c71f6e63