Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2025/6613 E. 2026/1235 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2025/6613
Karar No
2026/1235
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2025/6613 Karar No : 2026/1235

DAVACI : ... Derneği VEKİLİ : Av. ...

DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ...

2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacı dernek tarafından, 24/12/2019 tarih ve 1900 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla, 25/12/2019 tarih ve 30989 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Artvin İli, Murgul İlçesi'nin ... Köyü'nün 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11'inci maddesi gereğince tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul Belediyesi'ne katılmasına dair kararın iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :... köyü ile Murgul ilçesi arasındaki mesafenin 10 km olduğu, Murgul ilçe merkezi ile ... Köyü tüzel kişiliğinin merkezi arasında yaklaşık olarak 500-600 metrelik bir kot farkı bulunduğu, Mevcut olan bu kot farkından ötürü imar yahut alt yapı hizmetlerinin bir arada yürütülmesini gerektirecek bir neden bulunmadığı, bu nedenle coğrafi şartlar gereği ... Köyü tüzel kişiliğinin sonlandırılıp Murgul İlçesi Belediyesi'ne katılmasının yerel yönetim açısından sorunlar doğuracağı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali istenmiştir.

DAVALILARIN SAVUNMAS :Davalı Cumhurbaşkanlığı'nın Savunması: 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11. Maddesine göre, genel imar düzeni veya temel altyapı hizmetlerinin gerekli kılması halinde tüzel kişiliğin sona erdirilebileceği, dava konusu işlemin anılan maddeye uygun şekilde tesis edildiği savunulmaktadır.

Davalı Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın Savunması : ... Köyü'nün tüzel kişiliği kaldırılarak belediyecilik hizmetlerinin burada yaşayan vatandaşlara daha sağlıklı ulaşması, genel imar düzeni ve kaçak yapılaşmanın önlenmesi, temel alt yapı eksikliklerinin giderilerek bu hizmetlerin daha verimli hale getirilmesi, turizme yönelik yatırım yapılması gibi hizmetlerin verilmesi sağlanmıştır. Mevzuatta yer alan şartların sağlanması ve yasal prosedürün uygulanması üzerine söz konusu köyün tüzel kişiliği kaldırılmış ve Murgul Belediyesine katılması sağlanmıştır. Hukuka ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edilen 24/12/2019 tarih ve 1900 sayılı Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi gerekmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine göre Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine ısrar olanağı tanınmadığından ve Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları'nın kararlarına uyulması mecburi olduğundan Kurul kararında belirtilen gerekçeyle dava konusu Cumhurbaşkanı kararının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; Damarı Koruma ve Yaşatma Derneği tarafından, Artvin ili, Murgul ilçesine bağlı ... Köyünün 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11. maddesi gereğince tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul Belediyesine katılmasına ilişkin 25/12/2019 tarih ve 30989 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 24/12/2019 tarih ve 1900 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle Cumhurbaşkanlığı ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına karşı açılmıştır. Danıştay Sekizinci Dairesinin 02/04/2024 tarihli, E:2020/2035, K:2024/2024 sayılı kararıyla; "... Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden, 5393 sayılı Kanun'un 11. maddesinde öngörülen genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması gibi koşullar yönünden, Artvin ili, Murgul ilçesinin ... Köyünün tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul Belediyesine katılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararında hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Sekizinci Dairenin yukarıda yer verilen kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/09/2025 tarihli, E:2024/2217, K:2025/1681 sayılı kararıyla; "... Anayasa Mahkemesinin 04/06/2024 tarih ve 32566 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 07/12/2023 tarih ve E:2018/117, K:2023/212 sayılı kararıyla, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 200. maddesinin (b) bendiyle 5393 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…Danıştayın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine müşterek kararname…” ibaresinin “…Cumhurbaşkanı kararı…” şeklinde değiştirilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiği; anılan iptal kararı üzerine 18/06/2025 tarih ve 7551 sayılı Kanun'la 5393 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinin "Meskûn sahası, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına, 5.000 metreden daha yakın duruma gelen belediye ve köylerin tüzel kişiliği; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda kaldırılarak bu belediyeye katılır.” şeklinde yeniden düzenlendiği; bu durumda; Danıştay Sekizinci Dairesince, 04/06/2024 tarih ve 32566 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı ve bu karar neticesinde oluşan yeni hukuki durum değerlendirilmek suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerektiği... " gerekçesiyle bozulmuştur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 2575 sayılı Danıştay Kanununun 38. maddesinde; İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği hükmü getirilirken; 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 4. fıkrasında; ilk derece mahkemelerine aynı kanunda, bozmaya uymayarak eski kararında tanınan ısrar yetkisi, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde tanınmamıştır. Bu itibarla; İdari Dava Daireleri Kurulunun bahse konu kararına uymak suretiyle, yeni hukuki durum değerlendirilmek suretiyle işin esasını incelemek gerekmektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi" başlıklı 11. Maddesinin birinci fıkrası, "Meskûn sahası, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına, 5.000 metreden daha yakın duruma gelen belediye ve köylerin tüzel kişiliği; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda, Danıştayın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine müşterek kararname ile kaldırılarak bu belediyeye katılır. Tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin mahalleleri, katıldıkları belediyenin mahalleleri hâline gelir. Tüzel kişiliği kaldırılan belediye ile köylerin taşınır ve taşınmaz mal, hak, alacak ve borçları katıldıkları belediyeye intikal eder." şeklinde iken fıkranın birinci cümlesinde yer alan “…Danıştayın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine müşterek kararname…” ibaresi 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 200. maddesinin (b) bendi ile “…Cumhurbaşkanı kararı…” şeklinde değiştirilmiştir. İşbu dava devam ederken, Anayasa Mahkemesinin 04/06/2024 tarih ve 32566 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 07/12/2023 tarih ve E:2018/117, K:2023/212 sayılı kararıyla, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 200. maddesinin (b) bendiyle 5393 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…Danıştayın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine müşterek kararname…” ibaresinin “…Cumhurbaşkanı kararı…” şeklinde değiştirilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Anılan Kararda; "1561. KHK’nın 200. maddesinin (a) bendiyle 5393 sayılı Kanun’un 4. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında yapılan değişikliklerle ilgili içerik yönünden yapılan denetimde açıklanan gerekçeler dava konusu kurallar bakımından da geçerlidir. 1562. Belediye ve köylerin tüzel kişiliğinin kaldırılmasında, belediyelerin köye dönüştürülmesinde Cumhurbaşkanı’nı yetkili kılan ve tüzel kişiliğin kaldırılması sonucu tüzel kişiliği ilk mahallî idare seçimlerine kadar devam edecek olan belediye ve köylerde, Cumhurbaşkanı kararının yayımlandığı tarihten itibaren yeni nazım ve uygulama planı yapılmayacağını öngören kurallar Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasıyla bağdaşmamaktadır. 1563. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 123. maddesine aykırıdır. İptalleri gerekir." gerekçesine yer verilmiş olup atıf yapılan iptal gerekçesi ise; “1543. Anayasa'nın “Mahalli idareler” başlıklı 127. maddesinin birinci fıkrasında mahallî idarelerin; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, yine kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileri olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla belediye Türk idari teşkilatı içinde yer alan bir birim olarak doğrudan Anayasa ile oluşturulmuştur. Başka bir ifadeyle belediye, anayasal bir kurum olup kamu tüzel kişiliğini de bizzat ve doğrudan Anayasa’dan almaktadır. 1544. Anayasa’nın 123. maddesinde “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur.” denilmektedir. Buna göre kamu tüzelkişiliği ancak kanunla ya da CBK’yla kurulabilir. Aynı şekilde bir kamu tüzelkişiliği ancak kanunla ya da CBK ile kaldırılır. 1545. Kanun’un 4. maddesinin beşinci fıkrasında dava konusu kuralla yapılan değişiklikle köylerin veya muhtelif köy kısımlarının birleşmesi suretiyle belediyelerin kurulmasında tek başına Cumhurbaşkanı kararı yeterli görülmüştür. Yine maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle yeni iskân nedeniyle oluşturulan bir yerleşim yerinde kurulacak belediyeler yönünden İçişleri Bakanlığının önerisi aranmamakta ve müşterek kararname usulü yerine Cumhurbaşkanı kararı yeterli görülmektedir. 1546. Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kamu tüzelkişiliğinin, kanunla veya CBK ile kurulacağı şeklindeki düzenleme kamu tüzelkişiliğine sahip belediyelerin kuruluşu bakımından da geçerlidir. Diğer bir ifadeyle belediyelerin de kanunla veya CBK ile kurulması zorunludur. Bu itibarla Cumhurbaşkanı kararıyla belediye kurulmasına imkân tanıyan kurallar, Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasıyla bağdaşmamaktadır. 1547. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 123. maddesine aykırıdır. İptali gerekir." şeklindedir. Anılan iptal kararı üzerine 18/06/2025 tarih ve 7551 sayılı Kanun'la 5393 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesi "Meskûn sahası, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına, 5.000 metreden daha yakın duruma gelen belediye ve köylerin tüzel kişiliği; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda kaldırılarak bu belediyeye katılır.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Yeni düzenleme ile dava konusu işlemin dayanağı Kanun hükmü; tam olarak eski şeklinde düzenlenmemiş ise de; Anayasa mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda, köy tüzel kişiliğinin belediyeye katılmasının Cumhurbaşkanı kararıyla yapılacağı yolundaki ifade metinden çıkartılarak; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda köy tüzel kişiliğinin kaldırılarak belediyeye katılması belirtilmiş ki; bu şekildeki düzenleme ile; bilimsel ve teknik inceleme sonucunda böyle bir zorunluluk olup olmadığının ortaya konulması gerektiği de açıktır. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında temel kural derhal etki kuralıdır. Buna göre iptal kararları derdest davalara derhal uygulanmaktadır. Bu kuralın istisnası kazanılmış haktır. Yargıtay ve Danıştayın yerleşmiş içtihadı, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının derhal etkisini kabul etmektedir. İçtihatlarda, Anayasa hükümlerinin bir arada değerlendirmesi sonucu iptal kararlarının yargılama aşamasında görülmekte olan tüm davalara derhal uygulanması gerektiği belirtilirken, iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesi kapsamında kesin hüküm halini alan kararlar ve kazanılmış hakların korunmasıyla sınırlandırılmaktadır. Yargılamanın her aşamasında Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının derhal etki doğurmasıyla ilgili Yüksek mahkemelerin gerekçelerinde bu duruma açıkça değinilmiştir. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 30.10.2013 tarihli ve 2010/2292 E., 2013/366 K. sayılı kararında “(...) Anayasa’nın 153. Maddesinde yer alan ve iptal karalarının geriye yürümezliğine ilişkin bulunan kural, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasına veya toplum huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup bu kuralın mutlak anlamda anlaşılıp uygulanmayacağı; özellikle bir davaya bakmakta mahkeme tarafından itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülen konularda uygulanmasının mümkün olmadığını, aksi halde Anayasa’nın 152 maddesinde düzenlenmiş olan “Anayasa’ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi (itiraz) yolunun hukuk ve uygulama yönünden sonuçsuz kalacağı…” belirtilmiştir. Yine; Danıştay 11. Dairesi’nin 17.02.2016 tarihli ve 2016/223 E., 2016/583 K. sayılı kararında; “…Anayasa’nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan, doğumu anında hukuka uygun olarak tamamlanmış ve böylece kişiye özgü, lehe sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği veya işlemin geri alınması gibi nedenlere rağmen, hukuk düzenince korunması gereken haklara yönelik olup, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş bir düzenlemeyle ilgili uyuşmazlıkların, Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa’nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecektir...” şeklinde tespitte bulunulmuştur. Bu halde; yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesinin "iptal" kararı ile dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının yasal dayanağı ortadan kalkmış olduğundan ve yeni düzenleme de Anayasa Mahkemesi kararına uygun olduğundan; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Artvin İli, Murgul İlçesine bağlı ... Köyünün tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul Belediyesine katılmasına dair 24/12/2019 tarih ve 1900 sayılı Cumhurbaşkanı kararınım iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince; Dairemizin 02/04/2024 tarih ve E:2020/2035, K:2024/2024 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 17/09/2025 günlü ve 2024/2217, K:2025/1681 sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmesi üzerine, 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. ve 49. maddeleri uyarınca dosyanın yeniden incelenmek suretiyle gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Murgul Belediye Başkanlığı tarafından Artvin Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne verilen ... tarih ve ... sayılı dilekçede, Artvin ili, Murgul ilçesi, ... Köyünün tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul Belediyesi sınırlarına katılması talep edilmiştir. Artvin Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yazılan... tarih ve ... sayılı yazıda, ... Köyünün genel imar düzeni veya temel altyapı eksikliklerinin giderilmesi gözetildiğinde katılımın uygun olacağı belirtilmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, ... Köyünün 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11. maddesi gereğince tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul Belediyesine katılmasına ilişkin 05/12/2019 tarih ve 287893 sayılı teklif yazısı Cumhurbaşkanlığına gönderilmiştir. Bunun üzerine dava konusu 24/12/2019 tarih ve 1900 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı alınmıştır. Dairemizin 02/04/2024 tarih ve E:2020/2035, K:2024/2024 sayılı davanın reddine ilişkin karar, Danıştay idari Dava Daireleri Kurulunun 17/09/2025 günlü ve 2024/2217, K:2025/1681 sayılı kararı ile bozulmuştur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Temyiz' başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 'İdari ve vergi dava daireleri kurullarının görevleri' başlıklı 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği; 2577 sayılı Kanun'un 'Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar' başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında da, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı kurala bağlanmıştır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması durumunda ısrar olanağı tanınmamıştır. Bu nedenle, bozma kararı göz önünde bulundurularak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın "İdarenin bütünlüğü ve kamu tüzelkişiliği" başlıklı 123. maddesinde “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur.” hükmü yer almaktadır. Anayasa'nın "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinin birinci fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesinin kararlarının kesin olduğu; üçüncü fıkrasında, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, bu tarihin, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemeyeceği; beşinci fıkrasında, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği; altıncı fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı hükümlerine yer verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun "Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi" başlıklı 11. maddesinde, belediye ve köy tüzel kişiliğinin sona erdirilmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş; maddenin 1. fıkrası “Meskûn sahası, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına, 5.000 metreden daha yakın duruma gelen belediye ve köylerin tüzel kişiliği; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda, Danıştayın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine müşterek kararname ile kaldırılarak bu belediyeye katılır. Tüzel kişiliği kaldırılan belediyenin mahalleleri, katıldıkları belediyenin mahalleleri hâline gelir. Tüzel kişiliği kaldırılan belediye ile köylerin taşınır ve taşınmaz mal, hak, alacak ve borçları katıldıkları belediyeye intikal eder.” şeklinde iken fıkranın birinci cümlesinde yer alan “…Danıştayın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine müşterek kararname…” ibaresi 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 200. maddesinin (b) bendi ile “…Cumhurbaşkanı kararı…” şeklinde değiştirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa Mahkemesinin 04/06/2024 tarih ve 32566 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 07/12/2023 tarih ve E:2018/117, K:2023/212 sayılı kararıyla, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 200. maddesinin (b) bendiyle 5393 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…Danıştayın görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine müşterek kararname…” ibaresinin “…Cumhurbaşkanı kararı…” şeklinde değiştirilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Kararda; "1561. KHK’nın 200. maddesinin (a) bendiyle 5393 sayılı Kanun’un 4. maddesinin beşinci ve altıncı fıkralarında yapılan değişikliklerle ilgili içerik yönünden yapılan denetimde açıklanan gerekçeler dava konusu kurallar bakımından da geçerlidir. 1562. Belediye ve köylerin tüzel kişiliğinin kaldırılmasında, belediyelerin köye dönüştürülmesinde Cumhurbaşkanı’nı yetkili kılan ve tüzel kişiliğin kaldırılması sonucu tüzel kişiliği ilk mahallî idare seçimlerine kadar devam edecek olan belediye ve köylerde, Cumhurbaşkanı kararının yayımlandığı tarihten itibaren yeni nazım ve uygulama planı yapılmayacağını öngören kurallar Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasıyla bağdaşmamaktadır. 1563. Açıklanan nedenlerle kurallar Anayasa’nın 123. maddesine aykırıdır. İptalleri gerekir." gerekçesine yer verilmiş olup atıf yapılan iptal gerekçesi ise, “1543. Anayasa'nın “Mahalli idareler” başlıklı 127. maddesinin birinci fıkrasında mahallî idarelerin; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, yine kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileri olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla belediye Türk idari teşkilatı içinde yer alan bir birim olarak doğrudan Anayasa ile oluşturulmuştur. Başka bir ifadeyle belediye, anayasal bir kurum olup kamu tüzel kişiliğini de bizzat ve doğrudan Anayasa’dan almaktadır. 1544. Anayasa’nın 123. maddesinde “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri, merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur.” denilmektedir. Buna göre kamu tüzelkişiliği ancak kanunla ya da CBK’yla kurulabilir. Aynı şekilde bir kamu tüzelkişiliği ancak kanunla ya da CBK ile kaldırılır. 1545. Kanun’un 4. maddesinin beşinci fıkrasında dava konusu kuralla yapılan değişiklikle köylerin veya muhtelif köy kısımlarının birleşmesi suretiyle belediyelerin kurulmasında tek başına Cumhurbaşkanı kararı yeterli görülmüştür. Yine maddenin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle yeni iskân nedeniyle oluşturulan bir yerleşim yerinde kurulacak belediyeler yönünden İçişleri Bakanlığının önerisi aranmamakta ve müşterek kararname usulü yerine Cumhurbaşkanı kararı yeterli görülmektedir. 1546. Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan kamu tüzelkişiliğinin, kanunla veya CBK ile kurulacağı şeklindeki düzenleme kamu tüzelkişiliğine sahip belediyelerin kuruluşu bakımından da geçerlidir. Diğer bir ifadeyle belediyelerin de kanunla veya CBK ile kurulması zorunludur. Bu itibarla Cumhurbaşkanı kararıyla belediye kurulmasına imkân tanıyan kurallar, Anayasa’nın 123. maddesinin üçüncü fıkrasıyla bağdaşmamaktadır. 1547. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 123. maddesine aykırıdır. İptali gerekir." şeklindedir. Buna göre; Anayasa Mahkemesi tarafından 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen "Cumhurbaşkanı kararı" ile belediye veya köy tüzel kişiliğinin kaldırılmasına ilişkin düzenlemenin Anayasa’nın 123. maddesinin 3. fıkrasında yer alan kamu tüzel kişiliğinin ancak kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kurulmasını/kaldırılmasını öngören hükme aykırı olması nedeniyle iptal edildiği anlaşılmaktadır. Anılan iptal kararı üzerine 18/06/2025 tarih ve 7551 sayılı Kanun'la 5393 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesi "Meskûn sahası, bağlı olduğu il veya ilçe belediyesi ile nüfusu 50.000 ve üzerinde olan bir belediyenin sınırına, 5.000 metreden daha yakın duruma gelen belediye ve köylerin tüzel kişiliği; genel imar düzeni veya temel alt yapı hizmetlerinin gerekli kılması durumunda kaldırılarak bu belediyeye katılır.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesince bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının dayanağını oluşturan 5393 sayılı Kanun’un 11. maddesinde yer alan “Cumhurbaşkanı kararı” ibaresi, Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olup, bu iptal kararıyla birlikte söz konusu düzenlemede yer alan ifade kanun metninden çıkarılmıştır. Dolayısıyla, köy tüzel kişiliğinin kaldırılarak, köyün belediyeye katılmasına ilişkin işlemin Cumhurbaşkanı kararıyla tesis edilmesine imkan tanıyan yasal dayanak ortadan kalkmıştır. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan idarenin kanuniliği ilkesi uyarınca, idari işlemlerin mutlaka geçerli bir yasal dayanağa dayanması gerekmektedir. Bu halde; yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesinin "iptal" kararı ile dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının yasal dayanağı ortadan kalkmış olduğundan ve yeni düzenleme de Anayasa Mahkemesi kararına uygun olduğundan; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu durumda, Artvin İli, Murgul İlçesine bağlı ... Köyünün tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul Belediyesine katılmasına dair 24/12/2019 tarih ve 1900 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali gerekmektedir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 25/12/2019 tarih ve 30989 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Artvin İli, Murgul İlçesi'nin ... Köyü'nün 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 11'inci maddesi gereğince tüzel kişiliğinin kaldırılarak Murgul Belediyesi'ne katılmasına dair 24/12/2019 tarih ve 1900 sayılı Cumhurbaşkanı kararının İPTALİNE, 2. Dava iptal ile sonuçlandığından ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 03/03/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2025/6613, K. 2026/1235, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2025-6613-e-2026-1235-k-0bdebb619592