Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2023/5357 E. 2026/1221 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2023/5357
- Karar No
- 2026/1221
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/5357 Karar No : 2026/1221
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI): ... Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... San. ve Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, sahibi olduğu ... sayılı ruhsatla faaliyet gösterdiği Kastamonu ili, Devrekani ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde 2-(b) grubu mermer cinsi maden sahasında, toplam 85.203,96 m2'lik maden işletme ve altyapı tesis alanı izni verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin davalı idarenin ... tarih ve E-... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen...tarih ve E:..., K... sayılı kararda; davacı şirketin 2017 yılından itibaren Kastamonu ili, Devrekani ilçesi, ... Köyü sınırları içerisindeki II-(b) grubu mermer madeni istihsal faaliyetinde bulunduğu, söz konusu alana ilişkin Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen ... sayılı işletme ruhsatının 99,97 hektar genişliğinde bir alanda 12/01/2017-12/01/2027 tarihleri arasında geçerli olduğu, halihazırda bu alanın 36,27 hektarlık kısmı için işletme izni verildiği, davacı şirketin toplam 85.203,96 m² lik alanda maden işletme ve altyapı tesis alanı izni verilmesi istemiyle yapılan başvurunun davalı idarenin ... tarihli ve ... sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığının anlaşıldığı, uyuşmazlık konusu olayda; davacı şirket tarafından, toplam 85.203,96 m² lik alanda maden işletme ve altyapı tesis alanı izni verilmesi istemiyle yapılan başvuru üzerine, Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü Küre Orman İşletme Müdürlüğü Şenlik Orman İşletme Şefliğince yerinde ve evrak üzerinde incelemeler yapıldıktan sonra işletme müdür yardımcısı, işletme şefi ve kadastro ve mülkiyet şefinden oluşan heyet tarafından düzenlenen... tarih ve E-... sayılı heyet onayında özetle; "... izin talebi Komisyonumuzca evrak ve arazi üzerinde incelenmiş olup, yapılmasında kamu yararı ve zaruret olduğu anlaşılan faaliyetle ilgili olarak, koordinatları ekte belirtilen saha için noter onaylı taahhütname verilmesi ve 330.129,68 TL+KDV arazi izin bedeli, 245.745,25 TL+KDV ağaçlandırma bedeli ve 70.877,85 TL teminat bedelinin ödenmesi şartıyla Orman Kanunu'nun 16'ncı maddesine göre Maden İşletme ve Altyapı Tesis izni verilmesinde sakınca olmadığına dair iş bu rapor tarafımızca düzenlenmiştir" şeklinde tespit ve kanaatlere yer verildiği, aynı heyetin 03/02/2021 tarihli tutanağında "... talep edilen altyapı tesislerinin ruhsat alanı içinde yapılması uygun ve yeterli alan bulunmadığı heyetimizce tespit edilmiş olup, stok alanının ruhsat alanı bitişiğinde izin verilmesi uygun görülmüştür." şeklinde tespit ve kanaatlere yer verildiği, bunun yanında Küre Orman İşletme Müdürlüğünün 08/04/2021 tarihli izin raporunda da benzer tespitlere yer verildiği, bu rapor ve tespitler esas alınarak ... Orman Bölge Müdürlüğünün ... tarihli ve E-... sayılı yazısı ile söz konusu maden sahasına ilişkin olarak 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 16. maddesine göre işletme ve altyapı izinlerinin verilmesinin uygun olduğunun değerlendirildiği ve herhangi bir sakınca bulunmadığının davalı idareye bildirildiği, bu itibarla, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerle, ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu olayda, bir çok rapor, tutanak ve bilgi notunda davacı şirketin faaliyet göstermek istediği alana ilişkin izin verilmesinde Orman Kanunu'nun 16. maddesine göre sakınca olmadığının belirtildiği, buna rağmen dava konusu orman izinlerinin verilmesi halinde orman sahasında ne gibi zararlar oluşturacağının somut bilgi ve belgeler ile ortaya konulamadığı, dava konusu işlemde "söz konusu sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğü ve izin verilmesinde kamu yararı görülmediği" belirtilerek talebin reddedildiği, söz konusu sahanın yeni bir maden sahası olmayıp davacı şirketin uzun yıllardır ilgili idarelerle birlikte davalı idarenin izni ve bilgisi dahilinde ruhsatlı olarak aynı alanda faaliyet gösterdiği hususları dikkate alındığında; davacı şirketin toplam 85.203,96 m2 lik maden işletme ve altyapı tesis alanı izni verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, maden ruhsatlarının ormanlık alana rastlaması halinde 6831 sayılı Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği gereğince taleplerin değerlendirildiği ve talebi uygun bulunanlara ruhsat süresi dikkate alınarak izin verildiği; ÇED, SİT, ruhsat vb. belgelerin alınmasının kesinlikle izin verileceği anlamına gelmediği, eski sahaya izin verilmesinin devamına izin verileceği anlamına gelmediği, talep edilen sahanın orman olarak kullanımının uygun görüldüğü, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Mahkemesince mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi üzerine sahanın orman olarak kullanılmasındaki kamu yararı ile davaya konu madenin çıkarılmasındaki kamu yararının kıyaslanması sonucunda üstün kamu yararının belirlenmesine ilişkin bir karar verilmesi gerektiğinden, netice itibarıyla eksik inceleme sonucunda verilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı şirketin 2017 yılından itibaren Kastamonu ili, Devrekani ilçesi, ... Köyü sınırları içerisindeki II-(b) grubu mermer madeni istihsal faaliyetinde bulunduğu, söz konusu alana ilişkin Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen ... sayılı işletme ruhsatının 99,97 hektar genişliğinde bir alanda 12/01/2017-12/01/2027 tarihleri arasında geçerli olduğu, halihazırda bu alanın 36,27 hektarlık kısmı için işletme izni verildiği, davacı şirketin toplam 85.203,96 m² lik alanda maden işletme ve altyapı tesis alanı izni verilmesi istemiyle yapılan başvurunun davalı idarenin ... tarihli ve E-... sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali talebiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 169. maddesinde; "Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz." amir hükmü bulunmaktadır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun (dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle) 7. maddesinin 4. fıkrasında, Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verileceği hükme bağlanmıştır. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle 16. maddesinde; ''Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmaz. Ruhsatname veya imtiyaz almış olanlarla, ruhsatname veya imtiyaz alacaklar, işe başlamadan evvel çalışma sahalarını orman idaresine haber vermeye ve ormana zarar gelebilecek hallerde, orman idaresinin göstereceği tedbirleri almaya ve yapmaya mecburdurlar. Madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her türlü yer, yol, bina ile tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir. Bu takdirde kullanım bedeli, kullanım süresi, yapılan bina ve tesislerin devri gibi hususlar genel hükümlere uygun olarak taraflarca tespit edilir. Madencilik faaliyetlerinin sona ermesi neticesinde idareye teslim edilen veya terk edilen doğal yapısı bozulmuş orman alanları rehabilite edilir. Rehabilite maksadı ile bu alanların orman yetiştirilmek üzere inşaat, yıkıntı ve hafriyat atıkları ile doldurularak ağaçlandırmaya hazır hale getirilmesi için büyükşehir mücavir alanlarında büyükşehir belediyelerine, diğer yerlerde ise il ve ilçe belediyelerine bedeli karşılığında izin verilebilir. Maddenin uygulanması ile ilgili tanım, şekil, şart ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.'' hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Orman Kanunu'nun 16'ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin ''Kesin İzin'' başlıklı 7. maddesinde; "(1) Bakanlıkça uygun görülenlere ruhsat süresi dikkate alınarak izin verilir. Ormanlık alandan verilen izin, müracaat sahibine tebliğ edilir. Tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde izin sahibinden teminat, bedeller ve onaylı taahhüt senedi istenir. Tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde bedellerin ödenmemesi, teminatın veya onaylı taahhüt senedinin verilmemesi halinde ise saha teslimi yapılmaz, her hangi bir bildirime gerek kalmaksızın izin iptal edilir. İptal işlemi ilgiliye bildirilir. Aynı yerle ilgili yeniden izin talep edilmesi yeni izin talebi olarak değerlendirilir. (2) Maden işletme izinlerinde, izin sahibi; izne konu alanı kapsayan işletme izin belgesini orman idaresine vermeden saha teslimi yapılmaz. (3) Madencilik faaliyetine başlanılmadan önce izin sahibine, maden işletme ile tesis izin alanları, maden stok alanı, pasa döküm alanı, verimli toprak depolama alanı ve atık barajı izin sahasının sınırlarının köşe noktalarına zeminden en az iki metre yükseklikte koordinat değerleri belirli sabit işaretler tesis ettirilir. İki nokta arası 25 metreden fazla olamaz. Sabit işaretler izin süresi ve rehabilite izleme sürecinde muhafaza edilir. Aksi halde madencilik faaliyetine müsaade edilmez. (...) (4) İzin verilmemesi halinde durum ilgiliye tebliğ edilir. (5) Ruhsat alanında maden arama, maden işletme veya hammadde üretimi için ormanlık alanlarda Bakanlıkça veya ormanlık alan dışında ilgili kurumlarca izin verilmiş ise, bu ruhsata dayalı olarak madencilik faaliyetleri için gerekli ve orman alanı içinde yapılması zorunlu tesislere ve altyapı tesislerine ruhsat alanı içinde, talep edilen altyapı tesislerinin ruhsat alanı içinde yapılması için uygun alan bulunulmadığının heyet tarafından tespit edilmesi halinde ruhsat alanı bitişiğinde izin verilebilir. (6) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca yol, köprü, baraj, gölet, liman gibi projelerin inşasında kullanılacak yapı ve inşaat hammaddelerinin üretimi için hammadde üretim izin belgesine dayanarak orman alanları içinde bu amaçla yapılacak işletme faaliyetleri, tesis ve altyapı tesislerine bu Yönetmelik hükümlerine göre izin verilir. (7) İzin başlangıç tarihi; izin olurunda izin başlangıç tarihi belirtilmemiş ise izin olurunun verildiği tarihtir. İzin süresinin tamamen veya kısmen uzatıldığı izinlerde izin başlangıç tarihi ilk iznin verildiği tarihtir. Farklı tarihlerde verilen izinlerin birlikte uzatılması halinde izin başlangıç tarihi yeni izin olur tarihidir." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Anayasa'nın 169. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi maddenin birinci fıkrası doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden biri olan ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için Devlete gereken tedbirleri alıp kanun koymayı ve bütün ormanların gözetimi ödevini getirmektedir. (ANYM., 13/09/2000 tarih ve E:2000/14, K:2000/21 sayılı kararı) Ormanlık alanda verilen izne konu edilen kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki kamu yararının karşılaştırılmasının yapılması zorunluluğu Anayasa'nın 169. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez." hükmünden kaynaklanmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 22/11/2007 tarih ve E:2004/67, K:2007/83 tarihli kararında; zaruret halinin, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı bulunmaması durumu olarak anlaşılması gerektiği vurgulanmaktadır. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, kamu yararı sağlayan iki etkinlikten hangisinde “kamu yararının” daha çok olduğunun, hukuksal anlamda “üstün kamu yararının” hangisinde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle izin işleminde ormanların devamlılığının sağlayacağı kamu yararı ile madencilik iznine ait kamu yararı kıyaslamasında "üstün kamu yararı" kavramının değerlendirilmesi uygun olacaktır. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ile birlikte dosyadaki belgelerin incelenmesi neticesinde; izin talebine konu olan ormanlık sahanın, davalı idare bünyesinde bulunan Küre Orman İşletme Müdürlüğü Şenlik Orman İşletme Şefliğince incelendiği ve heyet tarafından yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 08/04/2021 tarihli izin raporunda; kesilecek ağaç miktarının 21.35 olduğu, talep sahasının milli park, yaban hayatı korumu ve geliştirme sahası, turizm alanı, özel çevre koruma bölgesi, sit alanı gibi özel statü alanlar içinde kalmadığı, ormancılık çalışmaları açısından herhangi bir sakınca bulunmadığı, tohum meşceresi, gen koruma alanı, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin sınırları içerisinde kalmadığı, izin talep edilen altyapı ve tesis alanlarının orman dışında yapılmasının mümkün olmadığı, Orman Kanunu'nun 16. maddesine göre izin verilmesinde sakınca bulunmadığının belirtildiği ve bu rapor hükme esas alınmak suretiyle Kastamonu İdare Mahkemesince "... bir çok rapor, tutanak ve bilgi notunda davacı şirketin faaliyet göstermek istediği alana ilişkin izin verilmesinde Orman Kanunu'nun 16. maddesine göre sakınca olmadığının belirtildiği, buna rağmen dava konusu orman izinlerinin verilmesi halinde orman sahasında ne gibi zararlar oluşturacağının somut bilgi ve belgeler ile ortaya konulamadığı, dava konusu işlemde "söz konusu sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğü ve izin verilmesinde kamu yararı görülmediği" şeklinde genel geçer ifadelerle talebin reddedildiği, söz konusu sahanın yeni bir maden sahası olmayıp davacı şirketin uzun yıllardır ilgili idarelerle birlikte davalı idarenin izni ve bilgisi dahilinde ruhsatlı olarak aynı alanda faaliyet gösterdiği hususları dikkate alındığında; davacı şirketin toplam 85.203,96 m2 lik maden işletme ve altyapı tesis alanı izni verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği..." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir. Mahkeme kararına esas alınan izin raporu incelendiğinde ise, söz konusu raporda talep sahasının orman verimliliği ve orman kapalılık oranı hususlarında herhangi bir tespite yer verilmediği anlaşıldığından eksik değerlendirmeler içerdiği, alanda ilk defa izin verileceğinden uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için, orman haritası ve mevcut durum gözetilerek, meşcere tipi ve kapalılık durumu da dikkate alınarak talep sahasının orman verimliliği ve orman kapalılık oranı hususlarında keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir. Yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde; izin talep edilen sahadaki orman bütünlüğü ve verimliliği, alandaki ağaç yoğunluğu, kapalılık oranı, verimli orman alanı olup olmadığı dikkate alınarak izin verilmesi halinde ormanlık alanın parçalanıp parçalanmayacağı, ekosistem bütünlüğü ile kesilecek ağaç miktarları yönünden, madencilik faaliyetlerinin yürütülmesindeki kamu yararı ile söz konusu alanın orman olarak kalmasındaki kamu yararı arasındaki denge (üstün kamu yararı) karşılaştırılarak, ayrıca uyuşmazlığa konu yerin konumu ve mevkii, yerleşim bölgelerine ve tarım alanlarına yakınlığı, yapılacak madencilik faaliyetinin bu alanlar açısından sakıncasının bulunup bulunmadığı; izin talep edilen maden çeşidi, madenin mahiyeti, ender nitelikte olup olmadığı, rezerv miktarı, kullanım alanı ve niteliği; izin talep edilen alanda yapılacak maden çalışmalarının, orman bitki örtüsüne, ekolojik yaşama etkilerinin değerlendirilmesi, izne konu madencilik faaliyetinin talep edilen alanda yapılmasında zaruret bulunup bulunmadığı; izin talep edilen alanın tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlardan olup olmadığı, işletme izin belgesi ile orman izin sınırlarının birbiriyle uyumlu olup olmadığı, ağaçların kesimlerinin yapılıp yapılmadığı, sahanın teslim alınarak madencilik faaliyetlerine başlanılıp başlanılmadığı hususları da açıklığa kavuşturularak yapılacak değerlendirme neticesinde, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca izin verilmesinde kamu yararı bulunup bulunmadığı, mevzuatta aranan şartların oluşup oluşmadığı yönünden yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için tarafların iddialarının ve dosyadaki belgelerin Mahkemesince keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden, eksik inceleme sonucunda temyize konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, uyuşmazlığın keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak irdelenmesi sonucunda yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemin iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 02/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.