Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2023/4650 E. 2026/1174 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2023/4650
Karar No
2026/1174
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4650 Karar No : 2026/1174

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Madencilik Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Samsun ili, Çarşamba ilçesi, ... Mahallesi mevkiinde IV. grup 594,9 hektarlık sahada maden işletme ruhsatı sahibi davacı şirket tarafından, 69.755,67 m² genişliğindeki orman sayılan alanda maden işletme, tesis ve altyapı tesisi izin talebinin reddedilmesine ilişkin Orman Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarece dava konusu işlemin, izin talep edilen alan civarında ve bitişiğinde mevcut izinli saha bulunmayan, talep edilen alanın verimli devlet ormanına isabet etmesi sonucu orman bütünlüğünün bozulacağı ve talep alanlarının bu yönde ilerlemesi sonucu sosyal probleme neden olunacağı, orman-halk ilişkilerini ve ormancılık faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle tesis edildiği, diğer taraftan Samsun Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında, izin talep edilen alanın 4 mevsimi kapsayan ETBAR (Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Rapor) Projesi çalışmaları kapsamında tespiti yapılan ve tescil işlemi devam eden Yeşilırmak Deltası Öneri Doğal Sit Alanı sınırları içerisinde kesin korunacak hassas alanda kaldığı bilgisine yer verildiği, buna göre, izin talep edilen alanın, ETBAR Projesi kapsamında tespit yapılan ve tescili devam eden Yeşilırmak Deltası Öneri Doğal Sit Alanı sınırları içerisinde kesin korunacak hassas alanda kaldığı, kesin korunacak hassas alanlarda yapılabilecek faaliyetlerin Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin 7. maddesinde ayrıca sayıldığı, bu alanlarda yürütülecek madencilik faaliyetinin alanda geri dönüşü mümkün olmayan hasarlar oluşturacağı, sit alanlarının evrensel insanlık mirası olması nedeniyle bu alanların korunmasında üstün kamu yararı bulunduğu anlaşıldığından, davacı şirketin maden işletme, tesis ve altyapı tesisi izin talebinin reddine ilişkin işlemde sonucu itibariyle hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, diğer taraftan, her ne kadar dava konusu işlemde, sahanın Yeşilırmak Deltası Öneri Doğal Sit Alanı sınırları içerisinde kesin korunacak hassas alanda kaldığı gerekçesine yer verilmemiş ise de, izin talebi değerlendirme süreci içerisinde Samsun Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında bu durumun bildirilmiş olması ve savunma dilekçesinde de bu husus dikkate alınarak işlemin tesis edildiği bilgisine yer verilmiş olması karşısında, alanın Yeşilırmak Deltası Öneri Doğal Sit Alanı sınırları içerisinde kesin korunacak hassas alanda kaldığı hususunun da uyuşmazlığın esasını etkiler nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İzin talebinin mahallinde yaptırılan tespit ve inceleme sonucunda ilgili heyet tarafından uygun bulunduğu ve talebin değerlendirmeye alınmasında sakınca görülmediği, hususu ortaya konulmasına karşın dava konusu işlem ile izin verilmeme sebebinin hukuken kabul edilebilir, objektif sebeplerle ortaya konulamadığı, izin verilmesinin sosyal probleme neden olacağı, orman-halk ilişkilerini ve ormancılık faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği yönündeki gerekçenin ise izin talebinin değerlendirmesine ilişkin kriterler arasında yer almaması karşısında dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan, savunma dilekçesinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yaptırılan 4 mevsimi kapsayan ETBAR Projesi kapsamında tespit yapılan ve tescili devam eden Yeşilırmak Deltası Öneri Doğal Sit Alanı sınırları içerisinde kesin korunacak hassas alanda kaldığı belirtilmiş ise de; davalı idarenin davacıya hitaben yazdığı ... tarih ve ... sayılı yazıda, dilekçe eki koordinatları belirtilen K1'den K8 'e kadar olan 77935 m² lik alanda yazı tarihi itibariyle, 2863 sayılı yasa kapsamında tabiat varlığı veya doğal sit alanı olarak tescile yönelik alınmış bir karar olmadığı, Samsun Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bakanlığa onaylanmak üzere gönderilen Yeşilırmak Deltası Öneri Doğal Sit Alanı içerisinde kalmadığının belirtildiği görülmekle, davalı idarenin bu iddiasının işleme gerekçe teşkil edemeyeceği, işlemin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğunun anlaşıldığı, diğer taraftan iş bu kararın doğrudan davacıya izin verilmesi sonucunu doğurmayacağının da açık olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, işlemin hukuka uygun olduğu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Samsun ili, Çarşamba ilçesi, ... Mahallesi mevkiinde IV. Grup 594,9 hektarlık sahada maden işletme ruhsatı sahibi davacı şirket taraından, 69.755 m² genişliğindeki orman sayılan alanda maden işletme, tesis ve altyapı tesisi izni verilmesi amacıyla yapılan başvuru üzerine düzenlenen değerlendirme raporunda talebin uygun bulunduğu, Orman Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle izin talep edilen alan civarında ve bitişiğinde mevcut izinli saha bulunmayan, talep edilen alanın verimli devlet ormanına isabet etmesi sonucu orman bütünlüğünün bozulacağı ve talep alanlarının bu yönde ilerlemesi sonucu sosyal probleme neden olunacağı, orman-halk ilişkilerini ve ormancılık faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği göz önüne alındığında izin verilmesinde kamu yararı görülmemesi nedeniyle izin talebinin reddi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT 3213 sayılı Maden Kanunu'nun, (dava konusu işlem tarihinde ki haliyle) "Madencilik faaliyetlerinde izinler" başlıklı 7. maddesinde; "(...) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir. (...)" düzenlemesine yer verilmiştir. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (dava konusu işlem tarihinde ki haliyle) 16. maddesinin 1. fıkrasında; "Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmaz." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunun ve 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren mülga Orman Kanununun 16 ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin, "İnceleme ve Değerlendirme" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Bölge müdürlüğü yapılan müracaatı öncelikle evrak üzerinde inceler, eksiklikler varsa, on işgünü içinde müracaat sahibine bildirir. Eksiklikler tamamlanıncaya kadar talep değerlendirmeye alınmaz. Evrakın tam olması halinde heyet tarafından arazi üzerinde gerekli incelemeler yapılarak, talebin Devlet ormanlarına isabet eden kısımları için ön izin veya kesin izin raporu düzenlenir. (...) (3) Değerlendirme Komisyonunun görev alanındaki; muhafaza ormanları, gen koruma alanları, tohum meşcereleri, orman içi dinlenme yerleri ile endemik ve korunması gereken nadir ekosistem alanlarına isabet eden maden işletme, tesis ve altyapı tesisi izin müracaatları ile muhafaza ormanlarındaki ruhsat talepleri bölge müdürlüğünce müracaat evrakı ve düzenlenen tutanak ile birlikte Genel Müdürlüğe gönderilir. Talebin bir kısmının Değerlendirme Komisyonunca değerlendirilmesi gerektiği durumlarda talep bir bütün olarak ele alınır." düzenlemesi, "Değerlendirme komisyonu" başlıklı 16. maddesinde ise,"... (3) "Değerlendirme Komisyonunun görevleri; a) Muhafaza ormanları, gen koruma alanları, tohum meşcereleri, orman içi dinlenme yerleri ile endemik ve korunması gereken nadir ekosistem alanlarına isabet eden maden işletme, tesis ve altyapı tesisi izin müracaatlarını, b) Muhafaza ormanlarındaki ruhsat taleplerini, c) Verilecek izinlerle ilgili mevzuatta açık hüküm bulunmayan hususları, değerlendirmektir. (4) "Değerlendirme Komisyonunca uygun bulunan müracaatlar Bakan onayına sunulur, onayı takiben bölge müdürlüğü tarafından izin raporu düzenlenerek izin verilir." düzenlemesi, 'Kesin İzin' başlıklı 7. maddesinde; "Bakanlıkça uygun görülenlere (Değişik ibare:RG-6/7/2018-30470) ruhsat/rödövans süresi dikkate alınarak izin verilir. Ormanlık alandan verilen izin, müracaat sahibine tebliğ edilir. Tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde izin sahibinden teminat, bedeller ve onaylı taahhüt senedi istenir. Tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde bedellerin ödenmemesi, teminatın veya onaylı taahhüt senedinin verilmemesi halinde ise saha teslimi yapılmaz, her hangi bir bildirime gerek kalmaksızın izin iptal edilir. İptal işlemi ilgiliye bildirilir. Aynı yerle ilgili yeniden izin talep edilmesi yeni izin talebi olarak değerlendirilir. (2) Maden işletme izinlerinde, izin sahibi; izne konu alanı kapsayan işletme izin belgesini orman idaresine vermeden saha teslimi yapılmaz. (3) (Değişik:RG-19/4/2015-29331) Madencilik faaliyetine başlanılmadan önce izin sahibine, maden işletme ile tesis izin alanları, maden stok alanı, pasa döküm alanı, verimli toprak depolama alanı ve atık barajı izin sahasının sınırlarının köşe noktalarına zeminden en az iki metre yükseklikte koordinat değerleri belirli sabit işaretler tesis ettirilir. İki nokta arası 25 metreden fazla olamaz. Sabit işaretler izin süresi ve rehabilite izleme sürecinde muhafaza edilir. Aksi halde madencilik faaliyetine müsaade edilmez. (4) İzin verilmemesi halinde durum ilgiliye tebliğ edilir. (5) Ruhsat alanında maden arama, maden işletme veya hammadde üretimi için ormanlık alanlarda Bakanlıkça veya ormanlık alan dışında ilgili kurumlarca izin verilmiş ise, bu ruhsata dayalı olarak madencilik faaliyetleri için gerekli ve orman alanı içinde yapılması zorunlu tesislere ve altyapı tesislerine ruhsat alanı içinde, talep edilen altyapı tesislerinin ruhsat alanı içinde yapılması için uygun alan bulunulmadığının heyet tarafından tespit edilmesi halinde ruhsat alanı bitişiğinde izin verilebilir. (6) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca yol, köprü, baraj, gölet, liman gibi projelerin inşasında kullanılacak yapı ve inşaat hammaddelerinin üretimi için hammadde üretim izin belgesine dayanarak orman alanları içinde bu amaçla yapılacak işletme faaliyetleri, tesis ve altyapı tesislerine bu Yönetmelik hükümlerine göre izin verilir. (7) İzin başlangıç tarihi; izin olurunda izin başlangıç tarihi belirtilmemiş ise izin olurunun verildiği tarihtir. İzin süresinin tamamen veya kısmen uzatıldığı izinlerde izin başlangıç tarihi ilk iznin verildiği tarihtir. Farklı tarihlerde verilen izinlerin birlikte uzatılması halinde izin başlangıç tarihi yeni izin olur tarihidir." düzenlemelerine yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller" başlıklı 31. maddesinde bilirkişi ve keşif konusunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş ve "...bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilir ve bilirkişiler hakkında Bilirkişilik Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri uygulanır." kuralı yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller'' başlığını taşıyan 266. maddesinde ise; mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Bu özel ve ayrıntılı düzenlemenin ülkemizde orman örtüsünün sürekli yok edilmesi gerçeğinden kaynaklandığı kuşkusuzdur. Anayasa'nın 169. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi maddenin birinci fıkrası doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden biri olan ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için Devlete gereken tedbirleri alıp kanun koymayı ve bütün ormanların gözetimi ödevini getirmektedir. (ANYM., 13/09/2000 tarih ve E:2000/14, K:2000/21 sayılı kararı) Ormanlık alanda verilen izne konu edilen kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki kamu yararının karşılaştırılmasının yapılması zorunluluğu Anayasa'nın 169. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez." hükmünden kaynaklanmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 22/11/2007 tarih ve E:2004/67, K:2007/83 tarihli kararında; zaruret halinin, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı bulunmaması durumu olarak anlaşılması gerektiği vurgulanmaktadır. Uyuşmazlıkta davacının davaya konu ormanlık saha kullanım izni talep edilen alan civarında ve bitişiğinde mevcut izinli saha bulunmayan, talep edilen alanın verimli devlet ormanına isabet etmesi sonucu orman bütünlüğünün bozulacağı ve talep alanlarının bu yönde ilerlemesi sonucu sosyal probleme neden olunacağı, orman-halk ilişkilerini ve ormancılık faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği belirtilerek reddedilmiştir. Diğer taraftan Samsun Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında, izin talep edilen alanın 4 mevsimi kapsayan ETBAR (Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Rapor) Projesi çalışmaları kapsamında tespiti yapılan ve tescil işlemi devam eden Yeşilırmak Deltası Öneri Doğal Sit Alanı sınırları içerisinde kesin korunacak hassas alanda kaldığı bilgisine yer verildiği görülmüştür. Dolayısıyla idarenin; kesin korunacak hassas alanda kaldığı, tabiat, toplum, çevre ve insan sağlığını ilgilendiren ormanların korunmasını amaçlayarak, izin talep edilen sahanın orman olarak kullanılmasında (devamında) fayda görerek bu alan için izin vermediği anlaşılmaktadır. Bu duruma istinaden, söz konusu sahaya izin verilirken, ülke ve bölge orman varlığı ve bu orman varlığının başka maksatlarla kullanım durumları birlikte göz önünde bulundurularak bölge ormanlarının; bu güne kadarki tahrip edilme oranı, ileride tahrip edilecek alanı, vejetasyon durumu, üreme durumu, yutak alanı olma niteliği, biyokütle kayıp oranı, bölge ormanlarının ve arazinin peyzaj durumunun bir bütün olarak değerlendirilerek; toplamda 69.755,67 m² alanda madencilik yapılmasının orman varlığı bakımından kamu menfaati varsa izin verilmesi, yapılmamasında orman varlığı bakımından kamu menfaati varsa izin verilmemesi yönünde işlem tesis edilmesi gerekmektedir. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, kamu yararı sağlayan iki etkinlikten hangisinde “kamu yararının” daha çok olduğunun, hukuksal anlamda “üstün kamu yararının” hangisinde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle izin işleminde ormanların devamlılığının sağlayacağı kamu yararı ile madencilik iznine ait kamu yararı kıyaslamasında "üstün kamu yararı" kavramının değerlendirilmesi uygun olacaktır. Bu durumda; orman izni verilmesinde kamu yararı karşılaştırması ve faaliyetin söz konusu saha dışında yapılmasının mümkün olmadığına dair zaruret halinin varlığına ilişkin somut tespitlere yer verilmesi ve söz konusu sahanın bulunduğu yerin yukarıda sözü edilen kesin korunacak hassas alanda kalıp kalmadığının, orman niteliğinin, meşcere örtüsünün, kapalılık durumunun dikkate alınması suretiyle bölge ormanlarına dair yukarıda yer verilen hususların da açıklanarak, keşif bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilerek tartışılması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak verilen dava konusu işlemin iptaline ilişkin Mahkeme kararında hukukî isabet bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulüne ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 26/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2023/4650, K. 2026/1174, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2023-4650-e-2026-1174-k-47948b98ce40