Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2022/4608 E. 2025/7123 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2022/4608
- Karar No
- 2025/7123
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/4608 Karar No : 2025/7123
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...
2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, İzmir ili, Menderes ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada ve ... ve ... sayılı parsellerde 13/08/1985 tarihinden bu yana zilyet olup burada mevcut her türlü imar ve ihyayı yapan, muhtesat ve ağaçlandıran kişi olduğu,19/08/2009 tarihli kadastro tespitinde dahi söz konusu taşınmazların zilyedi olduğunun yazılı olduğu, ... ada ... ve ... parseller ile bu parsellerin batı komşusu olan ... nolu parselin zilyetliğini toplamda 40.000 metre kare olarak 13/08/1985 tarihinde ...' dan satın aldığı ve bir bütün halinde zilyeti olduğu, ... nolu parselde bulunan 30m²'lik bina ile 7.860m² arsa alanı için imar barışından yararlanarak yapı kayıt belgesi aldığı belirtilerek, 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yargılamanın yenilenmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı tarafından, başvurusuna istinaden idarece yapılan değerlendirme neticesinde, İzmir ili, Menderes ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada ve ... ve ... sayılı parsellerde malik tayini yapılamamasına ilişkin İzmir Valiliği Kadastro Müdürlüğü tarafından tesis edilen ... tarihli ve ... sayılı işlemin, taşınmazları önceki zilyet Halil Durgut'tan 13/08/1985 tarihinde satış yoluyla devraldığı ve 19/08/2009 tarihli kadastro tutanaklarında söz konusu bu taşınmazların zilyedi olarak belirtildiği, 1985 yılından bu yana taşınmazların zilyedi konumunda bulunduğu, ecrimisil dahil tüm ödemeleri yaptığı ve 2/B uygulamasında zilyetliğinin göz ardı edildiği, dolayısıyla 2/B kapsamında taşınmazların kendisine satılması gerektiği iddialarına yer verilerek, iptali istemiyle Mahkemenin E:... sayılı dosyasında açılan davada ... gün ve K:... sayılı davanın reddi kararının verildiği ve bu kararın davacıya tebliği üzerine anılan Mahkeme kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi verildiği ve fakat gereken istinaf harç ve posta ücretinin 2577 sayılı Kanun'un 48.maddesi uyarınca davacıya yapılan tebliğe rağmen yatırılmaması üzerine aynı Kanun maddesi uyarınca Mahkemece 11/03/2021 tarihli "İstinaf Edilmemiş Sayılmasına" kararının verildiği ve bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuruda bulunulmadığı, Mahkemenin anılan ... gün ve K:... sayılı davanın reddi kararının bu suretle kesinleştiği, davacı tarafından, söz konusu taşınmazlara ilişkin yapı kayıt belgesi alındığı ve istinaf harç ve posta ücretini, o sırada Covit tedavisi gördüğü için yatıramadığından yargılamanın yenilenmesi gerektiği iddia edildiği, ancak anılan iddiaların 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesi kapsamındaki sebeplerden olmadığı gerekçesiyle davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi Kararıyla, olağanüstü bir kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin bir dava olmadığı, bu istemin kabulü halinde dava dosyası yeniden ele alınıp uyuşmazlık hakkında karar verileceği, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi ile davanın reddi arasında sonuçları bakımından çok büyük farklar bulunduğu, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 10. maddesine göre, ancak iade-i muhakeme talebinin kabulü üzerine cereyan edecek davalar yeni harca tabi olacağından, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi halinde harca da hükmedilmemesi gerektiği, bu itibarla yargılamanın yenilenmesi isteminin reddedilmesi nedeniyle davacıdan harç alınmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının yargılama giderleri kısmının düzeltilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, İzmir Çevre Şehircilik İl Müdürlüğünden temin ettiği Yapı Kayıt Belgesi ve İmar Barışı Kayıt Başvuru belgelerini dosyada sunduğu, bu belgelerden İzmir ili, Menderes ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... ada ve ... ve ... sayılı parsellerle bir bütün toplam 40.000 metre kare zilyetliğe dahil olan ve kendisinin zilyetliğinde olan 7.860 metre kare arsa ve arsa içindeki 30 metre kare bina için Yapı Kayıt Belgesini aldığı, Covid-19 başta adalet olmak üzere ülkenin her biriminde çalışmaların aksaklığa uğramasına sebebiyet verdiği, 162,10-TL istinaf harcı ve 70,00-TL posta giderini o an için yatıramadığından istinaf başvurusunun reddi kararının sosyal hukuk devleti ile bağdaşmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 23/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : (X-) Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararı ile, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine yönelik İdare Mahkemesi kararı hukuka uygun bulunarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlıkta, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı" başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında yer alan 'Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.' düzenlemesi gereğince vekille temsil edilen idare lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceği hususunun açıklığa kavuşturulabilmesi için, idari yargılama usulünde yargılamanın yenilenmesi müessesesinin niteliği, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Ücret Tarifesi hükümlerinin idarece zikredilen 659 sayılı KHK hükümleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. a) İdari Yargıda Yargılamanın Yenilenmesi Müessesesinin Niteliği Hem 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda (madde 45 ve devamı) hem de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (madde 374 ve devamı) yargılamanın yenilenmesi kanun yolları arasında sayılmış, kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı gidilebilen bir yol olması nedeniyle de gerek hukuk yazınında, gerekse yargısal içtihatlarda "olağanüstü kanun yolu" olarak nitelendirilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılamanın iadesi sebepleri" başlıklı 375. maddesinin 2. bendinde; 'yargılamanın iadesi davasında' ibaresine, "Talebin ön incelemesi" başlıklı 379.maddesinin son fıkrasında; 'Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder.' hükmüne, "İcranın durdurulması" başlıklı 381. maddesinin ilk cümlesinde ise, 'Yargılamanın iadesi davası, hükmün icrasını durdurmaz.' ifadesine yer verildiğinden Hukuk Muhakemelerinde yargılamanın iadesi kurumunun, bir "dava" olduğu, hem bilimsel görüşlerde, hem de yargı içtihatlarında kabul edilmiştir. 2577 sayılı Kanun'da ise yargılamanın yenilenmesi kurumu, "istem" veya "istek" kelimeleri ile ifade edilmiş; "dava" olarak nitelendirilmemiştir. İdare Hukukunun kendine has özellikleri nedeniyle idari yargılama usullerinin münhasır bir kanun olan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda düzenlenmesi ve 6100 sayılı Kanun hükümlerinin, sadece 2577 sayılı Kanun'da hüküm bulunmaması şartıyla anılan Kanun'un 31. maddesinde sınırlı olarak sayılan "hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde" uygulanabilmesi karşısında 2577 sayılı Kanun'da ayrıntılı olarak düzenlenen ve 31. madde ile hakkında herhangi bir atıf yapılmamış olan "yargılamanın yenilenmesi" sürecinde, 6100 sayılı Kanun hükümlerine ve bu Kanuna göre oluşturulan içtihatlara göre hüküm kurulması mümkün değildir, aksi düşünce idari yargının özgün niteliğini bir kenara bırakıp, Hukuk Davalarının ilke ve usullerinin doğrudan idari yargıya taşınması anlamına gelir. Diğer bir ifadeyle, idari yargıda yargılamanın yenilenmesi, ayrı bir dava değildir, olağanüstü kanun yoludur, kesinleşmiş olan mahkeme kararlarının Kanunda sayılan şartlar gerçekleştiği zaman yeniden incelenmesine imkan tanıyan süreçtir. b) Avukatlık Kanunu hükümleri 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlık ücreti" başlıklı 164. maddesinde; "Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder...Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir. Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır." hükümleri yer almıştır. Madde hükmünde avukatlık ücretinin avukatın sağladığı hukuki yardımın karşılığı olduğu belirtilmiş ise de, hukuki yardımın tekerrüründen bahsedilmemiş olup, bu kapsamda bir davanın başlangıcından itibaren kanun yolları dahil sonuna kadar avukatın yürütmesi gereken bütün işlemler için tek bir vekalet ücretine hükmedileceği açıktır. c) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 03/10/2024 tarih ve 32681 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Avukatlık ücretinin kapsadığı işler" başlıklı 2. maddesinde, avukatlık ücretinin kapsadığı işlere açıklık getirilmiştir. Buna göre; "Bu Tarifede yazılı avukatlık ücreti kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır. Avukat tarafından takip edilen dava veya işle ilgili olarak düzenlenen dilekçe ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez. Hükümlerin tavzihine ilişkin istemlerin ret veya kabulü halinde de avukatlık ücretine hükmedilemez." (2) Buna karşılık, icra takipleriyle, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştayda temyizen ve bölge idare ve bölge adliye mahkemelerinde istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücreti gerektirir." düzenlemesi yer almaktadır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine ekli listede; Yargılamanın İadesi için herhangi bir vekalet ücreti öngörülmemiş, Bölge İdare Mahkemelerinde istinaf yolu ile görülen ve Danıştay'da temyiz yolu ile görülen işlerden sadece duruşmalı olanlar için vekalet ücreti ödeneceği kabul edilmiştir. Bu durumda Tarifede bulunmayan yargılamanın yenilenmesi süreci için mahkemece vekalet ücreti takdirine gidilmesi mümkün değildir. Tarifenin 2. maddesindeki; "Bu Tarifede yazılı avukatlık ücreti kesin hüküm elde edilinceye kadar olan, dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır" cümlesi ise temyiz safhasından geçerek kesinleşen kararların yargılamanın yenilenmesine konu olması halinde yeniden vekalet ücretine hükmedilmesini haklı kılmaz, bilakis aynı dava sürecinde birden fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin önünü açık bir düzenlemeyle kesme amacına matuftur. Nitekim, aynı maddenin devamında; "Avukat tarafından takip edilen dava veya işle ilgili olarak düzenlenen dilekçe ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez." düzenlemesi yer almaktadır. d) 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Hükümleri 659 sayılı KHK'nın "Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı " başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında yer alan 'Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.' şeklindeki düzenlemenin özellikle avukat olmayan hukuk birimi amirleri ve hukuk müşavirleri için getirildiği diğer bir ifadeyle idare adına dava takibinden kimlerin vekalet ücretini hak edeceği ile ilgili olduğu, dolayısıyla hangi iş, takip veya davalarda vekalet ücreti verilip verilmemesi tartışmasında bakılacak hüküm olmadığı, anılan KHK'nın genel gerekçesinden ve madde gerekçesinden anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle düzenlemenin amacı, KHK kapsamındaki idarelere ait dava takip yetkisinin, avukatlar yanında, hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri ve muhakemat müdürlerine de verilmesi ve bu kişiler tarafından takip edilen davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekâlet ücreti takdir edilmesinin sağlanmasından ibarettir. Buna göre; yargılamanın yenilenmesi istemine konu olan davalarda esas dava hakkında verilen kararda vekalet ücretine hükmedilmiş olduğu, yeniden yargılamaya karar verilmesi halinde de, yeniden yapılacak yargılama sonunda lehine karar verilen taraf lehine vekalet ücretine hükmedileceği, ancak yeniden yargılama yapılmasına karar verilmediği takdirde ortada bir dava olmadığından, sırf -Kanunun emredici hükmünün yerine getirilmesi için- savunma verildiğinden bahisle vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Zira; a) İdari yargılama usulünde yargılamanın yenilenmesi süreci, ayrı bir dava olmayıp, esas davanın devamı mahiyetindeki olağanüstü bir kanun yoludur. b) Avukatlık Kanunu'nda kanun koyucu, bir davada (duruşma açılması hali hariç diğer bütün işlemler için) tek bir avukatlık ücretine hükmedilmesi yönündeki temel ilkeyi benimsemiştir. c) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi eki listede vekalet ücreti verilecek işler, dava ve takipler arasında yargılamanın yenilenmesine yer verilmemiş ve Tarifenin 2. maddesinde 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'ndaki yukarıda sözü edilen ilkeyi tamamlar biçimde bir davada Kanun yolu safhasını da kapsar şekilde tek bir avukatlık ücreti ödeneceği hüküm altına alınmıştır. d) 659 sayılı KHK'nın 14. maddesi, idari davalarda davasını vekille temsil eden idare personelinden kimlerin vekalet ücretine hak kazanacağına ilişkin düzenlemeleri içermekte olup, vekalet ücretinin hangi hallerde verileceğinin Tarife hükümlerine göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu durumda; İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılmak suretiyle temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği görüşüyle vekalet ücreti yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.