Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/3850 E. 2026/4474 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3850
Karar No
2026/4474
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2656 E., 2025/2395 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/327 E., 2024/557 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili; dava konusu 84 72... parseldeki payının eniştesi olan davalı ...'un vekalet görevi kötüye kullanılarak davacının kardeşi olan diğer davalıya temlik ettiğini, davacının belirtilen iddia ile açtığı davada yargılama devam ederken davalı tarafın davacıya tüm haklarının herhangi bir talep olmaksızın verileceğini taahhüt ettiğini ve davacının da davadan feragat ettiğini ve davanın feragat nedeniyle reddedildiğini ancak davalıların davacıyı kandırdığını, feragat beyanının aldatma nedeniyle iptali için açtığı İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/229 Esas, 2021/183 Karar sayılı dosyası ile davanın kabul edilerek feragatin iptal edildiğini ileri sürerek HMK’nın 375. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/112 Esas, 2016/340 Karar sayılı dosyasında yargılamanın iadesine, dava konusu 84 72... parseldeki 128/2400 payın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili; İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/229 Esas, 2021/183 Karar sayılı kararının henüz kesinleşmediğini, yargılamanın iadesinin talep edilebilmesi için kanunda tahdidi nedenlerin sayıldığını, davacının talebinin bu nedenlerden birine dayanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davalının, davacıya ve davacının eşine o dönemde işlerinin iyi gitmediğinden bahisle borç para ve çek verdiğini, devrin verilen borcun karşılığı olarak yapıldığını, kalan miktarın da davacıya nakit olarak verildiğini ileri sürdüğü ancak savunmasını kanıtlayamadığı, 08.06.2011 tarihli satış senedinde dava konusu payın satış bedelinin 15.000,00 TL olduğu bilirkişi raporu ile dava konusu payın devir tarihindeki değerinin 320.000,00 TL olduğu, tanık beyanları göz önüne alındığında da taraflar arasında borç ilişkisi olup olmadığı, yapılan devrin borca karşılık olup olmadığı hususlarında yeterli bilgi bulunmadığı, davalı tarafından kalan miktarın ödendiğine dair yazılı belge sunulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine kararın usul ve yasaya uygun olduğu ancak yargılamanın iadesi istenen dosyada verilen ilk karar ortadan kaldırılmaksızın yeniden hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/1 12... /340 Karar sayılı hükmünün iptali ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle HMK’nın 375. maddesinin ğ ve h bentlerine göre usul ve kanuna uygun olduğu gözetilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE.

Ancak; harç kamu düzeni ile ilgili olup temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re’sen gözetilmesi gereken hususlardan olup davanın kabulü ile tapu iptali ve tescile hükmedildiğine göre dava konu 84 72... parseldeki 128/2400 payın dava tarihindeki keşfen saptanan değeri üzerinden nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken maktu harca hükmedilmesi isabetsizdir.

Ne var ki; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve kamu düzeni gereğince re’sen yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi kararının; hüküm fıkrasının 2. bendi hükümden çıkarılarak yerine 2. bent olarak "Alınması gereken 36.409,23 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 256,10 TL'nin ve tamamlama harcı 8.852,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 27.301,13 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına" ibaresinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin yatırılan temyiz harcının temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin hükmü veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/3850, K. 2026/4474, T. 02.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-3850-e-2026-4474-k-d971c1a6538d