Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2025/415 E. 2025/1399 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2025/415
- Karar No
- 2025/1399
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2025/415 Karar No:2025/1399
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacıya ait "... Köyü, ... Mezrası, No:... Tatvan/BİTLİS” adresinde bulunan akaryakıt istasyonu üzerindeki kısıtlamanın (devredilemezlik şerhinin) kaldırılması talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Petrol Piyasası Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E..., K:... sayılı kararda; 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7318 sayılı Vergi Usul Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 10. maddesiyle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına eklenen (g) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğu itirazıyla yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararıyla, "... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur..." ve "... ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." bölümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği, anılan kararın dokuz ay sonra yürürlüğe girmek üzere 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı; Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı üzerine 28/12/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan ve Anayasa'ya aykırı bulunan ibarenin, "...ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez." şeklinde değiştirildiği ve birinci cümleden sonra gelmek üzere, "Kurum tarafından geçici durdurma işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağı bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilir. Ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi üzerine ya da mahkumiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşmesi beklenmeksizin Kuruma yargı merciince bildirilmesiyle veya sair suretlerle Kurumca ıttıla edilmesi durumunda geçici durdurma işlemi Kurum tarafından kaldırılır." cümlelerinin eklendiği ancak bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmeyeceği hükmü yönünden herhangi bir değişiklik yapılmayarak bu kısma ilişkin hükmün aynen korunduğu; Davacı tarafından, maliki olduğu akaryakıt istasyonunu dava dışı A.Ş.'ye 6 yıllığına kiraya verdiği ancak ilgili şahsın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesi kapsamında incelemeye alındığı, istasyonun dağıtım firması kapatıldığından ve 30 gün içinde yeni bayilik sözleşmesi imzalanmadığından kiracısının lisansının iptal edildiği, bu durumdan hiçbir bilgisi olmadığı, kiracısı hakkında.... Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası bulunduğu ancak yargılama devam ederken yurt dışına iltica etmesi nedeniyle ifadesinin alınamadığı, davalı idarenin de mevzuattaki 6 aylık süreler içerisinde üzerine düşen araştırmaları yapmadığı ileri sürülerek istasyon üzerindeki şerhin kaldırılmasının talep edildiği; Mahkemelerince davacının 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun Geçici 8. maddesi hükümlerinden faydalanıp faydalanamayacağı yönünden yapılan incelemede, davacının kiracısına tahliye davası açmadığı gibi yurt dışına iltica eden kiracısının rızaen terkine ilişkin tespit davası da açmadığı dikkate alındığında söz konusu Kanun hükmünden yararlanmasının mümkün olmadığı; Dava konusu olayın 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendine göre değerlendirilmesi neticesinde ise, söz konusu tesisin devrini kısıtlama işleminin 7318 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve ...... tarih ve ... sayılı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı yazısı uyarınca 05/10/2021 tarihinde yapıldığı, söz konusu işlemin davacının kiracısının adına kayıtlı bayilik lisansının Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca sonra erme tarihi olan 02/11/2021 tarihinden önce gerçekleştirildiği, gerek işlem tarihinde yürürlükte bulunan ve gerekse yukarıda açıklanan 7491 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile yapılan değişiklikle 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendine getirilen yeni düzenleme dikkate alındığında, davacının kiracısı hakkında 213 sayılı Kanun'a muhalefet isnadıyla açılan soruşturma kapsamında verilmiş kesinleşmiş bir kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ya da mahkumiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair bir kararın bulunmadığı, bu durumda 5607 sayılı Kanun'da belirtilen kaçakçılık fiillerinin işlendiği tespit edilen rafineri hariç her türlü tesiste lisansa tabi tüm faaliyetlerin bahsi geçen mahkeme kararları verilene kadar Kurum tarafından geçici olarak durdurulacağı ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmeyeceği açık olduğundan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra kanun koyucu tarafından yapılan yasal düzenlemede yalnızca kelimelerin değiştirildiği, yeni düzenlemenin eski düzenlemeden farklı bir husus getirmediği, kiracısı hakkında devam eden ceza yargılamasının sonucunun beklenmesinin mağduriyetlerinin artmasına sebebiyet verdiği, nitekim akaryakıt istasyonundan 3 yıldır herhangi bir gelir elde edemediği, istasyon mühürlendiğinden yeniden iş yerini kiraya veremediği ve kendisinin dahi taşınmaz üzerindeki şerhten dolayı istasyonu işletemediği, maddi ve manevi zarara uğradığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, davacının kiracısı hakkında adli mercilerce verilmiş lehe bir kararın bulunmadığı, bağlı yetki çerçevesinde tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5.Davacının adli yardım istemi İdare Mahkemesince kabul edildiğinden, temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, 6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 26/03/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 20. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, “g) (Ek:29/4/2021-7318/10 md.) Bu Kanun'a göre lisansa tabi faaliyetler ile ilgili olarak, 04/01/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin (a) ve (b) fıkraları kapsamında; muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya bu belgeleri kullanma, belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleme veya bu belgeleri kullanma suçları ile aynı maddenin (ç) fıkrasında yazılı suçların işlendiğinin anılan Kanun'un 367. maddesi uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi ile birlikte durum, Kuruma da iletilir ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur ve bu süre içinde söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez. Kesinleşmiş mahkeme kararına göre lisans sahiplerinin lisansı iptal edilir. Bu bent kapsamında kalan fiillere ilişkin olarak verilen idari para cezaları ödenmediği müddetçe lisansa konu tesis için lisans verilmez. Bu bent kapsamındaki suçlara ilişkin vergi incelemesi sonuçlanıncaya kadar söz konusu tesis için başka bir gerçek veya tüzel kişiye de lisans verilmez.” hükmüne yer verilmiştir. Anayasa'nın "Anayasa'ya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" başlıklı 152. maddesinin birinci fıkrasında, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı; üçüncü fıkrasında ise "Anayasa Mahkemesinin, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı, ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin buna uymak zorunda olduğu; "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinde ise, iptal edilen kanun hükmünün, iptal kararının Resmî Gazete'de yayınlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı ve geriye yürümeyeceği kurala bağlanmıştır. ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı dosyasında verilen kararla, 5015 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “... ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur...” bölümünün Anayasa’nın 2., 13., 35., 48. ve 49. maddelerine aykırılığı gerekçesiyle itiraz yolu ile iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulduğu; Anayasa Mahkemesinin 28/09/2023 tarih ve E:2023/35, K:2023/163 sayılı kararıyla özetle, dava konusu mühürleme işlemine dayanak alınan 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde düzenlenen geçici olarak faaliyet durdurma tedbirini öngören kuralın belirli ve öngörülebilir olduğunun, meşru bir amaca dayandığının, meşru amaca ulaşma bakımından elverişli olduğunun ve anılan tedbirin kanun koyucunun takdir yetkisinde kaldığının ve gerekli olduğunun tespit edildiği, tedbirin orantılılığı yönünden yapılan incelemede ise; kuralın yalnızca "hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat kararı verilenler" yönünden idareye tedbiri yeniden gözden geçirip tedbirin kaldırılması ya da daha hafif bir tedbir uygulamasına yönelik imkan vermemesinin ilgililere aşırı bir külfet yükleyeceği gerekçesiyle “...ve Kurum tarafından her türlü tesiste (rafineri hariç) lisansa tabi tüm faaliyetler kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya mahkeme kararı kesinleşinceye kadar geçici olarak durdurulur...” bölümünün Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline; iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, anılan iptal kararının 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinin 27/12/2023 tarihinde kabul edilen ve 28/12/2023 tarih ve 32413 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7491 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 48. maddesiyle yeniden düzenlendiği anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin iptal kararları geriye yürümemekle birlikte somut norm denetiminde iptal kararının, itiraz başvurusuna konu yargılamada karar kesinleşmeden önce verilmesi halinde uygulanacağı hususu yerleşik içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de hak ve menfaatlerini ihlal eden yasa kuralının itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, henüz kararı kesinleşmeyen uyuşmazlıklarda iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerekmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının geriye yürümeyeceği kuralı, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların korunmasına yönelik olup, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmeleri Anayasa'nın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı olduğu gibi, temyiz incelemesinin Anayasa'ya aykırılığı belirlenerek iptal edilen kurallara göre yapılmasına da imkan bulunmamaktadır. Bu itibarla, dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilerek kararın 14/11/2023 tarih ve 32369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması karşısında, hukuka aykırılığı Anayasa Mahkemesi kararı ile tespit edilmiş bulunan Kanun maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı sonrasında Kanun koyucu tarafından getirilen yeni düzenlemede 5015 sayılı Kanun’da tedbir işleminin değişen şartlara göre soruşturma ve kovuşturma aşamasında gözden geçirilmesine imkan tanınmasına yönelik olarak davalı Kuruma, geçici durdurma (mühürleme) işleminin kaldırılıp kaldırılmayacağının bu fıkrada yer verilen suçlarla sınırlı olmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığı veya mahkemelerden temin edilecek bilgilere göre altı ayda bir değerlendirilmesine yönelik yükümlülük getirildiği, Anayasa Mahkemesince iptal edilen yasal düzenlemeden farklı olarak mahkûmiyet dışında bir hüküm veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde kesinleşme beklenilmeksizin Kuruma yargı merciince bildirilmesiyle veya sair suretlerle Kurumca ıttıla edilmesi durumunda geçici durdurma işleminin Kurum tarafından kaldırılacağına dair değişiklik yapıldığı, yapılan bu değişiklik uyarınca davalı Kurum tarafından yeniden bir işlem tesis edilebileceği de tabiidir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.