Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2026/24 E. 2026/4518 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/24
- Karar No
- 2026/4518
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/689 Esas, 2025/1755 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/271 E., 2023/708 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.09.2026 günü hazır bulunan davacı vekilleri Avukat ..., Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin bir çocuk annesi olup hiçbir işte çalışmadığını, müvekkilinin sürekli gelir getiren bir malı bulunmadığını, davalının müvekkili aleyhine 500.000,00 TL ve 550.000,00 TL bedelli bonolara dayalı icra takibi başlattığını, müvekkilinin hiçbir borcu bulunmadığını, davaya konu senetlerin temelinde yatan hususun müvekkilinin eşi Mehmet Demirbaş ile davalı ... arasındaki alacak verecek meselesine dayandığını, davalının kendisini evde alıkoyarak bono imzalattığını, bu bonoların cebir ve tehditle rızası dışında müvekkiline imzalatıldığını ileri sürerek müvekkilinin Kocaeli İcra Dairesinin 2022/43937 E. sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; cebir, tehditle senet imzalatıldığı iddiaları ile ilgili verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiğini, alıkoyma iddiası yönünden açılan davanın da beraatle sonuçlandığını, davacı tarafından kendi rızası ile imzalanan bonoların tarafına verildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının senede karşı senetle ispat yükümlülüğü bulunduğu, ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi davaya konusu bonolara dayanak olan bir sözleşme de sunmadığı, iradeyi sakatlayan sebeplerin var olup olmadığı hususunda tanık anlatımlarının tamamı incelendiğinde davacı borçlunun senedi korku, tehdit altında imzaladığına dair bir delil elde edilemediği gibi davalı hakkında açılan kamu davasından da davalının beraat ettiği, bu kararın da kesinleşmiş olduğu, her ne kadar ceza mahkemelerinde verilen kararlar hukuk hakimini bağlamaz ise de kural olarak hukuk hakiminin ceza davasındaki saiklerle ve nedenlerle bağlı olduğu, olayın oluş şeklinin ceza mahkemesi tarafından da değerlendirildiği ve davalının bu suçu işlediğine dair delil elde edilemediği kanaatine varıldığı, ceza davasındaki delillerin işbu davada da değerlendirildiği, davacının iddiasını ispatlayan bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, bonoların cebir, tehdit ve alıkoyma suretiyle alındığı iddiasına dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, alınmadığı anlaşılan 732,00 TL temyiz ilam harcı ile 3.608,50 TL temyiz başvuru harcının HMK'nın 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.