Danıştay · Danıştay

Danıştay 2025/80 E. 2025/1216 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2025/80
Karar No
2025/1216
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/80 Karar No : 2025/1216

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 29/05/2024 tarih ve E:2023/6169 , K:2024/8575 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul Hakimi olarak görev yapmakta iken 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve göreve iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/05/2024 tarih ve E:2023/6169 , K:2024/8575 sayılı kararıyla; İstanbul Hâkimi iken meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, soruşturma kapsamında 5271 sayılı CMK’nun 135, 137, 138. maddeleri ve 14/07/2007 tarih ve 26434 sayı ile yürürlüğe giren CMK’da Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlar ile İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik çerçevesinde gerekli olan şüpheli veya sanık hakkında uygulanması esas olan tedbirin nasıl ve ne şartlar altında uygulanabileceği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen ve kuvvetli şüphe olmadığı halde kimlik bilgileri eksik ve suç ile alakaları ortaya konulamayan kişiler ile şüphelilere ait olmayan telefonlar hakkında iletişim tespit kararı verdiği, Bununla birlikte, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, davacının Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun anılan kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açtığı davada, Dairelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/11/2023 tarih ve E:2022/1350, K:2023/2555 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, Bu durumda, davacının örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde kendine verilen görevi yerine getirmek amacıyla "iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi ile kişilerin kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerlerinin teknik araçlar ile izlenebilmesi, ses veya görüntü kaydı alınması" yönündeki taleplerin kabulüne karar verdiği, planlı ve sistemli bir biçimde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir parçası olarak örgütten alınan emri uygulamaya koymak suretiyle tarafsızlığını kaybettiğinin anlaşıldığı, Bu itibarla, eylemlerini mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte bulunduğu sonucuna varılan davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararda ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme ve itiraz isteminin reddine ilişkin kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği, Öte yandan; davacının göreve iadesi istemi yönünden yapılan incelemede; Anayasanın 125. maddesinin 1. fıkrasında, yargı yetkisinin idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrasında ise, İdari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, İdari mahkemelerin; yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri kurala bağlanmış olup; anılan düzenlemeler gereği davacının görevine iadesine karar verilmesi istemi birlikte değerlendirildiğinde, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilmesine hukuki olanak bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, adil yargılanma, özgürlük ve güvenlik, suç ve cezaların şahsiliği ve kanuniliği ile hukuk devleti ilkelerinin, savunma hakkının ihlal edildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmadığı, soruşturmaya konu iletişimin tespiti kararı ve teknik takip kararlarını karar tarihindeki mevzuata uygun olarak verdiği, suç teşkil eden herhangi bir eyleminin olmadığı, hakkında adli mercilerce yürütülen ceza yargılamasının sonucunun beklenerek bir karar verilmesi gerektiği, dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 29/05/2024 tarih ve E:2023/6169, K:2024/8575 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4.Kesin olarak, 29/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2025/80, K. 2025/1216, T. 29.05.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2025-80-e-2025-1216-k-0f1be6886c09