Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2023/3362 E. 2026/253 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2023/3362
- Karar No
- 2026/253
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/3362 Karar No : 2026/253
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... 2- ... Üniversitesi Rektörlüğü / ...
MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA) : ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacıların çocuğu ve kardeşi ...'ın bulantı ve kusma şikayetiyle 06/12/2019 tarihinde İzmir ilinde bulunan Alsancak Nevval Salih İşgören Devlet Hastanesine başvurduğu, bu hastanede kendisine apranax ve dramamin isimli ilaçlar reçete edilerek tetkik ve analiz yapılmadan eve gönderildiği, 20/12/2019 tarihinde ise İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gözünde sarılık çıkarması üzerine adı geçen hastaneye yatışının yapıldığı, 24/12/2019 tarihinde Ege Üniversitesi Hastanesine yatışının yapıldığı, 29/12/2019 tarihinde durumunun daha da ağırlaştığı, hastanın solunum cihazına geç bağlandığı, 01/01/2020 tarihinde vefat ettiği, ...'ın vefat etmesi olayında davalı idarelerin sorumluluğunun bulunduğu, davalı idarelerin durumun vehameti karşısında daha hızlı hareket etmesi halinde organ nakli ile ya da ilaçla rahatlıkla sağlığına kavuşabilecekken davalı idarelerin ihmali ve kusurlu hareketleri nedeniyle ...'ın vefat ettiği ileri sürülerek 500.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi talebiyle Ege Üniversitesine 03/02/2020 tarihinde yapılan başvurunun reddi işlemi ile yine 500.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi talebiyle Sağlık Bakanlığına yapılan başvurunun reddi işleminin iptali ile uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık davacılardan ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL, diğer davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 40.000,00 TL olmak üzere toplam 180.000,00 TL manevi tazminat ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffa ...'ın 06/12/2019 tarihinde baş ağrısı şikayeti ile Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastahanesi'ne gittiğinde gerekli tetkik ve testlerin yapılmadığı, aile hekimi sevk etmesine rağmen randevulu olmadığından kabul edilmediği, 29/12/2019 tarihinde Tepecik Devlet Hastanesi'nden randevu bulabildiği, yapılan tetkikler sonucu sarılık teşhisi konulduğu, 23 gün geçtiği, akabinde Ege Üniversitesi'ne sevkinin yapıldığı ve yoğun bakıma alındığı, Ege Üniversitesi'nde yeterli sayıda solunum cihazı olmadığından solunum cihazına bağlanmak yerine el pompası ile müdahale edildiği, geç teşhis, geç müdahale ve yetersiz ekipman sorunları nedenleriyle yakınlarının vefat ettiği, Mahkemece alınan adli tıp kurumu raporunun yetersiz ve eksik olduğu, kuruldaki heyette Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı bulunmadığı ileri sürülerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY : Davacıların yakını ... 2 gün devam eden baş ağrısı, bulantı ve kusma yaşadığı şikayetiyle 06/12/2019 tarihinde Alsancak Nevval Salih İşgören Devlet Hastanesine başvurmuştur. Burada şikayetlerine yönelik semptomatik tedavisi gerçekleştirilmiştir. Daha sonra 21/12/2019 tarihinde başvurduğu İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gözünde sarılık yakalanması üzerine adı geçen hastaneye yatışı yapılmıştır. ..., 20/12/2019-24/12/2019 tarihleri arasında Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde normal serviste tedavi görmüş, 24/12/2019 tarihinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne nakledilmiş, yapılan müdahalelere rağmen 29/12/2019 tarihinde durumu ağırlaşmış ve 01/01/2020 tarihinde vefat etmiştir. Vefat nedeniyle meydana geldiği ileri sürülen maddi ve manevi zararların ödenmesi istemiyle yapılan başvuruların reddi üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 3. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ve adli birimler ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 16. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir. Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır. Bakılan davada, İdare Mahkemesince, uyuşmazlığın çözümlenebilmesinin özel bilgiyi gerektirdiği anlaşılarak gerekli görüldüğünden, davacılar yakını ...'ın Alsancak Nevval Salih İşgören Devlet Hastanesi, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gördüğü tedavilerde hizmet kusuru bulunduğu iddia edildiğinden ...'ın vefatı olayının söz konusu hastanelerde yapılan tıbbi müdahalelerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, ...'ın ölümünde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı, hizmet kusuru bulunmakta ise kusur oranının saptanmasına esas alınacak kriterlerin belirlenmesi amacıyla dosya üzerinden Adli Tıp Kurumu marifeti ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ve 31/08/2022 tarihinde sunulan raporda özetle; "Kişinin ölümünün toksik hepatit ve gelişen komplikasyonlar (karaciğer yetmezliği, hepatik ensefalopati) sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin 06/12/2019 tarihinde Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne 2 gündür baş ağrısı bulantı kusma şikayeti ile başvurduğu, genel fizik muayenesinin olağan olduğu, şikayetlerine yönelik semptomatik tedavinin gerçekleştirilmiş olduğu dolayısıyla; Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde gerçekleştirilen işlemlerde tıbbi uygulama hatası bulunmadığı, kişinin 21/12/2019 tarihinde İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sarılık yakınması ile başvurduğu, yapılan tetkikleri neticesinde karaciğer fonksiyon testlerinde yükseklik saptanan hastanın yatışının yapılmasının uygun olduğu, ilgili branş konsültasyonları ile birlikte gerekli takip ve tedavisi devam eden hastanın laboratuvar değerlerinde progresyon görülmesi üzerine olası nakil veya yoğun bakım ünitesi ihtiyacı gerekçesiyle sevk edilmesinin uygun bir yaklaşım olduğu; dolayısıyla İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, kişinin 24/12/2019 tarihinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne nakledildiği, ilgili branş konsültasyonları ile birlikte karaciğer nakil planlanması da dahil olmak üzere hastaya gerekli takip ve tedavinin gerçekleştirilmiş olduğu dolayısıyla; Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde görüş ve kanaate yer verilmiş ise de; anılan raporun idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için tatmin edici açıklamalar içermediği kanaatine varılmıştır.
Dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacılar yakını ...'ın 2 gün devam eden baş ağrısı, bulantı ve kusma yaşadığı şikayetiyle 06/12/2019 tarihinde Alsancak Nevval Salih İşgören Devlet Hastanesine başvurduğu, burada şikayetlerine yönelik semptomatik tedavisinin gerçekleştirildiği, daha sonra 21/12/2019 tarihinde başvurduğu İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gözünde sarılık yakalanması üzerine adı geçen hastaneye yatışının yapıldığı, 20/12/2019-24/12/2019 tarihleri arasında Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesinde normal serviste tedavi gördüğü, 24/12/2019 tarihinde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne nakledildiği, yapılan müdahalelere rağmen 29/12/2019 tarihinde durumunun ağırlaştığı ve 01/01/2020 tarihinde toksik hepatit ve gelişen komplikasyonlar (karaciğer yetmezliği, hepatik ensefalopati) sonucu vefat ettiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davacılar yakınının 06/12/2019 tarihinde hastaneye ilk başvurusunda yapılan genel muayenesinin olağan olduğu, migren tanısının konulduğu, ..., ... ... ilaçlarının uygulandığı ve taburcu edildiği, 21/12/2019 tarihinde tekrar hastaneye başvurması üzerine gözünde sarılık yakalandığından hastaneye yatışının yapıldığı, hastaneye ilk başvurusunda anılan şikayetlerle gelen davacılar yakınına ayrıntılı teşhis, tetkik ve tedavi uygulanmadan taburcu edildiği görüldüğünden, davacılar yakınının ilk muayene bulgularına göre şikayetlerine yönelik olarak yapılması gerekenlerin (tahlil, tetkik, müdahale, ileri kan tetkiki, ileri görüntüleme tetkiki vb.) somut olayda yapılıp yapılmadığı, sarılık tespitinde geç kalınıp kalınmadığı, daha erken tespit imkanı bulunup bulunmadığı, duruma yönelik zamanında etkili ve yeterli müdahalede bulunulup bulunulmadığı, bu durumun tıp kuralları bakımından kabul edilebilir olup olmadığı, zamanında uygun tanı konulup tedaviye başlansa idi ölümünün önüne geçilip geçilmeyeceği, hastanın sevkinde bir gecikme bulunup bulunmadığı, sevk edildiği Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen işlemlerin yerinde ve yeterli olup olmadığı hususlarının değerlendirilerek davacılar yakınının davalı idareye bağlı hastanelerde ve davalı üniversite hastanesinde takip, tetkik ve tedavi sürecinde hata, ihmal, dikkatsizlik, tecrübesizlik, özensizlik bulunup bulunmadığı konularının tereddüte yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla, Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan, davacıların iddialarının ve dosyada bulunan bilgi ve belgelerin göz önünde bulundurulduğu, tıbbi sürecin bir bütün halinde ele alındığı, yukarıda yer verilen hususlara açıklık getirecek tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda davalı idarelerin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 15/01/2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.