Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/967 E. 2026/1732 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/967
- Karar No
- 2026/1732
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/967 KARAR NO : 2026/1732
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/05/2024 NUMARASI : 2024/139 Esas 2024/384 Karar DAVA : RÜCUEN TAZMİNAT KARAR TARİHİ : 09/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/07/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/139 Esas ve 2024/384 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...dava dilekçesiyle; müvekkili tarafından dava dışı sigortalı .... A.Ş'ne ait emtiaların nakliyesi sırasında meydana gelecek rizikolar 18.08.2021-16.11.2021 tarihleri arasında müvekkili tarafından 32491493 sayılı ... Sigorta Poliçesi ile poliçede yer alan teminatlar kapsamında, poliçe limitleri miktarınca sigorta güvencesi altına alındığını, Davalı ... A.Ş.,’nin müvekkili şirketin sigortalısı olan ... A.Ş'nin taşımaya konu emtialarına hasar verdiğini, söz konusu taşımalar sonucu meydana gelen zararların rücuen tazminat talebinde bulunduklarını, müvekkilinin sorumluluk Sigortası ile sigortalanan emtianın teminat altına alındığını, ibraz edilen mevcut bilgi ve belgelere istinaden, konu sevkiyatta taşıyan konumunda sigortalı / gönderici firmaya navlun faturasını düzenleyen .... A.Ş. olduğunu, deniz nakliyesi ise alt / fiili taşıyıcı ... firması sorumluluğunda yapıldığını, emtia her birinde 1.248 Koli – Net: 27.200,00 Kg – Brüt: 29.330,00 Kg olmak üzere 2 adet 40’lık BMOU 925314-6 - HLBU 907522-1 no.lu konteynerlerin gönderen... ...AŞ adresinde istiflendiğini, konteynerlerin 20.08.2021 tarihinde ...adlı gemiye yüklendiğini ve Aliağa → Jebel Ali / Birleşik Arap Emirlikleri arası sevkiyatın gerçekleştirildiğini, survey raporuna istinaden, konteynerlerin varış limanında gemiden tahliyesi ile konteynerlerin alıcı ...’nin soğuk hava deposuna sevkiyatının tamamlandığını, emtianın teslim alınması sonrası alıcı firma ilgilileri tarafından konteyner mührü açılarak emtiada yapılan incelemede; yumurtaların bir kısmında kırılma, çatlama şeklinde hasar fark edildiğini, müvekkilinin sigortalısını hasar ihbarında bulunulduğunu, hasara ilişkin incelemelerin sonucunda müvekkili şirket tarafından sigortalılarına toplamda 11.758,55 USD tutarında ödeme yapıldığını, konu hasarla ilgili H-212884 rapor numaralı ekspertiz raporu alındığını, müvekkili tarafından yaptırılan ekspertiz çalışmaları neticesinde de söz konusu hasarın davalı şirketin sorumluluk alanı dahilinde nakliye sırasında meydana geldiği tespit edildiğini, meydana gelen zarar neticesinde müvekkili şirket tarafından 32491493 No'lu Sigorta Poliçesi kapsamında, bu hasar nedeniyle sigortalısına 11.758,55 USD tazminat ödemesi yapıldığını, hasarsız ve güvenli kutularla teslim edilen emtialar, sevkiyat esnasında hasarlı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle meydana gelen hasarın nakliye sırasında meydana geldiğini, öncelikli olarak davalı yana ait bulunan, tespit edilecek davalı adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul malların 3. kişilere devrinin önlenmesi amacıyla kaydına ihtiyat-i tedbir konulmasını, davanın kabulünü sigortalıya ödenen 11.758,55 USD'nin ödeme tarihi olan 09.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... AŞ vekilinin 27.03.2024 tarihli cevap dilekçesiyle; davacının İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün 2022/6878 E sayılı dosyasıyla takip yaptığını, itirazı ile takibin durduğunu, 25.12.2023 tarihinde takipsizlik ile dosyanın kapatıldığını, bu davanın açıldığını, müvekkili iki konteyner içinde toplamda 2496 koli yumurta emtiasının deniz yolu ile İzmir/Aliağa limanından Jebel Alı/BAE limanına taşıtılması işinde taşıma işleri komisyoncusu (forwarder sıfatıyla) olarak hareket ettiğini, HLCUEUR2108AXXI8 nolu konişmentoda yer aldığını, Konişmentoda “shipper” yani “yükleten” olarak davacının sigortalısı .... A.Ş., “Consignee” yani “Gönderilen” olarak dava-dışı ... şirketi olduğu, “Carrier = Taşıyan” olarak ...” şirketinin bulunduğunu, konişmento tahtında taşıma işini taşıyan sıfatıyla üstlenen şirket dava-dışı “...” olduğunu, Davacının sigortalısı .. .. ile dava-dışı ... arasında CIF satış teslim şekliyle anlaştıklarını, deniz yoluyla navlun sözleşmesi kurma yükümlülüğü davacının sigortalısı satıcıya yani ...’a ait olduğunu, ... Taşıma İşleri Komisyoncusu sıfatına sahip müvekkili ile TTK m. 917 anlamında taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesi yaptığını, müvekkilinin TTK m. 917 ve 918 anlamında eşyanın taşıtılması işini üstlendiğini, taşıma işini taahhüt etmeyen yani üstlenmeyen yalnızca eşyanın taşıtılmasını üstlenen müvekkilinin taşıyan sıfatı bulunmadığını, eşyanın taşıtılmasını üstlenen müvekkilinin TTK m. 918 gereği taşıma sözleşmesinin kurulmasına aracılık ettiği ve düzenli hat taşımasının önde gelen denizcilik şirketi ... ile eşyanın taşınması için navlun sözleşmesi kurulmasına aracılık ettiğini, TTK m. 918’de öngörülen yükümlülüklerin hiçbirini ihlal etmediğini, ... ile anlaşılmasına aracılık ettiğini, konteyner içi yükleme dava dışı sigortalı ... şirketi yaptığı dava dışı ... tarafından ise taşıma işi yapıldığı, taşıyan dava dışı ... olduğunu, bu nedenle taşıyan sıfatına sahip olmadığı ve taşıma işini üstlenmediğinden davanın reddi gerektiğini, aktif husumet yönünden davacı sigortalısı taşımaya konu olan satış sözleşmesinin satıcı olduğunu, TTK m. 1452/1f gereği sigorta sözleşmesinin yapılması anında, sigortalanan menfaat mevcut değilse, sigorta sözleşmesi geçersiz olacağını, TTK m. 1472’deki kanuni halefiyetin koşulları oluşmadığını, bu nedenle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, pasif husumet yönünden müvekkilinin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, müvekkili taşıyan sıfatına sahip olmadığını, taşıyanın ...’un olduğunu, bu nedenle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili Freigth Forwarder yani taşıma işleri komisyoncusu olarak hizmet verdiğini, hak düşürücü süre yönünden TTK m. 1188 gereğince taşıma esnasında doğan zararlarla ilgili olarak taşıyana karşı bir yıl içinde dava açılması gerektiğini, sürenin başlangıç ânı hükmün ikinci fıkrasında eşyanın teslim edildiği tarih olarak belirlendiği, taşıma 2021 yılında olduğunu, hak düşürücü sürenin 2022 yılında bittiğini, bu nedenle hak düşürücü süre yönünden davanın reddi gerektiğini, esas yönünden TTK m. 1185 gereği bildirim yükümlülüğü davacının sigortalısı tarafından yerine getirilmediğini, hasarın 08.09.2021'de meydana geldiği, ancak ihbar tarihi 05.10.2021 olduğunu, TTK m. 1178 gereğince taşıyan sorumlu değildir sorumluluğu ispat edilemediğini, davacının eşyanın taşıyanın zilyetliğinde iken deniz taşıma sürecinde meydana geldiğini ispat etmesi gerektiğini, eksper raporunda yer aldığı üzere zarar görmemiş emtianın düşük fiyattan satılamayacağını sofralık yumurta emtiasının piyasada hızlı satılabileceğini, zarar görmeyen emtianın fiyatlandırılmasının ne şekilde ve ne kadar bir süre içinde satıldığının belirlenemediği, piyasa değerinin çok altında satıldığını, sigorta şirketinin evrak üzerinde yaptırdığı eksper raporu hükme esas alınamayacağını, belirterek davanın öncelikle hak düşürücü süre, aktif, pasif husumet yokluğu nedeniyle ve esastan davanın reddini talep etmiştir. Dava ve Talep; sigorta sözleşmesine dayalı taşıma şirketine karşı sigorta konusu malın hasarlanmasına istinaden açılan alacak davasına ilişkindir. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir. İstanbul Anadolu 13.İcra Dairesinin 2022/6878 Esas sayılı dosyası, 32491493 sayılı Nakliyat Sigorta Poliçesi , Ödeme dekontu, Arabuluculuk E-imzalı Son Tutanak Aslı, kaza sonrası açılan 547575-0 numaralı hasar dosyası incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Davalının aktif, pasif husumet ve hak düşürücü süre itirazları incelendiğinde; öncelikle hak düşürücü süre itirazının incelenmesinin gerektiği tespit edilmekle, davalının cevap dilekçesinde belirttiği İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2022/6878 E sayılı dosyasıyla 14.04.2022 tarihinde icra takibine başladığı, davalıya çıkarılan ödeme emrine 29.04.2022 tarihinde süresinde itiraz edildiği ve takibin durduğu, daha sonra dosyanın 25.12.2023 tarihinde kapatılmasına karar verildiği belirlenmiştir. Dava konusu taşımanın başladığı tarihin, 20.08.2021 tarihi olup, yükün gönderilene teslim edildiği tarihin ekspertiz raporunda yer aldığı üzere yükün 04.09.2021 tarihinde Refeer konteynerler ile Cebel Ali limanına boşaltıldığı 08.09.2021 tarihinde gönderilenin yükü limandan aldığı ve soğuk hava deposuna sevk ettiği, soğuk hava deposunda yapılan denetimde hasarın belirlenmesi ile ekspertize 05.10.2022 tarihinde ve ekspertizin 13.11.2021 tarihinde raporunu hazırladığı, bu tarihten sonra davacının 14.04.2022 tarihinde takibe geçtiği, ancak takibin devam ettirilmemesi neticesinde 25.12.2023 tarihinde dosyanın açılmamış sayılmasına karar verildiği belirlenmiştir. Buna göre taşımaya konu emtianın teslim tarihi 08.09.2021 olup, bu tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre itirazı içerisinde takip yapılması veya dava açılması gerekmektedir. Somut olayda açılan takibin devam ettirilmediği veya bu takibe dayalı olarak açılmış olan bir davada ıslah ile davanın alacak davasına çevrilmediği, dolayısıyla takip işleminin derdest davada hukuki sonuç doğurmadığı ve hak düşürücü sürenin 08.09.2021 – 08.09.2022 tarihleri arasını kapsadığı belirlenmiştir. Davacı taraf her ne kadar 17.01.2024 tarihinde arabuluculuğa başvurmuş ve 02.02.2024 tarihinde arabuluculuk görüşmesi son bulmuş ise de arabuluculuk sürecinde geçen süre hak düşürücü süreye etki etmemektedir. Zira başvuru tarihi itibari ile hak düşürücü süre dolmuştur. Davanın açılma tarihi ise 12.02.2024 tarihi olup, TTK m. 1188 de yer alan hak düşürücü sürenin doğup doğmadığı incelendiğinde TTK m. 1188 'de " Eşyanın zıyaı veya hasarı ile geç tesliminden dolayı taşıyana karşı her türlü tazminat istem hakkı, bir yıl içinde yargı yoluna başvurulmadığı takdirde düşer. (2) Bu süre taşıyanın eşyayı veya bir kısmını teslim ettiği veya eşya hiç teslim edilmemişse, onun teslim edilmesinin gerektiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (3) Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir. Ancak, rücu davası açma hakkı, bu hakka sahip olan kişinin, istenen tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren doksan gün içinde kullanılmadıkça düşer. (4) Bu süre, tarafların dava sebebinin doğmasından sonra yapacakları bir anlaşma ile uzatılabilir." hükmü bulunmaktadır. TTK m. 1188’ye göre zararın meydana geldiği yani eşyanın ziya ve hasarının teslim edildiği ve öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, aynı maddenin 3. fıkrasına göre sigorta şirketinin açacağı davada da hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra açacağı davada da tazminat bedelini ödediği veya aleyhine açılan tazminat davasında dava dilekçesinin tebellüğ ettiği tarihten itibaren 90 gün içerisinde açılması gerekmektedir. Yine TTK m. 1188/3f hükümlerine göre "Sorumlu tutulan kişinin rücu davası, birinci fıkrada öngörülen hak düşürücü sürenin sona ermesinden sonra da açılabilir." hükmünün sigortacılara ilişkin olmayıp (somut olayda olduğu üzere halefiyet ilkesine dayalı olarak zarar görenin halefi olduğundan) zararı ödeyen üçüncü kişilerin dava açması için tanınan 90 günlük hak düşürücü süreyi belirttiğinden hak düşürücü sürenin davacının belirttiği süre olmadığı sorumlu olan kişinin yapmış olduğu, ödeme nedeniyle rücu halinde uygulanması gerektiği, belirlenmektedir. Sigortalı ile sigortacı TTK m. 1472 gereği birbirinin halef ve selefi olmaktadırlar. Bu halde rücu davası açabilmesi için tıpkı sigortalısının tabii olduğu hak düşürücü süreye tabii olması söz konusu olmaktadır. Bu nedenle davacının davasının süresinde açılmadığından hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerekmiştir..." gerekçesi ile, Davacının davasını hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın somut olayın maddi gerçekliği, ekspertiz raporundaki teknik tespitler ve icra takibinin hukuki sonuçları ile açıkça çelişmekte olduğunu, emtianın, 20.08.2021 tarihinde "..." adlı gemiye tam ve sağlam olarak yüklendiğini ancak varış limanı olan Jebel Ali’de alıcı firma tarafından yapılan kontrollerde yumurtaların önemli bir kısmında kırılma ve çatlama şeklinde hasarlar tespit edildiğini, Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 875 uyarınca; "Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın ziyaından, hasarından ve teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.", taşıyıcı eşyayı koruma ve gözetim altında bulundurma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, hasarın niteliği ve nedeni konusunda .....Ekspertiz Hizmetleri tarafından hazırlanan H-212884 sayılı raporun, teknik ve hukuki açıdan kusur tayini yapmakta olduğunu, eksper raporunda, hasarın herhangi bir taşıma sıcaklığı sorunu veya ısı kırılımı (temperature fluctuation) ile bağlantılı olmadığının kesin bir dille belirtildiğini, sert elleçleme sonucu kırılan yumurtalardan sızan sıvıların diğer sağlam yumurtalara ve viyollere sirayet etmesinin, emtianın ticari değerini tamamen yitirmesine ve mantar riski oluşmasına neden olduğunu, TTK m. 1178 uyarınca taşıyan, eşyanın teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçen süre zarfında eşyanın ziya ve hasarından sorumlu olduğunu, emtianın varış noktasında konteyner mührü açıldığında hasarlı olduğunun saptanmasının, zararın taşıyıcının zilyetliğinde gerçekleştiğine dair karine teşkil ettiğini, müvekkili şirketin rücu hakkının, ödemenin yapıldığı 09.12.2021 tarihi itibariyle hukuken muaccel hale geldiğini ve dava hakkının bu tarihte doğduğunu, yerel mahkemenin, emtianın teslim tarihi olan 08.09.2021 tarihinden itibaren başlayan bir yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmesinde icra takibinin hak düşürücü süreyi kesme etkisini tamamen görmezden geldiğini, TTK m. 1188/1 uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre öngörülmüş olsa da, bu sürenin "yargı yoluna başvurulması" ile kesileceği doktrin ve içtihatlarda sabit olduğunu, müvekkili şirketin, 14.04.2022 tarihinde, yani teslim tarihinden itibaren henüz 7 ay geçmişken İstanbul Anadolu 13. İcra Dairesi'nin 2022/6878 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, icra takibinin 14.04.2022 tarihinde hak düşürücü süreyi hukuken kestiğini, süre kesildikten sonra, icra takibine borçlu tarafından itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, icra dosyasında 29.04.2022 tarihinde itiraz olması nedeniyle müvekkili alacaklı tarafından mahkeme kararı alınmadan dosyanın yenilenmesi veya ilerletilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, rücuen tazminat talebiyle 17.01.2024 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurduğunu ve 02.02.2024 tarihinde son tutanak tanzim edildiğini ve davanın ise 12.02.2024 tarihinde açıldığını, icra takibinin başlatıldığı 14.04.2022 tarihi ile davanın açıldığı 12.02.2024 tarihi arasında iki yıl dahi geçmediğini, taşıma hukukundaki hak düşürücü sürelerin icra takibiyle kesilmesinden sonra, alacağın tabi olduğu genel rücu zamanaşımı süreleri ve takip hukukunun sağladığı korumanın dikkate alınması gerektiğini, yerel mahkemenin, icra dosyasının 25.12.2023 tarihinde takipsizlikle kapatılmasının süreyi kesme etkisini geriye etkili olarak yok ettiği yönündeki kabulünün hukuken hatalı olduğunu, icra dosyasının takipsizlikle kapatılması idari bir işlem olup, davanın açılmamış sayılmasına dair HMK hükümlerinin kıyasen uygulanamayacağını, davanın esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, nakliyat abonman sigorta poliçesinden kaynaklanan zararın rücuen tazmini için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle TTK'nun 1188. maddesi gereğince zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren yani malların tesliminden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılması veya takibin yapılmasının gerekmesine, somut uyuşmazlıkta yasal hak düşürücü süre içinde yapılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan 29.04.2022 tarihli itiraz üzerine yeniden işlemeye başlayan 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davacı alacaklı tarafından 17.01.2024 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurulmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/05/2024 tarih ve 2024/139 Esas 2024/384 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09/07/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.