Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1006 E. 2026/1464 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1006
Karar No
2026/1464
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1006 - 2026/1464 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1006 KARAR NO : 2026/1464 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/10/2025 NUMARASI : 2024/396 E. - 2025/340 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/10/2025 tarih ve 2024/396 Esas - 2025/340 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin gayrimenkul hizmetleri kapsamında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli 2022/149802 sayılı marka başvurusunun, davalının itirazı sonucunda YİDK'nın 22.07.2024 tarihli 2024-M-9697 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa müvekkiline ait marka ile müvekkili marka tescil başvurusuna itiraz eden firmaya ait markaların birbirinden oldukça farklı olduğunu, davalı kurumun müvekkilinin kötü niyetli olduğu varsayımı ile karar verdiğini ileri sürerek, YİDK'nın 22.07.2024 tarihli 2024-M-9697 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvkkilinin 1995 yılından beri dünyanın birçok yerinde, “...” ibareli markaların tescil sahibi olduğunu ve iş bu markasını ülkemiz de dahil olmak üzere bilfiil kullandığını, davalının kötü niyetli olarak müvekkili markalarından haksız bir yarar sağlamak amacıyla, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markasına ilişkin başvuru yaptığını, “...” markasının aynı zamanda müvekkili firmanın ticaret ünvanının ayırt edici unsuru olup, telif hakkı da içerdiğinden başvurunun, 6769 sayılı SMK 6/6 maddesi çerçevesinde de reddi gerektiğini, yine marka başvurusunun SMK 5/1-c ve 5/1-f uyarınca tescilinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı kurumun, salt dava konusu marka başvurusunun davalı şirkete ait tanınmış markanın benzerinin tescil başvurusuna konu edilmiş olmasının kötü niyetli bir yaklaşım olduğu değerlendirmesine iştirak edilmediği, davacının kötü niyetli olduğunun ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2024-M-9697 sayılı YİDK kararının davacının itirazının reddine ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, davacı şahıs tarafından yapılan marka başvurusu iyi niyetli bir başvuru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesine istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkil şirketin dava konusu markanın yaratıcısı ve gerçek hak sahibi olduğunu, davacı başvurusunun müvekkilinin markasının kopyalanması suretiyle oluşturulduğunu, müvekkil markalarının Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi ve SMK 6/4 uyarınca tanınmış bir marka olduğunu, müvekkilinin özgün markasının birebir kopyalanarak aynı/sıkı-sıkıya bağlı ürün hizmetlerde tescil edilmek istenmesinin olağan bir tesadüf olmadığını, davacının markasında "..." ibaresinin kullanılmasının, ilgili hizmetlerin coğrafi kaynağı ve kalitesi (yüksek anlamında) konusunda tüketiciyi yanılttığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 307. maddesine göre davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat ile davacı, dava konusu haktan maddî hukuk açısından geri dönülemeyecek biçimde vazgeçtiğinden, bu konuda artık herhangi bir hak talep etmesi kural olarak mümkün değildir. Feragat, bir inşai hakkın kullanılması niteliği taşır, karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne gerek yoktur ve dosyaya vardığı anda kendiliğinden sonuç doğurur. Kural olarak davacı, her davadan hiçbir kayda tabi olmaksızın feragat edebilir. Kayıtsız ve şartsız olması gereken feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. HMK'nın 311. maddesine göre feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Somut uyuşmazlıkta, her ne kadar mahkemece davanın kabulüne karar verilip, verilen karar davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmişse de davacı vekili Av. ... tarafından UYAP sisteminden gönderilen 11/08/2026 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiğinin bildirildiği, davacı vekillinin dosyada mevcut vekaletnamesinin davadan feragat yetkisini içerdiği, davalı ... ... vekili Av. ... tarafından da UYAP sisteminden gönderilen 14/07/2026 tarihli dilekçe ile de yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini talep ettiği anlaşıldığından, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 01/10/2025 gün ve 2024/396 Esas - 2025/340 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın feragat nedeni ile REDDİNE,

3-Davacının ilk oturumdan önce davadan feragat etmesi nedeniyle 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL harcın 2/3'ü olan 488,00-TL'nin, peşin olarak alınan 427,60-TL'den mahsubu ile bakiye 60,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'e verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,

7-Davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),

9-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 732,00'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,

10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 04/09/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1006, K. 2026/1464, T. 04.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1006-e-2026-1464-k-c80db08d515c