Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/942 E. 2026/2018 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/942
Karar No
2026/2018
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2026/942

KARAR NO:2026/2018

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ:16/12/2025

NUMARASI:2024/14 Esas - 2025/909 Karar

DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ:30/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/08/2019 tarihinde Şile - İstanbul yolu istikametinde, yaralanmalı, ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda ...'nin araç içerisinde yolcu olarak bulunan eşi ...'nin vefat ettiğini, ...'nin ise yaralandığını ve bitkisel hayata girdiğini, kazaya konu ... plakalı aracın ... A.Ş. tarafından... çerçevesinde sigortalı olduğunu, davalı şirkete kaza sebebiyle doğan zararlarının tazmini için başvuruda bulunduklarını, davalı şirketin herhangi bir cevap vermediğini, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak sonuç alınamadığını, müvekkilinin ev hanımı olduğunu ve eşinin vefatı nedeniyle zor günler yaşadıklarını belirterek, kızı ... için bilirkişi tarafından hesaplanacak bakıcı gideri ile kalıcı ve geçici işgöremezlik tazminatından HMK 107 maddesi uyarınca şimdilik 10,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi itibariyle işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı ıslah dilekçesi ile talebini 390.000,00 TL'ye yükseltmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karışan aracın 20/10/2018-2019 vadeli trafik sigorta poliçesi ile sigortalandığını, 2918 Karayolları Trafik Kanunu 98. maddesi gereği bakıcı giderlerinin ve geçici işgörmezlik tazminatının ...'nın sorumluluğunda olduğunu, ... Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulması gerektiğini, davacı tarafın usule aykırı olacak şekilde eksik evrak ile müvekkili şirkete başvuru yaptığını ve usule aykırı olarak dava açtığını, bu sebeple davanın usulden reddi gerektiğini, dosyanın kusur raporu ile maluliyet raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kısmen kabulü ile; davacının geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinin reddine, davacının kalıcı maluliyet tazminatı talepleri bakımdan davasının kabulü ile 370.000TL’nin 04/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta limiti dahilinde (390.000,00 TL) davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; raporda yer alan maluliyet oranının dava konusu bakıcı ücreti talebi ile doğrudan bir ilgisi bulunmadığını, müvekkilin dava konusu kazada yaralandığı ve manevi olarak zarara uğradığı ve bakıma muhtaç hale geldiği sabit olduğundan küçüğün özel gereksinimi olmadığından bahsetmek açıkça vicdana , hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla bakıcı ücreti talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde bu talebin reddedildiğini, davada talep edilen bakıcı ücretine gereksinim olmadığı yönündeki karar hakkaniyete, hukuka aykırı olduğunu, nitekim kazada babasını kaybetmiş ve daha küçücük yaşta böyle ciddi kazaya maruz kalmış kız çocuğunun annesinin de kaza geçirdiği göz önüne alındığında bakıma muhtaç olduğunu, mahkeme geçici iş göremezlik tazminatına yalnızca 4 yaşındaki bir çocuk olduğu için hükmedilemeyeceğinden bahisle soyut biçimde karar verildiğini, somut olaya göre ele alınarak değerlendirilme yapılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, dava dışı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile 14/08/2019 tarihinde Şile - İstanbul yolu İstanbul istikametinde seyir halinde iken meydana gelen tek taraflı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasında, yolcu olarak ...'nin vefat ettiği, ...'nin ise yaralandığı, davalının kazaya neden olan ... plakalı aracın... sigortacısı olduğu, davacı ...'nun yaralanması nedeni ile bakıcı gideri ile kalıcı ve geçici işgöremezlik tazminatı talep edildiği görülmüştür.Mahkemece ilk verilen karar, Dairemizin 30/11/2023 tarih 2022/1022 Esas 2023/2235 Kararı ile "Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma mecburiyeti başlıklı 150. maddesinde “M1, M1G, N1, N1G, N2 ve N3 sınıfı araçlarda 150 cm’den kısa ve 36 kg’ın altındaki çocukların taşınması sırasında çocukların ağırlığına uygun bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan çocuk bağlama sistemlerinin kullanılması zorunludur. Ancak 135 cm’den uzun çocuklar çocuk bağlama sistemleri yerine ön koltukta oturmamak şartıyla diğer koltuklardaki emniyet kemerlerini kullanabilirler.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Dosya içerisindeki belge ve bilgiler ile davacının kaza tarihinde 4 yaşında olduğu dikkate alındığında, araç içerisinde yolculuk yaparken yönetmelik maddesinde açıklandığı üzere özel donanımlı tertibatla taşınıp taşınmadığı araştırılarak sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken emniyet kemeri ile ilgili değerlendirme yapılarak karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece son olarak alınan ATK 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 12/10/2021 tarihli raporda; ...'nin 14/08/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre, kişinin tüm vücut engellilik oranının %47 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği, küçüğün 24 ay sonra yeniden değerlendirilmek üzere kurumumuza gönderilmesi gerektiği" bildirilmiştir.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunda, küçüğün maluliyet ve iş göremezlik süresinin değerlendirilmesi bakımından 24 ay sonra yeniden kuruma gönderilmesi gerektiği belirtildiğinden belirtilen sürenin geçmesi ile davacının yeniden muayenesi sağlanarak ek maluliyet raporu alınarak karar verilmesi gerekirken 24 aylık süre beklenmeden ve kontrol muayenesi yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatlarına göre 18 yaşından küçük olup aktif çalışması bulunmayan çocuk yararına geçici iş göremezlik tazminatı hükmedilemez. Somut olayda, kaza ve dava tarihinde reşit olmayan davacı küçük ...'nın yaralanıp geçici iş göremediğinden bahisle de maddi tazminat isteminde bulunulmuştur. Davacı ... kaza tarihinde 4 yaşında olup, gelir getiren bir işte çalıştığı düşünülemeyeceğinden dolayısıyla tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığından geçici iş göremezlik zararı bulunmadığı gözetilerek geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/23783 E. - 2023/2210 K., 2021/4507 E. - 2021/8342 K. sayılı kararları).

Kaza tarihinde 4 yaşında olan ve gelir getirici bir işte fiilen çalışması mümkün olmayan davacı çocuk için işgücü kaybı (efor kaybı) tazminatı talep edebilecektir. Bu halde davacı çocuğun yaşıtlarına göre daha fazla efor sarf edeceği göz önünde bulundurularak sürekli iş göremezlik zararı kaza tarihinden itibaren hesaplanmalıdır. Asgari geçim indirimi bedeli, fiili çalışmanın karşılığı olan bir ödeme olup, fiilen çalışmayan kişiler için efor kaybı tazminatı hesaplanırken ücrete dahil edilmesi mümkün olmamakla birlikte, aktif döneme ilişkin hesaplamada gelire dahil edilmesi gerekmektedir. hükme esas alınan aktüerya raporunda 18 yaşına kadar geçen dönem hesabına esas alınan asgari ücret, ücretli çalışılarak elde edilen bir kazanç olmadığından, brüt asgari ücretler netleştirilirken asgari geçim indiriminin dikkate alınmayacağı belirterek hesaplama yapılmış, 18 yaştan sonraki aktif devre içinse ... bedeli dahil edilmiş asgari ücret üzerinden hesap yapılmış olduğundan aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Kabule göre de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesinde, sigorta şirketlerinin ... sigortası sınırları içinde maddi tazminattan sorumlu olduğu düzenlendiğinden İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğu poliçe limitinin açıkça gösterilmemiş olması ile limiti aşar şekilde tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemiz kaldırma kararı gereğince Mahkemece ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 01/08/2025 tarihli maluliyet raporunda "2015 doğumlu ...'nin 14.08.2019 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine göre yapılan değerlendirilmesinde (yer almayan cetvel, şekil ve tabloların, yer aldığı Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik kapsamında yapılan değerlendirilmeye göre) tüm vücut engellilik oranının %17 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği; söz konusu engel oranı Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğinin EK-3 kısmında bulunan ...’in mevzuatla uyumu arandığında kullanılacak tablo dikkate alındığında, küçüğün özel gereksinimi bulunmadığı" yönünde mütalaa verilmiştir. ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 01/08/2025 tarihli maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek, muayenesi yapılarak maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; ATK 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 01/08/2025 tarihli maluliyet raporunda davacı çocuk ...'nın özel gereksinime ihtiyaç duymadığının tespit edilmiş olması nedeniyle bakıcı gideri talebinin reddine; Dairemiz ilk kararında da açıklandığı üzere davacı ... kaza tarihinde 4 yaşında olup, gelir getiren bir işte çalıştığı düşünülemeyeceğinden dolayısıyla tedavi müddeti boyunca mahrum kaldığı herhangi bir kazancı olmadığından geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı vekilinin adli yardım talebinin kabulüne karar verildiğinden harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/942, K. 2026/2018, T. 16.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-942-e-2026-2018-k-81d01035d069