Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/924 E. 2026/2017 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/924
Karar No
2026/2017
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO:2026/924

KARAR NO:2026/2017

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ:03/05/2024

NUMARASI:2023/852 Esas - 2024/334 Karar

DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat

KARAR TARİHİ:30/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/03/2015 tarihinde davalılardan ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile .... üzerinde seyrederken 812. sokak kavşağına geldiğinde aracının sağ ön kısmı ile 812. sokak üzerinde seyreden diğer davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarptığını, iki aracın çarpışması sonucu ... plakalı aracın sağa doğru savrularak yol kenarında kaldırımda yaya olarak yürümekte olan müvekkiline çarparak, müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazadan sonra ayağı kırılan müvekkilinin gelen ambulans ile Gaziosmanpaşa Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğünü, 14/04/2015 tarihine kadar hastanede tedavi gördüğünü, davalılar hakkında Gaziosmanpaşa 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2015/620 Esas sayılı ceza davasının açıldığını, yargılamanın halen devam ettiğini, müvekkilinin bacağında kaza nedeniyle kırıklar oluştuğunu ve 25 gün hastanede yatarak tedavi gördüğünü, müvekkilinin halen dahi eski sağlığına kavuşamadığını ve sakat kaldığını, müvekkilinin kazadan önce pazarlarda sebze-meyve satarak ailesini geçindirmekte olup aylık gelirinin ise 3.500,00TL - 4.000,00TL civarında olduğunu, kazadan sonra aylarca çalışamayan müvekkilinin gelir kaybına uğradığını belirterek HMK 107 maddesi gereğince alacağın miktarının kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olmaması nedeniyle alacağın miktarının tespiti ile müvekkilinin uğradığı maddi zararların giderilmesi için şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini 121.547,70 TL'ye yükseltmiştir.Davalı ... A.Ş. Genel Müdürlüğü (... A.Ş.)vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından ... poliçesi ile sigortalanan ... plakalı aracın 20/03/2015 tarihinde işletilmesi sırasında oluşan kazada davacının yaralandığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin maddi tazminat talepleri açısından, poliçe limitleri dahilinde ve sigortalı aracın sürücüsünün kusuru oranında davacının zararlarını gidermekle yükümlü olduğunu, kazanın olduğu yer incelendiğinde ... plakalı aracın sürücüsü olan diğer davalının, olayda asli kusurlu olduğunu, maluliyet oranının tespiti için yeniden rapor alınmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin temerrüdünün başlangıcının KTK'nın 98. ve 99. maddesine göre belirleneceğini, davacının tazminatının dava tarihinde muaccel hale geldiğini, ödenecek tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Davacı ...’un geçici iş göremezlik tazminatı talebinin kabulü ile 3.830,60TL'nin davalılar ..., ..., ...'dan 20/03/2015 tarihinden ve davalılar ... Şirketi ve ... A.Ş.’nden 24/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olmasına),

2-Davacı ...’un sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kısmen kabulü ile 136.543,74TL'nin davalılar ..., ..., ...'dan 20/03/2015 tarihinden ve davalılar ... Şirketi ve ... A.Ş.’nden 24/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunun poliçe limiti olan 290.000,00TL ile sınırlı olmasına),

3-Davacı ...’un bakıcı gideri, tedavi gideri, yol gideri tazminatı talebinin kısmen kabulü ile 1.130,75TL'nin davalılar ..., ..., ...'dan 20/03/2015 tarihinden ve davalılar ... Şirketi ve ... A.Ş.’nden 24/02/2016 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (davalı sigorta şirketlerinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olmasına),

4-Davacı ...’un manevi tazminat talebinin davalılar ..., ..., ... yönünden kısmen kabulü ile 35.000,00TL manevi tazminatın davalılardan 20/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Şirketi vekili, davalı ... A.Ş. Vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Mahkemece, 18/07/2024 tarihli ek kararı ile davalı ... vekilinin istinaf talebi hakkında "06.06.2024 tarihli istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına" karar verilmiştir. Davalı ... vekili harçların yatırıldığını belirterek ek kararı istinaf etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Genel şartların ve kanunun uygulanması kamu düzeninden olduğunu, hesaplama yöntemi olarak genel şartalar gereği %1,65 teknik faiz uygulanarak hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkil şirket, ancak sigortaladığı aracın kusuru oranında zarardan sorumlu olduğunu, kusur oranlarına göre hüküm kurulması gerektiğini, tarafların kusur oranları belli olmasına karşın asıl alacak, vekalet ücreti, yargılama giderleri yönünden müşterek müteselsil olarak verilen hükmün kaldırılarak talepleri gibi karar verilmesini, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, bir an için kusurlu olduğu kabul edilse dahi davacının müterafik kusurunun olup olmadığı değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu kazanın iş kazası kriterleri yönünden değerlendirilme yapılmadığını, SGK'ya müzekkere yazılarak davacı yanın rücuya tabi bir ödeme alıp almadığının sorulması gerektiğini, kaza tarihindeki verilere göre hesap yapılması halinde müvekkil şirkete karşı, tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz işletileceğini, ancak güncel veriler kullanılarak hesaplanan işleyecek dönem zararına ayrıca faiz işletilmesi hakkaniyete aykırı olacağını, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin kendilerince kabulü mümkün olmadığını, bu nedenle ıslah tarihinden, bu talep kabul görmez ise rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği kuralına aykırı olarak davasını iki kez ıslah ettiğini, davacının ıslah talebini dayandırdığı bilirkişi raporunda esaslı maddi ve hukuki hatalar mevcut olup fahiş ve hatalı hesaplanan bu rapora dayanarak ıslah talebinde bulunulması hatalı olduğunu, açılan dava, kısmi dava niteliğinde olduğundan ıslah dilekçesi ile arttırılan bu tutarlar zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporunda müvekkil şirket tarafından sigortalanan araç sürücüsüne %75 kusur atfedildiği halde hukuka aykırı olarak %100 kusur oranı üzerinden karar verdiğini, TRH 2010 yaşam tablosu, aktüeryal irat formülü ve %1,8 teknik faiz oranına göre hesaplanması halinde doğru tazminat belirleneceğini, karara esas alınan ATK maluliyet raporunda davacının muayenesi yapılmadığı ve esas alınan yönetmeliğin hatalı olduğunu bu raporun karara gerekçe yapılarak tazminata hükmedilmesi kabul edilemeyeceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece müterafık kusur araştırılmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacının hukuki sorumluluğu araştırılmadan müştereken ve müteselsilen sorumluluk kapsamına gidildiğini, müvekkile atfedilen kusur oranı hatalı olduğunu, kusur oranı hatalı hesaplandığını, öncelikle kusur oranının yeniden belirlenmesi ve ona göre hesaplanma yapılması gerektiğini, kusur oranı yerine %100 kusura göre hüküm kurulduğunu, dolayısıyla hem hatalı kusur tespiti yönünden hem de tazminat miktarı ve mütefarik kusur yönünden kanuna aykırı hatalı hüküm kurulduğunu, aynı davada ikinci kez ıslah yoluna başvurulması halinde bu yöndeki talebin reddi gerektiğini, davacının manevi tazminat karar altına alınırken kusur oranı "tarafların ekonomik durumu" olayın oluş şekli maluliyet oranı cismani zarar ruh hali gibi kriterleri göz ardı ederek salt taraf isteği doğrultusunda karar verildiğini, bu şekilde kurulan hüküm dolayısıyla davacı taraf zenginleşmiş davalı müvekkil düçar duruma düştüğünü, kabulü mümkün olmadığını, müvekkile ait aracın olay tarihinde hem zorunlu trafik sigortası hem de kasko poliçesi mevcut olduğunu, mahkemenin kararına dayanak gösterdiği bilirkişi raporunda yapılan hesaplama fahiş ve hatalı olduğunu, hatalı rapora dayanılarak hüküm kurulması kabul edilemeyeceğini hukuka aykırı olduğunu, kısmi dava olması neticesinde alacaklar zamanaşımına uğradığını, ıslah ettiği an gözetildiğinde zamanaşımına uğrayan kısım reddedilmesi gerektiğini, ATK raporunda Yargıtay içtihatlarına ve mevzuat hükümlerine aykırı hesaplama yapıldığını, alınan rapor mevzuata aykırı olarak davacının fiziki muayenesi yapılmadan tıbbi belgelerin incelenmesi suretiyle düzenlendiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının mütefarik kusuru değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, mahkemece usul ve esasa uygun olarak gerekçelendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir. Davalı ... vekili 03/06/2024 istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının mütefarik kusuru değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, mahkeme tarafından kararın usul ve esasa uygun olarak gerekçelendirilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 20/03/2015 tarihinde davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile 805 sokağı takiben kavşak noktasına geldiğinde, idaresindeki aracın ön kısımlarının seyir istikametine göre sağ tarafında bulunan kavşak yolunu takiben gelen sürücü ...'un sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı otomobilin sol yan kısımları ile çarpışması, çarpışmanın etkisi ile savrulan ... plakalı aracın seyir yönüne göre yolun sol tarafında kavşak çıkışında, yol kenarında bulunan davacı yaya ...'a çarpması ile meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve davacının bu yaralanması nedeni maddi ile manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkemece verilen ilk karar, Dairemizin 09/11/2023 tarih, 2022/662 Esas ve 2023/2066 Karar sayılı ilamı ile " ...Dava, HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır.Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK'nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden ıslah zamanaşımına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/20495 E.ve 2019/7842 K.sayılı kararı).Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar verilmiştir. Bu nedenle iptal kararı gereğince tazminat hesaplarında Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve Ekleri uygulanmayacağından bu yöne değinen istinaf talebi yerinde görülmemiştir. KTK'nın 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen tazminatlara davalı sigorta şirketleri bakımından dava tarihinden faiz işletilmiş olup davalı ... Şirketi vekilinin rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamından, kazanın iş kazası olmadığı anlaşılmakla rücuya tabii olamayacağından aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Kusura ve müterafik kusura ilişkin istinaf talepleri bakımından değerlendirme yapıldığında; Gaziosmanpaşa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/620 Esas sayılı dosyasında keşif yapılmak suretiyle alınan 29/11/2017 tarihli bilirkişi raporunda; Sürücü ...'ın asli kusurlu, sürücü ...'un tali kusurlu, yaya ...'un kusursuz olduğu belirtilmiş; İlk Derece Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda sürücü ...'ın %75 oranında kusurlu, sürücü ...'un %25 oranında kusurlu oldukları, yaya ...'un kusursuz olduğu bildirilmiştir. Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı ile yine davacının kaza sırasında kaldırımda yürüdüğü, yaya olduğu, müterafik kusurunun ne olduğunun da açıklanamadığı anlaşıldığından müterafik kusura ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu (davacının kusursuz olması), davacının yaralanmasının derecesi ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarların, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf iddia ve itirazı yerinde görülmemiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesine göre işletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Aynı Kanun'un 85/1. maddesinde ise bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir.Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesi gereğince borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2017 tarih, 2016/11886 E. ve 2017/6732 K. Sayılı emsal kararında da "... Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesiyle, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasının benimsendiği, davacı kusursuz olduğundan zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceği, açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemeyen davacı yönünden dava dışı kişinin de kusurunun bulunmasının davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı; somut olayda davalı sürücünün %25 oranında ve dava dışı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu; davalı ve dava dışı 3. kişinin kusur oranlarının birbirlerine karşı açılacak rücu davasında önem taşıyacağı ve dava dilekçesinde davacının kusursuz olduğu belirtilerek zararın müştereken ve müteselsilen tahsili talep edildiğinden davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken KTK 88. ve TBK 61. maddesine aykırı olarak davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu" yönünde karar verilmiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/12443 E. - 2022/6192 K.,02021/11174 E. - 2022/4055 K. sayılı kararları).Somut uyuşmazlıkta yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan zararlardan kusuru ile sebebiyet veren işleten, sürücü ve trafik sigortacısı ile kazaya karışan dava dışı araç sürücüsü ve işleteni zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Zarar gören davacı da TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açarak alacağının müteselsilen tahsilini talep ettiğinden davalıların kusuru oranında tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu tutulmaları gerektiğine ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alınarak davacılar için TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından "..." formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve 2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 13/04/2020 tarihli aktüerya raporunda PMF yaşam tablosu ve "..." formülü kullanılarak tazminat hesaplaması yapılmış olup davacı vekili hesaplamada PMF yaşam tablosu ve prograsif rant tekniği kullanılmasına itiraz etmemiş ve 12/06/2020 tarihinde ıslah dilekçesi vererek tazminat miktarlarını artırmıştır. Yine davalılar vekilleri de PMF yaşam tablosuna göre hesaplama yapılmasına itiraz etmemiştir.Yargılama devam ederken davacı vekilinin 28/05/2021 tarihli dilekçesi ile asgari ücrette artış ve Anayasa mahkemesi iptal kararı doğrultusunda ek rapor alınması talebi üzerine Mahkemece 06/07/2021 tarihli celsede "Tarafların itirazları dilekçeleri ve dosya kapsamı incelenmek suretiyle ve ayrıca 2021 asgari ücret tarifesi ve anayasa mahkemesi iptal kararları incelenerek dava dosyasının aynı bilirkişiye tevdii edilerek tarafların itirazları tek tek irdelenmek ve cevaplandırılmak kaydı ile ek rapor tanziminin istenmesine" karar verilmiş ve bu ara karar doğrultusunda aktüerya bilirkişisinden 28/07/2021 tarihli ek aktüerya bilirkişi raporu alınmış olup bu raporda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve işleyecek devre bakımından "..." formülü kullanılarak 2021 yılı asgari ücreti üzerinden 20/03/2021 tarihine kadar işlemiş dönem için tazminat hesabı yapılmıştır. Davalılar yeni asgari ücretin hesaplamada kullanılmasına itiraz etmemiştir. Davacı vekili ek aktüerya raporunda belirlenen tazminat miktarlarına göre 09/09/2021 tarihli bedel artırım dilekçesini sunmuştur. Dava, HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/19844 E. ve 2019/8286 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir. Bu durumda davanın alacağın miktarının tam olarak belirlendiği tarih itibari ile ıslah dışında talep arttırımı hakkı da bulunduğundan ve davacının 2. olarak verdiği talep arttırım dilekçesi davanın 2. kez ıslahı olarak nitelemeyecektir. Kaldı ki İlk Derece Mahkemesince son olarak verilen talep artırım dilekçesine göre karar verilmemiştir. Ne var ki PMF 1931 Yaşam Tablosunda belirlenen bakiye ömür süreleri TRH 2010 Yaşam Tablosunda belirlenen bakiye ömür sürelerinden daha kısa olmakla birlikte davacı vekilinin ilk aktüerya raporuna bu yönden itirazı olmadığından davalılar yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan tazminat hesabında PMF 1931 Yaşam Tablosu ve ... tekniğinin kullanılması gerektiğinden 28/07/2021 tarihli ek rapor tarihi itibariyle (asgari ücrette gerçekleşen artışın kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle rapor tarihine kadar olan asgari ücretlerin uygulanmasıyla) PMF 1931 Yaşam Tablosu ve ... tekniği uygulanarak hesaplama yapılması için ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) karar verilmesi gerekirken hangi rapora itibar edildiği konusunda gerekçe açıklanmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır." gerekçesi ile davacı yönünden kaldırılmıştır.

Dairemizin yukarıya aktarılan kararı ile ıslah zamanaşımına, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve Ekleri uygulanması gerektiğine, rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi gerektiğine, kazanın iş kazası olaması ve rücuya tabii ödemenin mahsubu gerektiğine, Kusura ve müterafik kusura, manevi tazminata, davalıların kusuru oranında tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderinden sorumlu tutulmaları gerektiğine, hesaplamada % 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğine, Dava, HMK'nın 107/1. maddesi hükmüne göre belirsiz alacak davası olmadığına, 2.kez ıslah yapılamayacağına ilişkin istinaf başvuruları gerekçeli olarak karşılanmış olduğundan aynı hususlara değinen istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hüküme karşı davalı ... A.Ş. vekilince maluliyet raporu ve oranına ilişkin istinaf yasa yoluna başvurulmadığından maluliyet oranı bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuş olması nedeniyle ATK 2. İhtisas Dairesinden alınan maluliyet raporunda belirlenen maluliyet oranına göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur.İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacının belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı ve geliri, TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre bakiye ömrü esas alınarak ve prograsif rant tekniği uygulanarak düzenlendiği, davacı kusursuz olduğundan, müteselsil sorumlu olan davalıların tam kusuruna göre tazminatın belirlendiği anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının da reddi gerekmiştir.Davalı ... vekili harçların yatırıldığını belirterek 18/07/2025 tarihli ek kararı istinaf etmiş ise de; Mahkemece davalı ... vekiline eksik yatırılan 2.416,55 TL istinaf karar harcının yatırması için düzenlenen muhtıranın 07/07/2024 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen kesin süre içerisinde eksik nispi harcı yatırılmadığından HMK'nun 344.maddesi gereğince davalı ...'nin istinaf başvurusundan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. Bu nedenle davalı ... vekilinin esasa ilişkin istinaf talepleri incelenmemiştir. Bu nedenlerle; davalı ... Şirketi vekili, davalı ... vekili, davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... vekilinin esasa ilişkin istinaf başvurusunun, davalı ... vekilinin 17/07/2025 tarihli ek karara ilişkin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-Davalı ... Şirketi vekili, davalı ... vekili, davalı ... A.Ş. Vekili ve davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına, davalı ... vekilinin 17/07/2025 tarihli ek karara ilişkin yapmış oldukları istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 12.057,06 TL harçtan peşin alınan 3.014,26 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.042,80 TL harcın davalı ...'tan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 12.057,06 TL harçtan peşin alınan 3.014,26 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.042,80 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

4-Alınması gereken 9.666,21 TL harçtan peşin alınan 2.416,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.249,66 TL harcın davalı ... A.Ş.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,

5-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 9.666,21 TL harçtan peşin alınan 2.416,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.249,66 TL harcın davalı ... Şirketi'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,

6-Alınması gereken 732,00 TL harcın peşin alınan 3.014,26 TL harçtan mahsubu ile 2.282,26 TL harcın davalı ...'ye iadesine,

7-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalılar bırakılmasına,

8-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

9-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/924, K. 2026/2017, T. 03.05.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-924-e-2026-2017-k-ddf85fb2f8ef