Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/874 E. 2026/990 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/874
Karar No
2026/990
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :2026/874

KARAR NO:2026/990

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ:23/02/2026

NUMARASI:2026/121 E. - 2026/166 K .

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... Bankası A.Ş. ... Şubesi, 27/03/2014 tarihli ... referans numaralı 200.000 TL bedelli teminat mektubunun davalı lehine verildiğini, alacak iddiasının ihtilaflı olduğunu borcunun olmadığını, davalı şirketi tarafından ileri sürülen alacak iddiası; somut belgeye dayanmayan, cari hesapla ispatlanamayan Tamamen ihtilaflı bir iddia olduğunu, bu nedenle davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, işbu dava ile borçlu olunmadığının tespitinin zorunlu hale geldiğini, teminat mektubu kötü niyetle paraya çevrilme riski taşıdığını, teminat mektubunun dayanağı olan bayilik sözleşmesinin sona erdiğini, alacak iddiasının ihtilaflı olduğunu, dağıtım şirketinin kusurunun açık olduğunu, bu nedenle teminatın paraya çevrilmesi dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, paraya çevrilmesi halinde davacının telafisi imkânsız zararlara uğrayacağını, davalı dağıtım şirketi ile arasında 22/11/2013 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi bulunduğunu, bu sebeple davalı şirket lehine davalı ... Bankasının ... Şubesinden 27/03/2014 tarihli ... referans numaralı, 200.000 TL bedelli teminat mektubunun davalı şirket lehine verildiğini, davalı dağıtım şirketine kayyum atanması ve banka hesaplarının bloke edilmesi nedeniyle akaryakıt ürün temini yapılamadığını, bayilik faaliyetinin sürdürülebilmesinin fiilen imkânsız hale geldiğini, davalının sözleşmeyi feshettiğini, davalı şirket tarafından bayilik sözleşmesi bitimi olan 30.11.2025 tarihine kadar davalı firmanın partner firması olan ... Şirketi ile sözleşme süresinin tamamlandığını, daha sonra davalı şirket tarafından düzenlenen 17.10.2025 tarih ve ... nolu KDV dahil 580.000 TL bedelli e-faturanın sistem üzerinden müvekkili şirkete tebliğ edilmesini müteakip ...Noterliğinin 23.10.2025 tarih ve ... yevmiye numarası ilk mesnetsiz ve dayanıksız kanuna aykırı olarak kesilen faturanın iade edildiğini, davalı şirketin alacak iddiasının somut belgeye dayanmadığını, cari hesapla ispatlanamayan tamamen ihtilaflı bir iddia olduğunu, bu nedenle davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını,bu sebeple borçluya borçlu olunmadığının tespitinin zorunlu hale geldiğini, teminat mektubunun kötü niyetle paraya çevrilme riski bulunduğunu, teminat mektubunun: dayanağı olan bayilik sözleşmesinin sona erdiğini, alacağın ihtilaflı olduğunu, dağıtım şirketinin kusurlu olduğunu, bu nedenle teminatın paraya çevrilmesinin dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek, davacının davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine (MENFİ TESPİT) teminat mektubunun paraya çevrilmesinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, teminat mektubunun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava Menfi Tespit davasıdır. 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31'inci maddesiyle yapılan değişiklik neticesinde 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi (Ek:6/12/2018-7155/20 md.): "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.(1)(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir.Davacı tarafa Mahkememizin 12/02/2026 tarihli ara kararı ile; "Davacı tarafa arabuluculuk tutanağının aslı veya onaylı suretini sunmak için 1 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde mahkememize ibraz edilmediği takdirde davanın usulden reddine karar verileceği hususunun ihtarına," karar verileceği hususunun ihtarına ilişkin ara karar kurulmuş, davacı tarafa ara kararın 17/02/2026 tarihinde tebliğ edilmiş ise de davacı vekili tarafından Arabuluculuk Tutanağının aslı veya onaylı suretinin kesin süre içerisinde dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir.Somut olayda, dava, menfi tespit davası olup, 6102 Sayılı TTK'nun 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesinin 1.fıkrasına aykırı olarak arabuluculuk kurumuna başvuru yapılmadan açılmış olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davanın reddi ile aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, 7155 sayılı Yasa ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/A ve aynı sayılı yasa ile değişik 6325 sayılı kanunun 18/A maddesinin 1. fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın hatalı değerlendirildiğini, uyuşmazlığın, banka teminat mektubunun haksız şekilde nakde çevrilmesi ihtimaline karşı açılmış menfi tespit davası olduğunu, davacının bu dava ile herhangi bir alacak talebinde bulunmadığını,yalnızca borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini, davanın, doğrudan alacak veya tazminat talebi içeren bir içeren bir ticari dava niteliğinde olmadığını, dava şartı yokluğu kabul ediliyorsa bu eksikliğin sonradan tamamlatılabilecek bir eksiklik olmadığını, mahkemenin bir yandan dava şartı yokluğu kabul edip diğer yandan eksikliğin tamamlanması için süre vermesinin de usul hukuku ilkeleri ile açıkça çeliştiğini, teminat mektuplarının bankalar tarafından ilk talepte ödeme prerisibine göre yerine getirildiğini, bu nedenle teminat mektubunun haksız şekilde nakde çevrilmesi halinde davacı açısından: telafisi güç hatta imkânsız zararlar doğacağını, bu nedenle davacının ivedilikle yargısal koruma talep etmesi zorunlu hale geldiğini, menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde zorunlu arabuluculuğun alacak ve tazminat taleplerine ilişkin davalar bakımından dava şartı olarak düzenlendiğini, menfi tespit davalarının ise eda davası olmadığını, alacak talebi içermediğini, tespit davası niteliğinde olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/3048 E., 2020/5231 K.sayılı ilamının, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/2910 E., 2019/4546 K.sayılı ilamlarının bu yönde olduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2021/1809 E., 2021/1672 K., İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi 2020/1463 E., 2020/1278 K.sayılı kararlarının da benzer yönde olduğunu, davanın banka teminat mektubundan kaynaklanan davacının borçlu olmadığının tespitinin talep edildiğini,teminat mektubunun haksız şekilde paraya çevrilmesinin yapılacağının bildirimi bulunduğunu, arabuluculuk sürecinin beklenmesi halinde telafisi güç zararlar doğacağını, bu nedenle işbu davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi kapsamında düzenlenen teminat mektubunun nakte çevrilmesi şartlarının oluşmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasıdır.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı dağıtım şirketi ile arasında 22/11/2013 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi bulunduğunu, davalı ...bankası AŞ'nin ... Şubesine ait teminat mektubunun akaryakıt bayiliği veren davalı lehine düzenlendiğini, davalı şirket tarafından teminat mektubunun nakte çevrilmesinin söz konusu olduğunu, ancak davalı şirkete borcu bulunmadığını ileri sürerek, davalı şirkete borçlu olmadığının tespitini ve teminat mektubunun nakte çevrilmesinin tedbir yoluyla durdurulmasını talep etmiş, mahkemece, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan dava açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticari davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31'inci maddesiyle bu fıkrada yer alan ''paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında'' ibaresi ''para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında'' şeklinde değiştirilmiştir.01.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un31.maddesi ile değişik TTK'nın 5/A maddesinin son hali "Bu Kanunun 4 üncü addesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olmuştur. Eldeki dava, 11.02.2026 tarihinde açılmıştır. Bu yasal düzenlemeler gereğince, dava şartı arabuluculuk kapsamında kalan ticarî davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK'ın 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK'ın 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle,HMK'nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin 115.maddesi hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.Bu bilgilere göre 7445 sayılı Kanun'un 31.madde hükmü ile TTK'nın 5/A hükmünde değişiklik yapıldığı, davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu ve nispi ticari dava olduğu anlaşıldığından, arabuluculuk yoluna başvurmadığı sabit olan davacı tarafın istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 21.05.2026

KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/874, K. 2026/990, T. 21.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-874-e-2026-990-k-23875767a255