Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/817 E. 2026/880 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/817
Karar No
2026/880
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/817 - Karar No:2026/880

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/817 KARAR NO : 2026/880

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 12.06.2026 NUMARASI : 2026/488 Esas

İHTİYATİ HACİZ VE İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : Rücuen Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP KONUSU : İhtiyati haciz- İhtiyati tedbir

KARAR TARİHİ : 03/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/09/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan rücuen alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen ara kararına karşı süresi içinde ihtiyati haciz ve ihtiyatitedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Müvekkili kooperatifin ... parselde kurulu 243 konutlu ve 20 katlı A, B, C olarak 3 bloklu inşaatın mülkiyeti ile birlikte ortak alanların sahibi olup, bu inşaatın yapım işini ana taşeron olarak davalı şirkete sözleşmeler karşılığında verdiğini, iş bu sözleşmeler karşılığında inşaat yapım işini üstlenen davalının almış olduğu inşaat işlerinin yapımı esnasında çalıştırmış olduğu bir kısım işçinin SGK primlerini ödemediğini, davalı tarafından çalıştırılan ancak ödenmeyen bir kısım işçilerin SGK primlerinin asıl sorumlu olan davalı tarafından ödenmemesi nedeni ile müvekkilince ödendiğini, her ne kadar bu işçileri çalıştıran müvekkil kooperatifin taşeronu sıfatına haiz davalı şirket olmasına rağmen işçilik alacakları ile sınırlı olarak müvekkili iş sahibi kooperatifin müşterek ve müteselsil sorumluluğu bulunduğundan müvekkilinin iş sahibi sıfatından dolayı müşterek-müteselsil sorumlu olarak borçlu konumunda olduğunu, müvekkil kooperatif tarafından, davalı şirketin asıl sorumlusu olduğu sosyal güvenlik primi ve ferilerine ilişkin borçlar nedeniyle, müvekkilin malvarlığı üzerinde cebri icra tehdidi oluştuğunu, bu kapsamda, müvekkil aleyhine başlatılan icra takiplerinin kesinleşmesi ve takip işlemlerinin devam etmesi nedeniyle, söz konusu borçların tahsili amacıyla icra müdürlüğü nezdinde yürütülen işlemler karşısında müvekkil, herhangi bir hak kaybına uğramamak ve daha ağır zararlara maruz kalmamak adına 352.738,51 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından 04.12.2023 tarihinde müvekkile gönderilen ve dava dosyası kapsamında sunulan 2023/13646 ve 2023/13647 sayılı icra takip dosyaları incelendiğinde, söz konusu takiplerin geçmiş dönemlere ait 4/A sigorta primi, işsizlik sigortası primi, idari para cezaları ve bunlara bağlı fer'i alacaklardan kaynaklandığını, anılan takipler neticesinde talep edilen borçlar, her ne kadar müvekkil kooperatiften tahsil edilmiş ise de, gerçekte bu borçların doğmasına neden olan ve işçilik faaliyetlerini fiilen yürüten alt işveren sıfatını haiz davalı şirket olduğunu, müvekkilinin SGK tarafından gönderilen icra takiplerindeki alacaklarının tamamını ödemiş olup bu durumun davalı şirkete rücu etme hakkını doğurduğunu, davalı şirketin icra takibine itiraz etmesi, müvekkil açısından büyük bir hak kaybına yol açma riski taşıdığını, davalının mal varlıklarının gizlenmesi ya da devredilmesi ihtimaline karşı davalı şirkete ait davalı adına olan ...kooperatifinde bulunan kooperatif hissesine ve diğer mal ve banka hesaplarına, tüm taşınmaz ve menkul mallara ihtiyati tedbir ve haciz konulması gerektiğini, yine İİK’nın 257. maddesinde ihtiyati haczin düzenlendiğini, davalı şirketin bugüne kadar ödemeye yaklaşmamış olup müvekkilin şantiyesinde üstlendiği işler için anlaşma yaptığı alt taşeronu olan ... İnş. Şirketi ile aralarında imzalanan sözleşme ile bu şantiyedeki işler nedeni ile olan borçlarına karşılık alt taşerona vermiş olduğu arsayı 3.kişilere satması nedeni ile alt taşeronu olan ... İnş. İsimli şirket ile davası bulunduğunu, bu hususun da davalının mal kaçırmak iradesinde olduğunu açıkça göstermekte olup müvekkilin yasal haklarının tehlikede bulunduğunu belirterek öncelikle ihtiyati tedbir/haciz taleplerinin kabulüne, müvekkil tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu'nun 2023/13646 ve 2023/13647 sayılı icra takip dosyaları kapsamında cebri icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalınan 352.738,51 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen 12.06.2026 tarihli ara kararda özetle: Talebin, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir istemli olduğu, İİK'nun 257/1. maddesinde "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.", HMK'nın 389/1. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' düzenlemesinin yer aldığı, davacı vekili dava dilekçesinde davalı üzerine kayıtlı banka hesapları, taşınır ve taşınmazların tespit edilerek üzerine ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş olup, yaklaşık ispat derecesinde talebini ispat etmesi gerektiği, dava dilekçesi ve ekleri ile dosyada bulunan delillerin incelenmesinde, davacının talebindeki haklılığının ancak yargılama sırasında veya sonucunda tespit olunabileceğinin anlaşıldığı, bu durumda davacı vekilinin talebini yaklaşık ispat derecesinde ispat edemediği, dosyada bulunan delillerin şu aşamada ihtiyati haciz kararı için yeterli olmadığı, diğer yandan ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olduğu ve tedbir konusu edilen malvarlığının dava konusu teşkil etmediği nazara alınarak davacının ihtiyati tedbir talebinin HMK md. 389 ve devamı uyarınca yerinde olmadığı sonucuna varıldığından geçici hukuki koruma taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verildiği gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İhtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkili kooperatifin sahibi olduğu inşaatın yapım işini ana taşeron olarak davalıya verdiğini, davalının bu inşaatta çalıştırdığı işçilerin SGK primlerini ödememesi üzerine, kanundan kaynaklanan müşterek ve müteselsil sorumluluk gereği asıl borçlu davalı olmasına rağmen bu borçların müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalındığını, bu kapsamda Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından başlatılan 2023/13646 ve 2023/13647 sayılı icra takip dosyaları nedeniyle cebri icra tehdidi altında toplam 352.738,51 TL ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemenin davalının borcunu ortadan kaldırdığını ve Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesi uyarınca müvekkili lehine rücu hakkı doğurduğunu, davalının mal kaçırma ihtimaline karşı HMK'nun 390. ve İİK'nun 257. maddeleri uyarınca tedbir alınması gerektiğinden müvekkilinin alacağını güvence altına almak amacıyla davalının ...kooperatifindeki hissesi ile diğer tüm menkul ve gayrimenkul mal varlıkları ve banka hesapları üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulması gerektiğini, ihtiyati tedbire ilişkin 6100 Sayılı HMK 390. Maddesinde ve ihtiyati hacze ilişkin İcra İflas Kanunu'nun.257.maddesinde yasal düzenlemelerin bulunduğunu, görüleceği üzere kanunkoyucunun tedbir kararının verilebilmesi için talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunmasını şart olarak aramadığını, davalı şirket ise bugüne kadar ödemeye yaklaşmamış olup müvekkilin şantiyesinde üstlendiği işler için anlaşma yaptığı alt taşeronu olan ... İnş. Şirketi ile aralarında imzalanan sözleşme ile bu şantiyedeki işler nedeni ile olan borçlarına karşılık alt taşerona vermiş olduğu arsayı 3.kişilere satması nedeni ile alt taşeronu olan ... İnş. isimli şirket ile davası bulunduğunu, bu hususun da davalının mal kaçırmak iradesinde olduğunu açıkça gösterdiğini, müvekkilinin yasal haklarının tehlikede olduğunu belirterek, mahkemece verilen ara kararın kaldırılmasına ihtiyati tedbir/haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin davada ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup mahkemece verilen ara kararına karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi yönünden; mahkemece verilen ara kararında dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiş, reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacının ihtiyati haciz talebi yönünden ise; 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 257. maddesine göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için tam bir ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterlidir Davadaki talep, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı yükümlülüğünde olan SGK prim ödemelerinin davacı tarafça ödendiği iddiasına dayalı ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, davacı tarafça taraflar arasındaki sözleşme, talep edilen alacağa yönelik bir kısım deliller sunulmuş olmakla ve talep geçici hukuki koruma talebi niteliğinde olduğundan bu deliller de incelenip değerlendirilerek yaklaşık ispat kuralının değerlendirilmesi gerekirken bu delillere hiç değinilmeksizin soyut gerekçe ile yaklaşık ispatın gerçekleşmediğine dayalı olarak ihtiyati haciz talebinin reddine dair yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerde davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun reddine, ihtiyati haciz talebi yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme ara kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararına ilişkin istinaf başvurusunun reddine, ihtiyati haciz talebi yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/06/2026 tarih ve 2026/488 Esas sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, 2-Dairemiz kararına uygun şekilde ihtiyati haciz talebi hakkında karar verilmek üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 4-Davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olarak 03.09.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/817, K. 2026/880, T. 12.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-817-e-2026-880-k-d03be22c680b