Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/801 E. 2026/1207 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/801
Karar No
2026/1207
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2026/801 Esas

KARAR NO: 2026/1207

İNCELENEN ARA KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 14/04/2026 tarihli ara karar

NUMARASI: 2026/48 Esas

TALEP KONUSU: İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/07/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

TALEP DİLEKÇESİ :

İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ...Limited Şirketi, firmasının ... nezdinde ... tescil numarası ile ... (otelcilik ve konaklama hizmetleri) kapsamında tescilli bulunan “...” markasının münhasır hak sahibi olduğunu, buna karşılık olarak Davalı ..... Limited Şirketi, firmasının İstanbul ili ... ilçesinde faaliyet gösteren işletmesinde “...” ibaresini işletme adı olarak kullanmakta; bu ibareyi bina dış cephesinde yer alan tabelalarda, internet sitesinde, sosyal medya hesaplarında, çevrimiçi rezervasyon ve tanıtım platformlarında, basılı ve dijital tanıtım materyallerinde sürekli ve sistematik biçimde ticari amaçla kullanmakta olduğunu, davalının kullandığı ibare incelendiğinde, müvekkili Şirkete ait “...” markasının aynen korunduğu, “...” ibaresinin ise markayı ayırt edici olmaktan ziyade tanımlayıcı ve tamamlayıcı nitelikte olduğu, mu kullanımın, görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan müvekkili şirket markasıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olup, aynı hizmet alanında gerçekleştirilmesi nedeniyle tüketiciler nezdinde işletmeler arasında bağlantı bulunduğu algısını yaratmakta ve açık biçimde iltibasa yol açmakta olduğunu, tüm açıklamaları sebebi ile: Davalının, “...” ibaresini kullanmak suretiyle müvekkili şirkete ait “...” markasına tecavüz ettiğinin tespitine, marka hakkına yönelik söz konusu tecavüzün men’ine, Tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılmasına; bu kapsamda davalıya ait tabela, dijital içerikler, internet siteleri, sosyal medya hesapları, reklam ve tanıtım materyalleri ile üçüncü kişi platformlarındaki markaya yönelik tüm hukuka aykırı kullanımların kaldırılmasına, dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla, davalının “...” ibaresini ve davacı markasını aynen veya iltibas yaratacak şekilde çağrıştıran her türlü ibareyi kullanmasının derhal yasaklanmasına, müvekkili şirketin uğradığı maddi zararın, zararın miktarı dava açıldığı aşamada objektif olarak belirlenemediğinden 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak niteliğinde olmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat üzerinden bilirkişi marifetiyle tespitine ve tespit edilecek maddi zarar tutarının davalıdan tahsiline, davalının hukuka aykırı fiilleri nedeniyle müvekkili şirketin marka itibarı ve ticari saygınlığı zedelendiğinden 150.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, kesinleşecek kararın ilanına, karar verilmesini talep etmiştir.

İHTİYATİ TEDBİR KARARI:

İlk derece mahkemesi 11/03/2026 tarihli ara kararı ile; "1-Davacının ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE, İleride muhtemel zarar ve ziyanlara karşılık olmak üzere ihtiyati tedbir talep eden tarafça takdiren 500.000,00 TL ( BeşyüzBin Türk Lirası) nakdi teminat yatırılması veya muteber bir bankaya ait kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edilmesi halinde,

Davalıya ait işyeri adresinde "..." markasının kullanılmasının önlenmesine, DURDURULMASINA VE YASAKLANMASINA,

2-7251 sayılı Kanun ile değişik HMK 393/1. maddesi gereğince kararın tedbir talep eden tarafa tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta içinde bu kararın uygulanmasının talep edilmesinin zorunlu olduğunun, talep edilmediği takdirde kararın kendiliğinden kalkmış sayılacağının tedbir talep eden tarafa ihtarına" karar vermiştir.

İhtiyati tedbire itiraz eden davacı vekili itiraz dilekçesinde özetle; dosyada mübrez lehe bilirkişi raporuna beyanda bulunulması ve ihtiyati tedbir kararının HMK madde 392 (1) 2. cümlesi ve madde 396 gereğince, münhasıran, teminatsız uygulanması yönünde, 11.03.2026 tarihli ara karardan rücu edilmesi, kabul edilmiyorsa da teminatsız şekilde tedbire hükmedilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 14/04/2026 tarihli ara kararı ile; "İhtiyati tedbir kararında belirlenen teminata itirazın REDDİNE " karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... sektöründe uzun yıllardır kullandığı ve tescilli ... markasına yönelik davalı tarafça gerçekleştirilen haksız tecavüzün 11.03.2026 tarihli bilirkişi raporuyla ispatlandığını, HMK m. 389 ve SMK m. 159 uyarınca yaklaşık ispat koşulunun tam kanaat seviyesine ulaştığını, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir kararı vermesine rağmen 500.000,00 TL tutarında fahiş bir teminat belirlemesinin HMK m. 392/1 hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, davalının markasal kullanımlarının tüketiciler nezdinde iltibas yarattığının bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, davalının faaliyetlerinin müvekkilin tescilli olduğu .... sınıf hizmetleri kapsadığını, bilirkişi raporunun artık kesin bir delil niteliğinde olduğunu, müvekkilin haksız kullanım nedeniyle itibar kaybına uğradığını ve sosyal medya platformlarında ağır eleştirilere maruz kaldığını, turizm sektöründeki bölgesel krizler ve ekonomik dar boğaz nedeniyle müvekkili şirketin nakit akışının sarsıldığını, artan enerji ve personel maliyetlerinin kâr marjlarını düşürdüğünü, müvekkilin marka değerini korumak adına başka işletmelere karşı da hukuk mücadelesi yürüttüğünü, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2026/4240 Soruşturma numaralı dosya ile ceza soruşturmasının devam ettiğini, tüm bu mali yüklerin müvekkilin hak arama hürriyetini kısıtladığını, yerel mahkemenin 14.04.2026 tarihli ara kararında teminat miktarının belirlenmesine ilişkin somut bir gerekçe sunmadığını, Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca kararın gerekçesiz olduğunu, fahiş teminatın müvekkili için aşılması imkansız bir bariyer oluşturduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2021/2193 E. , 2022/456 K. ve 17.03.2022 tarihli kararı uyarınca teminat şartının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdindeki 2026/48 E sayılı dosyada verilen 14.04.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasını, ihtiyati tedbirin teminatsız olarak uygulanmasını, aksi kanaatte olunması halinde teminat miktarının makul ve sembolik bir seviyeye indirilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi tarafından davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin 500.000-TL teminat mukabilinde kabulüne karar verilmiş ve davacı yanın istinaf başvurusu teminat miktarının fahiş olduğu iddiasına dayandırılmıştır.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 159/1. maddesi gereğince bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişilerin, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Somut olaya tatbiki gereken HMK'nın 393. maddesi; '' (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar." şeklinde düzenlenmiş olup ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından 1 haftalık kesin süre içerisinde teminatın yatırılmadığı, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının talep edilmediği, bu nedenle ihtiyati tedbir kararının HMK’nın 393/1. maddesi uyarınca kendiliğinden kalkmış sayıldığı tespit edilmekle, konusuz kalan ihtiyati tedbir kararına itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir kararı HMK’nın 393/1. maddesi uyarınca kendiliğinden kalkmış sayıldığından konusuz kalan ihtiyati tedbir kararına itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,

2-İstanbul Anadolu .... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin .../04/2026 tarihli 2026/... esas sayılı ara kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3-İhtiyati tedbir kararı HMK’nın 393/1. maddesi uyarınca kendiliğinden kalkmış sayıldığından konusuz kalan ihtiyati tedbir kararına itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına,

4-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmesine,

6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

7-Kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,

HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/801, K. 2026/1207, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-801-e-2026-1207-k-1e91e0dd7c11