Diğer ·

2026/106 E. 2026/88 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2026/106
Karar No
2026/88
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/106 ESAS KARAR NO : 2026/88

DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/06/2026 KARAR TARİHİ : 29/07/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri şirketin, 07.10.2022 tarihinde kurulduğunu; çerçeve, ahşap mutfak ürünleri, tablo ve dekorasyon ürünlerinin imalatı ile satışı alanında faaliyet gösterdiğini, Müvekkilleri şirketin ana faaliyet konusunun çerçeve imalatı ve satışı olduğunu, Müvekkillerinin ve davalının satışlarının neredeyse tamamının online pazar yerlerindeki sanal mağazalar üzerinden gerçekleştirildiğini, Müvekkillerinin, ticari faaliyetlerinde kullanmak üzere Türk Patent ve Marka Kurumu ("...") nezdinde kendi adına tescil ettirdiği çok sayıda markanın hak sahibi olduğunu, ... tescil numaralı, .... sınıfta tescilli ... markası,.... tescil numaralı, ...sınıflarda tescilli ...markası, ... tescil numaralı, ... sınıflarda tescilli ... markası, Müvekkilleri şirket, tescilli markaları altında gerçekleştirdiği yoğun ve kesintisiz ticari faaliyetleri neticesinde piyasada yüksek düzeyde ayırt edicilik, ticari itibar ve ciddi bir tanınırlık elde ettiğini, Nitekim işbu davanın ikame edildiği tarih itibarıyla, müvekkillerinin '...' isimli online pazaryerindeki sanal mağazasının puanı 9.5/10 olup, aktif tekil takipçi sayısı 26.600 kişiye ulaştığını, Müvekkilleri şirket, sektördeki bu yüksek itibar ve bilinirlik seviyesine yıllar süren aralıksız emeği, yatırımları ve ticari çabası ile ulaştığını, Müvekkilleri, bir yandan sanal pazaryerlerindeki yoğun kullanımı ile markalarının ayırt edici karakterini güçlendirip geniş kitlelere ulaştırırken, diğer yandan da Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde gerçekleştirdiği tescillerle bu markalarına 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında mutlak ve inhisari nitelikte hukuki koruma sağladığını, Davalı, müvekkilleri şirketin üç kurucu ortağından biri olduğunu, şirkete karşı sadakat ve özen borcu altında bulunduğunu, Davalı, müvekkilleri şirketin ortağı sıfatını taşıdığı dönemde, şirket yönetimi tarafından ...' ibaresini müvekkilleri şirket adına marka olarak tescil ettirmesi için açıkça görevlendirildiğini, ancak davalı, müvekkilleri şirketin ve diğer ortakların kendisine duyduğu güveni ağır şekilde istismar ederek; vekalet ve sadakat yükümlülüğüne açıkça aykırı bir şekilde, söz konusu markayı müvekkilleri şirket adına tescil ettirmesi gerekirken, ... başvuru tarihi ve ... tescil numarasıyla kendi şahsı adına.... Sınıflarda kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, Davalının müvekkilleri şirkete ait olması gereken '...' ibaresini kendi adına tescil ettirmesi açıkça hukuka aykırı ve kötüniyetli olup, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ("SMK") md. 6/2 maddesinde düzenlenen “ticari temsilci veya vekilin markayı izinsiz tescil ettirmesi' ve 6/9 maddesinde düzenlenen kötüniyetli tescil" düzenlemeleri kapsamında mutlak bir hükümsüzlük nedeni olduğunu, Davalı, bizzat müvekkilleri şirketin kurucu ortağı olması sebebiyle tescil sürecinden ve markanın gerçek hak sahipliğinden haberdar olduğunu; dolayısıyla başvurusunu kendi şahsı adına ikame etmiş olması, ortaklık hukukundan doğan sadakat hükümlülüğünün ihlali niteliğinde olup, kanun önünde himaye edilmeyecek açık bir kötüniyet karinesi olduğunu, Davalının sınırsız kelime seçeneği ve özgürlüğü varken müvekkillerinin markalarının asli unsuru olan "..." ve "..." ibarelerini seçmesinin tesadüf olmadığını, Davalının bu bilinçli tercihi, müvekkillerinin ticari itibarından haksız şekilde yararlanma amacını taşıyan, dürüstlük kuralına aykırı ve açıkça kötüniyetli olduğunu, Bu bağlamda, davalı adına tescilli markanın, tescildeki kötüniyet olgusu sabit olduğundan, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun SMK md. 25/6 düzenlemesi uyarınca beş yıllık hak düşürücü süreye tabi olmaksızın, her zaman hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, Davalı, henüz müvekkilleri şirketteki ortaklık sıfatı ve buna bağlı yükümlülükleri devam etmekte iken, 13.01.2026 tarihinde ... Esnaf ve Sanatkârlar Odası'nda esnaf kaydını ve ... Vergi Dairesinde ...vergi numarası ile şahıs işletmesi kaydını tesis ettirerek müvekkilleri şirket ile tamamen aynı sektörde rakip olarak faaliyete başladığını, Davalı; ..., ... ve ... gibi ulusal ölçekli online pazaryerlerinde '...' markası adı altında sanal mağazalar açtığını, dilekçe ekinde ikame ettikleri fatura ve ekran görüntülerinden de sabit olduğu üzere, müvekkillerinin ayırt edici nitelikteki ürün görsellerini haksız ve yetkisiz olarak kopyaladığını, Davalı, müvekkilleri şirketin ürün görsellerinde yer alan ... ve ...ibarelerini silerek yerine ... yazmış olup, bu şekilde satış yaptığını, Davalının müvekkillerine ait tescilli markaları dijital manipülasyonla silerek kendi ibaresini yerleştirmesi ve bu görseller üzerinden haksız kazanç sağlaması, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29. maddesi anlamında açık, ağır ve bilinçli bir marka tecavüzü olup, tüketici nezdinde mutlak bir iltibas ve köken karmaşası yaratmayı amaçladığını, Davalı taraf, davanın konusunu teşkil eden markasını herhangi bir logo veya şekil unsuru içermeksizin, salt "...' ibaresinden ibaret bir kelime markası olarak tescil ettirdiğini, Ve fakat yine davalının sanal mağaza görüntüleri, satışa sunduğu ürünlerin görselleri ve kesmiş olduğu faturalarda markayı şekil+kelime (karma) marka olarak kullandığı, kelime markasına eklediği şeklin ise müvekkillerinin markalarında yer alan ... şekli ile birebir olduğunun çok açık olduğunu, Açıkça görüleceği üzere davalı taraf, tescil ettirmiş olduğu markasını fili ticari kullanımında, tescil kapsamından tamamen saptırarak ve ayırt edici karakterini değiştirecek şekilde farklı bir biçimde kullandığını, Davalının tescilli kelime markasını haksız şekil unsurları ile farklılaştırıp, müvekkilleri şirketin tescilli markalarına iltibas yaratacak boyutta yakınlaştırarak fiilen kullanması, tescilden doğan hakkın dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde kötüye kullanılması niteliğinde olup, müvekkillerinin marka haklarına yönelik doğrudan ve ağır bir tecavüz teşkil ettiğini, Davalı, kağıt üzerinde aldığı tescili farklılaştırarak müvekkillerinin ticari itibarından haksız yarar sağlamak amacıyla bir tecavüz aracı olarak kullandığını, Davalının eylemleri müvekkilleri şirketin ve markalarının telafisi imkansız zararlarına yol açtığını, bu nedenle ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesinin elzem olduğunu, İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat şartı gerektiğini, Dava dilekçesi ve sunmuş oldukları delillere göre; davalının eylemleri, ülke içinde müvekkillerinin sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu çok açık bir şekilde gösterdiğini, mahkemece verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesinin elzem olduğunu, bu kapsamda; davalının ikame edilen işbu davadan ve tedbir taleplerinden haberdar olması halinde, haksız fiile konu dijital ve fiili delilleri ortadan kaldırması, sanal mağaza içeriklerini değiştirmesi ve delilleri karartması kuvvetle muhtemel olduğunu, Bu yönüyle, ihtiyati tedbirin amacının tehlikeye düşmemesi ve telafisi imkansız zararların derhal önüne geçilmesi amacıyla, 6100 sayılı HMK md. 390/2 hükmü uyarınca durumun aciliyeti gereği karşı tarafa tebligat çıkarılmaksızın evrak üzerinden ivedilikle; Davalının...,...,...gibi online pazar yerlerindeki sanal mağazalarının ve bu mağazalarda satışı yapılan ürünlerin üzerinde delil tespiti yapılmasını, Marka tecavüzünün ihtiyari tespiti ile davalının... gibi online pazar yerlerindeki satışlarının ve mağazalarının faaliyetlerinin derhal durdurulması ve sanal mağazalara erişimin engellenmesi için ilgili platformlara müzekkere yazılmasını, Davalının fiili adresine (...) keşif ve baskın yapılarak marka hakkına tecavüzün tespitini ve tecavüz sonucu üretilen ürünlere, üretim, paketleme ve kargolama sağlayan araçlara elkonulmasını, Müvekkillerinin uğradığı maddi ve manevi zararların koruma altına alınması amacıyla davalının malvarlığı üzerine tedbir konulmasına veya davalının mahkeme veznesine uygun bir teminat yatırmasının sağlanmasına karar verilmesini, SMK md. 151 hükümleri uyarınca marka hakkına tecavüz halindeki maddi zarar; fiili zararı ve yoksun kalınan kazancı kapsadığını, Müvekkilleri şirketin yoksun kaldığı kazancın, SMK md. 151/2-b bendi uyarınca davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiilleri neticesinde elde ettiği net kazanç üzerinden hesaplanmasını talep ettiklerini, Bu doğrultuda, tazminat miktarı ancak davalının ticari defter ve kayıtları ile online pazaryerlerindeki ... (... A.Ş.), ... (...A.Ş.) ve ... (... A.Ş.) satış verileri, mağaza panel verileri ve ciro raporları üzerinde konusunda uzman bilirkişi heyetince yapılacak inceleme neticesinde tam ve kesin olarak belirlenebileceğinden; maddi tazminat davamızı fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutarak HMK md. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak ikame ettiklerini, gecikmesinde sakınca bulunan acil halin varlığı sebebiyle, 6100 Sayılı HMK md. 390/2 uyarınca davalıya tebligat yapılmaksızın ve dinlenilmeksizin evrak üzerinden ivedilikle; Davalının ..., ... ve ... gibi online pazaryerlerinde yer alan "..." adlı sanal mağazalarının, bu mağazalarda müvekkillerinin tescilli markalarınatecavüz teşkil edecek biçimde listelenen tüm ürün içeriklerinin ve manipüle edilmiş ürün görsellerinin üzerinde HMK md. 400 vd. hükümleri uyarınca delil tespiti yapılmasına, yapılacak tespit ile eş zamanlı olarak, davalının marka tecavüzü ve haksız kullanımlarının derhal engellenmesi amacıyla; ..., ... ve ... platformları nezdindeki "..." adlı mağazaların faaliyetlerinin derhal durdurulmasına ve bu hususta ilgili platformlara ivedilikle müzekkere yazılmasına, Davalının ...' adresindeki fiili işyeri ve yargılama sırasında belirlenebilecek diğer adreslerde, HMK md. 400 vd. ile 6769 sayılı SMK md. 159/1-b ve c hükümleri uyarınca, keşif, yerinde inceleme ve delil tespiti yapılmasına; varsa işletme tabelasındaki, kolilerdeki, kargolama araçlarındaki tecavüzün tespitine; işletmede kesilen fatura, irsaliye ve sair ticari evrakın incelenmesine; saptanan tecavüz eylemlerinin sağlıklı yürütülmesi amacıyla gerekmesi halinde emniyet müdürlüğüne müzekkere yazılarak kolluk refakatinde tespitin icrasına ve tespit neticesinde marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde üretilen, paketlenen tüm taklit/iltibaslı ürünlere, ambalajlara, bunları üretmeye yarayan kalıp, makine ve sair araçlara fiilen el konulmasına ve muhafaza altına alınmasına, müvekkilleri şirketin doğmuş ve ileride doğması muhtemel maddi/manevi zararlarının tazmininin güvence altına alınması amacıyla, davalının taşınır/taşınmaz malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına veya davalıdan uygun bir teminat alınmasına, yargılama neticesinde esasa ilişkin olarak; Davalı adına tescilli bulunan ... tescil numaralı "..." markasının, tescildeki kötüniyet, müvekkilleri markaları ile mevcut mutlak iltibas ve karıştırılma tehlikesi nedenleriyle SMK uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Davalının eylemlerinin müvekkilleri markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın (belirsiz alacak davası olarak) tecavüz tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 500.000,00 TL manevi tazminatın tecavüz tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Davanın kabulü ile SMK 149/1-g uyarınca masrafları davalıya ait olmak üzere kesinleşmiş mahkeme kararının kamuya duyurulması amacıyla Türkiye geneli yayım ve dağıtımı yapılan bir gazetede kararın ilan edilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. Davacı vekilinin sunduğu 27/07/2026 havale tarihli dilekçesi ile açmış oldukları davadan feragat ettiklerini bildirdiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin sunduğu vekaletnamesinin incelenmesinde davadan feragate yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. HMK.nun 307 ve devamı maddelerinde davadan feragat ve şekli açıkça belirtilmiştir. HMK 307. maddesi düzenlemesine göre feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat beyanı dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır, hüküm ifade etmesi için karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı değildir (HMK 309. madde). Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir (HMK 310. Madde). Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilince sunulan 27/07/2026 havale tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiklerinin beyan edildiği, vekaletname incelendiğinde davacı vekilinin davadan feragat yetkisinin bulunduğunun görüldüğü anlaşıldığından davanın feragat nedeniyle REDDİNE karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2- 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22.maddesi ve aynı Kanunda belirtilen 1 nolu Harçlar Tarifesi uyarınca, feragat yargılamanın ilk celseden önce vuku bulduğundan Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının 1/3'ü olan 244,00-TL nin peşin yatırılan 732 TL'den mahsubu ile bakiye 488 TL harcın aynı Kanunu'nun 31.maddesine göre istek halinde ve karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı feragat anında vekil ile temsil edilmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/07/2026

KATİP ... ¸e-imzalıdır

HAKİM ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2026/106, K. 2026/88, T. 29.07.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2026-106-e-2026-88-k-449546e0a2b5