Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/800 E. 2026/879 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/800
- Karar No
- 2026/879
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/800 - Karar No:2026/879 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/800 KARAR NO : 2026/879 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 22.05.2026 NUMARASI : 2026/444 Esas
İHTİYATİ TEDBİR TALEP EDEN DAVACI : VEKİLİ : Av. ...-(E-Tebligat) KARŞI TARAF DAVALI : ... -.../
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP KONUSU : İhtiyati tedbir
KARAR TARİHİ : 03/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/09/2026 Davacı vekilince davalı aleyhine açılan davada mahkemece verilen ara kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle, taraflarca ...dresinde bulunan taşınmazın mevcut tavanların ve zemin parkelerinin söküm-atım işi, projelerin elektrik altyapı işi (malzeme ve işçilik dahil), mekanik işleri (mevcut sistemin deplase edilmesi ve yeni menfez takılması), alçıpan asma tavan yapılması (u/c profilli malzeme dahil), alçı sıva ve boya işleri (malzeme dahil), kartonpiyer ve çıta imalatlarının yapılması (malzeme dahil) işlerine ilişkin olarak davalı ile anlaşma yapıldığını, müvekkili şirket tarafından, davalı tarafından yapılacağı bildirilen işlere karşılık ... Bankası A.Ş ...,... numaralı keşidecisi ... olan 10/07/2026 keşide tarihli, 150.000,00TL bedelli çekin keşide edilerek davalıya teslim edildiğini, çekin taraflar arasındaki temel borç ilişkisinin ifası amacıyla verildiğini, davalının çeki teslim almasına rağmen işe başlamadığını, karşı edim gerçekleşmediği için çekin bedelsiz hale geldiğini, müvekkilinin dava konusu çekin tahsiline engel olunmaması halinde ciddi mağduriyet yaşayacağını, çekin tahsili halinde davacı, davalıdan ayrıca bedel iadesi istemek, yeni davalar açmak ve bazen üçüncü kişilere karşı ayrıca hukuk mücadelesi vermek zorunda kalacağını, oysa çekin temel borç ilişkisinin ifa edilmemesi nedeniyle bedelsiz kaldığının yaklaşık ispat düzeyinde ortaya konulabildiğini, sözleşme ilişkisini gösteren yazışmalar, ödeme kayıtları ile müvekkil şirketin haklılığının ilk bakışta anlaşılır nitelikte olduğunu, bu nedenle uyuşmazlık konusu çek hakkında, bankaya ödeme yasağı niteliğinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek davanın kabulüne, dava konusu 10/07/2026 keşide tarihli, 150.000,00 TL bedelli çek nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, anılan çekin, taraflar arasındaki temel ilişki kapsamında karşı edim yerine getirilmediğinden bedelsiz kaldığının tespitine, söz konusu çek hakkında teminatsız olarak, kabul edilmez ise teminatlı olarak çek üzerine 3. kişilere devrinin ve banka tarafından ödenmesinin önlenmesi için ihtiyati tedbir (ödemeden men) kararı verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen 22.05.2026 tarihli ara kararında özetle: Talebin hukuki niteliği itibari ile 6100 sayılı HMK 'nın 389.vd.maddelerine dayalı ihtiyati tedbir istemine ilişkin olduğu, HMK'nın 390.maddesinde yer alan açık düzenleme gereği kanun koyucunun, ihtiyati tedbir talep eden tarafın haklılığının “yaklaşık ispat ölçüsü” ile ispatını aradığı, ihtiyati tedbir isteminin kabul edilebilmesi bakımından yasanın 390/3. maddesi hükmünde ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağının öngörüldüğü, yasal düzenlemelere göre tedbir talep eden davacının, öncelikle tedbir istemine ilişkin dava dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmesinin zorunlu olduğu, kıymetli evrakın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 645.maddesinde;"Kıymetli evrak öyle senetlerdir ki, bunların içerdikleri hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemediği gibi başkalarına da devredilemez."şeklinde tanımlandığı, ihtiyati tedbir talep eden kambiyo senedi vasfına haiz çek karşısında, dava dilekçesinde belirtilen işlerin yapılması karşılığında verildiğinin ancak davalı tarafından sözleşme kapsamında üstlendiği edimini yerine getirmediğini, çekin bedelsiz kaldığını, çekden dolayı davalıya bir borcunun bulunmadığını iddia etmiş ise de, taraflar arasında yazılı bir sözleşme sunulmadığı, her ne kadar eser sözleşmeleri sözlü olarak kurulabilse de, sözleşmede belirtilen işlerin yapılmadığına dair mahkemeye yaklaşık olarak ispatlayacak yasal delil sunulamadığı, bu iddianın niteliği itibariyle de yargılama yapılarak delillerin toplanması suretiyle ispatı mümkün bir başka deyişle kesin ispatı aranacak bir iddia olduğu, ayrıca çek kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havale içeren kıymetli evrak vasfına haiz kambiyo senedi olup, TTK'nın 818.maddesinin göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 687.maddesine göre, davacı keşideci lehtarla kendi arasındaki şahsi def'ileri iyiniyetli hamile karşı ileri süremeyeceğinden, davada taraf dahi olmayan iyi niyetli üçüncü kişi olan hamillerin de hak ve menfaatlerini etkileyecek şekilde tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığı gerekçesiyle, davacı yanın davaya konu çekin 3.kişilere devrinin ve banka tarafından ödenmesinin önlenmesine dair ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu çekin ifa edilmeyen temel borç ilişkisine dayalı olarak keşide edildiğini ve bedelsiz kaldığını, davalının üstlendiği iş ve edimlerden yerine getirmediğini, imalat sahasında çalışma yapılmadığını ve akabinde müvekkili şirketin yetkililerince yapılan arama ve yazışmalara yanıt vermez hale geldiğini, iletişimi tamamen kestiğini ve fiilen ulaşılmaz olduğunu, müvekkilinin davalının ifada bulunmaması üzerine işleri başka yüklenicilere yaptırmak zorunda kaldığını ve bu kapsamda ciddi ek maliyetlere katlandığını, müvekkilinin bu nedenle üçüncü kişilerle yeniden sözleşme yapmak ve ayrıca ödeme yapmak zorunda kaldığını, ve bu kapsamda ciddi ek maliyetlere katlandığını, tüm bu olgular, taraflar arasındaki sözlü iş görüşmelerini ve iş sürecini gösteren telefon kayıtları ve WhatsApp yazışmaları ile desteklenmekte olup; söz konusu belgelerin somut kanıt niteliği taşıdığını, davalının ise edimini ifa etmemesine karşın elindeki çeki ibraz ederek tahsil etmeye hazırlandığından müvekkilinin menfi tespit davası ile birlikte çek üzerinde ödemeden men ihtiyati tedbiri talebinde bulunmak durumunda kaldığını, çekin vadesi olan 10.07.2026 tarihinin ise her geçen gün yaklaşmakta olup ibraz tehlikesinin son derece yakın ve somut olduğunu, dosyadaki; davalının herhangi bir edimde bulunmaksızın elinde tuttuğu 150.000 TL bedelli çek, davalının işi yapmadığının somut kanıtı olarak, müvekkil tarafından işleri tamamlatmak üzere akdedilen ...ile İç Mekan Tadilat ve Uygulama Sözleşmesi, müvekkilin 3.kişilere yapmak zorunda kaldığı ödemeleri belgeleyen ... kaynaklı sekiz ayrı ödeme dekontu, davalının iletişimi keserek ulaşılamaz hâle geldiğini ortaya koyan ve ödemesini alamayan ve müvekkil şirket yetkililerinden ödeme talep eden 3. kişilere ait WhatsApp mesaj kayıtları,...iş mahallinde herhangi bir çalışma izinin bulunmadığını gösteren fotoğraflar yani tüm bu belgeler, birlikte değerlendirildiğinde, davalının üstlendiği edimi ifa etmediğini ve müvekkilin sebebsiz zenginleşmeye dayanan bu çeki ödemek zorunda olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, mahkemenin iyi niyetli hamil gerekçesinin ihtiyati tedbir aşamasında uygulanabilir olmadığını, zira tedbir kararının muhatabının,... A.Ş. ve mevcut hak sahibi sıfatıyla lehtar ... olduğunu, dava tarihinde başka bir hamile ciro yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge olmadığını, öte yandan çekin iyi niyetle iktisap edilip edilmediği, fiilen başka bir hamile geçip geçmediği gibi meselelerin esas yargılamada irdelenecek olgular olduğunu, ihtiyati tedbir aşamasında mahkemenin mevcut belgeler ışığında yaklaşık ispat standardına göre karar vereceğini, henüz gerçekleşmemiş varsayımsal bir ciro zincirine dayalı olarak tedbiri reddetmenin, ihtiyati tedbir kurumunun işlevini ortadan kaldıracağını, gecikmesinde sakınca ve hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da imkânsız hale geleceğini, telafisi güç zararın açıkça mevcut olduğunu, vade geldiği anda çekin, davalı tarafından herhangi bir bildirimde bulunmaksızın muhatap bankaya ibraz edilebilecek; tahsil gerçekleştikten sonra müvekkilin bu parayı geri alması son derece güçleşecek, hatta imkânsız hâle gelebilecek olduğunu, davalının iletişimi kesmesi, müvekkil ile diyalog kurmayı reddetmesi ve piyasada başka kişileri de benzer yollarla mağdur ettiğine ilişkin bilgiler, ileride icra takibi veya tazminat yoluyla tahsil imkânının da son derece kısıtlı kalabileceğini gösterdiğini, müvekkilinin hem üstlenilen işlerin başka yüklenicilere yaptırılması nedeniyle önemli ek maliyetlere katlanmış hem de işi yapmayan davalıya ödeme yapmak tehlikesiyle yüz yüze kalmış olduğunu, İİK m. 72/1 gereğince, icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında mahkemenin, talep üzerine uygun teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verebileceğini, müvekkil şirket teminat yatırmaya hazır olduğunun dava dilekçesinde açıkça beyan edildiğini, geçici hukuki korumanın niteliği gereği davanın esasına ilişkin kesin değerlendirmenin bu aşamada zorunlu olmadığını, ihtiyati tedbirin doğası itibarıyla geçici bir hukuki koruma aracı olduğunu, nitekim Yargıtay'ın yerleşik içtihadında ihtiyati tedbirde aranan koşulun hakkın "yaklaşık ispat" ölçütüyle ortaya konulmasından ibaret olduğunu, davanın esasının peşinen karara bağlanması değil, hakkın varlığının muhtemel görülmesinin yeterli olduğunu, müvekkilinin davalının edimini ifa etmediğini sekiz ayrı ödeme dekontunun yanı sıra ikame sözleşme, fotoğraf ve yazışma kayıtlarıyla belgelediğini, bu delil yoğunluğu karşısında, menfi tespit talebinin haklılığının kuvvetle muhtemel ve açık olduğunu belirterek, mahkemenin 22.05.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Talep, menfi tespit davasında ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararına karşı süresi içinde ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03.09.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır