Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/668 E. 2026/1659 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/668
Karar No
2026/1659
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/668 KARAR NO : 2026/1659

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/12/2025 NUMARASI : 2025/854 Esas 2025/1154 Karar DAVA : KONKORDATO KARAR TARİHİ : 02/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 02/07/2026

Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/854 Esas ve 2025/1154 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda konkordatonun tasdiki taleplerinin ayrı ayrı reddine dair verilen karara karşı davacılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin 2021 yılında kurulduğunu, zeytin üretimi yaptığını, aynı zamanda bu zeytinlerin işlenerek iç ve dış pazarlara satışa hazır hale getirildiğini ve bunların satışının firma tarafından gerçekleştirildiğini, şirketin tek yöneticinin ... olduğunu, şirketin 2019, 2020 yıllarından itibaren süregelen şekilde her türlü yatırımı yapmış olmasına rağmen, her türlü finansman arayışı ve yeni pazar çalışmaları yapılmasına rağmen gelinen noktada maliyet artışı ve ciro sıkıntıları yaşanmasının önüne geçilemediğini, dönen varlıklar ile kısa vadeli borçların döndürülmesi konusunda muhtemel ödeme güçlüğü çekme ihtimalinin yoğunlaştığını, şirketin borca batık olmadığını, firmanın aktiflerinin pasiflerini karşılamaya yeterli olduğunu, özvarlık olarak firmanın artıda olduğunu, kaynakların borcun vadelendirilerek ödenmesine yeterli olacağının tespit edildiğini, şirketin kayıtlı borç toplamının 221.063.902,38-TL olduğunu, ancak bu rakamın içinde şirket sahibi ...'ın da alacağının mevcut olduğunu, konkordato tekliflerinde tasdikten itibaren 36 ay içinde 3 ayda bir 12 taksit halinde ödeme ön görüldüğünü, aynı zamanda imtiyazlı olmayan adi alacaklara ilave %30 faiz ön görüldüğünü, teklif edilen faiz miktarının ülkenin ekonomik performansına göre yukarı veya aşağı yönlü revize edilebileceğini, tüm alacaklılara tek bir teklif sunulmakta olup vade konkordatosu talep ettiklerini, davacı ...'ın banka borçları ve başkaca piyasa borçlarında şahsi kefaletleri ve imzaların mevcut olduğunu, yine aynı şekilde şirket çeklerinde ve bir çok ticari işte şahsi imzalarının doğal olarak mevcut olduğunu, bir çok alacaklı tarafından, alacaklarını tahsil edebilmek adına her türlü hukuki yol deneneceğini, ...'ın hukuki koruma altında olmaması halinde icra takibi, dava dosyası, ceza dosyası ile doğrudan karşı karşıya kalma ihtimalinin bulunduğunu, bu durumun hem firmanın akışını, hem ticaretini doğrudan etkileyeceğini, davacının sahibi olduğu taşınmazları satacağını ve bu değerle .... Şti'nin borcunu ödemeye katkıda bulunacağını, bu hali ile davacı ...'ın ...'in tüm borçlarını kendi başına ödemesi makul bir beklenti olamayacağından .... Şti'ye kefaletten doğan şahsi borçlarının bir kısmını ödeyerek .... Şti'ye doğrudan katkı sağlayacağını, şirketin ülke için kritik bir önemde olan zeytin sektöründe kaliteli üretim yaptığını, istihdam sağladığını ve ülkeye ihracat yolu ile döviz getirdiğini, şirketin kısa süreli bir nakit akışı krizi, tahsilat akış hızı ve finansman sorunu yaşadığını, .... Şti firmasının konkordato sürecini başarı ile tamamlaması halinde şirketin tüm alacaklılarına faiz de ön görülerek borç miktarının %100'ünü ödeme kapasitesine sahip olduğunu, aksi halde iflas durumunda şirketin ancak borçların %52 sini karşılayabileceğini belirterek konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılamanın devamı sırasında davacı borçludan alacaklı olduğunu beyan eden ilgililer dosyaya müdahale talebinde bulunmuşlar ve sundukları beyan dilekçelerinde davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkememiz tensip ara kararı ile ... . Şirketi ve davacı ...'ın tüm borçları yönünden 27/08/2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmiş olup; davacılara 3 kişilik komiser heyeti tayin edilmiş ve bu karar ticaret sicil gazetesinde ve basın ilan kurumunda ilan edilmiştir. Mahkememizin 21/11/2025 tarihli duruşmasında; konkordato geçici komiserlerinin raporları ile tüm dosya kapsamı dikkate alınarak İİK’nun 287/4 maddeleri uyarınca davacıya verilen geçici mühletin 1 ay daha uzatılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce verilen geçici mühlet kararları İİK 288. maddesi gereğince Basın İlan Kurumu ve Ticaret Sicil Gazetesi aracılığıyla ilan ettirilmiştir. Geçici mühlet, geçici mühletin uzatılması kararı İİK'nun 228. madde hükmü gereğince ilgili kurumlara bildirilmiştir. Davacı borçluya mahkememizce verilen geçici mühlet süreleri içerisinde konkordato komiserleri tarafından konkordato sürecinin işleyişine ve şirketin faaliyetlerine yönelik düzenlenen raporlar dosyamız arasına ibraz edilmiştir. Davacılar vekili tarafından 04/12/2025 tarihli konkordato revize ön proje sunulduğu görülmüştür. Konkordato komiser heyeti 09/12/2025 tarihli son raporunda özetle; davacılar ....Şti. ve ...'ın 27.08.2025, 30.11.2025 tarihli finansal tablolar ve ekleri ile taraflarınca oluşturulan 31.10.2025 tarihli rayiç bilanço ve diğer bilgi-belgeler kapsamında yapılan incelemede, ... .Şirketi Açısından; şirketin çalışma düzenini koruduğunu, ticari faaliyetine devam ettiğini, mevcut durumunda alacaklıların haklarını etkileyecek olumsuz bir duruma rastlanmadığını, şirketin 30.11.2025 tarihi itibariyle 16 çalışanının bulunduğunu ve personel ücretlerini ödediğini, şirketin konkordato talebinde bulunduğu 31.05.2025 tarihinde %113,12, geçici mühletin başladığı 27.08.2025 tarihinde %105,12, 31.10.2025 tarihinde kaydi verilere göre %105,44, 30.11.2025 tarihinde kaydi verilere göre %106,21 ve nihayetinde 31.10.2025 tarihinde rayiç bilançoya göre %138,87 oranında borca batık olmadığını, şirketin tüm dönemlerde gerek kaydi gerekse rayiç değerler üzerinden aktiflerinin değerinin şirketin borçlarını karşılamaya yettiğini, geçici mühlet tarihi 27.08.2025 itibarıyla sunulan bilançoya göre cari oranın 1,14 ve likidite oranın 0,70 iken; 30.11.2025 tarihinde cari oranın 1,14 ve likidite oranının 0,63 olduğunu ve bu değerlerin sırasıyla cari oran için genel kabul görmüş olan 2 ve likidite oranı için 1'in altında kaldığını, 27.08.2025 ve 30.11.2025 tarihlerinde her iki oranda da önemli bir değişiklik olmadığını, şirketin kısa vadeli borçlarını ödeme güçlüğünde bulunduğunu ve likidite derecesinin zayıf olduğunu, şirketin geçici mühlet tarihi olan 27.08.2025 itibariyle yasal defter kayıtlarına göre hazırlanan mali tablolarından alınan verilere göre şirketin toplam borç tutarının 206.439.526,93 TL olduğunu, toplam borç tutarından konkordatoya tâbi olmayan rehinli /ipotekli borçlar, kamuya ve personele olan borçlar düşüldükten sonra konkordatoya tabi adi nitelikli borcun 125.927.868,90 TL olarak tespit edildiğini, şirketin konkordatonun tasdiki halinde; konkordato kapsamında olan adi borçlarının tamamının herhangi bir tenzilat talep edilmeden %30 ilave faiz ile birlikte konkordato tasdik tarihinden itibaren 3 yıl içerisinde (tahmini olarak 01/2027-12/2029 arası) üçer aylık eşit taksitler halinde toplam 12 taksitte; rehinli borçlarının ise rehinli alacaklılar ile müzakere talep ederek, tamamının herhangi bir tenzilat talep edilmeden konkordato tasdik tarihinden itibaren yıllık % 30 faiz ile 2 ayda bir ödemeli toplamda 18 eşit taksitle 3 yıl içerisinde ödenmesinin planlandığını, şirketin konkordato revize projesinde borçlarının ödenmesinde finansman kaynağının; şirketin faaliyetlerinden elde edilecek net faaliyet gelirinin (125.693.054,04 TL), cari hesap alacak tahsilatı (63.029.059,15 TL), cari hesap tahsilatı .... (5.500.000,00 TL), Şirket faaliyetiyle özgülenmemiş araçların satışı (8.312.500,00 TL), şirket faaliyetiyle özgülenmemiş gayrimenkul satışı (109.725.000,00 TL), ... gayrimenkul satışı (20.000.000,00 TL), şirket ortağı ...'a ait gayrimenkul satışı (5.500.000,00 TL) olmak üzere toplam 337.759.613,19 TL'lik kaynak ile ödenmesinin planlandığını, şirketin geçici mühlet dönemi olan 27.08.2025 ile 30.11.2025 tarihleri arasında 35.734.204,09 TL'lik satış yaptığını, bu dönemde yapılan satışların 16.392.212,66 TL'sinin Eylül 2025 ve Ekim 2025 dönemlerinde gerçekleşirken, 19.341.991,43 TL'sinin Kasım 2025 döneminde gerçekleştiğini, Kasım 2025 döneminde önceki 2 aylık dönemde yapılan satış toplamından yaklaşık 3 milyon TL ve %18 daha fazla satışın yapıldığını, konkordato dönemi öncesi aylık ortalama satış seviyesine ulaşıldığını, konkordato revize projede hedeflenen aylık ortalama satış düzeyine ulaşıldığını, şirket yetkilileri tarafından potansiyel müşterilerle geleceğe yönelik ürün satışına ilişkin yeni sözleşmelerin yapılması ile Eylül 2025 döneminin ikinci yarısından sonra ve Ekim 2025 döneminde alınan hammadde-yarımamul zeytinlerin yaklaşık 20-25 günlük üretim ve paketleme sürecinin sonunda satışa hazır hale gelmesi neticesinde Kasım 2025 döneminde satışların yükseldiğini, şirketin satışların maliyeti / net satışlar oranının; kümülatif verilere göre 27.08.2025 tarihinde 99,89 (181.186.516,10 / 181.394.752,44) iken, geçici mühlet döneminde 27.08.2025 ile 30.11.2025 tarihleri aralığında %67,10 (23.976.096,84 / 35.734.204,09) olduğunu, 27.08.2025 döneminde söz konusu oranın yüksek olmasının sebebinin ziyan olan ve fire verilen ürünlerin satışların maliyeti hesabına kaydedilmesinden kaynaklandığını, şirketin 27.08.2025 - 30.11.2025 tarih aralığındaki 3 aylık konkordato geçici mühlet döneminde; esas faaliyetlerinden 146.995,45 TL zarar, döviz cinsinden olan alacaklarının kur değerlemesi sonucu 3.801.110,87 TL Kambiyo Karı (kur farkı geliri) ve diğer giderler 106.379,76 TL olmak üzere toplam 3.547.735,66 TL kar elde ettiği, şirketin bu 3 aylık konkordato döneminde elde ettiği karın geçici mühlet öncesi dönem olan 2025 yılının ilk 8 aylık dönemine göre ve konkordato revize projesinde sunulan Proforma Gelir Tablosundaki tahminlere göre daha yüksek bir seviyede gerçekleştiğini, davacı ... açısından; davacının %100 hissesine sahip olduğu ....Şirketi'nin kullanmış olduğu kredilerin tamamı için şahsi kefaletinden dolayı müşterek borçlu ve/veya müteselsil kefil durumunda olduğunu ve sahip olduğu şirketin mali durumunun iyileşmesi halinde borçlarını ödeyebileceğinin değerlendirildiğini, davacının şirket ve şahsın faaliyetlerine devam etmesi ve şirket yetkililerinin bu aşamaya kadar konkordatonun başarılı olması için gösterdikleri çaba, potansiyel müşteriler ile geleceğe yönelik ürün satışına ilişkin yeni sözleşmelerin yapılması, zeytin sezonunun başlamasıyla birlikte Kasım 2025 döneminde satış hacminde ortaya çıkan artış, geçici mühlet sürecinde elde edilen dönem karı, mevcut gayrimenkullerin rayiç değerleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı borçluların mali durumunu iyileştirebileceğini, konkordatoya tabi borçlarını öngörülen revize proje ve muhtemel bazı revizeler çerçevesinde ödeyebileceğini, revize projenin başarıya ulaşma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olması sebepleri ile kesin mühlete geçilmesi yönünde kanaat bildiriymiştir. Davacı vekili duruşma sırasındaki beyanında özetle; komiser heyeti tarafından düzenlenen ilk rapor sonrası davacı tarafından ön projenin revize edildiğini ve buna ilişkin revize ön proje ile makul güvence raporunun dosya arasına ibraz edildiğini, revize ön projede davacının borç ödeme kaynağı olarak şahsi mal varlığını da kullanabileceğini açıkça ifade ettiğini, komiser heyeti tarafından düzenlenen son rapora bir itirazlarının olmadığını, davacının iyi niyetli olup süreç sonunda tüm borçlarını ön proje kapsamında ödeme niyetinde olduğunu, ayrıca ziraat bankasının davacının kullandığı taşınmaz nedeniyle işgalci olduğunu beyan ettiğini ancak davacının bu taşınmazı .... bankasının borçlusu olan ...dan ve daha sonraki malikinden kiraladığını, belirsiz süreli kira sözleşmesi haline gelen bu sözleşme kapsamında taşınmazı kullanmaya devam ettiğini, davacı hakkında açılmış herhangi bir kira sözleşmesinden kaynaklı veya fuzuli işgalden kaynaklı dava bulunmadığını, bu nedenle ziraat bankasının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacılar hakkında 1 yıllık kesin mühlet kararı verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davacı asil duruşma sırasındaki beyanında özetle; 2021 yılında kurmuş olduğu işletmesinin bu zamana kadar ihracatçılar birliği içerisinde iyi bir konuma geldiğini, amacının işletmeyi ilk üç sıraya yerleştirmek olduğunu, Kuzey Irak'ta yaşanan sosyal ve siyasi sorunlar nedeniyle ihracatta bazı sorunlar yaşandığını, ancak Kuzey Irak'la ticaretlerine devam ettiğini, aynı zamanda Bulgaristan'daki firmalarla yeni anlaşmalar yaptıklarını, buna ilişkin sözleşmeleri dosya arasına ibraz ettiklerini, bu sezonda yaklaşık 330 ton ürün satışı gerçekleştirildiğini, şuan mamul ve yarı mamul halde yaklaşık 250 ton civarında stokları bulunduğunu, ticari faaliyetlerinin devam ettiğini, kesin mühlet verilmesi ve konkordatonun tasdik edilmesi halinde tüm borçlarını ödeme niyeti içinde olduklarını, bu nedenle 1 yıllık kesin mühlet verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir. Konkordato komiser heyeti duruşma sırasındaki beyanında özetle; raporlarını tekrar ettiklerini, revize ön projenin başarıya ulaşma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğunu, 1 yıl kesin mühlet verilmesi hususunda takdiri mahkemeye bıraktıklarını beyan etmiştir. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; talep Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; talep eden şirketin zeytin üretimi alanında faaliyet gösterdiğini ve bu zeytinlerin işlenerek iç ve dış pazarlara satışa hazır hale getirilerek bunların satışının da firma tarafından gerçekleştirildiğini, yaşanan ekonomik sorunlar nedeniyle şirketin kısa süreli bir nakit akışı krizi, tahsilat akış hızı ve finansman sorunu yaşadığını belirterek konkordato projesinin tasdikine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Konkordato; bir borçlunun alacaklıları ile yasada ön görülen çoğunluğu ile mahkeme gözetiminde yaptığı ve ticaret mahkemesi tarafından tasdik edildikten sonra sonuç doğuran cebri anlaşmadır. Bu anlaşma doğrultusunda alacaklılar alacaklarının bir kısmından feragat etmekte veya borçluya borcunu ödemesi hususunda vade tanımakta, borçlunun da mahkemece tasdik edilen bu anlaşmaya uygun şekilde borçlarını ifa etmesi halinde borçlarından kurtulmasını sağlayan hukuki bir kurumdur. Konkordatoda hedeflenen amaç, borçlu ile alacaklıları arasında mahkemenin gözetiminde yapılan ve borçlunun mal varlığının iflas usulüyle tasfiyesini önlemek veya durdurmaktır. Bu şekilde yapılan anlaşmada mali durumu bozulmuş olan borçlunun iflası önlenerek hem borçlu hem de alacaklılar korunmaya çalışılmıştır. Konkordato sayesinde iflasa tabi olan borçlu muhtemel bir iflastan ve iflasın ağır sonuçlarından, iflasa tabi olmayan borçlu ise tüm mal varlığını kaybetmekten kurtulacaktır. Aynı şekilde alacaklılarda iflasa uğrayan borçludan alacaklarını alma konusunda iflas ve haciz masrafları yapmadan, iflas halinde ellerine geçebilecek olan muhtemel miktardan daha fazlasını tahsil ederek avantajlı konumda bulunabileceklerdir. Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f maddesinde hâlâ kötü niyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulu’nun gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötü niyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir. Konkordatoya başvuru için geçmişte aranan dürüstlük koşulu 4949 sayılı Yasa'nın İcra ve İflas Kanunu'nun 285'inci maddesinde yapılan değişiklikle, tasdik için aranan dürüstlük koşulu da 7101 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle kaldırılmıştır. Ancak bu değişiklikler kötü niyet boyutuna gelmiş konkordato taleplerine göz yumulacağı şeklinde yorumlanamaz. Nitekim oylamanın yapılmasından ve duruşmaya katılabilmek ve istinaf hakkı kazanabilmek için yasanın aradığı (İİK m.304) üç günlük sürenin geçmesinden sonra revize proje sunulması da bu kapsamda değerlendirilmelidir. İİK’nın 305/1-b maddesi uyarınca borçlunun teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile uyumlu olması gereklidir. İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır. Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar vermesi gerekir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2022 tarih ve 2021/4168 Esas 2022/872 Karar sayılı ilamında özetle ''Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra prosedürü olup, amacı borçlunun içinde bulunduğu maddi dar boğazı aşması, bununla paralel olarak alacaklıların iflasa nazaran daha yüksek oranda tatmin edilmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mahkemeye proje sunulması zorunludur. Konkordato talebinde bulunan borçlu mahkemeye sunulan projesinde alacaklarının borcun ne kadarından feragat edecekleri, alacaklarına hangi vade ile kavuşacaklarını, ödemelerin yapılabilmesi için hangi kaynakların kullanılacağı, kesin bir şekilde belirtilmelidir. Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulu’nun gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir. İİK’nın 305/d maddesi uyarınca konkordatonun tasdiki için imtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesi ve mühlet içinde komiserin izni ile akdedilmiş borçların ifasının alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması gerekmektedir. Konkordato talebinden sonra doğan vergi, kira, işçi alacakları elektrik, su gideri gibi şirketin olağan masraflarını dahi ödemeyen şirketin konkordato müessesinden faydalanması mümkün olmamalıdır.'' denilmektedir. 2004 sayılı İİK'nın 287.maddesinde konkordato talep edilmesi sonrasında geçici mühlet kararı verebileceği ve konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı hususunda yakından inceleme yapılması amacıyla geçici konkordato komiseri tayin edebileceği düzenlenmiştir. İİK 'nın 289/3.maddesinde de konkordatonun başarıya ulaşması ihtimalinin bulunduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği belirtilmiştir. Bu doğrultuda davacılar yönünden konkordato talebi ile mahkememize başvurmasının ardından 27/08/2025 tarihinde 3 aylık geçici mühlet verilmiş ve bu davacılara mahkememizce konkordato komiserleri tayin edilmiştir. Mahkememizce geçici mühlet süresi 2 ay daha uzatılarak konkordato komiserlerinden ayrıntılı rapor düzenlenmesi talep edilmiştir. Somut olayda; davacılar tarafından konkordatonun tasdiki talepli iş bu davanın 22/08/2025 tarihinde açıldığı ve mahkememizce 27/08 /2025 tarihinde 3 aylık geçici mühlet verilmesine karar verilmiştir. Davacı iş bu davanın açılmasından bir gün önce 21/08/2025 tarihinde İstanbul ili Bayrampaşa ilçesinde bulunan 6 adet büroyu KDV dahil 19.999.988 TL'ye satmıştır. Bu taşınmazlar .... Şirketine satılmış olup; komiser heyeti raporunda, satış bedelinin 4.690.600 TL ile alıcı firmaya olan borç mahsup edildiği, 5.959.099,30 TL ile alıcı firmanın ortağı olan ....'a olan borcuna mahsup edildiği, 2 adet fatura ile alıcı firmadan alınan zeytinlerden kaynaklı 1.716.373,80 TL'lik borcun kapatıldığı, böylelikle toplamda 12.366.062,78 TL tutarındaki borcun kapatılmış olduğunu ifade etmiştir. Buna göre davacı tarafından taşınmazların satışından nakit tahsilatı yapılamadığı, satış işlemi sonrasında alıcı firma ile alıcı firmanın ortağına olan borçlar ve alıcı firmadan alınan zeytinlere karşılık düzenlenen fatura bedeli ödenmiş olup; bakiye 7.633.935,22 TL alacak kaldığı anlaşılmıştır. Ancak konkordato ön projesi ekinde sunulan alacaklılar listesinde davacının .... Şirketine 432.850,68 TL tutarında borcunun olduğu, yine alıcı firma ortağı olan ...'a ise 375.000 TL tutarında borcunun olduğu görülmektedir. Her ne kadar komiser raporunda taşınmazların satışından dolayı elde edilen gelirlerin alıcı firma ile alıcı firmanın ortağına olan borçların ödendiği belirtilmiş ise de; dosyaya sunulan alacaklar listesinde alıcı firma ile ortağının belirtilen tutarlarda alacaklı olmadığı görülmektedir. Bu nedenle taşınmazların satışlarının yapılarak alacaklı firma ile alacaklı firmanın ortağı olan borçların ödendiği yönündeki tespitler dosya arasında sunulan kayıtlar ve alacaklılar listesi ile örtüşmemektedir. Ayrıca taşınmazın satışının 21/08/2025 tarihinde yapılmasına ve alıcı ile alıcı şirketin ortağına olan borçların, satış tarihi ve satış tarihinden hemen sonraki bir tarihte mahsup edilmesine rağmen, alıcıdan alınan mallara karşılık düzenlenen 2 adet 17 Eylül 2025 tarihinde düzenlenenen faturalar nedeniyle de ödeme yapılmıştır. Yani satıştan yaklaşık bir ay sonra mal alımına ilişkin düzenlenen faturaların borcunun da satış gelirinden mahsup edilmek suretiyle ödenmesi ve bu ödemenin 01/11/2025 tarihinde yapılması, ardından bakiye 7.633.935 22 TL' lik satıştan kalan alacak tutarının henüz tahsil edilmemiş olması ve bu tutarda davacının alıcıdan alacaklı olduğunun ifade edilmesi bir bütün halinde çelişki oluşturmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının iş bu davayı açmadan bir gün önce satışını yaptığın 6 adet taşınmazdan dolayı herhangi bir satış bedeli tahsilatı yapmadığı sonucuna varılmaktadır. Taşınmazların satışının borç nedeniyle yapıldığı kabul edilse dahi, alıcı firma ile alıcı firmanın ortağına olan borçların mahsup edilmesinden sonra bakiye tutarın davacı tarafından tahsil edilmesi gerekmesine rağmen bakiye tutarın tahsil edilmediği dosya kapsamı ile sabittir. Satıştan yaklaşık bir ay sonra alınan malların bedelinin de yine bu satış bedelinden mahsup edilmesi, bakiye tutarında henüz tahsil edilmemiş olması bu satışın gerçek bir satış olmadığı kanaatini uyandırmaktadır. Dava ve mühlet tarihine yakın bir zamanda davacının taşınmazlarını bu şekilde satması dürüst olmadığı sonucunu doğurur. Kaldı ki; satışlardan bir gün sonra konkordato talepli dava açan davacının borç ödemek maksadıyla taşınmazlarını satması ve dava tarihi ile geçici mühlet tarihinden sonra borç ödemesi yapması aynı zamanda alacaklılar arasındaki eşitlik ilkesine de aykırıdır. Yine davacı, dava ve geçici mühlet tarihinden sonra 27.08.2025 tarihinde Ankara ili Pursaklar ilçesinde bulunan taşınmazını da KDV dahil 500.000 TL'ye satmıştır. 27.06.2025 tarihli gayrimenkul değerlendirme uzmanı tarafından düzenlenen raporda bu taşınmazın değeri 900.000 TL olarak belirlenmiştir. Bu satış bedelinin şirket faaliyetlerinde kullanılmak üzere davacı şirket ortağı ... tarafından, alıcıdan alınan borcun kapatılması için mahsup edildiği tespit edilmiştir. Buna göre davacı, şirket ortağının borcuna mahsuben taşınmazı satmıştır. Ancak taşınmazın satış tarihine yakın bir zamanda gayri menkul değerlendirme uzmanı tarafından hazırlanan raporda belirtilen değerinden daha düşük tutarda satılması, dava ve geçici mühlet tarihinden sonra satışının gerçekleşmesi, davacının borcuna mahsuben bu taşınmazın satışının yapılması yine eşitlik ve dürüstlük ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Komiser heyeti tarafından mahkememize sunulan ilk raporda davacının ticari faaliyet kapsamına göre ön projenin başarıya ulaşamayacağını ifade edilmesi sonrasında, davacılar tarafından revize ön proje sunulmuş olup; komiser heyeti tarafından sunulan son raporda ise, bu sefer ön projenin başarıya ulaşma ihtimalinin olduğu ifade edilmiştir. Komiser raporunda ön projenin başarıya ulaşma ihtimalinin değerlendirilmesinde, şirket yetkilileri tarafından potansiyel müşterilerle geleceğe yönelik ürün satışlarına ilişkin yeni sözleşmelerin yapılmasına yönelik beyanlar dikkate alınmıştır. Ancak davacının bu beyanı soyut nitelikte olup; gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan sözleşmeler ve satışlar dikkate alınarak ön projenin başarıya ulaşma ihtimalinin olduğu yönünde değerlendirme yapılamaz. Bu nedenle her ne kadar komiser heyeti raporunda; davacılar tarafından sunulan revize ön projenin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunduğu belirtilmiş ise de; bu değerlendirmenin davacının soyut ve afaki nitelikteki beyanları dikkate alınarak yapılmış olduğu anlaşılmakla dosya içeriği ile uyumlu olmadığı sonucuna varılmıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin konkordatonun tasdiki talepli iş bu davayı açmadan bir gün önce İstanbul ili Bayrampaşa ilçesinde bulunan 6 adet büroyu sattığı, satış gelirinin davacı tarafından tahsil edilmediği, borçlara mahsuben satış bedelinin borç ödemede kullanıldığının ifade edildiği, ancak alıcı firma ile alıcı firmanın ortağına olan borç tutarlarının davacı tarafından dosyaya sunulan kayıtlar ile örtüşmediği, yine satış bedelinden bakiye tutarın tahsil edilmediği, aynı şekilde geçici mühlet tarihinden sonra davacı tarafından Ankara ili Pursaklar ilçesinde bulunan taşınmazın satışının yapıldığı, yine bu satışın davacı şirketin ortağının borcuna mahsuben yapıldığının ifade edildiği, yine bu taşınmazın gayrimenkul değerlendirme uzmanı tarafından belirlenen bedelden daha düşük bir bedelle satıldığı, davacının dava açmadan önce mal varlığını elden çıkarır şekilde tasarruflarda bulunduğu, bu şekilde konkordatonun tasdiki talepli davada aranması gereken dürüstlük ilkesinin gerçekleşmediği, yine davacı tarafından bu taşınmazların satışı sonrasında alıcılara olan borçların ödemelerinin yapıldığı, bu hususunda alacaklar arasındaki eşitlik ilkesine aykırı olduğu, ayrıca her ne kadar komiser heyeti raporunda ön projenin başarıya ulaşma ihtimalinin olduğu belirtilmiş ise de; komiser heyetinin bu değerlendirmesinin davacının potansiyel müşterilerle yapılacak olan sözleşme ve satışlara ilişkin soyut beyanına dayandırıldığı, buna göre konkordato ön projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin olduğuna yönelik değerlendirmenin de gerçeği yansıtmayacağı, davacı ...'ın ise, davacı şirketin ortağı olduğu, davacı şirketin borçlarına olan kefaletinden dolayı konkordatonun tasdikini talep ettiğii bu davacı tarafından sunulan ön projenin bağımsız bir ön proje niteliğinde olmayıp borç ödeme kaynağı olarak davacı şirketin elde ettiği gelirin gösterildiği, bu haliyle ... tarafından düzenlenen ön projenin yaslanma projesi niteliğinde olduğu, davacı gerçek kişi yönünden ayrı bağımsız ve özgün bir ön projenin bulunmadığı anlaşılmış olup; davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacıların konkordatonun tasdikine karar verilmesi talebinin reddine karar verildiğinden tacir olan davacının iflasına karar verilmesi gerektiği düşünülebilir ise de; konkordato komiser heyeti tarafından aldırılan bilirkişi raporunda davacıların aktif mal varlığının rayiç değerlerinin belirlendiği, davacıların kaydi ve rayiç değer esaslarına göre borca batık olmadıkları, bu nedenle davacıların iflasına karar verilmesi için yasal şartların oluşmadığı..." gerekçesi ile, davacılar Soma Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı bulunan 8721320... vergi numaralı davacı ....Şirketi ve ... TC kimlik numaralı davacı ...'ın konkordatonun tasdiki taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, davacılara mahkememizce komiser olarak tayin edilen konkordato komiserlerinin tüm görev ve yetkilerinin karar tarihi itibariyle kaldırılmasına, konkordato komiserlerine karar tarihine kadar ödenmemiş ücretlerinin ödenmesine, davacılar hakkında verilen geçici mühletin kaldırılmasına, geçici mühletin kaldırıldığına ve konkordatonun tasdiki talebinin reddine karar verildiğinin İİK. 289. maddesi gereğince ilanına, davacılar hakkında verilen geçici mühletin kaldırıldığına ve konkordato talebinin reddine karar verildiğinin İİK. 289. maddesi gereğince ilgili yerlere bildirilmesine, davacılar hakkında mahkememizce geçici mühlet ile verilen tüm tedbirlerin kaldırılmasına, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekilleri istinaf dilekçelerinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin İİK 289. maddedeki "başarıya ulaşmasının mümkün olması" ölçütünü hatalı uyguladığını, özellikle müvekkili şirketin faaliyetine devam etmesi, geçici mühlet döneminde satış hacminde artış yaşanması, dönem sonuçlarında iyileşme gerçekleşmesi, rayiç aktiflerin borçları karşılaması, bağımsız makul güvence raporunun projeyi desteklemesi, son komiser raporunun kesin mühlet lehine açık kanaat içermesi, bir arada değerlendirildiğinde “başarı ihtimalinin yokluğu” değil, tam tersine başarı ihtimalinin kuvvetli biçimde varlığının ortaya çıkmakta olduğunu, mahkemenin olumlu komiser raporundan ayrılma gerekçesinin yetersiz ve denetlenemez nitelikte kaldığını, dosyaya sunuşan revize projenin dikkate alınmamasının, değersizleştirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava tarihine yakın taşınmaz satışlarının kötü niyetin değil, projenin finansal kurgusunun bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini, satış işlemlerinin dava dosyasından gizlenmediğini, revize projede ve ödeme kaynakları tablosunda satış ve satıştan doğan kaynak kurgusu olduğunu, Bayrampaşa taşınmazları bakımından dosyada, ilgili alıcının rehinli bankaya ödeme yapacağına ilişkin açıklama ve bu satışın proje finansmanı ile bağlantısının yer almakta olduğunu, mahkemenin, bakiye satış alacağının henüz tahsil edilmemiş olmasını doğrudan “gerçek satış olmadığı” sonucuna bağlamasının ticari hayata uygun olmadığını, vadesiz anında tahsil edilmeyen her satışın, kendiliğinden muvazaalı hale gelmeyeceğini, Ankara/Pursaklar taşınmazı bakımından değer farkı üzerinden kurulan gerekçenin de eksik olduğunu, özellikle likidite baskısı altındaki bir işletmenin acil nakit yaratma, borç kapama veya proje finansmanı amaçlı elden çıkarma işlemlerinin, konkordato mantığıyla bağdaşabileceğini, bu noktada araştırılması gereken, işlemin şeffaf olup olmadığı ve proje finansmanı ile bağının bulunup bulunmadığı olduğunu, mahkemenin bu işlemler hakkında kuşku duyuyorsa, doğrudan ret yerine ek inceleme, bilirkişi, komiserden ek rapor veya açıklama isteme yoluna gitmesi gerektiğini, ölçülülük ilkesine aykırı davranıldığını, mahkemenin "alacaklılar arası eşitlik" gerekçesinin somut dosya verileriyle kesişmediğini, makul güvence raporu ve mali iyileşme verilerinin kararda gereği gibi değerlendirilmediğini, gerçek kişi borçlu ... yönünden de ret kararının isabetsiz olduğunu, davacı ... yönünden ayrı ön proje ve malvarlığı katkıları sunulduğunu, mahkemenin bu kısmı hiç değerlendirmeden soyut bir nitelendirme ile ret kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin dayandığı Yargıtay içtihadının somut olaya yanlış tatbik edildiğini, mahkemece sunulan son komiser heyet raporunda projelerin başarıya ulaşma ihtimalinin olduğunun vurgulandığını, davanın kabulüne, kesin mühlet kararı verilmesini, ihtiyati tedbirlerin devamına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, konkordato istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 7101 Sayılı Kanunla değişik İİK.305.maddesine göre; 302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır: a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması, b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder), c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması, d) 206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır), e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması, Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir." hükmünü amirdir. İİK.305 maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde İİK.306 maddesi uyarınca konkordato tasdikinin şartları, kararı, ilanı düzenlenmiştir. İİK.307 maddesine göre ise; Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında rehinli malın muhafaza altına alınması ve satışı, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir. a) Rehinle temin edilen alacak konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır, b) Rehinle temin edilen alacağın konkordato talep tarihine kadar ödenmemiş faizi bulunmamalıdır, c) Borçlu rehinli malın, işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve paraya çevrilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır, Rehinli malın muhafazası ve paraya çevrilmesinin ertelenmesi hâlinde satış isteme süresi işlemez. Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında finansal kiralama konusu malların iadesi, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir. a) Borçlu finansal kiralama sözleşmesinin aynen ifasını 294 üncü maddenin yedinci fıkrası uyarınca üstlenmiş olmalıdır. b) Finansal kiralamadan doğan kira alacağı konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır. (1)Bu maddenin “Konkordato haricinde yapılan vaitler:” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (2)Bu maddenin “Konkordatonun alacaklılardan birinin müracatiyle onun hakkında feshi:” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. c) Ödenmemiş kira borcu, üç aylık tutarı aşmamalıdır. d)Bu erteleme nedeniyle finansal kiralama konusu malın değer kaybından kaynaklanabilecek zarar, teminat altına alınmış olmalıdır. e) Borçlu finansal kiralama konusu malın işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve iade edilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır. Birinci ve üçüncü fıkrada belirtilen alacaklılar yazılı görüşlerini konkordatonun tasdikine ilişkin duruşmadan önce sunmaya davet edilirler; bu alacaklılar ayrıca tasdik duruşmasına çağırılırlar. Borçlu, rehinli veya finansal kiralama konusu malı rızasıyla devreder, iflâs eder veya ölürse, erteleme kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Konkordatoyu tasdik eden mahkeme, ilgili alacaklının talebi üzerine ve borçluyu da davet ederek aşağıdaki hâllerden birinin varlığının yaklaşık olarak ispat edilmesi kaydıyla erteleme kararını kaldırır. a) Borçlu ertelemeyi yanlış bilgiler vermek suretiyle elde etmişse. b) Borçlunun serveti ve gelirleri artmış ve borçlu, ekonomik varlığını tehlikeye sokmadan borcu ödeyebilecek hâle gelmişse. c) Rehinli malın paraya çevrilmesi veya finansal kiralama konusu malın iadesi, borçlunun ekonomik varlığını artık tehlikeye sokmayacaksa. Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflâsı Madde 308- (Değişik: 28/2/2018-7101/36 md.) Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir. İİK m.308 gereğince, borçlunun iflasına ancak doğrudan doğruya iflas şartlarının oluşması ve borçlunun iflasa tabi olması halinde karar verilebilecektir. Konkordatoyu reddeden mahkeme, şartların oluşması halinde borçlunun iflasına re'sen karar verecektir. Konkordatonun tasdik edilmemesine benzer bir düzenleme İİK m. 292'dedir. İlgili madde gereğince konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mühlet kararı kaldırılarak iflasa tabi borçlunun iflasına karar verilecektir. Görüldüğü üzere, tasdik talebinin reddinde olduğu gibi geçici mühlet ve kesin mühletin kaldırılması halinde de borçlunun iflası mümkündür. Belirtelim ki, m. 292'de hükme bağlanan iflasın şartları ile m.308 gereğince konkordatonun tasdik edilmemesi halinde mahkemece verilecek iflas kararının şartları birbirinden farklıdır. En temel farklılık ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının aranıp aranmadığı noktasında kendisini göstermektedir. İİK m.292 gereğince borçlunun iflasına karar verebilmek için borçlunun tacir olması ve ilgili maddede sayılan işlemlerin borçlu tarafından gerçekleştirilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun doğrudan doğruya iflas koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği aranmaz. 308. madde gereğince iflasın gerçekleşebilmesinin ilk koşulu yine borçlunun tacir olmasıdır. İkinci koşul ise, konkordatonun tasdiki talebinin reddedilmesidir. Üçüncü koşul ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının varlığıdır. Tasdik edilmeyen konkordato doğrudan doğruya borçlunun iflasına da sebebiyet vermeyebilecektir. Mahkemenin tasdik talebini reddi ile birlikte iflas kararı verebilmesi için borçlunun iflasa tabi olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinin bulunması, borca batıklık halinde kooperatif veya sermaye şirketi olması gerekir. İİK 305. maddede belirtilen tasdik şartları gerçeklememesi nedeniyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi durumunda İİK 308. maddesinde düzenlenen iflas şartının değerlendirilmesi gerekir. Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflası başlıklı 308. maddesi " Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine verir ve bu karar 288. madde uyarınca ilan edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin bulunması halinde mahkeme, borçlunun iflasına karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Doğrudan doğruya iflas sebepleri ise İİK 177 ila 179. maddelerde ( İİK m. 179 atfıyla TTK 377 m.) düzenlenmiştir. İİK 179. maddesine göre, " Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir. Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmü saklıdır." Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançonda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Konkordatonun tasdik edilmemesi ile birlikte mahkeme, şartları varsa, derhal borçlunun iflasına karar verecek ve bu karar ile birlikte iflasa bağlanan sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bu noktada dikkat etmek gerekir ki, konkordatonun tasdik edilmediğine (reddedildiğine) ilişkin karar m. 288'e göre ilan edilecektir. İflasın açılmasına ilişkin karar ise m.166 çerçevesinde tebliğ ve ilan edilir. Görüldüğü üzere, konkordatonun tasdik edilmemesi halinde iki farklı ilan yapılacaktır. (YENİ KONKORDATO HUKUKU Prof Selçuk Öztek, Prof Ali Cem Budak, Prof Serdar Kale, Doç.Müjgan Tunç Yücel, Doç.Bilgehan Yeşilova shf,550 vd) Alacaklıların alacağının konkordato nisabına eksik dahil edildiği itirazı yönünden; borçlu hakkında kesin mühlet verilmesinden sonra komiser tarafından İİK'nın 288. maddesinde; yapılacak ilanla alacaklılar alacaklarını bildirmeye davet olunacağı (İİK.m.289), İİK'nın 300. maddesinde; komiser, iddia olunan alacaklar hakkında borçluyu açıklamada bulunmaya davet edeceği, İİK'nun 302/6. maddesinde; çekişmeli alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkemenin karar vereceği düzenlenmiştir. Burada konkordatoyu inceleyecek olan mahkemenin bu talep üzerine vereceği karar, sadece konkordatonun nisabına dahil olmak bakımından bir sonuç doğuracaktır. Diğer bir ifade ile mahkemece çekişmeli alacaklar hakkında verilecek karar, çekişmeli olan alacağın da projeye dahil edilip edilmemesi ve konkordato kapsamında alacaklıya oy hakkı tanınıp tanınmayacağını dolayısıyla İİK'nun 302 maddesinde yer alan nisapların sağlanıp sağlanmadığının belirlenmesi için önem arz etmektedir. Mahkemenin çekişmeli alacağın konkordatoya dahil olmasına ilişkin kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyecektir. Nitekim İİK 302/6 maddesinde çekişmeli alacaklılar bakımından ileride mahkemenin vereceği hükümlerin saklı olduğu ifade edilmiş olup bu bağlamda İİK 308/b bendinde alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilan tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır. İİK 295. maddesi "Mühlet sırasında rehinde temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez" şeklindedir. 17.07.2003 tarih ve 4949 sayılı Kanunla değişik İİK 289. maddesi de aynı ifadeleri taşımaktadır. 28.02.2018 tarih ve 7101 sayılı Kanun yürürlüğünden önce doktrin maddede belirlenen rehinli malın borçluya ait olması konusunda fikir birliği içindedir. (Gündoğan, Postacıoğlu, Üstündağ Kuru) Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 20.10.1993 tarih 6282/6805 karar sayılı ilamında da 3. kişi rehninin konkordato nisabında adi alacak olarak gözönünde bulundurulmasına karar vermiştir. Meseleyi konkordatonun amacı çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra biçimidir. Bu amacın gerçekleştirilmesi yani konkordatonun başarıya ulaşması için borçlunun malvarlığının korunması gerekir. İİK.nın 295. maddesi de bu amaca hizmet eden bir hüküm içerir. Rehni 3. kişinin vermesi halinde bu rehnin paraya çevrilmesi konkordato talep eden borçlunun pasifine etki etmeyecektir. Bu haliyle 3. kişi tarafından verilen rehnin paraya çevrilmesini konkordato kapsamında engellenmesi kanun koyucunun amaçladığı bir sonuç olarak düşünülemez. İİK.' da bu ve buna benzer maddelerde amaç borçlunun malvarlığını korumak ve bu sayede konkordato projesinin başarıya ulaşmasını sağlamaktır. Alacağı 3. kişi rehni ile teminat altına alınan alacaklı kanundaki sınırlamalara bağlı kalmadan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilecek ve asıl borçlunun konkordato takibinin kabul edilmesi halinde rehinden karşılayamadığı alacak için konkordatoya tabi olarak talep edebilecektir. Malı satılan 3. kişide rücû alacağını ancak konkordato nisabına dahil edilmesi halinde talep edilebilcektir. İİK 303. maddesinde “konkordatoya hayır oyu veren alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarının muhafaza eder” hükmünü taşır. Taşınmazını borçlu lehine ipotek veren 3. kişinin borçtan birlikte sorumlu olduğunda tereddüt yoktur. Alacaklının bütün haklarını muhafaza edebilmesi ancak konkordato nisabına dahil edilerek oy kullanmasına bağlanmıştır. Bu alacak rehinli alacak olarak kabul edilerek alacaklıya oy hakkı verilmediği takdirde İİK. 303. maddenin uygulanması mümkün olmayacaktır. İİK. 298/1 maddesi “komiser görevlendirilmesini mütakip borçlunun mevcudunun bir defterini yapar ve mallarının kıymetini takdir eder” hükmünü taşır. Bu değerlendirme borçlunun malları ile sınırlıdır. 3. kişiye ait malın değeri bu aşamada belirlenmediği için alacaklının rehin dışında ne kadar alacağının kalacağı tesbit edilemeyeceğinden 3. kişi rehniyle temin edilen alacağın tamamının adi alacak olarak nisaba dahil edilmesi hem alacaklı hem de asıl borçluya rücû edecek alacaklı açısından gerekliliktir. Bu bağlamda taşınmazı satılan 3. kişi nisaba ve sonuç olarak konkordatoya tabi olmadan alacağını tam olarak alma hakkına sahip olacağından bu kabul diğer alacaklıların zararına olabilecektir. Yukarıda belirtildiği gibi konkordatonun başarıya ulaşması için borçlunun malvarlığının korunması amaçlanmıştır. Gerek 295. maddenin ruhunda ve gerekse 45. madde bağlamında zikredilen rehinli malların borçlunun kendisine ait mallar olduğunun kabulünde zorunluluk vardır. İİK 307. maddesi rehinli malların ve finansal kiralama konusu malların paraya çevirme ve muhafazasını erteleme hükümleri içermektedir. Hiç süphe yok ki bu madde kapsamında borçlunun konkordato projesi için gerekli olan mallar zikredilmektedir. Kanunun lafzı da bu konuda açıktır. 3. kişi ipoteklerini bu kapsamda kabul etmenin kanunun ruhuna ve konkordatonun amacına uygun olduğundan bahsedilemez. Tüm bu gerekçeler nazara alındığında 3. kişi ipoteği ile teminat altına alınan alacakların konkordato da adi alacak olarak nisaba dahil edilmesi konkordato kurumunun işlerliği, alacaklının teminat dışı kalan alacağı, ipotek veren 3. kişinin rücû ilişkisi açısından gereklidir. (Bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/1792 Esas ve 2021/100 Karar sayılı İlamı) ''...Dava konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra prosedürü olup, amacı borçlunun içinde bulunduğu maddi dar boğazı aşması, bununla paralel olarak alacaklıların iflasa nazaran daha yüksek oranda tatmin edilmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mahkemeye proje sunulması zorunludur. Konkordato talebinde bulunan borçlu mahkemeye sunulan projesinde alacaklarının borcun ne kadarından feragat edecekleri, alacaklarına hangi vade ile kavuşacaklarını, ödemelerin yapılabilmesi için hangi kaynakların kullanılacağı, kesin bir şekilde belirtilmelidir. Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulu’nun gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir. İİK’nın 305/d maddesi uyarınca konkordatonun tasdiki için imtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesi ve mühlet içinde komiserin izni ile akdedilmiş borçların ifasının alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması gerekmektedir... Konkordato talebinden sonra doğan vergi, kira, işçi alacakları elektrik, su gideri gibi şirketin olağan masraflarını dahi ödemeyen şirketin konkordato müessesinden faydalanması mümkün olmamalıdır. Bu nedenle bu alacaklar ile ilgili araştırma yapılarak özellikle kanunun 308/d maddesinde belirlenen teminat konusunda araştırma yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...''(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2022 tarih ve 2021/4168 Esas 2022/872 Karar sayılı İlamı) ''...Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği kombine/karma konkordato şeklinde olabilir. Borçlu bu seçenekleri değerlendirirken alacaklılar arasındaki eşitliği ya da en azından denkliği sağlayacak ve onların kabul oyunu alacak uygun bir kombinasyona ulaşmaya çalışacaktır. Yukarıda belirttiğimiz tasdik için aranan koşulların dışında mahkemenin Yasa'nın öngördüğü birtakım ilkeleri de gözetmesi gerekir. Bunlardan ilki borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatlerin hükümsüz olduğuna ilişkin kuraldır.(İİK m.308/d). Bu düzenleme "alacaklılar arası eşitlik ilkesinin dayanağı olarak kabul edilmektedir. Bu ilkenin mevcudiyeti öğretide de tartışmasız kabul görmektedir (Postacıoğlu, İ. E.: Konkordato, İstanbul 1965, s.11; Kuru, s.3818; Üstündağ, S.: İflas Hukuku (İflas, Konkordato, İptal Davaları), 8.b., İstanbul 2009. s.261; Budak, A.C.: Öztek Konkordato Şerhi, Ankara 2018, m.308/d, n.2; Pekcanıtez, H./Erdönmez, G.: 7101 sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, İstanbul 2018, s.159; Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.15, n.21; Akdeniz, M./Kayıhan, Ş.: Konkordato Hukuku El Kitabı, İstanbul 2019, s.21). Alacaklılar arası eşitlik ilkesine göre kural olarak hiçbir alacaklı diğerinin zararına olarak öncelik ya da ayrıcalık elde edemez. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkeler gözetilmelidir. Konkordatoda alacaklılar arası eşitlik ilkesi geçerlidir. Eşitlik ilkesini adi konkordato özelinde meselenin, “sınıfsal” değil; adi alacaklıların kendi içinde, borçlu nezdinde farklı hukuki ve ekonomik özellikler gösteren alacak “grupları” arasında olduğu görülmektedir. Borçlu açısından bakıldığında ayrıcalık sağlama yasağı hem proje aşamasında hem de konkordatonun tasdikinden sonraki süreçte söz konusudur. Bu yolla oylamanın manipüle edilmesi suretiyle nisabın sağlanmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Nitekim yasa koyucu gerek eşitlik ilkesinin korunması gerek diğer tasdik şartlarının sağlanması bağlamında mahkemeye, yetersiz gördüğü konkordato projesinin düzeltilmesini isteme yetkisini de vermiştir. Mahkemenin gözeteceği ikinci ilke konkordatonun kötü niyetle sakatlanmamış olması halidir. Mahkeme henüz tasdik aşamasında kötüniyeti fark ettiğinde konkordatoyu tasdikten kaçınmalıdır...(Aynı yönde Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi'nin 2020/1159 Esas ve 2020/1104 Karar sayılı kararının temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2409 Esas ve 2021/638 Karar sayılı İlamı)...''(Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 11.11.2021 tarih ve 2021/1498 Esas 2021/1722 Karar sayılı Kararı) Yukarıdaki yasal düzenlemeler, emsal içtihat ve kararlar ile açıklamalar ışığında; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle borçlu davacı şirketin konkordato başvuru kararı almasından sonra ve konkordato davası açmasından 1 gün öncesinde ve geçici mühlet sırasında birden fazla ticari taşınmazını satarak konkordato tasdiki talebinde dürüst davranma kuralını ihlal etmesine, İİK.'nun 305. maddesinde aranılan koşulların davacılar lehine oluşmamasına, davacı şirketin borca batık olmamasına ve davacı şirket yönünden İİK'nun 178. ve 179 maddesinde belirtilen iflas koşullarının oluşmamasına, davacı gerçek kişinin tacir sıfatına haiz olmamasına ve iflasa tabi kişilerden olmamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/12/2025 tarih ve 2025/854 Esas 2025/1154 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında davacılar tarafından ayrı ayrı alınması gereken toplam 1.464,00.TL maktu karar harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından ve davanın niteliği de dikkate alınarak davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde İİK'nın 288/1 maddesi atfı ile İİK'nun 293. maddesi gereğince kesin olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/668, K. 2026/1659, T. 02.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-668-e-2026-1659-k-6f0616c46fea