Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1521 E. 2026/1439 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1521
Karar No
2026/1439
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1521

KARAR NO: 2026/1439

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14.05.2026 tarihli Ara Karar

NUMARASI: 2026/978 Esas

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davcı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili 09.05.2026 tarihli ihtiyati haciz talebine dair talep dilekçesinde özetle; davalı tarafın fatura alacağına yönelik başlatmış oldukları icra takibine ilişkin itirazlarının bilirkişi raporu ile incelendiğini, inceleme neticesinde dosyaya ibraz edilen 02.05.2026 tarihli bilirkişi raporunda 159.170,80 TL tutarlı asıl alacak talebi yönünden davacı lehine ispat karinelerinin oluştuğunun söylenebileceği kanaatinin belirtildiğini, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını, davalı tarafın borcu ödememek amacıyla hareket etmesinden dolayı tahsilatın imkansız hale geleceği konusunda endişe ettiklerini iddia ederek, davaya konu alacağı karşılayacak derecede davalının menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz talebini değerlendirdiği 14.05.2026 tarihli ara kararıyla; "...Dosyada bulunan bilgi ve belgeler doğrultusunda, davacının alacağının varlığına ve miktarına ilişkin iddialarının yargılamayı gerektirdiği, muaccel bir para alacağın varlığına ilişkin yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği görülmektedir. İİK 257 ve devamı maddeleri koşulları sağlanmadığı sonuç ve kanaatine varılarak..." gerekçesiyle ihtiyati haciz istemin reddine karar vermiştir.

Bu ara karara karşı, ihtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

Bilirkişi raporu neticesinde ticari alacağı talep haklarının hukuka uygun olduğunun tespit edildiğini, usulüne uygun tutulan ticari defterlerin davada lehlerine delil niteliği taşıyacağını, ticari defter ve BA/BS formlarının incelenmesinden görüleceği üzere müvekkili şirket tarafından alıcısı davalı olan muhtelif miktarda satış faturasının kesildiğini, ancak bunların ödemelerinin yapılmamasından ötürü cari hesapta 185.168,30 TL tutarında alacak gözüktüğünü, raporda tespit edildiğini, icra takibinde talep edilen faiz türünün ve oranının her iki tarafın tacir olması nedeniyle hukuka uygun olacağını, raporda bu hususun açıkça belirtildiğini, raporda davalının iade faturalarını TTK 21.maddede düzenlenen yasal 8 günlük itiraz süresini aşarak 36 gün sonra düzenlendiğinin net olarak tespit edildiğini, yaklaşık ispat şartının gerçekleştiğini belirterek, mahkemenin 14.05.2026 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve talebin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, satış faturalarından kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Davacı vekili, dört adet olmak üzere toplam 159.170,80 TL tutarındaki fatura alacağının tahsili amacı ile davalı şirket hakkında icra takibi başlatmıştır. İcra takibine konu edilen faturaların tarihleri 03.06.2025, 04.06.2025 ve iki adet olmak üzere 08.05.2025'tir. Davacı vekili , 02.05.2026 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya ibrazı ile birliktke dava ve takip konusu alacak üzerinden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.

Taraflara ait ticari defterler, BA/BS formlarının karşılaştırmalı alış satış analizi, davalı şirket tarafından düzenlenmiş olan iade faturaları bilirkişi raporunda değerlendirme konusu yapılmıştır.

İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.

İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.

Davacı, fatura konusu alacaklarının tahsili istemi ile takip başlatmıştır. İcra takibine konu edilen faturaların düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla birlikte, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, düzenlenen faturaların niteliği ve iade faturaları ile diğer bilgi ve belgeler göz önünde bulundurulduğunda talep tarihi itibariyle İİK'nın 258. maddesi kapsamında kanaat getirecek delillerin mevcudiyetinden söz etmek mümkün görülmemiştir. Bu nedenle her ne kadar mahkeme karar gerekçesi yeterli olmasa dahi sonuç olarak ihtiyati haciz isteminin reddine dair verilen ara karar yerinde görüldüğünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Açıklanan bu gerekçelerle, İİK'nın 258/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin verilen 14.05.2026 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;

1-HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,

2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,

3-Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;

HMK'nın 353/1.b.1 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.09.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1521, K. 2026/1439, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1521-e-2026-1439-k-238be484f0d0