Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/553 E. 2026/1030 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/553
Karar No
2026/1030
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/553

KARAR NO: 2026/1030

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/12/2025

NUMARASI: 2025/1077 Esas - 2025/1114 Karar

DAVA: Şirketin İhyası

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/05/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili bankanın ... Şubesi ile .... Şti. ... arasında ticari nitelikte imzalanan kredi sözleşmeleri nedeni ile nakdi/gayri nakdi kredi hesapları tesis edilerek kullandırılmıştır. ... ilgili genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefilidir (şirket ortağı /yetkilisi).

Kredi alacaklarının ödenmemesi üzerine muaccel hale gelen alacaklarıyla ilgili olarak .... Noterliği'nin 29.07.2025 tarih ... yevmiye sayılı ihtarı da gönderilmiş olup, sözkonusu ihtar borçlu taraflara tebliğ edilmiştir. Muaccel hale gelen alacaklarıyla ilgili olarak gönderilen ihtarname sonrasında verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine ...... İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasından ilamsız haciz yoluyla takip başlatılmıştır.

Ödeme emrinin borçlulara tebliği sonrasında borçlular (vekili) tarafından itiraz dilekçesi dosyaya sunulmuştur. İtirazların iptali hakkında İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/826 Esas sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davası ikame edilmiştir. Ancak borçlu .... Şti. ...'nin ticaret sicilinden terkin edildiği öğrenilmiştir. İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/826 Esas sayılı dosyası üzerinden 18/11/2025 tarihli tensip tutanağı 11. Madde ile taraflarına şirketin ihyası hakkında dava açılması için yetki verilmiştir. (yetki belgesi dilekçe ekinde sunulmuştur) Tasfiyesi tamamlanan ve ticaret sicilinden terkin edilen şirketin müvekkili bankaya olan borcu ödenmemiştir. Genel kredi sözlemesi, ihtarname, hesap hareket detayları dilekçe ekinde mahkemeye sunulmaktadır.

Müvekkili Banka kayıtları üzerinde yapılacak bir bilirkişi incelemesi neticesinde borcun varlığı tespit edilecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. Maddesi kapsamında, ticaret sicilinden kaydı silinen şirketten alacaklı bulunanların, alacaklarını tahsili amacıyla, sicil terkini gerçekleşen şirketin ihyasını silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde talep hakkı bulunmaktadır.

Borçlu şirketinin tasfiyesinin 18/04/2025 tarihinde gerçekleştiğinden huzurdaki dava 5 yıllık süre içinde ikame edilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, alacaklarının tahsili ve İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/826 Esas dosyasına konu itirazın iptali davasına devam edilmesi için adı geçen şirket hakkında borçlu şirketin ihyasına karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle alacaklarının tahsili ve tasfiyesi amacıyla, 18/04/2025 tarihinde sicilden terkini gerçekleştirilen .... Şti. ... unvanlı şirketin ihyasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tasfiye memuru ... ...’a yükletilmesine karar verilmesini, diğer davalı ...’nden yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını bu yönde karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Müdürlüğü, TTK.m.32 ve ... Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapmıştır. ... Müdürlüğü, ...’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemez. “..Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir.

Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” (TTK.m.32). Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir. Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddeder.

Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”ndadır. Tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurların sorumluluğunu gerektirir. Tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevlidir. (6762 Sayılı TTK m.224 ve 6102 sayılı TTK m.285) Henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere depo edilmesi ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerekmektedir. (6762 Sayılı TTK m.445 ve 6102 sayılı TTK.m.541) Bu yapılmadan şirketlerin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiyeler mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kayıtları sicilden terkin edilmiş ise, terkin işlemlerinin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebilir.

Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkili ...Müdürlüğü’nün tespit etmesi mümkün değildir. Mahkeme’nin davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkili Sicili Müdürlüğü uyacaktır. TTK m. 545/1’de düzenlendiği üzere, müvekkili ... Müdürlüğü tasfiye memurlarının bildirimi ve başvurusu üzere işlem yapmış olup, bu kapsamda herhangi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi kanuna aykırı olacaktır.

Nitekim tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, şirkete ve şirketin alacaklılarına karşı sorumlu olduğu düzenlenmiştir (TTK m. 553). Olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı ... Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmamaktadır. Mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunludur.

TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerekir.

Zira Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona ermektedir. "...dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi 'Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.' hükmünü haiz olup, mahkemece, şirket ihyasına karar verilmesinin yanısıra 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir." Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.04.2014 tarihli, E. 2014/4365 K. 2014/6858 sayılı ilâmı. Bir başka husus olarak da, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerekmektedir. Buna göre; mahkemece atanacak temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunması şarttır (TTK m. 536/4). Müvekkili davanın açılmasına sebep olmamıştır, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamaz. Müvekkili....... Müdürlüğü, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmamıştır.

Tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurlarıdır. Bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkili, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamaz. Davanın açılmasına sebebiyet vermeyip de davanın niteliği gereği "Yasal Hasım" konumunda bulunan müvekkili aleyhine yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilemez. "...ihya (ek tasfiye) davasında husumet, ilgili ....... müdürlüğüne yöneltilmiş ise de, yargılama giderlerinin yasal hasım niteliğindeki...... müdürlüğüne yükletilmesi doğru değildir." Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.04.2013 tarihli, E. 2013/5462 K. 2013/7536 sayılı ilâmı. "...her ne kadar husumet ......Müdürlüğüne yöneltilmeli ise de, ortaya çıkacak yargılama giderleri ... Müdürlüğüne yüklenemez.

Çünkü ... Müdürlüğü sadece yasal hasım konumundadır ve davanın açılmasına da sebep olmamıştır." Oruç Hami Şener, Anonim Ortaklıkta Ek Tasfiye (İhya), Adalet Yayınevi, 2015, s. 95. Nitekim, Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 07.01.2020 tarih, 2020/1600 E. ve 2020/3388 K., 04.04.2016 tarih, 2016/2926 E. ve 2016/3585 K., 09.02.2015 tarih, 2014/16398 E. ve 2015/1464 K., 29.01.2007 tarih, 2005/14259 E. ve 2007/927 K. gibi çok sayıda ilamı ve yerleşik uygulama da bu yöndedir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2020/777 K. 2020/1119 T. 22.10.2020. Aynı yönde bkz. "Davalı .... memurluğunun yasal hasım olduğu, tasfiye işlemlerinde her hangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, davanın açılmasına ticaret sicil müdürlüğünün sebep olmadığı anlaşılmakla, mahkemece verilen karar yerinde olup davacı vekilinin her iki davalıya karşı davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, davalı ... aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hüküm edilmediğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/5218 Esas - 2013/20796 Karar sayılı kararı da benzer mahiyettedir.)" İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, E. 2021/506 K. 2021/631 T. 22.04.2021 ilâmı olduğundan bahisle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı tasfiye memuru ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde öne sürülen iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Şirketin tasfiyesi, yasal süreçlere uygun şekilde tamamlanmış ve Ticaret Sicilinden silinmiştir. Davacı tarafından öne sürülen gerekçeler somut bilgi ve belgelerle desteklenmemektedir. Şöyle ki, Davacı yan tarafından işçi alacakları kapsamında ödemiş olduğu bakiyeler açısından alt şirketlere rücuen tazmini için dava açmıştır.

Ancak ilgili işçiler tasfiye olan .... Şti. firmasında kısa süreli çalışmıştır.Davacı taraf, tasfiye edilmiş olan .... Şti.'den alacaklı olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmışsa da, dava dilekçesinde dayandığı dava dosyaları /icra dosyalarına ilişkin olarak şirketin tasfiye süreci içerisinde herhangi bir başvuruda bulunmadığı gibi, ilgililere de herhangi bir bildirimde bulunmamıştır. Kaldı ki ilgili şirket icra dosyasında müteselsil kefil konumundadır.

Oysa ki şirketin tasfiyesi sırasında yasal usullere uygun şekilde alacaklılara gerekli bildirimler yapılmış, ilanlar çıkartılmış ve alacaklıların başvuru yapmaları için gerekli süre tanınmıştır. Bu süreçte davacı taraf, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemiştir. Bu durumda, davacı tarafın tasfiye sürecinde haklarını aramamış olması, şimdi açmış olduğu davanın iyi niyetli olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Şirketin yeniden ihyasını gerektirecek yasal bir zorunluluk ve objektif neden bulunmamaktadır. Davacının talebi, iyi niyetli olmaktan uzak olup, yersiz ve hukuka aykırıdır. Tasfiye sürecinde gerekli yasal duyurulara rağmen başvuru yapmayan davacının, şirketin tekrar faaliyete geçirilmesini istemesi, yasa ile bağdaşmamaktadır.

Davacı tarafın bu haliyle açtığı dava hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. İyiniyetli olmayan bu talebin kabulü, ticari hayatın ve hukuki güvenliğin zedelenmesine yol açacaktır. Davacının ihya talebinin hukuki şartları oluşmamıştır. Davacı taraf, şirketin ihyasını talep etmekte ise de, TTK Geçici 7. madde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ihya davası açılabilmesi için; -Tasfiyenin usulsüz olması, -Alacaklıların tasfiye sürecinde haberdar edilmemesi, -Tasfiye memurunca kusurlu işlem yapılması, -Şirket malvarlığının tasfiye edilmeden bırakılması gibi unsurların mevcut olması gerekir. Somut olayda tasfiye işlemleri usule uygun yürütülmüş olup, tasfiye ilanları ... Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanmış, tüm yasal bekleme süreleri geçmiştir

Davacı bankanın tasfiye sürecinde alacağını bildirme hakkı varken bu hakkını kullanmamış olması, tasfiye memuruna veya şirket ortaklarına yüklenemez. Bu nedenle ihya koşulları oluşmamıştır. Davacı, kredi borcunun muaccel hale geldiği tarihlere ilişkin hesap hareketlerini sunmuş olmakla birlikte, bu borcun: -tasfiye işlemleri sırasında bilinir, -bildirilebilir nitelikte olup olmadığı, -tasfiye ilanları döneminde mevcut bir alacak olup olmadığı belirli değildir.

Tasfiye sonrası doğan veya muhataplara tebliğ süreci tasfiye dönemine denk düşmeyen ihtarnamelere dayanarak ihya talep edilmesi hukuken mümkün olmadığından bahisle davacının şirketin ihyasına ilişkin davasının reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; "...'nün ...-.. sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye olan ... Limited Şirketi'nin İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/826 Esas sayılı dava dosyasına münhasıran, yargılama ile icra ve infaz işlemleri tamamlanana kadar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547 nci maddesi uyarınca şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline, son tasfiye memuru ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;davacının ihya davası açmasının hukuki bir yararının olmadığını, davacı bankanın, tasfiye süreci devam ederken alacağını bildirme ve tasfiye masasına yazdırma imkânına sahip olmasına rağmen bu hakkını kullanmadığını, TTK geçici 7 ve 547. madde koşullarının oluşmadığını, somut olayda tasfiye işlemlerinin kanuna uygun, ilanlı ve eksiksiz şekilde yürütüldüğünü ancak ilk derece mahkemesi, tasfiye memurunun hangi kusurlu işlemi sebebiyle ihyanın zorunlu hâle geldiğini somut olarak ortaya koymadığını, davacı alacağının tasfiye döneminde muaccel ve bilinir olduğunun ispatlanmadığını, tasfiye sonrası doğduğu veya tasfiye sürecinde bildirimi yapılmayan alacaklara dayanılarak ihya kararı verilmesinin mümkün olmadığını, tasfiye memurunun sorumluluğunun bulunmadığını,davacının tasfiye sürecinde pasif kalmasının sonuçlarının tasfiye memuruna yüklenemeyeceğini, kararın ticari güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı olduğunu, usulüne uygun şekilde tasfiyesi tamamlanan ve sicilden terkin edilen bir şirketin, alacaklının kendi ihmali nedeniyle yeniden ihya edilmesinin, ticari hayatın istikrarını ve hukuki güvenliği zedeleyeceğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

TTK'nın 547. maddesi gereğince "(1)Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde " şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir.

Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır.

Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp,tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.

TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir.

Somut olayda ihyası talep edilen ...'nde kayıtlı Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru davalının 16/09/2025 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, sicilden terkin edilmeden önce davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/826 Esas sayılı dava dava dosyasının derdest anlaşılmıştır.

Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmediği gibi (Y11.H.D 'nin 07.12.2009 tarih ve E: 2008/7980 -K: 2009/12584),şirket hakkında devam eden bir dava bulunmasına rağmen davaya konu şirketin tasfiyesi tamamlanmış olup, tasfiye memurunun TTK 541/3 maddesindeki sorumluluğu da gözetildiğinde derdest bir davanın bulunması nedeniyle tasfiyenin usülune uygun eksiksiz tamamlandığından bahsedilemeyecek-tir. Bu hale göre davacının anılan dava dosyası infazı işlemleri ile ilgili şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmaktadır.

Bu durumda davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmediğinden, mahkemece davanın kabulü ile davaya konu şirketin ihyası ile ticaret sicil müdürlüğüne tesciline karar verilmesinde ve bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 18/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/553, K. 2026/1030, T. 18.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-553-e-2026-1030-k-d15998fad458