Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/543 E. 2026/959 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/543
- Karar No
- 2026/959
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/543
KARAR NO: 2026/959
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/465
KARAR NO: 2026/94
KARAR TARİHİ: 27/01/2026
DAVA: İtirazın İptali (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
KARAR TARİHİ: 01/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ....Mah. .... No:....../İstanbul adresinde bulunan ve ... tarafından kullanılan sigortalı iş yerinin, davalıya ait komşu iş yerinde çıkan yangın nedeniyle zarar gördüğünü, yangın nedeniyle sigortalı iş yerinde meydana gelen hasar için şirket nezdinde ... sayılı hasar dosyası açıldığını, yapılan ekspertiz sonucunda 17.10.2023 tarihinde 135.027,34 TL tutarında tazminat ödemesi yapıldığını, davalının kusuru sebebiyle sigortalıya ödenen bedel ile ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizin rücuen tahsil edilmesi talebiyle İstanbul Anadolu ....... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyan ederek davanın kabulü ile davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yangının çıkış sebebinin doğru tespit edilmediğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını ve olayın binadaki elektrik tesisatının eski ve bakımsız olmasından, ayrıca kaçak akım rölelerinin bulunmamasından kaynaklandığını, bu hususta 10.08.2023 tarihli uzman bilirkişi mütalaasında, yangının binanın yapısal eksiklikleri ve tesisat bozukluğu nedeniyle çıktığı, kiracı konumundaki ...'un kusurunun bulunmadığı tespitine yer verildiğini, müvekkilinin binada meydana gelen hasarları bina maliklerinin talimatı ve onayıyla .... Şti. ile yaptığı sözleşme uyarınca giderdiğini, yaklaşık 1.083.816 TL tutarında onarım ve yenileme gideri yaptığını, buna rağmen bina maliklerinin sigorta şirketinden ayrıca tazminat aldığını, bu durumun sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı tarafın yalnızca eksper tablolarındaki 15 kalemle sınırlı kalmayıp, yangın sonrası binanın tamamında onarım ve yenileme işlerini yaptırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müvekkili tarafından sigortalısına yapılan ödemenin haklı olduğunun tespit edildiğini ancak hukuki değerlendirme kısmında "davalının tüm zararı karşıladığı kabul edilirse rücu hakkı yoktur" ifadesi ile takdirin mahkemeye bırakıldığını, mahkemece hatalı karar verildiğini, zararın tamamen karşılanmadığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; dava dışı sigortalının bina maliki, davalının kiracı olarak bulunduğu binada, davalıya ait işyerinde çıkan ve diğer alanlara da sirayet eden yangın nedeniyle, sigorta şirketinin sigortalısına ödediği hasar bedelinin davalılardan tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Rücu ve halefiyet Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, R.G. 03/07/1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesindeki "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmü ile davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/01/2017 tarihli 2014/17930 E. 2017/720 K. sayılı ilamında; "...Davanın açıldığı Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; davacının sigortalısının halefi olarak davalıdan rücuen tazminat isteminde bulunduğu, davacının sigortalısı olan şirket ile davalı arasında kira ilişkisi bulunduğu ve kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıkta HMK'nun 4/a maddesi gereği Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın görev yönünden reddine, kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş; davacı vekilinin başvurusu ile dosya, temyize konu kararı veren mahkemeye gelmiştir.
Mahkemece, davacının sigortalısının halefi olarak açtığı davada, BK'nun 58. maddesindeki (yeni TBK'nun 69. Md.) yapı malikinin sorumluluğu gereği dava açıldığı ve uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanmadığı, davanın genel hükümlere göre ilk açıldığı Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesi gereği ödeme yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22/03/1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı HMK'nun “Sulh hukuk mahkemelerinin görevi” başlığı altındaki 4. maddesinde de “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.” hükmüne yer verilmiştir. (1086 Sayılı HUMK'nun 8/II-1 maddesinde de dava konusu şeyin değerine bakılmaksızın, kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemelerinde görüleceği” şeklinde benzer düzenlemeye yer verilmişti).
Somut olayda, davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak açtığı davada, dava dışı sigorta ettiren ile davalı arasındaki temel hukuki ilişkinin kira sözleşmesi olduğu açıktır..."
Yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/06/2019 tarihli 2016/6483 E. 2019/7301 K. sayılı ilamında; "...Somut olayda, sigortalı işyerlerinde oluşan yangın hasarı sebebiyle meydana gelen zarar sigortacı tarafından sigortalılara ödenmiş olup ödenen tazminatın dava dışı sigortalı işyerlerini kiraya veren davalı bina maliki ....... A.Ş’den ve onun işyeri sigortacısı ...... A.Ş’den, yangının çıktığı ...... A.Ş kiracısı ......... Şti.’den, sinamada tadilat yapan taşeron ......’ten tahsili talep edilmiştir. Dava dışı sigortalı şirketler ve davalı ....... Şti., davalı bina maliki ..... A.Ş kiracısıdır. Bu nedenle dava dışı sigortalılar ......... A.Ş ile davalı ......... A.Ş arasındaki temel hukuki ilişki kira sözleşmesine dayanmaktadır. Yine yangının çıktığ....... Şti. ile davalı ....... A.Ş arasındaki hukuki ilişki de kira sözleşmesine dayanmaktadır. Taraflar arasında uyuşmazlık kira ilişkisinden doğduğuna göre; davaya bakma görevi sulh hukuk mahkemesindedir. Bu nedenle sigortacı tarafından halefiyet yoluyla açılan davanın da sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir..." şeklinde açıklamalara yer verilerek görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğuna işaret edilmiştir.
Yangının meydana geldiği binanın tamamı sigortalının (paylı) mülkiyetinde olup, dosya kapsamında yer alan kayıt ve beyanlar incelendiğinde davalının ise kiracı konumunda olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki temel ilişki kira ilişkisi olduğundan, davacı sigorta şirketi tarafından, sigortalının halefi olarak açılan eldeki davada, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 22/03/1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 03/07/1944 sayılı kararı ve TTK'nın 1472.maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Açıklanan nedenlerle; mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1.c ve 115 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken; yazılı olduğu biçimde işin esası hakkında karar vermiş olması istinaf sebebi olarak gösterilmese de görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen değerlendirilmiş ve davacı vekilinin esasa yönelik istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 ve 355. maddeleri uyarınca kaldırılması dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf sebepler incelenmeksizin KABULÜ ile İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/..... E. 2026/.... K. sayılı ..../01/2026 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 ve 355.maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dairemizin kararı doğrultusunda işlem yapılması için dosyanın mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince iadesine,
4-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.3, 362/1.c ve 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 01/07/2026