Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/429 E. 2026/896 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/429
- Karar No
- 2026/896
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/429 - 2026/896 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/429 KARAR NO : 2026/896
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/12/2025 NUMARASI : 2024/339 Esas - 2025/912 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 11/06/2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16/06/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili, davalı ... İnşaat Taahhüt Nak. Hafr. Tic. Ltd. Şti. vekili ve katılma yoluyla ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 03/10/2018 günü saat 00:20 sıralarında ...’ın yolcu olarak bulunduğu, sürücü ... yönetimindeki, davalı ... Sigorta A.Ş.'ye sigortalı otomobil ile kırmızı fasılalı ışıkta kavşağa giriş yaptığında kavşağa solundaki koldan sarı fasılalı ışıkta giriş yapan sürücü ... yönetimindeki davalı şirkete ait ve davalı ... Sigorta Şirketine sigortalı kamyon ile çarpışması sonucu ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde müvekkili ... ve ...’in kızları, ...’ın eşi, ... ...’ın ise annesi olan ...’ın vefat ettiğini, müvekkillerinin ölenin desteğinden mahrum kaldıkları gibi manevi olarak da zarar gördüklerini, zararlarından davalıların sorumlu olduğunu belirterek, HMK’nın 107. maddesi kapsamında şimdilik her bir davacı için 500,00'er TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan, davacı ... ... için 70.000,00 TL, davacı ... için 80.000,00 TL, ... için 90.000,00 TL ve ... için 90.000,00 TL olmak üzere toplam 330.000,00 TL manevi tazminatın ... Sigorta A.Ş. dışındaki diğer davalılardan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans/ticari faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Talep artırım dilekçesi ile, maddi tazminat olarak, davacı ... yönünden 163.863,40-TL, davacı ... yönünden 22.311,74-TL, davacı ... yönünden 30.316,04-TL olarak tahsilini istemiş, davacı ... yönünden taleplerini atiye terk ettiklerini belirtmiştir. Kaldırma kararı sonrası ıslah dilekçesi ile, mahkemece ilk kararla tesis edilmiş olan (ve faiz işletilecek olan) toplam 216.491,88.-TL'ye ek olarak, ıslahla talep ettikleri toplam 1.694.779,60.-TL'yi (davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı olarak 1.288.665,71TL, davacı anne ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı olarak 310.587,05.-TL, davacı baba ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı olarak 95.526,84.-TL olmak üzere) de işlemiş işleyecek faizleriyle birlikte davacılara ödenmek üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen talep ettiklerini bildirmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; kazanın dava dışı ...'un kusuru nedeniyle meydana geldiğini, kusura denk düşen kısmın teminat dışı olduğunu, mirasçılara bir kısım ödemenin yapıldığını, kazadan dolayı açılan soruşturma dosyasının celbi ile davanın sonuçlanmasından sonra kusur durumunun tespit edilmesini, kazada hatır taşıması olup olmadığının değerlendirilmesini, destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken asgari ücretin baz alınmasını talep ettiklerini, davalının faiz yükümlülüğünün başlamadığını bildirerek, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacıların talepleri dolayısı ile 28/12/2018 tarihinde 51.106,80 TL ödemenin yapıldığını, yapılan ödeme gereğince davalının sorumluluğunu yerine getirdiğini, bu nedenle öncelikle davalı tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre yeterli olup olmadığının tespiti, ödenen ile ödenmesi gereken arasında bir misline yakın fark olmadığından davanın reddine karar verilmesini, aksi halde davalının sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davacıların destek iddiasının kanıtlanması gerektiğini, kazada kusur durumunun belirlenmesi ve aktüer bilirkişiye dosyanın tevdiini talep ettiklerini, manevi tazminata hükmedilirken ülkenin ekonomik durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusurları gibi özelliklerin göz önünde bulundurulması gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir. Davalı ... İnş. Taah. Hafr. Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde; kazanın oluşumunda müteveffa ...'un tam kusurlu olduğunu, dava konusu kazaya ilişkin olarak davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davalının araç maliki olarak sorumluluğuna ilişkin olarak ... plakalı kamyonun hafriyat toprağı ve atık taşıma izin belgesi bulunduğunu, kazanın aracın bakım ve onarımındaki bir eksiklikten meydana gelmediği de gözetilerek sorumluluğunu yerine getirdiğini, yapılan ödemeler sonrasında da davalının davacılara karşı bir sorumluluğu kalmadığını, aksi halde dahi tespit edilecek miktardan mahsup edilmesi gerektiğini, müteveffanın davacıların geçimini düzenli olarak sağlayıp sağlamadığı, maddi desteğinin bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise, ne ölçüde bulunabileceği hususlarının davacılar tarafından ispatlanması gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece Dairemiz kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonunda; kaza tarihi olan 03.10.2018 tarihinde davacıların desteği ...’ın içerisinde olduğu, dava dışı sürücü ...’un kullandığı ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olan aracın, Ankara İli Gölbaşı İlçesi’nde seyir halinde iken davalı ...’ın sevk ve idaresindeki davalı ... İnş Taah. Hafriyat Ltd. Şti. adına kayıtlı bulunan ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından zorunlu mali mesuliyet ve kasko sigortası ile sigortalı bulunan ... plakalı araç ile çarpışması neticesinde davacıların desteğinin vefat ettiği, hükme esas alınan 10/07/2024 tarihli raporda, davacıların desteğinin içerisinde bulunan araç sürücüsünün kazada %70 oranında, davalı ...’ın ise %30 oranında kusurlu olduğu, desteğinin kaza sırasında araç sürücünün alkollü olduğunu bilerek araç içerisinde olması nedeniyle %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması gerektiği, yine içinde yolcu olduğu araç yönünden hatır taşıması şartlarının oluştuğu ve bu nedenle de %20 indirimi yapılması gerektiği, kaldırma kararı gereğince 28/05/2025 tarihinde alınan aktüer raporunun hükme esas alınabilecek mahiyette olduğu, dava öncesinde davalı ... Sigorta yönünden yapılan ödeme ile sadece davacı ...’ın zararının karşılandığı, diğer davacıların zararının karşılamadığının anlaşıldığı, davacı eş ... yönünden davacının 2.505.047,26 TL tazminat miktarı üzerinden %20 müterafık kusur indirimi sonrasında 2.004.037,80 TL ile ... Sigorta yönünden 196.732,28 TL, ... Sigorta yönünden 1.708.339,11 TL alacak miktarının düşülmesi ve geçici ödeme gereğince tahsil edildiği anlaşılan 30.000,00 TL tazminatın düşülmesi sonucu 1.549.423,62 TL olarak alacak destekten yoksun kalma tazminatına hakkedildiği anlaşılmakla, taleple bağlı kalınarak 1.452.529,11 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı ... yönünden ise hesaplanan 613.653,25 TL üzerinden %20 müterafık kusur indirimi yapılması ile 490.922,6 TL ve ... Sigorta yönünden ödenmesi gerekli 50.798,98 TL ve ... Sigorta yönünden ödenmesi gerekli 57.277,23 TL ve geçici ödeme ile ödenmesine karar verilen 25.000,00 TL’nin düşülmesi sonucu 357.846,39 TL olduğu, ancak taleple bağlı kalınarak 340.903,79 TL’nin tahsilene karar verilmesi gerektiği, yine davacı ... yönünden ise 257.313,85 TL üzerinden %20 müterafık kusur indirimi yapılması sonrasında 205.851,08 TL, ... Sigorta tarafından ödenmesi gerekli 20.248,74 TL ile ... Sigorta yönünden ödenmesi gerekli 23.734,07 TL ve geçici ödeme ile ödenen 15.000,00 TL’nin mahsubu sonrasında davacı alacağının 146.868,27 TL olduğu, ancak taleple bağlı kalınarak 117.838,58 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacı ... ... yönünden ise bakiye alacağın bulunmaması nedeniyle talebin reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise, ceza yargılamasında alınan kusur raporunda davalı ...’ın kusur durumunun tali olarak belirlenmesi, desteğin yaşı, paranın alım gücü, davacıların desteğe yakınlıkları ve müterafık kusur oranı göz önüne alındığında, her bir davacı yönünden 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ... İnş. Taah. Nak. Haf. Tic. Ltd Şti’den tahsili şartları oluşmuş ise de, yargılama esnasında TBK 76. madde gereğince her bir davacı yönünden 15.000,00 TL olmak üzere ödendiğinin anlaşıldığı, yine ... Sigorta yönünden de poliçe limiti olan 100.000,00 TL yönünden davacının alacağından feragat etmesi nedeniyle tüm manevi tazminat taleplerinin yargılama sırasında ödendiği kabul edilerek karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, süren yargılamada davacı yan tarafından davalılar ... Sigorta ve ... Sigorta yönünden feragat beyanında bulunulmuş olup, bu davalılar yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmekte ise de, hüküm celsesinde zuhulen bu husus unutulduğu, gerekçeli karar yazım aşamasında bu husus fark edilmiş olup feragat davaya son veren taraf işlemi olduğundan bu hususta hükmün kesinleşmesine kadar her aşamasında karar verilebileceğinden gerekçeli kararda bu husus düzeltilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; “1-Davalılar ... Sigorta ve ... Sigorta için açılan davanın vaki feragat nedeniyle reddine, 2-Destekten yoksun kalma tazminatı yönünden, a)Davacı ... yönünden talebin kabulü ile 1.452.529,11 TL’nin, b)Davacı ... yönünden talebin kabulü ile 340.903,79 TL’nin, c)Davacı ... yönünden talebin kabulü 117.838,58 TL’nin davalılar ... ve ... İnş Taah. Nak. Haf. Ltd Şti’den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, alacağa 03/10/2018 tarihinden itibaren davalı ... yönünden yasal faiz, davalı ... İnş Taah. Nak. Haf. Ltd. Şti. yönünden ise avans faizi ile uygulanmasına, d)Davacı ... ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, 3-Manevi tazminat talebi yönünden açılan davanın, TBK 76/2. maddesi gereğince alacağın mahsubu ve davalı ... Sigorta yönünden yargılama sırasında feragat beyanı dikkate alındığında davadan sonra alacağın tazmini nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına,… 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat yönünden yönünden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 285.578,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... İnş Taah. Nak. Haf. Ltd Şti’den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Kabul edilen manevi tazminat yönünden davalılar ... İnş. Taah. Hafr. Tic. Ltd. Şti. ve ...'dan 45.000,00 TL vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 10-Davalılar ... Sigorta Şirketi ve ... Sigorta Anonim Şirketi yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,...” karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili, davalı ... İnşaat Taahhüt Nak. Hafr. Tic. Ltd. Şti. vekili ve katılma yoluyla ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; geçici ödeme asıl alacaklarının faizinin işletilerek alınması yönünde karar verilmemesinin doğru olmadığını, geçici ödeme miktarları asıl alacak olarak davalı .... Şirketi tarafından davacılara 08/10/2024 tarihinde ödendiğini, ancak, bu geçici ödemelere ilişkin olarak işlemiş faizlerin ödenmediğini, tüm geçici ödeme asıl alacaklarına kaza tarihi olan 03/10/2018 tarihinden, geçici ödeme asıl alacaklarının ödendiği tarih olan 08/10/2024 tarihine kadar davalı .... Ltd. Şti.'den işlemiş avans faizinin, ...'tan işlemiş yasal faizinin müştereken ve müteselsilen alınması yönünde karar verilmesini talep ettiklerini, ilk kararda tüm davacılar yönünden ayrı ayrı 40.000TL manevi tazminata hükmedildiğini, kendileri tarafında bu miktarların da istinaf konusu yapıldığını, kaldırma kararı sonrasında da aynı miktarlara karar verilmesinin doğru olmadığını, manevi tazminattın az olduğunu, kaldı ki; "manevi tazminatlar yönünden de diğer davalılardan olan taleplerimiz devam etmektedir." şeklindeki ayrıntılı beyanlarının sulh sözleşmesinde ve mahkemeye sundukları beyan dilekçelerinde bulunduğunu, müterafık kusur indirimi şartlarının da oluşmadığını, dava dilekçesindeki manevi tazminat miktarlarının tam kabulü gerektiğini ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İnşaat Taahhüt Nak. Hafr. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde; kaldırma kararı gereğinin yerine getirilmediğini, müteveffanın emniyet kemeri takmadığı ve içinde bulunduğu araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, kendilerine kusur verilmesinin doğru olmadığını, kaldırma sonrası alınan üç ayrı aktüer raporunun da birbiriyle çelişkili olduğunu, avans faizi uygulanmasının doğru olmadığını, hükme esas alınan hesap raporunda maddi hatalar bulunduğunu, konusuz kalan manevi tazminat yönünden davacılar lehine vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığını, davalı şirketinin kusur oranına göre değil sanki tam kusurluymuş gibi tüm zarardan müteselsil sorumlu tutulmasının doğru olmadığını, sigortalar tarafından yapılan ödeme ile davacı ...’ın tüm zararının karşılandığını, bakiye ömürlerin, kusur ve diğer tenzillerin doğru yapılmadığını, mahkemece verilen ihtiyati haciz kararının doğru olmadığını ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili katılma yoluyla ve adli yardım talepli istinaf dilekçesinde; ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden kusur raporu alınmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, müteveffa ...'ın kaza sırasında emniyet kemeri takmadığı sabit olup, müterafık kusur indirimi yapılması gerektiğini, 1,8 teknik faize göre hesap yapılması gerektiğini, faiz oranının yanlış olduğunu, davalı sigorta şirketleri tarafından yapılan ödemeler doğru bir şekilde hesaplamaya dahil edilmediğini, ödemeler düşüldüğünde davalının sorumluluğu kalmadığının ortaya çıkacağını, 2. ıslaha göre karar verilmesinin doğru olmadığını, davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin doğru olmadığını, gerekçeli kararda yargılama giderleri ve harçlar yönünden bariz, açık usuli ve hesap hataları yapıldığını, ayrıca davanın kabul edilmeyen kısımları için karşı vekalet ücretine hükmedilmemesinin de doğru olmadığını ileri sürerek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunanlar vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile davalı ... vekilinin adli yardım talebi kabul edilerek yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, Yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacılar vekili ile davalı ... İnşaat Taahhüt Nak. Hafr. Tic. Ltd. Şti. vekili ve katılma yoluyla ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince, mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. HMK'nın 298/2. maddesi uyarınca, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. HGK'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında; “...yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Dairemiz'in hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur...” şeklinde belirtilmiştir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza içtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. 10/04/1992 tarih ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Somut olayda; mahkemece tefhim edilen kısa kararda; "…1-Davalılar ... Sigorta ve ... Sigorta için açılan davanın vaki feragat nedeniyle reddine," ifadesi bulunmadığı ancak, gerekçeli kararda ise “1-Davalılar ... Sigorta ve ... Sigorta için açılan davanın vaki feragat nedeniyle reddine,” şeklinde karar verilerek, bu yolla kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiştir. Mahkemece, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gerekmiştir. 2-Kabule göre ise; Dosya kapsamından; mahkemece Dairemiz kaldırma kararı gereğince 28/05/2025 tarihli aktüer raporu alındığı, davacılar tarafından da bu karar gereğince ıslah dilekçesi sunulduğu, davanın belirsiz alacak davası olması nazara alındığında talep artırım dilekçesi sonrası ıslah dilekçesi verilebileceği, kaldırma sonrası alınan kusur raporunun da dosya kapsamına ve oluşa uygun olduğu anlaşıldığından bu hususlara yönelik istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir. Ancak; mahkemece resen hesap yapılarak gerekçeli kararda davacıların zararının bilirkişi raporundakinden farklı miktarda hesaplanarak bakiye zararların tespit edildiği ancak taleple bağlı olarak karar verildiği görülmüş ise de, belirlenen zarar miktarına nasıl ulaşıldığı Dairemizce denetlenememiştir. HMK’nın 266. maddesi gereğince çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda hâkim taraflardan birinin talebi üzerine veya resen bilirkişi görüşü alınmasına karar verebilir. Her ne kadar hâkim bilirkişi raporuyla bağlı değilse de HMK’nın 281/2-3 maddesi gereğince Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği kanaatine varılmışsa eksiklikler konusunda ek rapor alınarak ya da gerekirse yeniden denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yapılan ve denetlenemeyen hesap kapsamında zarar belirlenmesi doğru görülmemiştir. Yine hükmedilecek gerçek zarar miktarlarından geçici ödeme miktarlarının mahsubu doğru ise de, bu miktarlara kaza tarihi ile ödeme tarihi arasında faiz işletilmesi gerekirken bu hususa riayet edilmemesi de doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; 10/04/1992 tarih ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması nedeni ile önceki verilen kararla bağlı olmaksızın aradaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden karar verilebilmesi için istinaf edenler vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yukarıda belirtilen eksiklikler giderilerek karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre davacılar vekili ve davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekili ile davalı ... İnşaat Taahhüt Nak. Hafr. Tic. Ltd. Şti. vekili ve katılma yoluyla davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ ile, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 05/12/2025 tarihli, 2024/339 Esas - 2025/912 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre istinaf edenlerin sair istinaf taleplerinin bu aşamada İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 4. Genel İcra Dairesi'nin 2024/57018 Esas sayılı dosyasına depo edilen 7.250.000,00 TL bedelli teminat mektubunun YATIRAN TARAFA İADESİNE, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 11/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.