Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/358 E. 2026/1025 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/358
Karar No
2026/1025
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/358 KARAR NO : 2026/1025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/292 Esas-2025/932 Karar DAVA TARİHİ : 28/03/2025 KARAR TARİHİ : 21/10/2025 DAVA : İtirazın İptali DAİRE KARAR TARİHİ : 20/05/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/05/2026

İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/292 Esas 2025/932 Karar sayılı dosyasında verilen 21/10/2025 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM; Davacı, .... Mahallesi, .... Caddesi No: ... adresinde bulunan 12559580 tesisat numaralı ticarethane abone grubundaki işletmede gerçekleştirilen kaçak ve usulsüz elektrik kullanımına dayalı borçlar ödenmeyince, borçlular hakkında İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/15672 Esas sayılı dosyası ile yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ancak aboneliğin bulunduğu adreste borçlular tarafından kaçak ve usulsüz elektrik kullanıldığının sabit olduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve takibe konu alacağın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı, kaçak elektrik faturası adı altında eski abonelik numaralarına ait üç farklı yüksek miktarda fatura gönderildiğini ve icra takibi başlatıldığını, icra takibinin gerçeği yansıtmaması nedeniyle itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, takibe konu elektrik faturalarının haksız ve keyfi olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, şirkete ilk olarak 12.10.2019 tarihinde 27.08.2019-09.10.2019 tarihlerinde kaçak kullanımdan bahisle 21.679,83TL, ikinci olarak 24.10.2019 tarihinde 09.10.2019-23.10.2019 tarihlerinde kullanıldığı iddia edilen kaçak kullanımdan bahisle 7.006,24TL ve 22.11.2019 tarihinde 45.140,29 TL olmak üzere toplam üç fatura kesilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, abonelik sözleşmesinin tarafı .... Şirketi olmasına rağmen hem şirkete, hem de tüzel kişiliğin yöneticisine icra takibi yapılmasının mümkün olmadığını, tekel konumundaki davacı tarafın elektrik bağlatmayarak şirketin ticari hayatına / imalatına son vermeye ve zorla keyfi rakamları ödetmeye çalıştığını şirket faturalardaki miktarların ve kullanımların gerçeği yansıtmadığını, .... A.Ş. aleyhine İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/596 Esas sayılı dosyasında muarazanın men-i davası açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu belirterek, öncelikle dava açma süresinin geçmesi nedeniyle davanın usulden reddine, davanın esasına girilmesi durumunda yargılama sonunda elektrik bağlanmamasına sebep gösterilen kaçak kullanım faturalarının yapılacak keşif ve bilirkişi incelenmesi sonucuna göre gerçeğe aykırı olarak düzenlenmiş olmasının tespiti halinde davanın reddine ve takibin iptaline, kötü niyetli davacının %20 de aşağı olamamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: Mahkemece, "Yönetmeliğin 42/1 maddesinin (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde; "kaçak kullanım süresi" doğru bulgu ve belgelere dayandırılması kaydıyla kaçak elektrik enerjisi kullanılmaya başlandığı tarih ile kaçak tespitinin yapıldığı tarih arasındaki süre olup bu süre 12 ayı geçemez. Doğru bulgu ve belgelerin bulunmaması halinde bu süre 90 gün olarak alınır. Dava konusu yerde sayacın son kontrolünün 15/05/2019 tarihinde yapıldığı, bu tarih göz önüne alınarak ilk kaçak tutanağından itibaren dava konusu diğer tutanakların bilirkişi tarafından incelendiği ve her bir tutanak üzerinden yapılan hesaplamada 73.900,35 TL kaçak elektrik tüketiminin bulunduğu sabit olmakla davalı şirket aleyhine açılan davanın asıl alacak üzerinden kabulüne, fatura bedeline faiz ve bu bağlamda faize KDV uygulanabilmesi için faturaların davalının adresine tebliğ edildiğinin veya bırakıldığının ispatlanması zorunludur. Bu hususun ispatlanamaması halinde fatura bedeline faiz uygulanması mümkün değildir. Davacı kurum tarafından faturaların davalı şirkete tebliğ edildiği veya adresine bırakıldığı iddia ve ispat edilemediğine göre ödenmeyen asıl alacağa faiz, faizin KDV sine (İzmir BAM. 13. H.D. 2021/109 E., 2022/1180K.) ve likit olmayan bedel nedeniyle davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı vekilinin tavzih talebi mahkemece kabul edilerek 13.07.2023 tarihli ek karar ile ''Mahkememizin 04/05/2023 tarih 2021/518 Esas, 2023/377 Karar sayılı ilamında hükmün birinci bendinde yer alan "Davanın Kısmen Kabulü ile; İzmir 9. İcra Müdürlüğü' nün 2019/15672 Esas sayılı takip dosyasına davalı/borçlunun yapmış olduğu itirazın 73.900,35 TL asıl alacak üzerinden (avans faiz ile) devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, " kısmının, "Davanın Kısmen Kabulü ile; İzmir 9. İcra Müdürlüğü' nün 2019/15672 Esas sayılı takip dosyasına davalı/borçlu ....Şti.'nin yapmış olduğu itirazın 73.900,35 TL asıl alacak üzerinden (avans faiz ile) devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, " şeklinde Tavzihine, 2-HMK' nun 305/A maddesi uyarınca; 04/05/2023 tarih 2021/518 Esas, 2023/377 Karar sayılı ilamına, "2-Davalı .... aleyhine açılan davanın Reddine, 2-A)Davalı ..... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 12.374,67TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak ismi belirtilen davalıya verilmesine," bentlerinin eklenmesine'' karar verilmiştir.

Davacı ve davalılar tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine Dairemizin 19/03/2025 tarih 2023/1685 Esas 2025/590 Karar sayılı İlamı ile " 6100 sayılı HMK' nın 266. ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hâkim bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi raporunu hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HMK' nın 278-279. maddelerine göre; bilirkişi raporu, Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir. HMK’nın 281. maddesinde tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri, mahkeme bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için bilirkişiden ek rapor alabileceği ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır. Mahkemece, davalının kaçak elektrik kullanımına ait tutanağın geçerliliğinin ve kullanılan kaçak elektrik miktarının tespiti bakımından mahallinde keşif yapılarak, davalı tarafın kullandığı imalat araçlarının elektrik tüketimi ve faturalarda belirlenen kaçak elektrik miktarının karşılaştırılması ile faturalarda belirlenen tüketim miktarının yerinde olup olmadığının, iştigal konusuna göre davalı tarafın yapabileceği elektrik tüketimin tespiti ile sonucuna göre hazırlanacak rapora göre değerlendirme yapılması ve tutanak tarihleri itibarıyla abonelik ve kullanım durumlarının ayrı ayrı gösterilmesi ile sorumluların belirlenmesi gerekir" gerekçesi ile kararın HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı sonrası yeniden yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, davalı şirketin faaliyetini yürüttüğü işyerinde öncelikle dava dışı .... adına abonelik sözleşmesinin bulunduğu ve bu abonelik sözleşmesinin 19/12/2018 tarihinde sonlandırıldığı, akabinde davalı şirket ile davacı arasında 30/12/2019 tarihinde ticarethane abone grubu üzerinden sözleşmenin akdedildiği, dava dışı 3. kişi ile davacı arasındaki sözleşmenin sona erdiği tarih ile davalı şirketin abonelik sözleşmesini yaptığı tarih aralığında söz konusu işyerinde abonelik sözleşmesi bulunmadan elektrik kullanımının mevcut olduğu, davacı çalışanları tarafından tutulan ilk kaçak tespit tutanağı (26/08/2019) tarihinden önce vergi dairesinden celp edilen kayıtlara göre (12/06/2019 tarihli yoklama fişi) davalı şirketin faaliyetini tutanak adresinde yürüttüğü, ayrıca davalı şirketin faaliyet tarihinin 17/10/2018 olduğu, diğer kaçak elektrik tutanaklarının tarihlerinin de davalı şirketin faaliyet tarihleri içerisinde kaldığı, tutanakların düzenlenmesinden sonra davacı çalışanları tarafından sayaç panosunun mühürlendiği ve akabinde mührün koparılarak elektrik bağlantısının yapıldığı, ancak sağlıklı tüketim döneminin bulunmaması sebebiyle endeks değerlerinin incelenmesine gerek olmadığı, mahkememizce yapılan keşif sonucu davalı şirket işyerinde bulunan elektrikli cihazların tespitinin yapıldığı, davacı çalışanlarının mahkememizce seçilen bilirkişi tarafından yapılan tespitte belirttiği cihazlardan daha azına tutanakta yer verdiği ve bu hali ile davalı şirket lehine olan kurulu güç değeri üzerinden hesaplama içeren bilirkişi raporu mahkememizce hükme esas alınarak" gerekçesi ile, davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı/borçlu ... ŞTİ' nin İzmir 9. İcra Müdürlüğü' nün 2019/15672 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın KISMEN iptali ile 73.900,35 TL asıl alacak, 2.135,59 TL işlemiş faiz ve 427,12 TL işlemiş faizin KDV' si olmak üzere toplam 76.463,05 TL üzerinden takibin devamına, işbu davalıya karşı açılan fazlaya ilişkin istemin (878,65 TL) reddine, davalı ..... aleyhine açılan davanın reddine, tarafların tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davacı ve davalı istinaf talebinde bulunmuştur. BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Diğer davalı .... hakkında davanın reddini gerektiren herhangi bir neden bulunmadığını, kaçak tutanaklarının tutulduğu yerin son elektrik abonesi .... olduğunu, geçmişten bu yana aboneliğin bulunduğu mahallin ilgili kişisi olan .... sorumluluktan kurtulmak adına şirket kurulması yolunu seçtiğini, bu durumun kanunlar karşısında korunacak bir davranış olmadığını, her ne kadar diğer davalı şirket tutanakların tutulduğu tarihte adreste faaliyet gösteriyor olsa da, kullanılan kaçak elektrikten, tesisatın son abonesi.... 'un da diğer davalı ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, Buna ilişkin olarak vergi dairesi kayıtları ve abonelik kayıtlarının ibraz edildiğini, Her ne kadar takip talebindeki asıl alacak aynen kabul edilmiş, faiz ve KDV kısmının çok cüzi bir miktarı reddedilmiş olsa da, takip tarihine kadarki dönem için asıl alacağa işletilen gecikme zammı ve KDV konusunda tereddüt edilecek herhangi bir yön bulunmadığını, hükme esas alınan raporda bu kısma ilişkin hesaplamanın hatalı olduğunu, Alacak faturalandırılmış ve likit olduğundan icra inkar tazminatı talebinin reddinen hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kaçak elektrik kullanımının kesin ve somut delillerle ispatlanmadığını, buna rağmen, davacı tarafça şirketin kaçak elektrik kullandığına dair, kaçağın kim tarafından yapıldığı, hangi tarihler arasında kullanıldığı, hangi cihazların fiilen çalıştığı hususlarında kesin, somut ve tartışmasız hiçbir delil sunulmadığını, Mahkeme, ispat yükünü fiilen davalıya yükleyerek hüküm kurmasının HMK m.190’a aykırı olduğunu, Varsayıma dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, Yargılama sırasında tahsil edilen kısmi ödemelerin İzmir 9. İcra Müdürlüğü’nün 2019/15672 E. sayılı dosyasına ve dava dosyasına bildirmediğini, Mahkemenin, borcun yargılama sırasında kısmen sona erdiğinden haberdar olmaksızın, borcun tamamı üzerinden hüküm tesis etmesinin HMK m.27’de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, kaçak ve usulsüz elektrik kullanım bedelinin tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıların kaçak elektrik kullanıp kullanmadığı ve kaçak elektrik bedellerinden sorumlu olup olmadıkları ve miktarının tespitinden kaynaklanmaktadır. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Somut olayda; dava konusu abonelik ilişkisinden kaynaklanan kaçak elektrik bedeli miktarı likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden İİK'nın 67. maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatına ilişkin koşullar oluşmadığından mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmemesinde ve davaya dayanak tutanak tarihlerinde davalı şirket tarafından abonesiz olarak elektrik kullanıldığı anlaşılmakla, mahkemece sahşi sorumluluğu bulunmayan diğer davalı ..... bakımından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ödeme bir defi olmakla her aşamada ileri sürülebileceğinden ve B.K. 100. Madde gereğince önceden yapılan ödemeler icra dairesinde dikkate alınacağından davalının bu husustaki istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir. İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davada ki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, özellikle bilirkişi raporunun karar vermeye yeterli, taraf, mahkeme ve istinaf denetimine elverişli olması ve bu konuda dairemizce kabul edilen temel ilkeler doğrultusunda hazırlanması karşısında, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı ve davalı şirket tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/10/2025 tarih, 2025/292 Esas, 2025/932 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı ve davalı şirketin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı yeterli olduğundan yeniden harç tahsiline yer olmadığına, 3-İstinaf talebinde bulunan davalı şirket tarafından alınması gereken 5.223,19 TL istinaf karar harcından, davalı şirket tarafından yatırılan 1.262,03 TL'nin mahsubu ile kalan 3.961,16 TL'nin davalı şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Duruşma açılmadığından, davacı ve davalı şirket lehine vekalet ücreti takdirine gerek bulunmadığına, 4-Davacı ve davalı şirket tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 20/05/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/358, K. 2026/1025, T. 21.10.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-358-e-2026-1025-k-81b77cf44a21