Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1428 E. 2026/895 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1428
Karar No
2026/895
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1428 KARAR NO : 2026/895

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07.05.2024 NUMARASI : 2021/299 Esas 2024/230 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 14.05.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 14.05.2026

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 13.09.2013 tarihinde sürücü ...'ın idaresinde olup davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın, sürücünün aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi suretiyle meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucunda araçta yolcu konumunda olan davacının yaralandığını, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda davacının % 19 oranında daimi iş gücü kaybı, 6 ay geçici iş göremezlik ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiğini, maluliyet oranlarının artışına ilişkin haklarının saklı olduğunu, sakatlanma ve ölüm tazminatının şahıs başına 360.000,00 TL olduğunu, davacının tazminat istemine karşılık davalı şirketin yasal süre içerisinde cevap vermediğini, davanın 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL geçici bakıcı gideri ve 4.500,00 TL daimi iş göremezlik olmak üzere malullük-sakatlık tazminatı ile 1.140,00 TL adli tıp rapor ücreti olmak üzere toplam 5.840,00 TL'nin davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... şirketi vekili, davacının aynı uyuşmazlık ile ilgili Sigorta Tahkim Komisyonu'nda 2016.E.32584 sayılı dosyasının bulunduğunu ve sulh olunduğunu, bu sebeple davanın kesin hüküm ve hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, 01.06.2020 tarihli ve 2020/228 Esas, 2020/643 Karar sayılı kararla davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 12.03.2021 tarihli ve 2021/396 Esas, 2021/478 Karar sayılı kararı ile hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkin olup davacının maluliyet artışı olduğunu ispat etmekle yükümlü olduğu, bu doğrultuda ara karar oluşturulduğu ve kesin süreye uyulmaması halinde yargılamaya mevcut delil durumu ile devam olunacağının ihtar edildiği, davacının son durum raporu almak üzere muayeneye gitmediği gibi geçerli bir mazeret de sunmadığı, kaza nedeniyle zarara uğradığının ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde, 13.09.2013 tarihinde meydana gelen kazada yaralanan davacının sigorta şirketince eksik ödenen ve artan maluliyet için geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talepleriyle açılan davanın reddine ilişkin kararın yerinde olmadığını, davacı tarafın ispat yükünü yerine getirdiğini ve dava açarken Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda davacının %19 oranında malul kaldığının tespit edildiğini, söz konusu raporun rapor tanzimine yetkili kurum tarafından düzenlendiğini ve hükme esas alınması gerektiğini, kesin süreye uyulmadığı gerekçesiyle davanın reddinin hukuka aykırı olup davacının yurt dışında nakliyecilik yaptığını, Hacettepe Üniversitesi ve Adli Tıp Kurumu muayenelerine gittiğini, davacının iş şartları göz önünde bulundurulmadan kesin süre verilmesinin işin tamamlanmasını imkansızlaştırdığını, takdir yetkisinin somut olayın özelliklerine uygun şekilde ve adalet ilkeleri gözetilerek kullanılması gerektiğini, kesin sürenin mahiyetine ve amacına ters düşerek yargılamayı uzatma amacıyla hareket edilmediğini, gerekli inceleme yapılmadan davanın reddine karar verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, 13.09.2013 tarihinde davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın karıştığı kazada araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığını, artan maluliyete ilişkin haklarının saklı tutulduğunu belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece davanın usulden reddine ilişkin verilen karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine hüküm Dairenin 12.03.2021 tarihli ve 2021/396 Esas, 2021/478 Karar sayılı kararı ile kaldırılmış, kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada artan maluliyet iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosya içeriğinden, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talepleriyle açılan davada Daire kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada, 29.06.2021 tarihli duruşmada davacı hakkında tedavi belgelerinin temini ile davacının maluliyetine ilişkin rapor alınmak üzere ara karar oluşturulduğu, 16.11.2021 tarihli duruşmada dosyanın Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kuruluna gönderilmesine ve rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verildiği ve 25.11.2021 tarihli yazı yazıldığı, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 22.12.2021 tarihli cevabi yazı ile rapor düzenlenmesi için gerekli grafi, rapor ve tıbbi belgelerin temin edilerek gönderilmesini talep ettiği, anılan eksikliklerin giderilmesi için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine 27.01.2022 ve 28.01.2022 tarihli müzekkereler yazıldığı, 17.03.2022 ve 11.05.2022 tarihli cevabi yazılar ile davacı hakkında düzenlenmiş grafi ve raporların gönderildiğinin belirtildiği, anılan tıbbi belge ve raporların temininden sonra Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 16.11.2022 tarihli raporda davacının maluliyet oranının % 0 (sıfır) olduğu, iyileşme süresinin 6 ay olduğu ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği anlaşılmıştır. Mahkemece Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'na hitaben yazılan 24.01.2023 tarihli müzekkere ile davacının muayenesi yapılarak davacı hakkındaki raporlar arasındaki çelişkinin de giderilmek suretiyle maluliyetine ilişkin rapor düzenlenmesinin istendiği, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 12.06.2023 tarihli cevabi yazısı ile davacının tüm göz hastalıkları kliniğine ait tıbbi belgelerin ve grafilerin ilgili sağlık kuruluşlarından teminen gönderilmesi davacının dosya ile birlikte 24.07.2023 tarihinde hazır bulunması gerektiğinin belirtildiği, 10.10.2023 tarihli duruşmada anılan ön rapordaki sağlık belgelerinin yerini bildirmek üzere davacı vekiline kesin süre verildiği, 3 numaralı ara kararı ile de eksikliklerin ikmalinden sonra davacının muayeneye gitmemesi halinde mevcut delil durumu ile yargılamaya devam edileceği yönünde ara karar oluşturulduğu, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 18.10.2023 tarihli cevabi yazı ile davacı hakkında göz hastalıklarına ilişkin tıbbi belgeler yanında kişinin bir Üniversite Hastanesi Göz Hastalıkları kliniğine sevki sağlanarak düzenlenecek raporların temin edilmesi gerektiğinin belirtildiği, mahkemece dosya üzerinden verilen 19.01.2014 tarihli ara karar ile eksikliklerin giderilmesi için davacıya kesin süre verilmesine, kesin süreye riayet edilmemesi halinde dosyadaki mevcut delil durumuna göre yargılamaya devam olunacağı yönünde ara karar oluşturulduğu, 23.01.2024 tarihli sonraki celsede davacı vekilinin mazeretinin kabul edildiği, 07.05.2024 tarihli duruşmada da 19.01.2024 tarihli ara kararların ikmal edilmediği, davacının kendisine tayin edilen kesin süre içerisinde mazeretlerini bildirir herhangi bir beyan dilekçesi sunmadığı gerekçesiyle yeniden süre verilmesine yönelik taleplerin reddine karar verilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27. maddesi:"(I) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir." şeklindedir. Hukuki dinlenilme hakkı çoğunlukla "iddia ve savunma hakkı" olarak bilinmektedir. Ancak bu hak iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır. Üç temel unsuru bulunmakta olup, bunlar “bilgilenme hakkı”, “açıklama ve ispat hakkı” ve “tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesi” olarak sayılabilir. Usul hükümleri çerçevesinde davanın tarafları, müdâhiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı, duruşma yapılmasıdır. Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın Dairenin 12.03.2021 tarihli ve 2021/396 Esas, 2021/478 Karar sayılı kararı ile davacı hakkında davacının artan maluliyeti bulunup bulunmadığının belirlenmesi gereğine değinilerek kaldırıldığı, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 16.11.2022 tarihli raporda davacının maluliyet oranının % 0 (sıfır) olduğu, iyileşme süresinin 6 ay olduğu ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, bu rapor ile davacı hakkında daha önce düzenlenmiş raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonundan rapor alınması için müzekkere yazıldığı, Adli Tıp Kurumu tarafından çeşitli tarihlerde düzenlenen ön raporlar ile davacı hakkında grafi, rapor ve tedavi belgeleri talep edildiği, anılan eksikliklerin giderilmesi için ara karar oluşturulduktan sonra duruşma dışı 19.01.2024 tarihli ara karar oluşturulduğu, davacı hakkında maluliyet raporu düzenlenmesine ilişkin yukarıda açıklanan süreç nazara alındığında duruşma dışı dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen 19.01.2024 tarihli ara karara dayalı olarak kesin sürenin sonuçlarının yerine getirilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi davada artan maluliyet nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebi yanında geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talepleri de bulunduğu, yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 16.11.2022 tarihli raporda davacının geçici iş göremezlik süresi ve bakıcı ihtiyacı belirlenmiş olduğunun gözetilmeden anılan talepler hakkında karar verilmemiş olması da isabetsizdir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 5-Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

... Başkan ...

Üye ...

. Üye ...

... Katip ...

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1428, K. 2026/895, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1428-e-2026-895-k-335e06973ebb