Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/47 E. 2026/921 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/47
Karar No
2026/921
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/47 - 2026/921 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/47 KARAR NO : 2026/921

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04.04.2023 NUMARASI : 2022/448 Esas 2023/219 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 15.05.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 09.06.2026

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 10.01.2017 tarihinde, saat 18:30 sıralarında davalı ... sevk ve idaresindeki, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunmayan ... plakalı araçla davacı yaya ...'in karşıdan karşıya geçişini tamamlayarak tam kaldırıma çıkacağı sırada çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde, ...'in yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in asli kusurlu olduğunu ve olay yerini terk ettiğini belirterek HMK'nın 107.maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 100,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... teminat limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davanın, dava şartı olan başvuru koşulu yerine getirilmeden açıldığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla ... sorumluluğunun 330.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davacının kaza nedeniyle sürekli olarak malul kaldığını ispatlamasının gerektiğini, aktüer bilirkişi tarafından tazminat hesabının yapılmasını, geçici iş göremezlikten davalının sorumlu olmadığını, davacının faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, davacı tarafından dava şartının yerine getirilmediğini, kazanın oluşumunda davalı ...'in asli kusurunun bulunmadığını, kazanın oluşumunda yaya çocuğun kusurunun bulunduğunu, davacıda kaza nedeniyle bir maluliyet oluşmuşsa bunun ispat edilmesinin gerektiğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 20.05.2022 tarih, 2020/138E.-2022/1297K.sayılı kararı ile verilen kaldırma kararından sonra yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %20 , davacı yayanın %80 oranında kusurlu olduğu, davacının maluliyetinin tespiti için Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 23.01.2023 tarihli rapora göre, vücut engellilik oranının %0, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, geçici veya sürekli başka birisinin bakımına muhtaç olmadığının tespit edildiği, davacı küçükte kaza nedeniyle sürekli maluliyet hâlinin bulunmaması, geçici iş göremezlikten kaynaklı iş gücü kaybı olsa da küçüğün 18 yaşından küçük olması, geçici iş göremez kaldığı dönem itibariyle çalıştığına dair dosya kapsamında hiçbir kayıt olmaması ve bu konuya ilişkin Yargıtay içtihatları da göz önüne alındığında davacının sürekli ve geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı, manevi tazminat koşullarının oluştuğu belirtilerek davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL'nin 10.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; hükme esas alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, Erişkinler İçin Özürlülük Ölçütü Yönetmeliğine göre düzenlenmesi gerektiğini, manevi tazminatın da çok düşük belirlendiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının davadan önce 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97.maddesinde belirtildiği şekilde usûlüne uygun olarak sigorta şirketine başvuru yapmadığından dava şartının yerine getirilmediğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in kusurunun bulunmadığını, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacının okul çıkışı yanında babası ... ile beraber eve gitmek üzere Özlem Caddesi üzerinden karşıdan karşıya geçişini tamamlayarak tam kaldırıma çıkacağı sırada davalı ... sevk ve idaresindeki, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunmayan aracın çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası neticesinde yaralandığını belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece davacının %80, davalının % 20 oranında kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 23.01.2023 tarihli raporda, vücut engellilik oranının %0, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, geçici veya sürekli başka birisinin bakımına muhtaç olmadığının tespit edildiği, davacı küçükte kaza nedeniyle sürekli maluliyet hâlinin bulunmaması, geçici iş göremezlikten kaynaklı iş gücü kaybı olsa da davacının 18 yaşından küçük olması, geçici iş göremez kaldığı dönem itibariyle çalıştığına dair dosya kapsamında hiçbir kayıt olmaması ve bu konuya ilişkin Yargıtay içtihatları da göz önüne alındığında davacının sürekli ve geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı, manevi tazminat koşullarının oluştuğu belirtilerek davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL'nin 10.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. 1- Dava konusu kazadan sonra kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, kazaya ilişkin olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/52710 Soruşturma sayılı dosyasında alınan 13.09.2016 tarihli kusur raporuna göre, yaya davacının davranışının asli etken olduğunun, davalı sürücü ...'in ise, dikkatsiz seyretmekle olayda tali kusurlu olduğunun belirtildiği, eldeki dosyada alınan makine mühendisi tarafından düzenlenen 06.11.2018 tarihli raporda da aynı tespitlerle, davacı yaya çocuk ...'in, yolun karşısına geçmekte olduğu yerin yaya geçişine uygun yer olmadığı, yayaların bu gibi yerlerden yola girmeden önce kenarda durup, yaklaşmakta olan aracın uzaklık ve hızını göz önünde bulundurması gerekirken, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68/b maddesine aykırı davrandığından %80, davalı sürücü ...'in ise, yönetimindeki araç ile yerleşim yeri içinde seyrederken yolun ilerisine ve yakın çevresine dikkat etmesi, yola yönelen yayaları gördüğünde korna çalıp sellektör yaparak uyarması ve duruşa geçmeye çalışması gerekirken anılan Kanunun 47/d maddesini ihlâl ettiğinden %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, bahse konu raporun ceza dosyasındaki bilirkişi raporuyla ve tarafların beyanlarıyla uyumlu olduğu anlaşıldığından hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. 3-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranı ile kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihe göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiği Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. 10.01.2017 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacının maluliyetinin tespiti için Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 23.01.2023 tarihli raporun, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre, davacının tedavi evrakları incelenerek muayenesi yapılmak suretiyle düzenlediğinden hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamıştır. 4-6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne göre, hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hâkim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, yaralanma hâlinde yaralanmanın kaza sonucu meydana gelmiş olması, maluliyet varsa oranı, iyileşme süresi, tedavi süresi ve tedavi süresince yapılan işlemler, varsa ameliyatlar, ölüm hâlinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacı için zenginleşme, davalı için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir. Somut olay, yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerinde etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2017) paranın alım gücü yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varıldığından davacı vekili ile davalı ... vekilinin manevi tazminata yönelik itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usûl ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile kalan 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince davalı ...'den alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile kalan 304,40 TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazine'ye gelir olarak kaydedilmesine, 4-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 6-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 15.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/47, K. 2026/921, T. 15.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-47-e-2026-921-k-43296102cad5