Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/29 E. 2026/103 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/29
- Karar No
- 2026/103
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/29 - 2026/103 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/29 KARAR NO : 2026/103
TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2019/665 E., 2021/528 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 01/10/2026 YAZIM TARİHİ : 03/10/2026
Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: 18.11.2017 tarihinde davalı tarafından hizmet sağlanan riziko adresinde gerçekleşen hırsızlık olayı neticesinde müvekkilinin ihbarı üzerine toplam 22.266,59 USD zararın oluştuğunu, 7.266,59 USD'nin 27.06.2019 tarihinde sigortalıya ödendiğini, davalıdan rücu talep edildiğini ancak cevap verilmediğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek 7.266,59 USD rücuen tazminatın ödeme tarihi olan 27.06.2019 tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili özetle: Davacı yanın talebine konu hakları kazanabilmesi için geçerli bir sigorta sözleşmesinin olmasının ve zararın sigorta kapsamında kalması gerektiğini, üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilecek bir tazminat hakkının bulunması ile sigorta bedelinin gerçekten ödenmiş olması gerektiğini, müvekkilinin çalışmayan kameraların faaliyete geçirilmesi gerektiğini defalarca bildirdiğini ancak asıl işverence bu istemin yerine getirilmediğini, müvekkili şirketin şantiye çalışanları tarafından gerçekleştirilen eylemlere müdahale yetkisi bulunmadığını, müvekkili şirket çalışanlarınca gece vardiyasında sürekli kontrol yapıldığının ifade edildiğini, ancak aydınlatma bulunmadığından el feneri ile kontrol yapıldığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, hırsızlık olayında sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafın rücu hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince ".......Davacı vekili, ... sigorta Poliçesi ile kendilerine sigorta edilen şantiye içinde 18.11.2017 tarihinde kablo ve ekipmanlarının çalındığı , inceleme sonucu tespit edilen 22.266,59 USD zarardan muafiyet düşülerek 7266,59 USD nin 27.6.2019 tarihinde ödendiğini, davalı güvenlik şirketinin gerekli güvenlik önlemlerini almamamsı nedeniyle zararın oluştuğunu ileri sürerek ödenen bedelin rücusu için eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili;öncelikle geçerli bir poliçenin bulunması gerektiğini, olayda kusurlarının olmadığını, sigorta ettiren şirkete sayısız kez elektrik bağlanması gerektiğinin bildirildiğini, elektrik olmadığından kameraların faal hale getirilemediğini, çalındığı iddia edilen eşyaların gerçekten çalındığının ispat edilemediğini, ceza davasının sonucunun beklenmesinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 30.1.2017 tarihli Özel Güvenlik Geçici Hizmet alım sözleşmesi, Polatlı Jandarma Komutanlığı kayıtları, Polatlı Cumhuriyet Savcılığı 2017/6338 sayılı soruşturma dosya sureti, Polatlı Sulh Ceza mahkemesi 2018/1524 D.İş dosyası,Hasar dosya ve poliçesi, Polatlı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/124 sayılı karar sureti , sanıkların delil yetersizliğinden Beraat ettikleri ,mahallinde talimatla keşif yaptırılarak rapor alındığı, toplanan deliller ve tüm dosya münderecatından; 18.11.2017 tarihinde saat 9.00 sıralarında gelen ihbarla şantiyeyey gidildiği, Güneş Paneli Elektrik Üretim Sahasının inşaat halinde olduğu,etrafının telle çevrili olduğu, hırsızlığın gece saatlerinde inşaat alanını çevreleyen tel çitin kesilmesi sonucu makaraya sarılı bulunan makara ile birlikte sürüklenerek ve yere serili kabloların da kesilerek çalındığı, inşaatta elektriğin olmadığı, kameraların çalışmadığı,makara ve kabloların agır ve hacimli olması nedeniyle kısa zamanda az sayıda insan gücü ile çıkartılmasının mümkün olmadığı,olay gecesinde gece vardiyasında el feneri ile güvenlik için gezen iki kişinin olduğu, şantiye içinden yapılan hırsızlıkla ilgili bir görgü ve tespitin yapılamamasının güvenlik zaafiyeti olarak değerlendirilmesinin gerektiği, ancak karanlık olan şantiye sahasında elektriğin sigorta ettiren tarafından bağlatılması gerekmesine rağmen bağlatılmamamsında kusurun sigorta ettirende olduğu, gece karanlıkta güvenliğin sahanın geniş olması nedeni ile ikiden çok görevli ile güvenliğin sağlanması ve gerekli tedbirlerin alınması gerektiği gözetildiğinde davalının gerekli dikkat ve özeni göstermememsi nedeniyle kusurlu olduğu, diğer yandan şantiye sahasında açıkta bulunan malzemenin gerektiği gibi korunamayacağı gözetilerek yeterli aydınlatmanın yapılması ve kameraların faal hale getirilmememsinde sigortya ettirenin kusuru olduğu, hal böyle olunca zararın oluşmasında mahkemece kusurun taktiren yarı oranında olduğunun kabulü ile halefiyet ilkesi gereği sigorta şirketinin ancak kusuru oranında rücu edebileceği gözetilerek davanın kısmen kabulüne...." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Güvenlik şirketi ile yapılan sözleşmede elektrik direği dikilmesi konusunda anlaştıklarına dair bir hüküm bulunmadığı ve sözleşmede güvenlik şirketinin hatasından kaynaklanan zararlardan davalının sorumlu olduğunun açıkça yazıldığı, şantiyeye sevkedilen malzemelerin güvenliğe zimmetleneceği, kayıp veya hırsızlık durumunda davalıya rücu edilebileceğinin de sözleşmede düzenlendiği, davalının belirli şartlarda vardiya yapması gerektiği ancak bunun gerçekleştiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı, raporun yetersiz olduğu, mahkemece eksik inceleme ile hatalı karar verildiği, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, hırsızlık sigortası nedeniyle ödenen tazminatın rücuen tahsili taleplidir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına ve özellikle meydana gelen hırsızlık olayında tarafların kusurlu olduğunun bilirkişi raporundan anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine, 2-)Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732 TL istinaf harcından peşin alınan 80,70 TL'nın mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-)Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 362/1.a madde gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 01/10/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip