Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1226 E. 2026/1203 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1226
Karar No
2026/1203
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/1226 Esas 2026/1203 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1226 KARAR NO : 2026/1203

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/03/2026 NUMARASI : 2025/64 Esas 2026/201 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 06/08/2021 KARAR TARİHİ : 24/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/10/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın trafikte seyir halinde iken yol üzerinde bulunan su tahliye ızgarasının yerinden çıkması sonucu karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, sigortalıya ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının takibe itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yol üzerindeki su tahliye ızgarasının müvekkiline aidiyetinin tespitinin önemli olduğunu, araçta bu kadar hasar olabilmesi için kazada rögar kapağı dışında başka sebeplerinde etkili olması gerektiğini, talep edilen miktarın fahiş olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacı tarafından ... Belediyesi'ne rücu davasının Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/70 E. sayılı dosyasında açıldığı, alınan bilirkişi raporu sonucunda davalının zarardan sorumlu olmadığı bildirilmekle davanın reddine karar verildiği, davacı tarafından davalıya Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/656 E. sayılı dosyasında dava açıldığı, mahkemece karar verildiği, dosyanın görevsizlik kararı üzerine asliye ticaret mahkemesine tevzi edildiği, mahkemece dosyanın bilirkişiye tevdi konusunda ara karar kurulmuşsa da ara karardan dönülerek dosyayla ilgili inceleme yapılması gerektiği, dosyada davacı tarafından ödenen zarar dekontu, kaza tespit tutanağı, eksper raporu, bilirkişi raporları bulunmakla davalıya açılan Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/656 Esas sayılı dosyasında bilirkişi raporu alınmış olup, tarafların kusurları ve zarar miktarının da tespit edildiği, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/70 Esas sayılı dosyasında alınan raporun da aynı yönde olduğu, aksinin de davalı tarafından ortaya konulamadığı, dosyada 2 rapor olup, bu raporların da aynı yönde olması nedeniyle usul ekonomisi gereği tekrar rapor alınmasına gerek duyulmadığı, davacının bu nedenlerle davasını ispat ettiği, tarafların tacir olması nedeniyle işletilecek faizin da avans faizi olması gerektiği, alacağın dosyaya sunulan deliller ve raporlar sonucunda tespit edilmesi nedeniyle likit ve belirli olmadığı, icra inkar tazminatı talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2020/11811 sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 22.356,40 TL asıl alacak üzerinden devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporları ile müvekkiline atfedilen %75 oranında kusurun kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu hasarın oluşumuna sebebiyet verdiği iddia olunan demir su tahliye ızgarasının ya da raporda belirtilen yağmur suyu tahliye rögar kapağının müvekkili idareye ait olduğunun hiçbir şekilde ispatlanamadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun 4. sayfasında özellikle “dosya muhtevasında kazaya ilişkin görüntü ve fotoğrafların bulunmadığının belirtildiğini, kazaya sebebiyet verdiği iddia edilen demir su tahliye ızgarasının ya da raporda belirtilen yağmur suyu tahliye rögar kapağının idareye ait olup olmadığı araştırılmaksızın ve olayın nasıl meydana geldiği hususunda dosya kapsamında hiçbir görüntü ve fotoğraf olmamasına rağmen, olayın meydana gelmesinde müvekkiline %75 oranında kusur atfedilmesinin ve buna istinaden davanın kabulü yönünde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sokaklarda ve caddelerde bulunan tahliye ızgaralarına ve rögar kapaklarına ilgili belediyelerin asfaltlama ve yol çalışmaları sırasında müdahalesi söz konusu olduğunu, müvekkilinin dava konusu yerde belirtilen tarihte tahliye ızgarası arızası, çıkması, rögar kapağı arızası, çıkması bulunduğuna dair herhangi bir ihbar da gelmediğini, yollar, kaldırımlar vs. üzerinde bulunan ızgaraların ve kapakların hepsinin müvekkiline ait olmasının da mümkün olmadığını, yollar, kaldırımlar üzerinde ..., ... vs, gibi kurum ve kuruluşlara ait kapaklarda bulunduğunu, davacının sigortalısına ait aracının kazaya karışmasına sebebiyet verdiği iddia olunan kapağın yada ızagaranın bu kuruluşlardan birine ait olması kuvvetle muhtemel olduğunu, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında ve mahkeme dosyasında söz konusu ızgaranın ya da kapağın idareye ait olduğunu kanıtlar nitelikte bağımsız mahkemelerce yapılmış bir tespitte, değişik iş raporu da bulunmadığını, davacının söz konusu kazanın idareye ait rögar kapağından, ızgaradan kaynaklandığına dair hukuki bir dayanak mevcut olmadığı gibi bu iddia ve ithamların kabulünün de mümkün olmadığını, yolların bakım ve onarımından sorumlu kuruluşun müvekkili olmadığını, yol, cadde, bulvar vs. Yapım işleri Büyükşehir Belediyelerinin görev, yetki ve sorumluluğunda olduğunu, kusuru ve davayı kabul etmemekle birlikte dava konusu edilen kaza ile ilgili olarak yapılan yazışma neticesinde İdare ... Su ve Kanal İşletme Dairesi Başkanlığı ... Su ve Kanalizasyon İşletme Müdürlüğü tarafından; Müdürlükleri tarafından bilgisayar ve arşiv kayıtlarında yapılan incelemede 24.05.2019 tarihinde söz konusu adres ve araç hasarı ile ilgili herhangi bir arıza ihbarı olmadığının tespit edildiğinin bildirildiğini, olay tarihinde söz konusu yolda idareye ait ızgara ve rögar kapaklarında herhangi bir arıza, kırılma, çıkma vs. nin bulunmadığını, araç sürücüsünün yahut sigortalının aracını hız limitinin üzerinde kullanarak söz konusu kazaya sebebiyet verdiğini gösterdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve dosya kapsamında bahsi geçen Ankara 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/70 Esas sayılı dosyasında müvekkili idareye gerekçesiz ve fahiş olarak %75 oranında kusur atfedilmesinin ve mahkemece de bu raporlara itibar edilerek hüküm tesis edilmesiısı hukuka ve hakkaniyete de aykırı olduğunu, idareye ait rögar kapaklarının, ızgaraların kontrol ve bakımları periyodik olarak yapıldığını, müvekkili idarenin kusurlu olduğu iddiası mesnetsiz bulunduğunu, yargılamanın hiçbir safhasında sigortalı araç sürücüsünün olayın seyri esnasında kaç km hızla seyrettiği hususunun araştırılmadığını, bu hususun olayın oluşumunda tarafların kusuru açısından önem arz ettiğini, bilirkişi raporları ve mahkeme kararlarının aksine, kazanın oluşumunda asli kusurlu taraf araç sürücüsünün sigortalı olup, dolayısıyla meydana gelen zararı ödemekle yükümlü olan tarafın idare değil araç sürücüsü ile araç sahibi yahut sigortalı olması gerektiğini, bu hususta 2918 sayılı Kanunun hükmünün açık olduğunu, bilirkişi raporlarında esas alınan ekspertiz raporuda hukuki delil niteliği taşımadığını, davacının ise dosyadaki tek dayanağı ve delili taraflarınca tek taraflarınca tek taraflı olarak tutulmuş ekspertiz raporu olduğunu, söz konusu ekspertiz raporuna idarenin bir katılımı bulunmamakta olup, icra dosyasında talep edilen tazminat tutarını ve bilirkişi raporlarındaki tazminat hesabını haklı kılacak başka bir delilde dosya kapsamında mevcut olduğunu, Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/656 Esas 2022/54 Karar sayılı kararının görev yönünden kaldırılarak hükmedilen asıl alacak tutarı ya da itirazın iptaline karar verilen tutar aynı olmasına rağmen huzurdaki davada 22.356.40 TL üzerinden fahiş bir ilam vekalet ücretine hükmedilmesi ve idarece ödenmesine karar verilen yargılama gideri tutarının artırılmasında usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, mahkemece 2021/656 Esas 2022/84 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2022/1421 Esas 2024/1419 Karar sayılı karar ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın görevli ve yetkili Ankara asliye ticaret mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiştir. Dairemiz kararı üzerine dosya yeniden Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiğinden anılan mahkemece 2025/30 Esas 2025/10 Karar sayılı karar ile istinaf kararı uyarınca dosyanın görevli ve yetkili Ankara asliye ticaret mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş, dosya Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilerek 2025/64 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Davacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken yol üzerinde bulunan su tahliye ızgarasının yerinden çıkması sonucu hasara uğraması nedeniyle sigortalıya ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu, rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise su tahliye ızgarasının müvekkiline ait olduğunun tespitinin önemli bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu aracın trafikte seyir halinde bulunduğu sırada su tahliye ızgarasının üzerinden geçerken ızgaranın yerinden çıkması sonucu hasara uğradığı, davacı tarafından hasar bedelinin sigortalıya ödendiği, davacının hasar bedelinin rücuen tahsili için icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, meydana gelen trafik kazası sonucu sigortalı aracın hasara uğramasına sebep olan su tahliye ızgarasının davalıya ait olup olmadığı, davalıya ait ise sigortalı araçta hasar oluşmasında davalı yanın kusurunun bulunup bulunmadığı, sigortalı araçta oluşan hasar miktarı, davalı yanın sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle davacının yaptığı ödemeden sorumlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla davacının ödediği bedeli davalıdan talep etmesi davalının meydana gelen trafik kazasında kusurlu olması halinde mümkündür. Davacı tarafından sigortalıya ödenen bedelin rücuen tazmini için ... Belediyesi ve ... Başkanlığı aleyhine Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2017/14885 sayılı icra takibini başlatmıştır. Borçlular vekilinin borca itiraz etmesi üzerine davacı tarafından ... Belediyesi Başkanlığı aleyhine itirazın iptali talebiyle Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/70 Esas sayılı davayı açmıştır. Anılan davada yapılan yargılama sırasında dava ...'ye de ihbar edilmiştir. Yapılan yargılama sonunda 2018/624 Karar sayılı karar ile sigortalı aracın yolda bulunan ...'ye ait su toplama ızgarasına çarparak zarar gördüğü, olayın oluşumunda su toplama ızgarasının sahibi olan ve ızgaranın bakımından ve onarımından sorumlu ihbar olunan ...'nin kusurlu bulunduğu, davalı ... Belediye Başkanlığının ise kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı ihbar olunan vekili istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de, ihbar olunanın istinaf hakkı bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmadan karar kesinleşmiştir. Anılan yargılama sırasında makine mühendisi bilirkişiden alınan birinci raporda, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %25, ihbar olunan ...'nin %75 oranında kusurlu olduğu, sigortalı araçta 29.808,53 TL hasar oluştuğu, davalının kusuruna 22.356,40 TL isabet ettiği yönünde kanaat bildirilmiştir. Görevsiz mahkeme olan Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sırasında makine mühendisi, trafik güvenliği uzmanı ve makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan ikinci raporda ise, olayın meskun mahal sınırları içerisinde yer alan yol bölümlerinde yolun trafik güvenliği açısından gerekli bakım, onarım ve denetim görevinin belediyelere ait olduğu ilgili mevzuat hükümlerinden anlaşılacağından mevcut kazada sürücünün kaza mahalli yol bölümü sol şerit üzerinde seyir halindeyken asfalt zemin üzerinde monte bir şekilde durması gereken yağmur suyu tahliye rögar kapağının yerinden çıkarak trafik güvenliği açısından tehlikeli bir durum oluşturduğu esnada sürücünün rögar kapağı üzerinden geçerken bir anda direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre sola doğru savrularak seyir halinde olduğu şeridinden çıkıp, karşı yön şeridinde durması neticesinde meydana gelen kazada rögar kapağının yerinden çıkması ile alakalı gerekli denetim ve onarım işleminden sorumlu ... kuruluşunun ve yolun yapım ve bakımından sorumlu ... Belediyesinin yapım ve bakımından sorumlu oldukları karayolları üzerinde meydana gelen olumsuzluklara karşı yol üzerinde trafik düzenini ve güvenliğini sağlamadığı, yolu denetlemediği, yol üzerine ve rögar kapağının çevresine uyarı levhası ve herhangi bir işaret koymayarak önlem almadığı, dava konusu kazaya ilişkin trafik düzeni ve güvenliğini sağlayacak gerekli denetim tedbir taleplerini almayarak üzerine düşen görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyen her iki kurumun da %75 oranında ve asli kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise hızını aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmadığı, %25 oranında ve tali kusurlu olduğu, sigortalı araçta 29.808,53 TL hasar oluştuğu, davalının kusuruna 22.356,39 TL isabet ettiği tespit edilmiştir. İşbu dava konusu trafik kazasına ilişkin olarak alınan bilirkişi raporlarının birbiriyle uyumlu olduğu gibi, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun da ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu görülmüştür. Davalı yan istinaf dilekçesinde ve bir kısım dilekçelerinde kazaya sebebiyet verdiği belirtilen su tahliye ızgarasının kendisine ait olduğunun ispatlanamadığını belirtmiş ise de, davalı vekilince dosyaya ibraz edilen cevap dilekçesinde, yağmur ızgaralarının davalı tarafından kontrolünün yapıldığı açıkça kabul edilmiştir. Hal böyle olunca, mahkemece sigortalı aracın üzerinden geçişi sırasında yerinden çıkarak aracın hasara uğramasına sebebiyet veren yağmur ızgarasının bakım ve onarımından davalının sorumlu bulunduğu, görevsiz mahkemece alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.527,17 TL harçtan peşin yatırılan 732,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 795,17 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 24/09/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1226, K. 2026/1203, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1226-e-2026-1203-k-80f22e073131