Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/253 E. 2026/1553 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/253
- Karar No
- 2026/1553
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/253 KARAR NO : 2026/1553
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/11/2025 NUMARASI : 2025/176 Esas 2025/1142 Karar DAVA : MENFİ TESPİT BAM KARAR TARİHİ : 23/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/06/2026
Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin.... adlı firmada Mali İşler Uzmanı olarak çalıştığını, davalının demir işi ile iştigal eden bir firma olup, müvekkili ... ile davalı arasında hiçbir ticari ilişkisinin mevcut olmadığını, müvekkilinin demir ticareti yapmadığını, davalı şirket ile hiçbir şekilde ticari faaliyet içine girmediğini ve hiçbir zaman da borç para almadığını, davalının müvekkilleri aleyhinde davaya konu icra takibini başlattığı, davaya konu icra dosyasına esas olan 2.858.000-TL'lik bir borç alacak ilişkisinin mevcut olmadığını, süresi içinde İzmir 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024 /598 esas sayılı dosyasında borca itiraz ettiklerini, müvekkilinin haksız ve hukuksuz bir şekilde icra takibi konusu senedi imzalamak zorunda kaldığını, buna ilişkin Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/4967 soruşturma sayılı dosyasında soruşturmanın devam ettiğini, bu soruşturma dosyasında yapılan kamera görüntüleri çözümünde davacı ...'in senedi imzaladığı sırada gözlerini sildiğinin görüldüğünü, Avukat ...'ın ifadesinde; senedin tehdit ve şantaj yoluyla alındığını beyan ettiği, korkutma halinde iradenin sakatlandığını, müvekkili ....'e maddi cebir kullanılmamış olsa da manevi cebir kullanarak ve baskı yapılarak zorla senedin imzalatıldığını, davacının mal varlığının hacze konu olup, mal varlığının tehlikeye düşmesi nedeniyle müzayaka halinde bulunduğunu, zararın katlanarak büyüyeceğini, açık bir icra tehdidi söz konusu olduğunu, bu nedenle icra takibinin acilen durdurulması gerektiğini, davalının davaya konu icra takibini mükerrer tahsil yapabilmek amacı ile açmış olup, kötü niyetli olduğunu, bu nedenle tazminata tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, müvekkili .....n'in davalı şirkette çalıştığını, davaya konu bonoda aval olarak gösterildiğini, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, davalı şirket hesaplarından müvekkil .... adına yapılmış hiçbir ödemenin mevcut olmadığını, bonoda aval olarak gösterilmesinin hukuksuz olduğunu ve müvekkilinin haksız ve hukuksuz bir şekilde senedi imzalamak zorunda kaldığını, bu konuda da soruşturmanın devam ettiğinden bahisle, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, davacıların davaya konu icra dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, hacizlerin kaldırılmasına, icra takibinin iptaline ve davalının alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın iddialarının tamamen gerçek dışı olup, hukuki dayanaktan uzak olduğunu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/119791 soruşturma sayılı dosyasında davacı ....'e ait telefonda yapılan incelemede; senedin zorla alınmadığının, rıza ile verildiğinin ortaya çıktığını, davacıların sürekli bir plan ve kurgu üzerine gerçek dışı beyanlarla haraket ettiklerinin apaçık anlaşıldığını, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını kesin, net, şüpheye yer olmayacak şekilde ortaya çıktığını, Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/4967 soruşturma sayılı dosyasında yapılan kamera kaydı incelemesinde; kamuya, umuma açık ...isimli kafede oturulduğunun, servis açıldığının, içecek içildiğinin, görünüş itibariyle rahat hareket ettiklerinin, herhangi bir tartışma olmadığının, davacıların gülüşerek konuştuklarının tespit edildiğini, davacı....'in davalı şirkette satın alma sorumlusu olarak görev yapmakta iken hileli davranışlarla kendisine menfaat temin etmek amacıyla şirketin bilgisi olmadan başka firmalardan çeşitli ebat ve boyutlarda inşaat demiri satın aldığını, bu malzemelerin faturasının geç kesilmesi konusunda firmalar ile anlaştığını, bu nedenle davalının satın almayı zamanında kayıtlarına geçirmesine engel olarak hileli davranış ile şirketin malzeme alımını gözden kaçırmasını sağladığını, aldığı bu malzemeleri diğer firmalara sattığını ve bu satıştan elde edilen gelirlerin, kendi şahsi hesabına ödenmesini sağladığını, bu olay hakkında Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/5926 soruşturma sayılı dosyasında suç duyurusunda bulunduklarını, firmaların sattığı malzemelerin bedelini müvekkilinden talep etmesi ve faturaları ibraz etmesi ile olayın ortaya çıktığını, müvekkilinin bu malzemeleri satın almadığını belirttiğinde, davacı ....'in bu işlemi gerçekleştirdiğinin ortaya çıktığını, ....'in suçunu ikrar edip, müvekkili şirketin bilgisi dışında itibarını kullanarak alım ve satım işlemleri yaptığını, paraların şahsi hesabına ödenmesini sağladığını, bu paralarla kumar oynadığını, tüm zararı karşılayacağını beyan ettiğini ve takip konusu senedin her iki davacı tarafından imzalı tutanak ile teslim edildiğini, senet bedelinin ödenmemesi üzerine icra takibinin başlatıldığını, senedin illetten müceretlik ilkesi gereği davacıların iddialarının hiçbir hukuki dayanağının olmadığını ve senedin geçerli olduğunu, uyuşmazlığı çözecek nitelikte ve icra takibinden sonra açılan davada icranın durdurulmasına dair tedbir kararı verilemeyeceğini, davacıların rıza ile senedi vermelerine rağmen kötü niyetli olarak alacağın tahsilini zorlaştırmaya çalışıp, alacağın geç tahsil edilmesine sebep olmaları nedeniyle kötü niyet tazminatına mahkum edilmeleri gerektiğini bildirmiş, davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere davacıların kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmalarına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " ....Dava, davaya konu icra takibinin dayanağı kambiyo senedi niteliğini taşıyan bononun, taraflar arasında düzenlenmesini gerektirir hiçbir hukuki ilişkinin bulunmamasına rağmen ve zorla alındığı iddiası ile davacıların, davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, yargılama sırasında davaya konu icra dosyasında dava konusu senede dayalı olarak yapılan takip alacağının ferileri ile birlikte tamamının ödenmiş olmasından sonra davacı taraflarca davalı tarafa ödenen icra dosyasına konu alacağın istirdatı istemine ilişkindir. Davaya konu, kıymetli evrak niteliğindeki 24.07.2024 düzenleme tarihli 2.858.000,00 TL bedelli bononun keşidecisi ...., avali ...., lehtarı ....Şirketi olup, ödeme tarihinin 25.07.2024 olarak düzenlendiği, davalı tarafın aldığı ihtiyati haciz kararından sonra İzmir 26. İcra Müdürlüğünün 2024/7201 sayılı dosyasında 29/07/2024 tarihinde, kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla davacılar hakkında 2.358.000,00 TL asıl alacakla birlikte ihtiyati haciz gideri, vekalet ücreti ve işlemiş faizin toplamı olan 2.377.974,58 TL alacağın tahsili amacıyla icra takibi yaptığı görülmüştür. Davaya konu icra dosyasında takibe konu alacağın, ferileriyle birlikte tamamının 4.078.345,94 TL olarak ödendiği, davacılar vekilinin ödeme nedeniyle davanın istirdat davası olarak görülmesi talepli 12.09.2025 tarihli dilekçesinde yapılan ödemenin tahsilinin talep edildiği dikkate alınarak, ödeme miktarı üzerinden eksik peşin harç tamamlanmış ve davaya istirdat davası olarak devam edilmiştir. Taraflar arasında dava konusu bono ve icra takibi nedeniyle karşılıklı olarak yapılan şikayetler sonucunda Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından çok sayıda soruşturma dosyaları açılmış ise de, bu dava yönünden bekletici sorun yapılacak tek soruşturma dosyasının, Menderes Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/4967 soruşturma sayılı dosyası olup, bu dosyada; müşteki davacılar .... ve ...'in, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda adı geçen şüphelilere yönelik davaya konu senedin yağma suretiyle alındığına ilişkin suçlamaları kapsamında yapılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararında belirtilen gerekçelere dayalı olarak davacıların iddialarının kanıtlanamadığı, kamu davası açılmasına yeterli delil toplanamadığı belirtilerek şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara yapılan itiraz sonucunda Sulh Ceza Hakimliğinin itirazın reddine ilişkin 12.02.2025 tarihli kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar kesinleşmiştir. Davacı tanığı .... yeminli beyanında; davacıların, kızı olduğunu, kızı ....'ın, bu olaylarla ilgili uzaktan yakından herhangi bir ilgisinin olmadığını, kızı ....'ın, orada çalıştığı için yaptığı işler nedeniyle halen tutuklu olduğunu, ....'ın ilgili olmadığı halde avukatların sıkıştırmasıyla senet imzalanmasıyla ablasının cevaevine gireceği söylenerek özellikle ....'ın ismini bilmediği avukatları tarafından senedin imzaladığını, kendisinin emekli öğretmen olup yaz tatillerinde alacağı eve para yetmediği için kızı ....'a kredi çektiğini, halen ....ın taksitlerini ödediğini, evin tapusunu onun üzerine yaptırdığımdan dolayı karşı tarafın avukatlarının araştırdığını, ev ...'ın üzerine olduğu için ona da imzalattıklarını, kızı ....'ın çalıştığı yerin müdürü ...Bey'in de kendisine senet imzalatmak istediğini, kendisinin imzalamadığını, yeterli parası olmadığı için kızı ....'a 200.000,00 TL kredi çektirdiğini, bu nedenle evin ... üzerine yapıldığını, halen kredilerin ödendiğini, emekli maaşımdan başka geliri olmadığını, Gaziemir'deki evini sattığını, çektikleri kredi ile bu evi aldıklarını, kızlarının eve geldikten sonra kendilerine baskı yapıldığını söylediklerini, senedin imzalanmaması halinde ....'a ablasının içeri alınacağınını söylendiğini söylediklerini, aynı baskıyı çay bahçesinde kendisine yaptıklarını bildirmiştir. Davacıların, dava dilekçesinde dile getirdikleri dava sebebi, davaya konu bononun lehtar şirket yetkilileri tarafından davacılardan zorla alınması yanında, taraflar arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmamasına rağmen bedelsiz olarak alındığına ilişkin olup, davacıların davaya konu senet ve icra dosyasına konu alacağın bir bölümünden borçlu olmadıkları yönünde bir iddiaları bulunmamaktadır. Davacıların, senedin yağma suretiyle alındığına ilişkin iddiaları konusunda yaptıkları suç duyurusu Menderes Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/4967 soruşturma sayılı dosyasında yapılan soruşturmada değerlendirilmiş ve soruşturma sonucunda kesinleşen kararla senedin yağma suretiyle ve zorla alındığına ilişkin yeterli delillin toplanamaması sebebiyle şüpheliler hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği gibi mahkememiz dosyasında, davacı tarafça davaya konu senedin suç ürünü olarak yağma suretiyle ve davacıların iradesine aykırı olarak zorla alındığına dair bir delil sunulmaması nedeniyle davacılar bu yöndeki iddialarını kanıtlayamamışlardır. Davaya konu senedin bedelsiz olarak düzenlendiği iddiası yönünden; dosyada toplanan tüm deliller, Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yapılan çok sayıda soruşturma dosyası içeriği, tarafların dava ve cevap dilekçelerinde dile getirdikleri iddia ve savunmalar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu senedin, davalı şirketin çalışanı ....'in bu sıfatına bağlı olarak tutuklanması ve hakkında ceza davası açılmasına yol açan suç teşkil eden eylem ve işlemlerinden kaynaklanan borcunun davalı şirkete ödenmesi amacıyla davacıların rızası ile senet bedeli dahil taraflar arasında düzenlendiğinin açık ve belirgin olması karşısında, davacı tarafın senedin taraflar arasında bir hukuki ilişki bulunmadığı halde bedelsiz olarak düzenlendiği yönündeki iddiasının dosyada toplanan delillerle uygunluk göstermediği gibi davacı tarafın bu yöndeki iddiasını kanıtlayacak nitelikte ve yeterlilikte delil sunmadığı, buna göre davacıların rızası ile düzenledikleri gerek diğer senet içeriği, gerekse senet bedelinin tamamı yönünden borçlu oldukları icra takibinde talep edilen asıl alacağın senette yazılı miktarı aşar nicelikte olmadığı, birlikte değerlendirildiğinde, davacıların senedin bedelsiz olarak düzenlendiği yönündeki dava sebebine dayalı davalarının kanıtlanamaması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davanın reddedilmesine bağlı olarak, davacı tarafın, icra takibinin iptali ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesi istemlerinin reddine, davalı tarafça kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talep edilmiş ise de, davacı tarafın ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş olması nedeniyle kötü niyet tazminatına ilişkin yasal koşulların oluşmadığı dikkate alınarak, davalı tarafın yasal koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. "şeklindeki gerekçe ile " Davanın REDDİNE, Davacı tarafın icra takibinin iptali ve kötü niyet tazminatı ile davalı tarafın kötü niyet tazminatı istemlerinin REDDİNE" karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece kurulan gerekçeyi kabul etmediklerini, davanın reddine dair kararın istinaf incelemesi ile kaldırılarak davanın kabulüne dair karar verilmesi gerektiğini, davaya konu senedin hukuka aykırı olarak elde edildiğini, dava dilekçelerinde müvekkili ....'in davalı şirket ile hiçbir ticaretinin olmadığını, davalı şirketten müvekkili .... ile diğer müvekkili ....'in hiçbir para geçişinin olmadığını, müvekkillerin olay tarihindeki ve kısa süre öncesindeki kullanmış olduğu hesapların incelendiğinde davalı şirketten müvekkillerinin tarafına gelmiş olan hiçbir bedel olmadığının görüleceğini ayrıca davalı şirketin ticaret şirketi olup iştigal konusunun demir çelik faaliyetine ilişkin olduğunu, müvekkili .....'ın özel bir şirkette çalıştığını, demir çelik ticareti yapmadığını, davalı ticaret şirketi ile arasında hiçbir fatura ve sevk irsaliyesinin bulunmadığını, hukuka aykırı olarak alındıktan sonra dosya içerisine sunulan ve icra takibine konu senetlerin her ne kadar müvekkillerinin imzasını barındırsa da gerçek bir borcu yansıtmadığını, davalı yanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nda görülmekte olan başka bir soruşturma sebebiyle dosya içerisine birtakım bilgi ve belge sunduğunu ayrıca bu dosyalarında celbini talep ettiğini ancak davaya konu senetlerin alındığı tarih itibariyle senetlerin hukuka aykırı olarak elde edildiğine dair kamera kaydının çözümlenmesi bilgi sahibinin .....'ın beyanının mevcut olduğunu ayrıca bilahare müvekkillerinin banka hesaplarını dosyaya sunacaklarını ve bilirkişi incelemesi talepleri ile davalı şirketten müvekkillere herhangi bir para transferinin olmadığını ayrıca ticaret şirketinin ticari defterlerinin incelendiğinde; müvekkilleri adına hiçbir fatura düzenlenmediğinin görüleceğini, anılan hususlar için mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davalı yanın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nda farklı soruşturmalar olduğundan bahisle davanın reddini talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, her eylemin kendi içinde değerlendirilecek olup icraya konu senetlerin alındığı tarihte müvekkili ....'in senedi imzalatıp alır iken orada bulunan hiç kimseyi tanımadığının sabit olduğunu, müvekkili ....'in hiç borcunun olmamasına rağmen baskı ile alınmış olan senetlerin icraya konulması ve akabinde müvekkili üzerindeki taşınmaz araç ve maaş haczi işlemlerinin başlatılmasının tamamen hukuka aykırı olup, davanın kabulü gerekmekte iken davanın reddine karar verilmesinin usule ve hukuka aykırı olduğunu, davanın açılmasının akabinde Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/4967 soruşturma sayılı evrakında bilgi sahibi sıfatıyla beyanı alınmış olan ....'ın ifadesinde; dava konusu senedin baskı ile alındığını, senedin imzalanırken müvekkilinin ağladığını ifadesinde açıkça beyan ettiğini, Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin ikinci bendinde senedin yağması suçunun düzenlenmiş olup buna ilişkin Kanun maddesini sunduklarını, tanık .....'ın 19/11/2024 tarihinde vermiş olduğu kolluk ifadesinin yazı ekine mevcut olup dava konusu senedin baskı ile imzalatıldığını beyan ettiğini, mahkeme huzurunda tanıklık yapmış olan .....'in de söz konusu senedin baskı ile alındığını kızı olan davalı .......'in davalı şirket ile hiçbir alışverişinin, ticaretinin, ilgisinin olmadığını beyan ettiğini, tanık anlatımlarının davalarının haklılığını ortaya koyduğunu, hukuka aykırı yollar ile alınan bononun mevcut olduğunu, Kanun maddesinin gayet açık olup hukuka aykırı yollar ile alınan bono hakkında başlatılan icra takibinin hukuksuz olduğunu, davalı (alacaklı), vekili aracılığı İzmir 26. İcra Dairesi'nin 2024/7201 Esas sayılı dosyası ile müvekkiller aleyhine kambiyo senetlerine mahsus icra yoluyla takip başlattığını ve 30/07/2024 tarihinde Örnek 10 Ödeme Emrinin tebliğ edildiğini, müvekkilin yasal süresi içerisinde borca ve bütün fer'ilerine açıkça itiraz etmek sureti ile İzmir 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024 /598 Esas sayılı dosyada borca itiraz davası açıldığını, müvekkili .... ile alacaklı davalı şirket arasında hiçbir ticari ilişkinin, para ilişkisi olmadığını, İzmir 26. İcra Dairesi'nin 2024/7201 Esas sayılı dosyaya esas olan 2.858.000 TL'lik bir borç alacak ilişkisinin mevcut olmadığını, davalı alacaklı ..... Şti demir işi ile iştigal eden bir firmadır. Müvekkilin bu firma ile hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını, müvekkilinin ..... adlı firmada mali işler uzmanı olarak çalıştığını, davalı şirket ile hiçbir ticari faaliyetlerinin mevcut olmadığını, müvekkilinin demir ticareti yapmadığını, davalı şirket ile hiçbir şekilde ticari faaliyet içine girmediğini, hiçbir zaman borç paranın da almadığını, davalı şirketin ticari defterlerinin incelendiğinde ve banka hesap hareketlerine bakıldığında böyle bir ticari ilişkinin olmadığı hesap hareketlerinin mevcut olmadığının anlaşılacağını, müvekkilinin haksız ve hukuksuz bir şekilde icra takibi konusu senedi imzalamak zorunda kaldığını, buna ilişkin olarak Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/4967 soruşturma sayılı dosya üzerinde devam ettiğini, senedin haksız ve hukuksuz bir şekilde alındığını, müvekkili ...'in davalı alacaklı şirkete hiçbir borcunun bulunmadığını, müvekkilleri tarafından suç duyurusunda bulunulmuş olup Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/4967 sayısı ile soruşturma başlatıldığını, soruşturma dosyasında şikayet üzerine kamera görüntülerinin alındığını, kamera görüntülerinin çözümünün yapıldığını ve müvekkili davacı ....'in senedi imzaladığı sırada gözlerini sildiğinin görüldüğünü, manevi cebir halinde ise, kişinin sadece iradesinin kontrol altına alınmakdığını ve davranışlarının serbest bırakıldığını, böylece kişinin kontrol altına alındığını ve sağlıklı olmayan iradesine göre bir davranış sergilediğini, bundan dolayı manevi cebri ifade eden korkutma halinde iradenin olduğunu ancak sakat olduğunu, her ne kadar müvekkili ....'a maddi cebir kullanılmamış olsa da manevi cebir kullanarak baskı yapılarak zorla senedin imzalatıldığını, müvekkili ......'ın icraya konu senette yazılı miktar borcunun bulunmadığını, senedin zorla alındığını, olay günü senetin imzalatıldığı sırada orada bulunan Av. ....ın da ifadesinde; senedin tehdit ve şantaj yoluyla alındığını beyan ettiğini, kötü niyet tazminatı talebi yönünden; İcra İflas Kanunu'nun 72/5 maddesine göre haksız icra takibi yapan alacaklıya karşı açılan menfi tespit davasında davalı tarafın alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilebileceğini, davalının takibi mükerrer tahsil yapabilmek amacı ile açmış olup kötü niyetli olduğu açıkça ortaya çıktığını, kötü niyetli olarak başlatılan takip sebebi ile davalının tazminata mahkum edilmesi gerektiğini ifade ettiğini, anılan icra takibine konu bono sebebi ile İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1040 D.İş ihtiyati haciz kararı alındığını, müvekkilinin adına kayıtlı meskene ve araca haciz işlemi uygulandığını ayrıca araç için yakalama kararı talep edildiğini, ayrıca Maaş haczinin de uygulandığını, haciz tehdidi altında ihtirazi kayıt ile icra borcunun ödendiğini, davaya da istirdat davası olarak devam olunduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gereği dosyada tanıkların dinlendiğini ve davalarının haklılığının ortaya konulduğunu, müvekkilleri aleyhine icraya konulan senedin haksız ve hukuksuz bir şekilde düzenlendiğini, alacaklı tarafın senetleri haksız bir şekilde icraya koyduğunu, somut olayda davacı ....'in davalı şirket ile hiçbir ticaret bağının olmadığını, davalı şirket çalışanı olmadığını, .....'in banka hesaplarına davalı şirketten gelen hiçbir bedelin olmadığını, .....'i dava konusu bonoda keşideci yapmanın hukuka ve usule aykırı olduğunu, müvekkili davacıların menfi tespit davası olarak açmış oldukları davanın haciz tehdit altında itirazı kayıtlı borç ödendikten sonra istirdat davasına dönüştüğünü ve davanın bu şekilde devam ettiğini, davalı şirketin davaya konusu senetin bedelini davacı ....'in kendi işyerlerinde çalışmakta olduğunu ve usulsüz işlemler ile senet bedelini kendi uhdesine geçirdiğini iddia etmiş iseler de; şirketin ne kadar zararı olduğunu, davacı ....'in şirketten uhdesine ne kadar bedel geçirdiğini yazılı belgeler ile ortaya koymadığını, davalı şirketin dosyaya sunmuş olduğu .....'in elyazısı ve imzasının bulunduğunu iddia ettiği evrakın hukuka aykırı bir şekilde temin edildiğini, her ne kadar Menderes Cumhuriyet Savcılığında konuya ilişkin soruşturma başlatılıp takipsizlik kararı verildiğini ve takipsizlik kararının gerekçesinin bir ses kaydına dayandırıldığı sürekli bir şekilde ileri sürülmüş ise de, ses kaydının hukuki anlam taşıdığını hukuki bir delil niteliğinde olduğunu kabul etmediklerini, ayrıca davaya konu senedin alınma tarihi iddia edilen ses kaydından çok öncedir senet hukuksuz bir şekilde müvekkili davacılardan alındığını, emsal kararlar neticesinde davalı şirketin davacı ......'in hesabına şirket hesabından ne kadar bedel geçtiğini ortaya koyamadığını, bu hususu ortaya koymadan davanın sonuçlandırıldığını ve davanın reddine karar verildiğini, bu hususun hukuka açıkça aykırı olduğunu, yapılması gerekenin davalı şirket tarafından davacı ....'in şirket bünyesinden kendi uhdesine ne kadar para geçirdiğini yazılı belgelerle ortaya koymuş olması gerektiğini, bunu hiçbir şekilde dosyaya sunamadıklarını, mahkemece buna ilişkin hiçbir şekilde bilirkişi incelemesinin yapılmadığını, ....'in hesabına davalı şirket bünyesinden hiçbir şekilde para geçişinin olmadığını, dava konusu senedin hangi gerekçeyle alındığına dair davalı şirketin yazılı belge sunması gerekirken sunmadığını, bu şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasının tamamen hukuka, usule aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davaya konu senet ve icra takibinden dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinden mahkemece daha önce 13/11/2024 Tarih, 2024/782 Esas ve 2024/696 Karar ile "Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olması ve Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, dosyanın görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesine" şeklinde, görev nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. İş bu kararın istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2025/43 Esas, 2025/274 Karar ve 11/02/2025 tarihli kararı ile "....Dava, TTK 776 ve devamı maddeleri gereğince kambiyo vasfında olan bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle davacıların davalıya borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bono, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanun'da düzenlenmiş olup aynı yasa'nın 4/a maddesi hükmü uyarınca iş bu dava mutlak ticari davalardan olup görevli mahkemede Asliye Ticaret Mahkemesidir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davaya konu bononun kayıtsız ve şartsız para borcunu içerir nitelikte olmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın senedin düzenlenmesine sebep olan temel hukuki ilişki çerçevesinde çözülmesinin gerektiği kabul edilerek taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı ve bu nedenle ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı yönündeki gerekçe ile dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Ayrıca ilk derece mahkemesince davacıların dava dilekçesinde talep ettikleri ihtiyati tedbir isteminin de 11/11/2024 tarihli karar ile mahkemenin görevsiz olmasından dolayı reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen sebeplerle iş bu dava mutlak ticari dava niteliğinde olup görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan ilk derece mahkemesinin davacı tarafça talep edilen ihtiyati tedbir istemini bu gerekçeyle reddetmesi doğru olmamıştır. Yine dosyanın incelenmesinden, davacı tarafın dava dilekçesiyle davaya konu senet ve icra takibinden dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, aynı dilekçede de icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını talep ettiği, ihtiyati tedbir yoluyla durdurulması talep edilen icra takip dosyasındaki çıkış tutarının 2.377.974,58 TL olmasına rağmen harca esas değerin 1.000,00 TL olarak gösterildiği ve bu tutar üzerinden harcın yatırılmış olduğu görülmüştür. Bu durumda eksik ilk derece mahkemesince öncelikli olarak davaya konu takip talepnamesindeki toplam tutar olan 2.377.974,58 TL üzerinden eksik harç tamamlatılarak, tamamlanması halinde davacının ihtiyati tedbir istemiyle ilgili olarak esastan değerlendirme yapılarak kabul veya reddi yönünde bir karar verilmesi gerekmektedir..." şeklindeki gerekçe ile kaldırılmasına karar verilmiş olup Mahkemece yapılan yargılama sırasında harç eksikliğinin giderildiği görülmüştür. Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde işin esasına girilerek davanın reddine, davacı tarafın icra takibinin iptali ve kötü niyet tazminatı ile davalı tarafın kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiştir. İş bu karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 26.İcra Müdürlüğü'nün 2024/7201 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davalı şirket tarafından borçlular .... ve .... aleyhinde 30/07/2024 tarihinde, 24/07/2024 düzenleme, 25/07/2024 vade tarihli ve 2.858.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak 2.358.000,00 TL asıl alacak, 4.750.00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 1.192,90 TL ihtiyati haciz gideri, 14.081,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.377.974,58 TL üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Takip ve davaya konu senedin incelenmesinden .... tarafından .....Şti lehine keşide edilmiş 24/07/2024 düzenleme, 25/07/2024 vade tarihli ve 2.858.000,00 TL bedelli senet olduğu, davacılardan ... ...'ın da avalist olarak imzasının bulunduğu, senet metninde "bedeli nakden alınmıştır" ibaresinin yer aldığı görülmüştür. Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/4967 soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinden; davacılar .... ve ....'in müşteki şüpheli durumunda bulunduğu, davaya konu senetle ilgili olarak "mağdurun bir senedi vermeğe mecbur edilmesi suretiyle yağma " suçundan yapılan soruşturma neticesinde davacı davacı mağdurların cebir ve tehdit altında söz konusu senede imza attıkları ve bu şekilde senet yağması suçunun diğer şüphelilerce işlendiği iddiasının .... ve ....'ın borçtan kurtulmaya matuf düşüncelerinden ileri gelebileceği soyut beyan haricinde atılı suçun işlendiğini gösterir somut delillerin mevcut olmadığından Kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği itiraz üzerine İzmir 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 2025/1738 D.İş sayılı dosyası üzerinden 12.02.2025 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve bu şekilde ilgili soruşturma dosyasından kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği görülmüştür. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; Davacıların, dava dilekçesinde dile getirdikleri dava sebebinin davaya konu bononun lehtar şirket yetkilileri tarafından davacılardan zorla alınması yanında, taraflar arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmamasına rağmen bedelsiz olarak alındığına ilişkin olup davacıların davaya konu senet ve icra dosyasına konu alacağın bir bölümünden borçlu olmadıkları yönünde bir iddialarının bulunmamakta olduğu, davacıların, senedin yağma suretiyle alındığına ilişkin iddiaları konusunda yaptıkları suç duyurusunun Menderes Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2024/4967 soruşturma sayılı dosyasında yapılan soruşturmada değerlendirildiği ve soruşturma sonucunda kesinleşen kararla senedin yağma suretiyle ve zorla alındığına ilişkin yeterli delillin toplanamaması sebebiyle şüpheliler hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği gibi mahkeme dosyasında davacı tarafça davaya konu senedin suç ürünü olarak yağma suretiyle ve davacıların iradesine aykırı olarak zorla alındığına dair bir delil sunulmaması nedeniyle davacıların bu yöndeki iddialarını kanıtlayamadıkları, davaya konu senedin bedelsiz olarak düzenlendiği iddiası yönünden ise; dosyada toplanan tüm deliller, Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yapılan çok sayıda soruşturma dosyası içeriği, tarafların dava ve cevap dilekçelerinde dile getirdikleri iddia ve savunmalar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu senedin, davalı şirketin çalışanı ....'in bu sıfatına bağlı olarak tutuklanması ve hakkında ceza davası açılmasına yol açan suç teşkil eden eylem ve işlemlerinden kaynaklanan borcunun davalı şirkete ödenmesi amacıyla davacıların rızası ile senet bedeli dahil taraflar arasında düzenlendiğinin açık ve belirgin olması karşısında, davacı tarafın senedin taraflar arasında bir hukuki ilişki bulunmadığı halde bedelsiz olarak düzenlendiği yönündeki iddiasının dosyada toplanan delillerle uygunluk göstermediği gibi davacı tarafın bu yöndeki iddiasını kanıtlayacak nitelikte ve yeterlilikte delil sunmadığı, buna göre davacıların rızası ile düzenledikleri gerek diğer senet içeriği, gerekse senet bedelinin tamamı yönünden borçlu oldukları icra takibinde talep edilen asıl alacağın senette yazılı miktarı aşar nicelikte olmadığı birlikte değerlendirildiğinde, davacıların senedin bedelsiz olarak düzenlendiği yönündeki dava sebebine dayalı davalarının kanıtlanamaması nedeniyle yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmiş olmakla; Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/11/2025 tarih, 2025/176 Esas ve 2025/1142 Karar sayılı kararına karşı davacıların istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından ayrı ayrı alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcı olmak üzere toplam 1.464,00 TL istinaf maktu karar harcından başlangıçta alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 732,00 TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 7-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 23/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.