Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1677 E. 2026/1573 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1677
- Karar No
- 2026/1573
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/1677 Esas
KARAR NO:2026/1573 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (KAPATILAN)BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2026/399 Esas - 2026/478 Karar
TARİH:15/05/2026
DAVA:Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ:10/09/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... A.Ş'nin, sigortalısı ... A.Ş.'ne ait emtianın, taşıma sırasında hasarlandığı iddiası ile hasarı tazmin ettiğini, zararına ilişkin müvekkili aleyhine Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı icra takibi başlattığını, müvekkilinin iddia olunan hasarın meydana gelişinde bir dahli bulunmadığını, ödeme emrine ilişkin e-tebligata muttali olunmadığının süresinde itiraz edilemediğini, davalı tarafından 30/09/2025 tarihinde müvekkili kooperatife mail yoluyla ihtarname gönderilerek bünyesinde sigortalı olan ... Şirketi'ne ait emtianın taşıma sırasında hasara uğradığını ve bu hasarın sebebiyle sigortalısına 24.257,31 TL sigorta hasar tazminatı ödediğini, bu bedeli sigortalısına ödemekle birlikte sigortalısının haklarına halef olduğunu ve sigortalısına ödenen 1.000.196,84 TL'nin 7 gün içinde kendilerine ödenmesini müvekkil kooperatiften talep ettiğini, müvekkilinin kooperatif İstanbul Havalimanı'nda (açılmadan evvel ... Havalimanı'nda) yaklaşık 45 yıldan beri faaliyet gösterdiğini, kooperatifinin amacı ve görevi, yurtdışından gelen emtiaların kooperatif üyeleri vasıtasıyla Türkiye sınırları içerisindeki nakliyesini gerçekleştirdiğini, müvekkilinin bu işteki sorumluluğunun, mal sahibi veyahut da gümrük firması tarafından aracına yüklenen emtianın, varış adresine kadar taşınmasıyla sınırlı olduğunu, emtianın araca yüklenmesi ve araçtan indirilmesi hususunda, taşıyıcı olan müvekkilinin bir sorumluluğunun olmadığını, bu sebeplerle müvekkilinin adına başlatılmış bulunan Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü ... sayılı icra takibinin tarafımız aleyhine daha büyük zararlara yol açmadan durdurulması amacıyla gerekirse uygun görülecek teminat miktarının yatırılarak, ihtiyati tedbir kararı verilerek yargılama sonuna kadar müvekkilinin araç, banka, menkul ve gayrimenkulleri üzerindeki hacizlerin fekkine karar verilmesini, davalı aleyhine açtıkları menfi tespit davamızın kabulüne, Müvekkilimin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesini, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takibe konulan miktarın % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 15/05/2026 tarih ve 2026/399 Esas - 2026/478 Karar sayılı kararında; "Dava menfi tespit istemine ilişkindir. 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31'inci maddesiyle yapılan değişiklik neticesinde 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi (Ek:6/12/2018-7155/20 md.): "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.(1)(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." şeklinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir.Davacı tarafa Mahkememizin 08/05/2026 tarihli ara karar ile; "Davacı tarafa arabuluculuk tutanağının aslı veya onaylı suretini sunmak için 1 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde mahkememize ibraz edilmediği takdirde davanın usulden reddine karar verileceği hususunun ihtarına," karar verileceği hususunun ihtarına ilişkin ara karar kurulmuş, davacı vekilinin 11/05/2026 tarihli beyan dilekçesi ile arabuluculuk başvurusu yapılmadan davanın açıldığına ilişkin beyandan bulunmuş olup davacı tarafından Arabuluculuk Tutanağının aslı veya onaylı suretinin kesin süre içerisinde dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir.Somut olayda, dava Alacak istemine ilişkin olup, 6102 Sayılı TTK'nun 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesinin 1.fıkrasına aykırı olarak arabuluculuk kurumuna başvuru yapılmadan açılmış olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davanın reddi ile aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,''1-7155 sayılı Yasa ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/A ve aynı sayılı yasa ile değişik 6325 sayılı kanunun 18/A maddesinin 1. fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın karara çıkma tarihinin 15/05/2026 tarihi olduğunu; davanın, 15/05/2026 tarihinde karara çıkmış olsa da kararın yazılma tarihinin 03/06/2026 tarihine kadar uzadığını,davanın karara çıkma tarihi ile kararın yazılma tarihi arasında ise davalı vekilinin; 22/05/2026 tarihinde ve 25/05/2026 tarihinde olmak üzere 2 kez vekaletname sunduğunu, süre uzatım talebinde bulunduğunu ve bu hususta herhangi bir ara karar tesis edilmeden cevap dilekçesi sunduğunu; davalı vekili tarafından yapılan tüm işlemlerin karar tarihinden sonra yapıldığını ancak yerel mahkemece bu husus incelenmeden, gerekçeli kararda da herhangi bir açıklama yapılmadan davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, HMK m. 323 ve 326 uyarınca yargılama giderlerine hükmedilebilmesi için söz konusu giderin gerçekten yapılmış olmasının zorunlu olduğunu; karar tarihi olan 15/05/2026 itibarıyla davalı vekilinin dosyaya henüz girmemiş; dolayısıyla vekille temsil gideri henüz doğmadığını; bu tarih itibarıyla varlığının hukuken mümkün olmayan bir gidere hükmedilmesinin, HMK m. 323'e açıkça aykırı olduğunu (Yargıtay 22. HD., E. 2018/15931 K. 2018/26858 T. 11.12.2018" sayılı karar), mahkeme huzurunda açılan dava davalı kuruma tebliğe çıkartılmadan mahkeme tarafından ara karar kurularak taraflarından arabuluculuk tutanağının aslı veya suretinin talep edildiğini, bu ara karar uyarınca sunmuş oldukları 11/05/2026 tarihli dilekçelerinin akabinde mahkemece dosyanın karara çıkartıldığını; bu süreçte davalı yana herhangi bir şekilde ne dava dilekçesi ne de ara karar evrakı tebliğ edilmediğini; davalı tarafın Türkiye ve dünyada faaliyet gösteren kurumsal ve büyük bir şirket olduğu göz önünde bulundurulduğunda kendilerine dava dilekçesi tebliğ edilmeden işbu davadan haberdar olmalarının mümkün değilken bir şekilde davalı vekilinin dosyaya vekalet sunabildiğini,davalı şirkete tebligat yapılmamış olmasına karşın dosyaya dahil olan ve usul ekonomisi açısından herhangi bir yargılama eylemine katılmayan davalı taraf lehine vekâlet ücreti hükmedilmesinin, HMK'nın yargılama giderlerine ilişkin hükümlerinin özüne aykırı olduğunu; Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre vekâlet ücretine hükmedilebilmesi için vekilin yargılamaya fiilen ve etkin biçimde katılması gerektiğini, karar tarihi 15/05/2026 olmakla birlikte kararın yazıldığı tarihin 03/06/2026 olduğunu; bu kronoloji dikkate alındığında, kararın davalı vekilinin vekaletnamesinin dosyaya girdiği 22/05/2026 tarihinden sonra yazıldığını ancak karar tarihi ile yazılma tarihi arasındaki 19 günlük bu farkın, hüküm sonucunun sonradan şekillendirildiğine kuvvetle işaret ettiğini, ileri sürerek, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/399E., 2026/478K. sayılı dosyasında 15/05/2026 tarihinde verilen kararın yargılama giderlerine ilişkin kısmının kaldırılmasına, davalı lehine hükmedilen 22.500,00 TL vekâlet ücretinin kaldırılmasına; yargılama giderleri ile istinaf karar harcının karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davalının nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödediği hasar tazminatının davacıdan rücen tahsili amacıyla başlattığı ilamsız takipten ötürü davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle usulden reddine karar verildiği, davalı yararına vekalet ücretine hükmedildiği, karara karşı davacı vekili tarafından, vekalet ücreti yönünden, istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. HMK'nun 326/1 fıkrası uyarınca kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. HMK'nun 323/1- ğ bendi uyarınca vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderlerinden sayılır.Dosya içeriği belgelerden; ilk derece mahkemesi tarafından 15/05/2026 tarihinde davanın usulden reddine karar verilerek dosyadan el çekildiği, davalı sigorta şirketi tarafından dosyaya karar tarihinden sonra 02/06/2026 tarihinde vekaletname ve cevap dilekçesi sunulmuş olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davanın açıldığı tarihten karar tarihine dek devam eden yargılama sürecinde davalı yan kendisini vekil ile temsil ettirmemiş olduğundan, aleyhine hüküm verilmiş olan davacının sorumlu olduğu yargılama giderlerine davalı yararına vekalet ücreti dahil edilemez. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin, ilk derece yargılaması sırasında kendisini vekil ile temsil ettirmeyen davalı için davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Ne varki bu yanılgı yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemektedir.Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak, davanın usulden reddine, davacının vekalet ücreti ile sorumlu tutulmamasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda bahsedilen gerekçelerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, (Kapatılan)Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2026 tarih ve 2026/399 Esas - 2026/478 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
2-7155 sayılı Yasa ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/A ve aynı sayılı yasa ile değişik 6325 sayılı kanunun 18/A maddesinin 1. fıkrası uyarınca arabuluculuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN
3-Alınması gereken 732,00-TL karar harcının peşin alınan 9.507,48-TL'den mahsubu ile bakiye 8.775,48-TL'nin hüküm kesinleştikten sonra talebi halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
8-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve 320,00-TL istinafa gidiş-dönüş harcı toplamı olan 2.322,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,
10-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.