Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/2315 E. 2026/2470 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/2315
Karar No
2026/2470
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO:2026/2315

KARAR NO :2026/2470

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ:20/05/2026

NUMARASI :2026/431 E

DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali

KARAR TARİHİ :24/09/2026

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ekiplerinin 13/03/2025 tarihinde davalı şirketin "... Avcılar/İSTANBUL" adresinde yaptığı incelemede kaçak elektrik kullanıldığının tespit edildiğini, bu doğrultuda ... tahakkuk numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının düzenlendiğini ve 13082 KWH enerji tüketimi karşılığı olan 177.472,04-TL bedelli faturanın tahakkuk ettirildiğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerinde davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak davalıların haksız itirazı nedeniyle takibin durdurulduğunu, müvekkilince tespit edilen kaçak kullanımlar sonucunda uygulanan süreçlerin ve fatura bedellerinin ilgili mevzuat ile yönetmelik kapsamında yürütüldüğünü, bu nedenle hukuka aykırı bir işlem bulunmadığını, müvekkilince düzenlenen tespit tutanaklarının aksi ispatlanıncaya kadar geçerli belgelerden olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşma ihtimalinin engellenmemesi nedeniyle ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini iddia ederek; davanın ve ihtiyati haciz taleplerinin kabulünü, itirazın iptalini, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara bırakılmasını talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından "Daha önce İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/289 değişik iş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığı, yeni talebin hukuki yararının ortaya konmadığı, davalının tüzel kişiliği ve arabuluculuğa dair eksiklikler de gözetilerek..." gerekçeleriyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ihtiyati haciz ve yaklaşık ispat koşullarının oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, kaçak kullanıma dayalı tahakkuk eden fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan takip nedeniyle ihtiyati haciz talebine ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı, hukuki yararın olup olmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar."Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.).Somut olayda, mahkemesince daha önce İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/289 değişik iş sayılı dosyasından verilen ihtiyati haciz kararı nedeniyle hukuki yarar olmadığından bahisle karar verilmiş ise de bu kararın uygulanıp uygulanmadığı ve davam edip etmediği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.O halde,İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/289 değişik iş sayılı dosyası üzerinden verilen ihtiyati haciz kararının uygulandığı ve devam etmekte olduğunun anlaşılması halinde davacı alacaklının yeniden talepte bulunmasında hukuki yarar olmadığı, kararın devam etmediğinin anlaşılması halinde ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığının tespitiyle karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK 353/1-a.6 maddesi uyarınca ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,

Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/2315, K. 2026/2470, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-2315-e-2026-2470-k-697f75f12d7c